Gerçeği oluşturan sistem algılarımızdı. Hayatı nasıl yaşadığın nasıl algıladığına bağlı. Varoluş inkar edilemez belki ama benlik, etrafına sunulan sınırsız bilginin sende yarattığı algılar sonucu oluştu. Etrafındaki bu bilgi ve gerçeklik giderse, benlikten söz edebilir miyiz?
"Hayata olan sevginiz en yüksek ümidinize olan sevginiz olsun. Ve en yüksek ümidiniz, en yüksek hayat düşünceniz olsun. Fakat en yüksek düşüncenize, bırakın ben kumanda edeyim. Bu kumanda şudur; "İnsan yenilmesi gereken bir şeydir.""
bizim açlığımız aslında tokluk,
öfkemiz aslında boşluk,
sevgimiz aslında nefret,
arzularımız ise sonsuzluktan geliyor.
artık.
elindekileri görmeye başladığında mutlu olacaksın eğer, kurduğun zengin sofradan
erkenden ayrılırsan.
hepimize "bir şeyler olma çabası" "biri gibi olma çabası" ya da "iyi bir gün gün geçirme çabası" yerine sadece olduğu gibi olma halinde bir gün diliyorum.
Bir kaç sene önceydi. Canımız merdivende oturmak istedi diye Taksim'deki Mustafa amca jeans'e giderdik. Kafamızdaki sorular: tütün kağıdı bulabilir miyiz? evet.
çayın yanına tost yiyecek paramız var mı? kısmen.
biz vardık, konuşacaklarımız vardı. tek dert son treni kaçırmamaktı.
...Bu yükten kurtulmak, sadece düşünce sisteminizde makul bir değişiklik gerektirir.
"Kendinizi daha önce yaptıklarınızla değil, şimdi ne yaptığınızla tanımlamak"..
İşte olanın kabulü böyle uygulanabilir.
Perdenizden kurtulduğunuz an bu andır.
Zaman bir okyanus, yaşam bir yolculuk ve geçmiş, sadece bu yoldaki izler ise;
Kendimizi geçmişte olanlar ile tanımladığımız ve yapılanların, şimdi yaşadıklarımızın sebebi olduğu düşüncesi, kuyruğun köpeği sallaması gibi gülünç bir durumdur...
günlüklerinden kurtulunca geçmişinden kurtulmuyorsun.
hesaplarını silince, sosyal medya gerçeğinden uzaklaşmıyorsun.
insanlardan uzak durunca, sosyal ihtiyaçlarını hatırlıyorsun.
bütün bu madde, bu alan, hepsi, hepsi senin ne gördüğün ile alakalı.
gerçeği bu kadar istiyor musun?
+Deneyimin ağırlaşması, hayatı çekilmez kılıyor. Somut fazlalık soyut fazlalığın yanında ne kadar sorun teşkil edebilirki? Odanı temizlemen saatlerini fakat zihni temizlemen belki de yıllarını alıyor. Bu gidişle biriktirmemek, bu çağda alacağımız en doğru karar haline geliyor.
Seçenek, hayatımızı daha kolay yaşanılabilir kılmıyor. Belki de inandırıldığımız en büyük yanılgı bu. Bunun sonucunda oluşan zihin çöplüğü, dikkat dağınıklığı ve yorgunluk. Sonuç, seçeneksizliğe olan şikayet, daha fazla arz sonucu daha fazla talep..+
.. +Tüketmenin bitmek bilmeyen artışı. Her şekliyle. Bir eşofman parçasının binlerce çeşidi, bir Spotify kütüphanesinin istediğin şarkıyı vermiyor oluşu bunlar hep fazla olanın, aslında gerçek kapasitemizin üzerinde olması sonucu deneyimimizin ağırlık hissettirmesi.
Özgür olan bir özgürlük yoktur.
Acı mücadelenin bir parçasıdır.
Ve kökler derine ulaşmadığında, ağaç aldığı kötü havaya dayanamaz.
Kabullenmek kök salmaktır.
Sonra büyümek, yeşermek. İleri doğru. Aradığın hayat aslında bu. Fazlası değil.
Gülümse.