Silahlı eylemcileri salıp silahla ilgisi olmayan nice siyasi hükümlüyü içerde tutmayı öngören yasayı eşitlik açısından irdelenmesi için AYM’ye götürme süresi doluyor.
AY’ya aykırı ama diyerek oy verenlerin, mühürsüz oylara itiraz etmeyenlerin ismi değişse de tavrı değişmiyor.
KHK’lıların Emekli İkramiyesi Uyuşmazlıklarında Yeni Aşama: Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Kanun Hükmünün İptali İçin AYM’ye Başvurdu; Benzer Davaları Bekletmeye Başladı
KHK ile kamu görevinden çıkarıldıktan sonra farklı sosyal güvenlik statülerindeki hizmetlerini birleştirerek emekli olan kişilere emekli ikramiyesi ödenmemesine ilişkin uyuşmazlıklarda önemli bir yargısal aşamaya gelindi.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 25 Şubat 2025 tarihli Fikret Aslan kararında; Emekli Sandığına tabi hizmet süresi tek başına emeklilik için yeterli olan kişilere kamu görevinden ayrılış şekline bakılmaksızın emekli ikramiyesi ödenirken, hizmet birleştirmesiyle emekli olanlar yönünden 1475 sayılı Kanun’daki kıdem tazminatı koşullarının aranmasının mülkiyet hakkıyla bağlantılı ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine karar vermişti. AYM, ihlalin doğrudan 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesinin ikinci fıkrasından kaynaklandığını da açıkça ortaya koymuştu.
Fikret Aslan kararının ardından, aynı hukuki durumda bulunan kişiler adına SGK’ya emekli ikramiyesi ödenmesi istemiyle başvurular yaptık; taleplerin reddedilmesi üzerine Ankara idare mahkemeleri nezdinde çok sayıda dava açtık. Takip ettiğimiz dosyaların bir kısmı oybirliğiyle, bir kısmı ise karşı oyla birlikte oyçokluğuyla reddedildi; diğer bir kısmındaki yargılamalar ise hâlen devam ediyor.
Anayasa Mahkemesi daha sonra, 22 Nisan 2026 tarihli Kemal Yüzügüllü ve Diğerleri kararı ile diğer pek çok kararında Fikret Aslan’da belirlediği ilkeleri aynen uygulayarak, hizmet birleştirmesi nedeniyle emekli ikramiyesinden yoksun bırakılmanın başvurucular üzerinde orantısız bir külfet oluşturduğunu ve mülkiyet hakkıyla bağlantılı ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini bir kez daha tespit etti.
Bu süreçte uyuşmazlık artık yalnızca bireysel davalarda kanunun nasıl uygulanacağı meselesinin ötesine geçti. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi, 25 Eylül 2025 tarihli ve E.2025/2702 sayılı kararıyla, uyuşmazlıkların temelini oluşturan 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 9., 35., 49. ve 138. maddelerine aykırı olduğu sonucuna vararak hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurdu. Böylece Fikret Aslan kararında bireysel başvuru yoluyla tespit edilen yapısal sorun, bu kez Anayasa’nın 152. maddesi kapsamında somut norm denetiminin konusu hâline geldi.
Gelinen son aşamada, benzer pek çok dosyada Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi, aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla daha önce AYM’ye taşındığını ve eldeki uyuşmazlığın çözümünün Anayasa Mahkemesinin vereceği karara bağlı olduğunu belirterek, AYM karar verinceye kadar; karar verilmemesi hâlinde ise en çok beş ay süreyle davanın bekletilmesine oybirliğiyle karar verdi.
Bu gelişme hukuken son derece önemlidir. Zira artık tartışma yalnızca “hizmet birleştirmesi yapan KHK’lıya emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği” ile sınırlı değildir. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkıyla bağlantılı ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini tespit ettiği sonucu doğuran kanun hükmünün Anayasa’ya uygunluğu doğrudan denetlenmektedir. Ankara Bölge İdare Mahkemesinin benzer uyuşmazlıkları bekletmeye başlaması da verilecek norm denetimi kararının devam eden çok sayıdaki dava bakımından belirleyici olacağını göstermektedir.
Fikret Aslan ile başlayan, Kemal Yüzügüllü ve Diğerleri kararıyla devam eden içtihat çizgisi böylece yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Bundan sonraki temel mesele, Anayasa Mahkemesinin 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ikinci fıkrası hakkında somut norm denetimi kapsamında vereceği karardır. Bu karar yalnızca bireysel başvurucuların değil, aynı hukuki durumda bulunan ve emekli ikramiyesinden mahrum bırakılan çok sayıda kişinin devam eden ve gelecekte açılacak davalarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Anayasa Mahkemesinin Fikret Aslan kararı ile KHK sonrası emekli ikramiyesi uyuşmazlıklarına ilişkin ayrıntılı değerlendirme ve analizlerime buradan ulaşabilirsiniz:
https://t.co/WVbsyntzml
KHK’larla insanlar bir gecede, yargı kararı olmadan kamu görevinden çıkarıldı; savunma hakları fiilen ellerinden alındı.
