#19MayısGenclikveSporBayramı
🇹🇷
Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Sevgili Hemşehrilerim,
Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir.
Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.
19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye’de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.
Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.
Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.
Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.
Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.
Tam tersine; Ankara’da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.
Bunu yalnızca ben söylemiyorum.
Ankara’da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.
Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.
Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.
Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.
Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:
Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.
Biz bunu Ankara’da başardık.
Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.
Çünkü bizim için herkes eşittir.
Her zaman şunu söyledim:
Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.
Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.
Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.
Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.
Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.
Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.
Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.
Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.
+++
Hiç tanımadığım halde, bir süredir takip ettiğim için sanki evimizden biriymiş gibi hissettiğim #inanckeskin acısını bugün uzaktan da olsa yüreğimde hissettim. “Başaramadık…” sözü içime oturdu. @otekidunyali çok üzgünüz
Başaramadık Albay 🥀
Kendi çıkarını Fenerbahçe’nin önüne koyan insanlar yüzünden bu camia her geçen gün biraz daha yıprandı. Bugün bir kez daha görüyoruz ki bazı insanlar makamdan çok Fenerbahçe sevgisini ön planda tutuyor. Çünkü mesele koltuk değil, arma için mücadele edebilmek… @sadettinsaran 💛💙
19 Mayıs’ın coşkusunu, resmi açılışını gerçekleştireceğimiz Atatürk Çocukları ve Doğal Yaşam Parkı’nda hep birlikte yaşayacağız.
Saat 14.00’te Uçurtma Şenliği ile başlayacak etkinliklerimiz; müzikli dans tiyatrosu, konserler ve birbirinden renkli programlarla devam edecek.
Tüm hemşehrilerimizi bayramımızı coşkuyla kutlamaya davet ediyorum.
Birlik ve beraberliğin olduğu yerde güç vardır, ortak bir gelecek inşa etme iradesi vardır.
Tarihi Kentler Birliği Başkanlığı seçimini de bu anlayışla, dayanışma ve ortak akıl içerisinde tamamladık.
Uzlaşıyla girdiğimiz bu seçimde ortaya çıkan birlik ve beraberlik tablosu, kentlerimizin ortak geleceği adına son derece kıymetlidir. Çünkü birlikte hareket edildiğinde şehirler için daha güçlü adımlar atılabileceğine, ortak değerler etrafında buluşulduğunda çok daha güzel işlerin başarılabileceğine inanıyoruz.
Birlikte üreten, birlikte karar alan ve dayanışmayı büyüten bir anlayışla şehirlerimizin geleceğine katkı sunmayı sürdüreceğiz.
Alınan kararların kentlerimiz ve ülkemiz adına hayırlı uğurlu olmasını diliyor; tüm üye belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize teşekkür ediyorum.
Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı gün, aslında geleceğe duyulan en büyük güvenin ifadesidir.
Biz de biliyoruz ki bu ülkenin yarınları, çocuklarımızın gözlerindeki ışıltıda saklı.
Onların daha mutlu, daha adil bir ülkede büyümesi için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Çocukların sesi ne kadar güçlü çıkarsa, bu ülkenin yarını da o kadar güçlü olur.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.
🇹🇷
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu cennet vatan uğruna bağımsızlık mücadelesi veren tüm kahramanlarımızı ve bu mücadeleyi İstiklal Marşı’mızın her dizesinde hissettiren Mehmet Akif Ersoy’u minnetle yâd ediyorum.
Son günlerde belli çevreler tarafından bilinçli biçimde yürütülen bir kampanyayı dikkatle izliyorum. Bu algı operasyonu kimi zaman karşımıza bir manşetle kimi zaman da sosyal medyada yazılıp çizilenlerle çıkıyor.
Öncelikle şunu herkes bilsin:
Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana milletin emanetine namusumuz gibi sahip çıkacağımızı söyledik. Aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.
Ankara halkının parasını kendi cebimizdeki para gibi koruduk.
Çöp projelere değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına yatırım yaptık.
Rant düzenine son verdik.
Belirli zümrelere sağlanan ayrıcalıkları kaldırdık.
“Kim daha çok oy verdiyse oradan başlarım” anlayışını değil,
“İhtiyaç neredeyse oradan başlarım” anlayışını benimsedik.
İhaleleri canlı yayınlamaya, Sayıştay raporlarımızı kamuoyuyla paylaşmaya, meclis oturumlarımızı şeffaf biçimde yayınlamaya devam ediyoruz.
Bütçemizi kalem kalem Ankaralı hemşehrilerimize anlatıyoruz.
Şeffaflık, yolsuzlukla mücadele ve mali disiplin politikalarımız sayesinde uluslararası alanda ödüller aldık, finansal güvenilirlik notlarımızla Türkiye’de örnek gösterilen belediye olduk.
Şimdi ise yürüyen adli süreçler üzerinden bir algı operasyonu yapılmak isteniyor.
Nisan 2019’dan bu yana hakkımda 100’ün üzerinde şikâyet yapılmıştır.
Bu dosyaların büyük bölümünde ifadem dahi alınmamıştır.
Danıştay’da ise iki dosyam bulunmaktadır:
Bunlardan biri Dodurga bölgesinde imar rantına karşı duruşumuz nedeniyle,
diğeri ise kamuoyunda “konser soruşturması” olarak bilinen süreç kapsamında, denetim görevimi yerine getirmediğim iddiasıyla açılmıştır.
