Melih Gökçek, Sinan Burhan'a yaptığı açıklamada oğlu Ahmet Gökçek'in Lüksemburg'a gidip 280 milyon euro satış değeri olan AVM'yi gezdiğini ama öyle bir parası olmadığı için satın almadığını söylemiş.
Peki bir insan neden Lüksemburg'da AVM bakar?
Sinan Burhan'ın yerinde olsam bunu da sorardım Gökçek'e.
280 milyon eurosu olmayan Ahmet Gökçek'in kaç eurosu var?
Yani AVM kaç euro olsaydı alabilirdi?
Lüksemburg'da emlak bakıldığına göre almak diye bir niyet de var..
Hakikaten, dünyada durup dururken Lüksemburg'da emlakla ilgilenen kaç kişi vardır?
Dostoyevski'nin "Budala" romanında, Prens Mişkin kurşuna dizilmek üzere olan ve cezasının infazına sadece beş dakika kalan bir adamın hikâyesini anlatır. Adam kalan vaktini titizlikle böler: İki dakikasını arkadaşlarıyla vedalaşmaya, iki dakikasını kendini dinlemeye, son bir dakikasını da etrafına bakmaya ayırır. Ölüme saniyeler kala içinden, "Acaba affedilsem, hayata geri dönsem ne olurdu? Her dakikayı bir asır gibi yaşardım, tek bir ânı bile ziyan etmezdim!" diye geçirir. Gerçekten de son anda affedilir ve ona yeni bir ömür bağışlanır. Daha sonra Prens Mişkin'e adamın bu sözünü tutup tutmadığı sorulduğunda ise şu cevabı verir: "Hayır, tutmadı. Bağışlanan dakikaların birçoğunu yine boş yere harcadı."
İnsan, zihninde her zaman koşullar değiştiğinde ya da eline yeni bir şans geçtiğinde zamanın kıymetini çok daha iyi bileceğine inanma eğilimindedir. Kendisine yeni bir fırsat sunulduğunda hiçbir şeyi ziyan etmeyeceğine dair kendine büyük sözler verir. Ancak arzulanan noktaya ulaşıldığında ya da imkânlar genişlediğinde, kişi genellikle başlangıçtaki farkındalığını hızla kaybeder ve yine alıştığı ritme döner. Çoğu zaman hayatın veya zamanın hakkını verememenin nedeni elde yeterli fırsatın olmaması değil insanın, elinin altında sürekli var olduğunu düşündüğü her şeyi hızla sıradanlaştırıp kanıksamaya yatkın doğasıdır.
Ay, Dünya’dan yılda yaklaşık 3,8 cm uzaklaşıyor. Bunun nedeni Ay’ın Dünya üzerindeki gelgit etkisi ve Dünya’nın dönüş enerjisinin Ay’ın yörüngesine aktarılmasıdır.
Basitçe şöyle:
🌊 Ay’ın çekimi okyanuslarda gelgit kabarmaları oluşturur.
Dünya kendi ekseni etrafında Ay’ın Dünya etrafındaki dolanımından daha hızlı döner.
Bu yüzden gelgit kabarması Ay’ın tam altında değil, biraz önünde oluşur.
Bu kabarma Ay’ı yerçekimiyle ileri doğru çeker.
Böylece Dünya’nın dönüş enerjisinin bir kısmı Ay’ın yörünge enerjisine aktarılır.
Ay daha fazla yörünge enerjisi kazandığı için yörüngesi büyür ve bizden uzaklaşır.
Aynı süreç Dünya’nın dönüşünü de çok yavaşlatır.
DEM Parti 30 Ağustos'u kutlamadı! Tıpkı diğer milli bayramları kutlamadığı gibi!
"Birlikte savaştık" lafının gerçek olmadığını biliyorlar.
O laf, sadece tarih cahili Türk kamuoyunu ikna için!
Kutladıkları bayram ise 15 Ağustos! PKK'nın kanlı eylemlerine başladığı gün!
Bir de iftiradan ibaret olan 24 Nisan gününü (sözde Ermeni soykırımı) anıyorlar.