Oysa hukuk devletinde suçluluk ancak bağımsız mahkeme kararıyla belirlenir.
Anayasa’nın 38. maddesine göre, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
Masumiyet karinesi, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı herkes için geçerlidir.
Hakkında beraat veya takipsizlik kararı bulunanların hâlâ görevlerine dönememesi, cezalandırmanın yargı kararından bağımsız biçimde devam etmesi anlamına gelir.
Devlet kinle değil hukukla yönetilir.
Yargısız infaz sona ermeli, mağduriyetler hukuk içinde giderilmelidir.
KHK meselesi artık adalet temelinde çözüme kavuşturulmalıdır.
Salih Tanrıkulu neden böyle yüksek makamlara geldi? Kendisi altı yıl boyunca OHAL Komisyonu Başkanlığı yaptı. Yüz binlerce kişi hakkında hukuksuz ret kararları verildi. Ben Meclis heyetiyle OHAL Komisyonu’na gittim. Üç saat boyunca kendisiyle ve ekibiyle tartıştım. Önüne onlarca dosya koydum. “Yasal faaliyetleri nasıl teröristlik gerekçesi yaparsınız? Bu vicdansızlığı nasıl yaparsınız Salih Bey?” diye sordum. Dosyalardaki yanlışlıkları gösterdim. Kendisi de ekibi de tutarlı tek bir cevap veremedi.
İki yıl sürmesi öngörülen OHAL Komisyonu’nu altı yılda bitirdiler; başvuruların yüzde 87’sine ret verdiler. Hangi gerekçelerle? “Bank Asya’da hesabın varmış, ret. Bir derneğe üye olmuşsun, ret. Çocuğunu KHK ile kapatılan bir okula göndermişsin, ret.”
AYM'den önemli bir karar bekleniyor.
AYM Genel Kurulu, hizmet birleştirmesiyle emekli olanların ikramiyesini kıdem tazminatı şartına bağlayan 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesine yönelik 6 başvuruyu bugün ilk incelemede görüşecek.
‘Yeni’ olmak, eski ezberleri bozmakla başlar.
Her suçu işlemiş PKK’lıları kapsayan, ama Gezi hükümlülerini, KHK mağdurlarını kapsamayan yasayı, eşitlik yönünden AYM’ye götürmeyerek, başka mahallelerin uğradığı yangınları görmezden mi geleceksiniz?
20 gün kaldı! @yenipartiyiz
Ankara'da 2 çocuk babası emekli polis intihar etti!
@Akparti@MHP_Bilgi Cumhur zulüm ittifakında emeklıler çaresizlik içinde!
Bu trajedi "geliyorum" diyordu.
Olağanüstü hâl kararnameleri, olağanüstü dönemlerin hukukudur.
Olağan dönemde ise olağan hukuk uygulanır.
OHAL sona ereli yıllar oldu. Aradan 10 yıl geçti; ama binlerce insan için olağanüstü dönemin sonuçları hâlâ devam ediyor.
Artık olağanüstü dönemin hukukundan, olağan hukuka dönmenin zamanı gelmedi mi?
10 yıldır bekliyoruz:
#KHKsız Olağan Yaşama geçme vakti gelmedi mi?
Artık Yeter!
Yıl olmuş 2026, insanlar uzayda yaşama planları yapıyor ama biz 6 hakime! CMK'nın 311. maddesinde ne yazdığını, AİHM'in verdiği ihlal kararı sonrası yeniden yargılama talebinin kabulünün takdire bağlı olamadığını anlatamıyoruz ve uygulamak zorunda oldukları kanun maddesini okutamıyoruz. Hadi bir heyet 311. madde de ne yazdığını anlamadı diyelim (bu da mümkün değil de), itiraz üzerine talebi değerlendiren heyete ne demeli!
İnsanlar, bu durumu bildiklerinden, büyük puntolarla ve altı çizili şekilde, başvurucu hakkında AİHM'in ihlal kararı verdiğini ve kararın şu sırasında isminin yazdığını söylemelerine rağmen, maalesef bazı mahkemeler için değişen bir şey yok. Karara bir de 311. maddedeki yeniden yargılama şartlarının oluşmadığını yazmıyorlar mı? İnsana saç baş yolduracak cinsten! Bu başvuruda şartlar oluşmadıysa, acaba ne zaman oluşuyor?