Benim dönemimde en küçük bir iddia olduğunda iç teftişi başlatan da dosyayı savcılığa götüren de yine benim.
Kendi dönemimde dahi yanlışa göz yummadım, yummam.
Benim kendimden en ufak şüphem yok. Çünkü saklayacak hiçbir şeyim yok.
Şunu açıkça söylüyorum:
Ben yetkiyi Türk Milleti’nden aldım.
Ankara halkı da memnuniyetini yüzde 60’ın üzerinde oy vererek gösterdi. Nedeni de hayata geçirdiğim halka dokunan projelerim ve şeffaf oluşumdur.
Hâl böyle iken; kimse bizi siyasi operasyonların ve itibarsızlaştırma çabalarının bir figüranı yapamaz.
Bizim dayanağımız ne makamdır ne güçtür.
Bizim dayanağımız milletimizin vicdanıdır.
Akşam çocuğuna yemek yapabilen annenin duasıdır.
Evinin ihtiyaçlarını karşılayabilen babanın huzurudur.
Tarlasında alın teriyle toprağa tohum eken çiftçinin umududur.
Öğrencinin içtiği sıcak çorbadır.
Garibanın kapatılan veresiye defteridir.
Eczanede “borcunuz kapandı” denildiğinde yüzü gülen hastanın sevincidir.
Hiçbir baskı, hiçbir itham, hiçbir siyasi hesap bizi doğru bildiğimiz yoldan alıkoyamaz.
Bugün algı yapanlar şunu unutmasın:
Adalet bir gün herkese lazım olur.
Keçiören halkının iradesine gölge düşüren bu karar asla kabul edilemezdir.
Hemşehrilerimiz sandıkta açık, net ve tartışmasız bir tercih ortaya koymuş; Keçiören’in yönetimini Cumhuriyet Halk Partisi’ne emanet etmiştir ve bunu da özgür iradesiyle vermiştir.
Eğer Keçiören halkı bu ilçenin AK Parti tarafından yönetilmesini isteseydi, bunu sandıkta zaten açıkça ve tereddütsüz şekilde ifade ederdi. Sandık, milletin sözüdür; o sözün üstünde hiçbir gerekçe, hiçbir hesap olamaz.
Unutulmamalıdır ki;
Yetki millettindir.
Sandıkta alınan yetki, kişilere ya da kurumlara değil, doğrudan seçmene aittir.
Bu yetki bir emanettir; keyfi biçimde devredilemez, el değiştiremez, gasp edilemez.
Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikalarıyla ilgili tek bir şikâyeti dahi olmadığı gibi, konu her gündeme geldiğinde hakkında yaklaşık bir aydır ortaya atılan “AK Parti’ye geçeceği” yönündeki iddiaları da herkesin huzurunda kesin bir dille yalanlamıştır.
Binlerce partili, binlerce gönüllü; hiçbir karşılık beklemeden, gece gündüz demeden, inançla ve fedakârlıkla kendisinin seçilmesi için emek vermiştir. Ortaya konan bu karar, yalnızca bir siyasi tercih değil; o emeğe, o inanca ve o alın terine yapılmış açık bir saygısızlıktır.
Siyaset geçicidir; makamlar gelir geçer.
Ama bazı kararlar vardır ki, hafızalara kazınır.
Çünkü millet, kendisine yapılanı da
kendisini yok sayanı da
günü geldiğinde mutlaka hatırlar.
Mansur Yavaş'tan Akp'li Meclis üyesine:
💬Şu enerji fiyatlarını kaldırın suyu bedava vereceğim!
💬İnşallah ben gayret edeceğim, Allah nasip ederse Ankara halkını bedava taşıyarak trafiği çözeceğim!
Cumhuriyetimizin 102. yılında
Fenerlerimizle, marşlarımızla, gururumuzla yürüyoruz! 🇹🇷
Cumhuriyet Bayramı coşkusunu hep birlikte yaşamak için
tüm hemşehrilerimi bekliyorum.
Aşık veysel ne demiş:
Başkasının baharını çalanın bahçesinde çiçek açmaz
Başkasının güneşini kesenin üzerine güneş doğmaz
Hala anlamadınız mı?
Kötü niyetle iyi murada varılmaz
İyi ki @mansuryavas06@uzunoglunevzat
Onurunu, şerefini izzetini SATMAYAN,
geçmişini geleceğini UNUTMAYAN ,
Şantaja, alçaklığa BOYUN EĞMEYEN insanlara diz çöktüremeyeceğinizi
SİZE ve sizi SATIN alan “bu şehrin geleceğine çökmeye hazırlanan organize kötülük örgütlerine “
(her dönemin alçaklarına) TESLİM OLMAYACAĞIZ…
Bağımsızlığımızın sembolü,
Millî Mücadelemizin karargâhı,
Atatürk’ün bize emanet ettiği kadim şehir…
Ankara, yalnızca coğrafyanın ortası değil;
bağımsızlığın, aklın ve Cumhuriyet’in sönmeyen ışığıdır.
Biz bu ışığı korumaya,
adaleti, liyakati ve Cumhuriyet’in değerlerini sonsuza dek yaşatmaya devam edeceğiz.
Ankara’mızın başkent oluşunun 102. yıl dönümü kutlu olsun. 🇹🇷