AMA ÇOK TUTARLILAR!
Ya 30 Ağustos'u kutlayıp bunları kardeş ilan eden partiler!
ÇOK TUTARSIZLAR!
📌CENK ÖZATICI’DAN DİKKAT ÇEKEN SÖZLER: “BİZ ONLARA AYNA TUTUYORUZ”
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özartıcı, MHP tandanslı isimlerin İYİ Parti’ye yönelik sert eleştirilerine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.
“PKK çadırları kuruluyor, ona bir şey demiyorlar ama bize çok sert saldırıyorlar. Bunun psikolojik bir açıklaması var. Aslında onların da vicdanları rahat değil. Biz onlara ayna tutuyoruz.”
Motorinde ÖTV kaynaklı zam dönemi bu gece yarısı başlıyor.
Motorinden...
Eylülde 3 lira,
Ekimde 6 lira,
Kasımda 9 lira,
Aralıkta 12 lira ÖTV alınacak.
Türkiye vergiden vergi aldığı için ÖTV'nin yüzde 20'si kadar da KDV uygulanıyor.
Yani motorin vergi düzenlemesinin etkisiyle ÖTV + KDV kaynaklı olarak eylülden itibaren yıl sonuna kadar her ay 3,6 lira zam görecek.
Maliyet değişiminden doğacak zam ve indirimler tabii ki ayrı.
Aralık ayına kadar 14,4 lirayı bulacak bu zam yalnızca vergi kaynaklı.
75'inci Pazar
Adım adım 1,5 yıla giderken 75'inci pazara uyandım. Bir kaç gündür yine bunaltıcı bir sıcaklık ve yüksek nem var, o yüzden gece uyumak zor oluyor. Sabah miskinlik yapasım geldi, kendimi evde yatağımda miskince uyukladığım sabahlarda hayal ettim. 9.40 gibi tekrar uyandım. Elbette sabah sayım saatiydi, aklımda da gece gördüğüm rüya vardı. Rüyamda bazlama tost yiyordum. Burada insanın rüyaları bile yoksun kalabiliyor.
Son dönemde geceleri konusu yemek olan rüyalara uyanıyorum. Geçenlerde zeytinyağlı taze fasulye görmüştüm. Bir akşam sofrasında dostlarla sohbet ederken uzun uzun iştahla onu yiyordum. Bir süre önce de garip biçimde karnıyarık yediğim bir rüyayla uyanmıştım. Düşünün o kadar hasret kalmışım ki ev yemeklerine, dost sofralarına, pazar sabahlarına..
Spora çıkmadan çayımı ve 10 gündür dolabımda muhafaza ettiğim haşlanmış yumurtamı rendeleyip peynir ekleyerek yapmaya çalıştığım omletimi hazırlayıp buhara pişmeye koydum. Yeşilliklerimi de, zeytin, peynir, domates, salatalık, biber hazırladım. Spor sonrası avlumu yıkarken korkan şapşike bu temizliği onun için yaptığımı anlatarak iyice terlemiş halde duşa girdim. Sonra çıktım kahvaltımı ettim.
Kendimi yalnız kahvaltı yediğim bu pazarlarda avutmak daha zor oluyor. Allah'tan çok fazla yalnızlık yoğunlaşamadan avlu açıldı. "Hem avukat hem vekil var" diye hazırlanıp çıktım. Önce avukatım ile kısa ve verimli bir görüşme yapıp mektupları yanıtladım, sonra değerli Murat Emir gelmiş onunla epeyce uzun ve keyifli bir görüşme yaparak, gelecek için umut yüklenerek hücreme döndüm.
75'inci pazarımı yazıvereyim diye masama oturup televizyonu açıp, bir yandan yazmaya bir yandan dostum Kürşad Oğuz'un antropolog sosyolog David Le Breton ile yaptığı güzel mülakatı izliemeye başladım.
