30 Ağustos sadece bir zafer değildir.
Türk milletinin karakteridir.
Bazı şeyleri gerçekten hissedebilmek için sadece tarihe değil, o gün yaşananlara bakmak gerekir.
Bir ülke işgal edilmiş…
Yokluk var.Yoksulluk var.Silah yok, para yok, imkân yok.
Ama bir şey var:
Teslim olmama iradesi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının en büyük gücü de buydu.
Bu milletin başına ne gelirse gelsin yeniden ayağa kalkabileceğine inandılar.
Ve kalktılar.
30 Ağustos, bana göre tam olarak bunun adıdır.
“Artık yapacak bir şey yok” diyenlere karşı,
“Hayır, var” diyebilmenin zaferidir.
Bugün bu ülkede başımız dik yaşayabiliyorsak, kendi bayrağımızın altında nefes alabiliyorsak, kendi geleceğimize kendimiz karar verebiliyorsak; bunun arkasında o büyük mücadelenin insanları vardır.
Onlara borcumuz, sadece yılda bir gün hatırlamak değildir.
Bu ülkeye sahip çıkmaktır.Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır. Bağımsızlığa sahip çıkmaktır.
Çünkü 30 Ağustos bize şunu gösterdi:
Bu millet yenilebilir sanılabilir.Yorulabilir. Yoksul bırakılabilir.Kuşatılabilir.
Ama teslim alınamaz.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bize vatan bırakan bütün kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
"...Sarışın bir kurda benziyordu. / Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. / Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. / Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak / ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak / Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlıyacaktı..."
***
Her şeyimizi borçlu olduğumuz Büyük Zafer'in 104. Yıldönümü kutlu olsun...