Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, Dünya Kupası’ndan elenen Milli Takımına:
Beklenmedik bu sonuca şaşkınlığın ötesinde saçmalık hissettim.
Dünya Kupası'na katılım için birçok vatandaş vergisi ve ulusal destek kapasitesi harcandığı için, Kültür ve Spor Bakanlığı'ndan bu olayın tam durumunu, neden analizini, tekrarı önleme ve iyileştirme için önlemleri titizlikle ele almanızı rica ediyorum.
Akıl almaz bir olayla vatandaşlara derin hayal kırıklığı yaşattığımız için son derece üzgünüm. Tekrar böyle bir olayın yaşanmaması için spor idaresi reformunu hızla gözden geçireceğim.
Ümit Özdağ:
• Kayseri'de, İstanbul'dan sonra 'Atatürk'ün Kızları Buluşuyor' başlıklı bir toplantı düzenleme kararı aldık. Bunun için il başkanlığımız bir düğün salonuyla anlaştı, toplantımızı orada yapacaktık.
• Ama duyduk ki aynı gün, aynı saatte o düğün salonunun yanındaki salonu Ülkü Ocakları kiralamış.
• Bunun üzerine düğün salonunun yerini değiştirdik. Biz başka bir düğün salonu kiraladık. Onun da altındaki düğün salonunu kiraladılar.
• Bunun üzerine ben de İçişleri Bakanı'nı aradım.
• Dedim ki: 'Biz buradan gitmiyoruz Sayın Bakan. Biz buradan gitmiyoruz. Devletseniz gereğini yapın.'
• Fakat düğün salonunun sahibi baskı altına alınarak bu sefer adamcağız geri adım atmaya ve kirayı iptal etmeye zorlandı.
• Ve üçüncü bir salon kiraladık. Bugün orada bu toplantımızı gerçekleştireceğiz.
• Abdullah Öcalan ile kol kola girip PKK’lıları kardeş gören, onları kucaklayanların Zafer Partisi’ne düşmanlık etmelerini de çok normal görüyoruz.
• Allah onları affetsin diyoruz. Ama milletin affetmeyeceğinden eminiz.
Neresinden tutarsan elinde kalıyor, bu adamın baş danışman olduğuna mı yanalım, bu mikrobun hala bu mevkilerde çalışabiliyor olduğuna mı yanalım, vergilerimizle dünya kupasına amerikaya gittiğine mi…
@yucelbogaz Kardeş burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu ülkede yaşıyorsan ve bu ülkenin nimetlerinden faydalanıp hayatına devam ediyorsan hepsini tek tek yapacaksın, hee beğenmiyor musun bak kuzey ırak orada hadi oraya 👋🏻👋🏻
İki gündür “Bizim Çocuklar” ve TFF hesaplarından açıklama gelmiyordu.
Metin üzerinde çalışıyorlar, kapsamlı bir özür gelecek diye düşünmüştüm.
Ne özrü, ne metni.
Milli takımı eleştirenler için yasa çıkarılıp hapse atılmasını isteyen bir TFF Başkanı var.
Hem de bu sözleri yabancı bir ülkede, yabancı basın mensuplarının da bulunduğu bir ortamda söylüyor.
Düşünsenize; Türkiye’nin imajını… Milli takımı eleştirenlere yönelik kanun çıkarılmasını basın aracılığıyla talep eden bir federasyon başkanı görüyorlar.
Şimdi dönelim açıklamaya.
Yüzlerce firma sponsor olmuş, siyasi erkler ve toplum tam destek vermiş, herkes heyecanla maçları bekliyor.
Bir bakıyoruz, kampta sigara içiliyor; hem de herkesin görebileceği şekilde, otel balkonlarında.
Bir diğeri başkasının eşini sosyal medyada paylaşıyor, ötesi kimseye yüz vermiyor, bir başkası ise sosyal medya için video çekmekle meşgul. Genel bir ciddiyetsizlik hali.
İnsanlar yine de maç öncesinde konsantrasyonları dağılmasın diye bir şey demiyor.
Maça çıkıyorlar; zayıf rakipler karşısında kaleyi bile bulmaktan aciz şutlar, olmayan bir takım oyunu ve rakibin boyunu bile hesaplayamayan bir teknik kadro ile karşılaşıyoruz.
Hâliyle insanlar tepki gösteriyor.
Daha ilk tepkilerde TFF Başkanından mafyatik bir yanıt geliyor, futbol adamlarını isim vererek hedef gösteriyor.
İnsanlar yine susuyor, bekliyor.
İkinci maç ise daha hazin geçiyor ve eleniyoruz.
Toplum bir özür, bir izahat, bir nezaket bekliyor.
Ama bir bakıyoruz, sanki hâlâ Dünya Kupası’ndaymışız gibi ahkâm kesiliyor, siyasetten güç devşirilip kanuni düzenlemeler isteniyor.
Yahu ülkeyi ne zaman çiftlik sandınız, nasıl bir hâle getirdiniz?
Çıkıp da, “Milyonlarca insanımızı sevindiremedik. Üzüntümüzü tarif edemem. Dünya Kupası’nın hemen ardından tüm kadrolarımızla yeni bir yapılanma sürecini başlatıyoruz. Bu millete layık olacağız. En başta da sevindiremediğimiz çocuklardan özür diliyoruz.” demek çok mu zordu?
Evet, biz kendi açımızdan baktığımız için böyle oluyor.
Ne yazık ki Türkiye’de birçok kurumda gördüğümüz sıkıntıları aynen yaşıyoruz.
Korkutma, tehdit, eleştiriyi kabullenmeme…
Olan; temiz hayaller kuranlara, azıcık da olsa futbolla normalleşmek isteyenlere, yani bizlere oluyor.
12 şehit verdiğimiz gün dalga geçen Amedspor’un köprüdeki paçavrası indirilmesin diye başına polis koyuldu.
İhanetin büyüklüğü, Türk milletinin canını yakıyor.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslendi:
“Ben buradan çok sevdiğim, değer verdiğim, beraber İstanbul Başsavcısı iken çalıştığım adalet bakanımıza sesleniyorum. Sayın cumhurbaşkanımızın tensipleriyle görevlendirildi ve kendisinin de bu ülkeye üstün hizmetleri olacağına inanıyorum. Elbette ki yorum yapacağız, yazacağız, çizeceğiz ama ahlak sınırlarını aşmayacağız.
Kendisinden özellikle istirhamım dünyadaki bütün ülkelere baksınlar. Böyle bir rezillik dünyanın hangi ülkesinde var?
Bunlarla ilgili acilen kanuni düzenleme yapılması gerektiğine inanıyorum.
Hem toplumun ahlakının çökmesini önlemek için hem de futbolun kalkınmasını istiyorsak bu artık elzem oldu.
Çünkü dünyanın hiçbir yerinde böyle ahlak sınırlarını aşan insanlar topluluğu yok.
İnanıyorum ki bu çalışmayı sayın bakanımız en kısa sürede başlatır."
Tonyukuk (@tonjukuk):
🔸Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
🔸Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
🔸Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
🔸“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
🔸Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
🔸Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
🔸Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
🔸Milyon dolarlık reziller.
🔸Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
İnsan Hakları Derneği Başkanı Oya Ersoy:
• Öcalan’ın hukuki statüsünün netleşmesi acil bir ihtiyaçtır.
• Koruculuk sistemi, lağvedilmelidir.
• Siyasi tutsakların serbest bırakılması gerekiyor.
• Anadilde yaşam hakkı güvence altına alınmalı.