Le Breton'dan doğrusu epey istifade ettim. "Sinistroz" dedikleri çağımızın kötümserlik ve narsistlikle yüklü ruh halini dinledim mesela. "Sistematik kötümserlik" en çok bizim içinden çıkmamız gereken ruh hali. İyimser olacağız. Hayatı hakkıyla yaşayacağız inşallah. 2023'te İzmir'de aday adayı olduğum zaman yola "Yürüyelim arkadaşlar" diye başlamıştım. Şu geçen zamandan sonra Yeni Parti'nin sloganı oldu. Evet, yürüyeceğiz, yürürken tüm zorluklara rağmen ilerleyerek, sevgiyle, aşkla değiştireceğiz.
İhanet Yasası geçti ama bir soruyu kimse sormadı‼️
Pkk, Türk resmi kaynaklarında “Terör Örgütü” olarak geçiyor hala‼️
Resmi belgeleride ekleyeyim;
🔴 T.C. Dışişleri Bakanlığı resmi sayfası https://t.co/XFXAZ0rDDi
🔴 T.C. İçişleri Bakanlığı resmi raporları Bakanlık sitesinde “PKK/KCK Terör Örgütü”
https://t.co/AxzodsAXa4
🔴 Resmi Gazete linki;
https://t.co/ekULzwvmm9 @tcresmi_gazete (https://t.co/wgWb4M4LDU)
Sedat Kaya kardeşimiz batan geminin künyesini yazdı. Böyle bir geminin sefer yapmasına izin veren Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı derhal istifa etmeli ve yargılanmalıdır
Okuyunuz
***
" FACİA "GELİYORUM" DEMİŞ
Girne’den Taşucu’na giderken su alarak alabora olan FİLO JET’in geçmişinden çarpıcı bir dosya çıktı. Bugün FİLO JET adını taşıyan katamaran, 23 yıl önce IRIS JET adıyla yine Türkiye-KKTC arasında çalışıyordu.
Geminin değişmeyen kimliği ise aynı: IMO 8962034.
Fransa Yargıtayı'nın 10 Mart 2009 tarihli kararına yansıyan kayıtlara göre IRIS JET, Türkiye ile Kıbrıs'ın kuzeyi arasında yolcu taşımak üzere Meltem Deniz Otobüsleri tarafından işletiliyordu.
Katamaran 2003 yılında bir liman manevrası sırasında rıhtıma çarptı. Kaptanın ilk değerlendirmesinde hasar, geminin çalışmasını durduracak ölçüde görülmedi ve IRIS JET işletilmeye devam etti.
Ancak birkaç gün sonra gemide su girişi meydana geldi.
Fransız mahkeme kararına göre klas kuruluşu, geminin gerekli çalışmaların yapılabileceği donanımlı bir limana gitmesine izin verdi. Ancak önerilen çalışmalar yapılmadı. Olay daha sonra sigorta şirketi AXA OYAK ile geminin sahibi arasında yıllarca sürecek bir hukuk mücadelesine dönüştü.
TAŞUCU'NDA HACİZLİ KALDI
IRIS JET'in Türkiye macerası bununla da bitmedi.
Ulaştırma Bakanlığı kayıtlarında geminin Taşucu'nda bulunduğu, üzerinde çok sayıda haciz olduğu ve mahkeme kararı doğrultusunda icra müdürlüğünce satılacağı belirtiliyor.
Gemi yıllarca Taşucu Limanı'nda bağlı kaldı.
12 Mart 2008'de yayımlanan Silifke İcra Dairesi ilanı ise geminin kimliğini tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor:
M/V IRIS JET
IMO NO: 8962034
Yolcu kapasitesi: 346
Muhammen bedel: 2 milyon 425 bin dolar.
Yıllar içerisinde sahipleri ve bayrağı değişen IRIS JET daha sonra kapsamlı bir yenileme sürecinden geçti ve adı FİLO JET oldu.
Katamaran böylece yıllar sonra başladığı sulara geri döndü.
23 YIL SONRA YİNE AYNI HATTA
30 Ağustos 2026 sabahı FİLO JET, Girne Limanı'ndan Taşucu'na hareket etti.
İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre gemide 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişi bulunuyordu.