Bir sözüm de İnsan Hakları Dairesi Başkanlığına, adliyelere yazı yazıp yeniden yargılama dosyalarının neticesini sorana kadar, şu kararları verenleri toplayıp, Romanyalı HSYK üyeleri ya da hakim adaylarına verdiğiniz insan hakları eğitimini önce bunlara verin. Artık yeter! İnsanlar daha ne yapsın? Haksız yere hayatları karartılan onbinleri görmezden gelip, AİHM'in ihlal kararlarının gereğini yapmayan mahkeme kararları sonrası ''AİHM kararlarını uyguluyoruz'' diyerek Eylem Planları hazırlıyorsunuz. Buyurun size uygulanan bir AİHM kararı! @insanhaklariDB
Son sözüm de mağdurlara, AİHM kararların tanımayıp hukuka aykırı kararları vermeye devam edenleri HSK'ya şikayet edin. Bu şikayetler dosyalarına mutlaka girsin. Bu kararları İnsan Hakları Dairesi Başkanlığına da gönderin ve en önemlisi de AİHM'in ihlal kararına sonrası verilen benzer kararları mutlaka Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne bildirin. Bildirime ilişkin bilgilendirme için şu linke bakabilirsiniz (https://t.co/8GRXFtpvKx)
Bu vesileyle bir kez daha şu hususu hatırlatmak istiyorum. Aralık ayında Yalçınkaya ve Yasak kararlarının Bakanlar Komitesinde denetim süreci olacak. Hükümet, verilen beraat ya da AYM ve Yargıtay'ın göstermelik kararlarını gerekçe göstererek, ''AİHM kararlarını uyguluyoruz, her şey yolunda'' mesajı verecektir. Durumun böyle olmadığını, AİHM kararlarının uygulanmadığını ve bu kararlara rağmen aynı cezaların verildiğini göstermek adına ve Bakanlar Komitesine sunulacak bildirime esas olmak üzere mahkeme kararlarına ihtiyacımız var. Elinde bu şekilde karar olanların, dosyası hangi aşamadaysa bir önceki aşamalara ilişkin kararları (Dosyanız AYM'deyse; ağır ceza, istinaf ve Yargıtay kararı) [email protected] adresine tek bir maille göndermelerini rica ediyoruz. Kararların uygulanması adına Bakanlar Komitesi denetimi çok önemlidir. Komite'ye, tablonun hükümetin söylediği gibi hiç de "toz pembe" olmadığı bu kararlarla anlatılmalıdır ve bu noktada desteğinizi bekliyoruz.
KHK mağduriyetinin en yoğun yaşandığı Yozgat’ta sayın @eczozgurozel ‘in konuyu gündeme getirmesi oldukça kıymetli.
@devapartisi olarak tüm muhalefet partileri ile iktidar ortaklarını 17 Mayıs 2022 tarihinde kamuoyuna sunduğumuz KHK mağduriyetleri eylem planına sahip çıkmaya ve oradaki önerilerimizin ortak bir çalışma ile yasal hale getirilmesi için parlamentoda birlikte kanun teklifi vermeye çağırıyoruz.
#KHK’lılar için vakit laf değil, icraat zamanı.
TBMM kürsüsünden bir kez daha ve ısrarla KHK zulmüne karşı konuştum.
9 yıldır süren KHK zulmüne derhal son verilmelidir.
Siyasi iktidarın KHK’lilere bir yaşam borcu vardır.
#KHK'lar iptal edilmeli.
Haksız hukuksuz bir şekilde görevlerinden alınan, işlerinden aşlarından edilen KHK’liler daha fazla gecikmeksizin bütün hakları geri verilerek görevlerine iade edilmelidir.
📍'KHK düzeninin 9 yıllık faturası: Yargıya güven sıfır, mağdurlar hâlâ adalet bekliyor'📍
📍'Gergerlioğlu: "Tarihe not düşecek önemli bir rapor!"'📍
📰Detaylar: https://t.co/h0Tu5dSnia
KHK ile işlerinden olmuş, itibarsızlaştırılmış, daha sonra yargılanıp beraat ve takipsizlik almış vatandaşlarımızın, haklarının iade
edilmesi elzemdir.
#KHKsız Bir Türkiye İstiyoruz!
Bu ülkede bir kararnameyle işinden, mesleğinden , özgürlüğünden koparılan, geçmişi yok sayılan ve geleceği ile oynanılan yüz binlerce insan var.
KHKlılara yaşatılan 204 hak ihlaline duyarsız kalan herkese bu akşam hep birlikte yeniden sesleniyoruz:
❗️Mağduriyetler daha fazla ertelenmesin, ADALET herkes için EŞİT işlesin.
Mehmet Ali Kulat:
“65 #KHK’lıyı üç gün dinledm; psikolog ve sosyolog da vardı.
Üç gün sonra tansiyonum 18.5’la hastaneye kaldırıldm
‘Yakının mı var cezaevinde?’ dedilr. Yok, ama vicdanm var. Yüreğiniz yetiyorsa KHK meselesini TRT 1’de konuşn dedim”
#KHKlılardanAdaletçağrısı