FİLO JET, Girne Limanı'nın yaklaşık 4 mil açığında su almaya başladı.
Arama kurtarma operasyonu başlatıldı.
Böylece 2003 yılında IRIS JET adıyla Türkiye-KKTC hattında çalışan ve geçmişinde su girişi vakası bulunan IMO 8962034, 23 yıl sonra FİLO JET adıyla yine aynı hatta, yine su almasıyla gündeme geldi.
Ancak önemli bir ayrım var:
2003'te yaşanan su girişi ile bugünkü kazanın aynı teknik nedenden kaynaklandığına ilişkin şu anda herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Aradan 23 yıl geçti; gemi el değiştirdi, farklı bayraklar altında çalıştı ve yenileme gördü. İki olay arasında teknik bağlantı kurulabilmesi ancak bakım, klas ve kaza inceleme raporlarının ortaya çıkmasıyla mümkün olacak."
Sultanahmet Meydanı’nın gerçek zemin seviyesi bir zamanlar işte buydu…
Yıllar içinde yapılan düzenlemeler, dolgular ve katmanlaşmalarla meydanın zemini yaklaşık 3 metre kadar yükseldi. Bugün üzerinde yürüdüğümüz Sultanahmet’in altında, yüzyılların izlerini taşıyan bambaşka bir İstanbul yatıyor.
Şehir yükseldi, tarih aşağıda kaldı…
🚨 GİRNE–TASUCU FERRY DISASTER | FULL CHRONOLOGY AND ALL RAW FOOTAGES ⛴️ 🌊
A passenger ferry capsized and sank off Northern Cyprus on Sunday, 30 August 2026. Here is the sequence of events as reported by officials.
The privately operated high-speed catamaran Filo Jet (Filo Denizcilik, Turkish-flagged, ~40 m) had been scheduled to sail from Kyrenia (Girne) to Taşucu, Mersin, on Saturday but was delayed by poor weather. It departed Girne harbour at approximately 11:58–12:30 local time carrying 259 passengers and 8 crew (267 people in total). Most passengers were Turkish citizens.
About 15 minutes after departure, roughly 4 nautical miles (7.5 km) offshore near Diana Beach, the vessel was struck by successive waves, began taking on water through the bow area, and capsized. Survivors later described water entering rapidly and some jumping into the sea. A distress call was issued.
Coast Guard boats, helicopters, the passenger vessel Akgünler 3, civilian craft and later Turkish assets launched an immediate rescue. Passengers in life jackets clung to the overturned hull or floated nearby. By late afternoon the wreck had fully sunk to a depth of 514 metres. Turkish divers were requested to assist the search.
Casualty figures were updated throughout the day. Officials ultimately reported 8 dead, approximately 237–242 rescued (some treated in hospital), and 17–19 still missing as night operations continued with helicopters, drones and additional vessels. None of the rescued were described as critically injured in later briefings.
The captain and seven crew members were detained for questioning. TRNC authorities declared three days of national mourning and cancelled 30 August Victory Day events. Search-and-rescue operations were stated to continue without interruption.
Investigation into weather, vessel condition and operational decisions is ongoing.
#Girne #Taşucu #FiloJet #KKTC #KuzeyKıbrıs #FeribotKazası #AramaKurtarma #CyprusFerry
Şimdi bu şahıs konusunda bir şey söylersek iletişim başkanına göre dindarlar kötülemiş mi oluruz ?
Menzil yapılanması için veya İsmailağa yapılanması için AKP Hükümetine defalarca yazılıyor, dikkate alıyor mu? Hayır.
İsmailağa ve menzil yapılanması için de söylenenler için yine aynı gerekçeyle efendim siz bunlar Müslüman olduğu için karşısınız tarzı bir argüman öne sürüyorlar. Bu şahısların din ile nasıl bir alakası var?
Bile bile bile bu yapılanmalara alan açıyorlar?
Gemi 7 ve 3 yıl önce iki kez kaza yapmış, hasara rağmen sadece 'yama' ile yüzdürülmüş. Fiberglas yapılı, uzak yola uygun değil.
Gemiyi kullanan kişinin KAPTANLIK EHLİYETİ YOK! Yolcu listesinde adı geçiyor.
Bu sadece gemi personeli ile geçiştirilecek bir konu değil.
KKTC deniz otoritesi, hatta Türkiye Mersin deniz otoritesi sorumlu personelleri, feribotun sahibi şirketin ortakları ve sorumlu yöneticileri…
Bunların tamamının hesap vermesi gerekiyor
Günlerdir beni “iftira atmakla”, “yalan söylemekle” suçlayan Melih Gökçek ve avanesi…
Belgeleri savcılığa sunacağımı anlayınca, TV100’de Sinan Burhan’a yaptıkları açıklamada; benim Onlar DOSYA programında ,Sözcü TV de anlattıklarımı ve Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdıklarımı harfiyen doğrulamışlar!
Hadi buyurun…
Yurt binasını da…
Vilbert’teki 8,5 milyon Euro’luk alışveriş merkezini de…
Lüksemburg’daki 180 milyon Euro’luk alışveriş merkezi pazarlığını da…
Harfiyen doğrulamışlar!
Günlerdir “yalan”, “iftira” dedikleri ne varsa, şimdi çıkıp kendi ağızlarıyla anlatıyorlar.
Daha durun…
Ben yeni başlıyorum.
Sabık, Ankara Anakent eski Başkanımız hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını duydum
Savcılık tarafından gerek duyulduğu taktirde;
- Metro ve Ankaray girişlerine konulan X-Ray cihazları ile kapı dedektörlerinin yaklaşık maaliyetler toplandıktan sonra, PAZARLIK USULÜ ile yapılan KAPALI İHALE ile nasıl yaklaşık 10 KATI fiyatla satınalarak; daha ürünler teslim edilmeden ödemesinin yapıldığı
- ANKAPARK işletmesi verilirken, dosyasından ilginç bi şekilde KAYBOLAN ama daha önceden alınan teminat mektubu ile işletmenin nasıl/ne ilişkilerle kimlere peşkeş çekildiği pardon devredildiği, hülleli devirlerle ve Melih Gökçek ile ilişkili ANKAPARK firmalarının kimlere ne borçlar takarak, firmaları mağduriyete uğratarak kaçanlar hakkında; daha önce de @muratagirel e ayaküstü anlattığım bilgileri; belgeleriyle ODUNSAL GİZLİ TANIK OLARAK değil KENDİ ŞAHSIM VE KİMLİĞİMLE paylaşmaya hazır olduğumu beyan ederim
Bir felaketin görüntüsüne ulaşmak, onu olduğu gibi yayımlama hakkı vermez
Girne açıklarında yaşanan deniz faciasından hemen önce geminin içinde kaydedilen; insanların çığlıklarını, paniğini, çaresizliğini ve ölüm korkusunu bütün çıplaklığıyla gösteren görüntülerin birçok medya kuruluşu ve sosyal medya hesabı tarafından filtresiz biçimde yayımlandığını üzülerek izliyoruz.
Bu görüntülerin kazanın nasıl meydana geldiğinin, yolcuların tahliye sürecinde yaşadıklarının ve olası güvenlik ihmallerinin ortaya çıkarılması bakımından haber değeri taşıdığı açıktır. Ancak haber değeri, insanların yaşamlarının en savunmasız ve en korkunç anlarının sınırsız biçimde teşhir edilmesini meşru kılmaz.
Bir insanın ölüm korkusuyla attığı çığlık “etkileşim” malzemesi değildir. Ne yapacağını bilemeden kaçışan insanların çaresizliği izlenme sayılarını artıracak bir görüntüye dönüştürülemez. Kazazedelerin ve yaşamını yitirenlerin insanlık onuru, yakınlarının acısı ve toplumda yaratılabilecek ikincil travma, yayın kararının merkezinde bulunmalıdır.
Medya kuruluşlarını;
Görüntülerin filtresiz ve kesintisiz yayımlanmasına son vermeye,
Çığlık ve panik seslerini kullanmamaya ya da kısmaya,
Kişilerin tanınmasını engelleyecek önlemleri almaya,
Görüntülerden yalnızca olayın anlaşılması için zorunlu olan bölümleri kullanmaya,
Yayından önce açık bir içerik uyarısı koymaya,
Görüntüleri otomatik oynatmamaya ve tekrar tekrar dolaşıma sokmamaya,
Facianın nedenlerine ve olası ihmallere odaklanmaya çağırıyoruz.
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Yönetim Kurulu
1 Eylül 1922…
Başkomutan,“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!..” emrini verir.
Türk Ordusu, 10 günde yaklaşık 450 kilometre yol alır ve İzmir’i kurtarır.
Bu hız, İkinci Dünya Savaşı’nda “Yıldırım Harbi Doktrini”nin temelini oluşturur.
Savaşta, Yunan subayları Mustafa Kemal’e, “Kaya Adam” adını takarlar.
Kendi komutanları Hacianesti’ye de, “Dik kafalı aptal” derler.
Deniz Gezmiş’i tutuklayan Subay sormuş:
Oğlum sizin derdiniz ne?
Deniz;
Bu milletin özgürlüğü..
Bu milletin bağımsızlığı.
Başçavuş köye doğru bakarak:
Hangi millet...?
Sizi ihbar ederek, sizin özgürlüğünüzü bitiren şu millet mi ?
Sivas'ın Gemerek ilçesinde etrafı sarılarak yakalanmıştır.
16 Mart 1971
Lviv, 1941.
A young Jewish woman sits on the pavement, stripped naked, surrounded by a hostile crowd.
She tries to cover herself with her hands; her clothes lie discarded beside her. People stand and watch. One person reaches down toward her head as she looks directly into the lens.
Look at her face.
There is fear, shock, and profound humiliation. But beneath the cruelty surrounding her, there is something immutable:
her fundamental humanity.
She had a name.
A family.
A home.
People who loved her.
A future she was never allowed to claim.
The image was captured on 8mm film by German personnel. Later discovered by U.S. forces in an SS barracks in Augsburg, the footage is now preserved in Holocaust archives—a permanent record of an atrocity that was meant to be forgotten.
Before the Holocaust, more than 200,000 Jews called Lviv home. Under Nazi occupation, that community was systematically persecuted, deported, and murdered. Only a fraction survived.
During the 1941 pogroms, Jewish men, women, and children were targeted relentlessly, with women subjected to targeted, public degradation.
This photograph captures more than physical violence. It captures the mechanics of dehumanization—the deliberate, witnessed destruction of a human being's dignity.
We may never learn this woman’s name.
We may never know her final moments.
But by looking at her face, we refuse the ultimate aim of her tormentors: to erase her from memory.
We remember that she was someone.
SÜKÛT İKRARDAN GELİR
PKK açılımındaki son gelişmeler karşısında bir kısım muhalefetin ne yapacağını merak ediyor insan.
Hâlâ yüzsüzce Atatürk’ün adını kullanan CHP’nin mutlak butlancı lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medyada Türkçe, Kürtçe ve Arapça mesajlar paylaşarak iktidar destekçiliğini sergiliyor.
Her fırsatta “Atatürk’ün partisiyiz” iddiasında bulunan YENİ Parti yönetiminin ise sanki bu olaylar hiç yokmuş gibi davranarak meydanı AKP+MHP+DEM/ Öcalan ittifakına bırakmış olduğu görülüyor.
Çerçeve yasaya evet oyu veren TİP de bu sarsıcı gelişmeler olurken derin sessizliğini koruyor.
Ama vatandaş soruyor: Türkiye’nin hamiliğinde 4 parçalı Kürdistan ve açıkça ümmetin öne çıkarılması konusunda bu adı geçen muhalefetin bir fikri var mı acaba? Hani PKK terör örgütüne af getiren çerçeve yasaya “demokrasi”diyerek destek verdiler ya, bu gelişmelere de sessiz kalarak mı yol veriyorlar acaba...
Öyle ya; sükût ikrardan gelir!