Göz göre göre, Anayasa ve yasalar çiğnenerek Türkiye Cumhuriyeti içinde, Devletin parasıyla, ayrı bir devlet inşa etmek istiyorlar. Bunlar suçtur. Buna göz yummak suça ortaklık olur
" terörsüz Türkiye" sürecini ayrı kürt devleti inşa süreci olarak algıladıkları çok açık
Buna göz yumulamaz
#Azerbaycan'ın 1991 yılında ilan edilen tam bağımsızlık gününü temsil eden 15 Haziran Milli Kurtuluş Günü vesilesiyle Azerbaycanlı kardeşlerimizi en içten dileklerimizle tebrik ediyor, Azerbaycan’ın Umummilli Lideri Cennetmekan Haydar Aliyev’i rahmet ve saygıyla anıyoruz.
BAKANLIK AÇIKLAMASI
İsrail Hükümeti’nin 1915 olaylarıyla ilgili olarak kabul ettiği siyasi karar, başta Filistin halkına yönelik işlenen insanlık suçları olmak üzere, Orta Doğu’da yürüttükleri devlet terörünü örtbas etmeye yönelik beyhude bir girişim niteliğindedir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde, Filistinlilere karşı soykırım uygulamak suçuyla yargılanmakta olan İsrail Hükümeti tarihi ve hukuki gerçekleri görmezden gelmekle kalmayıp tarihi olayları kendi amaçları için istismar etmeye devam etmektedir.
Aleyhine uluslararası tutuklama emri çıkarılmış olan Netanyahu ve işbirlikçilerinin tüm dünya önünde gerçekleştirdikleri insanlık suçlarını hiçbir mazeretle örtbas etmeleri mümkün değildir.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile giderek derinleşen askeri ve stratejik işbirliği marifetiyle Orta Doğu'da izlediği yayılmacı ve provokatif politikaları Doğu Akdeniz'e de taşıyan İsrail Hükümeti'nin Anavatan Türkiye'yi hedef alan bu son siyasi girişimi, bölgenin istikrarını bozmaya yönelik çabalardan birini teşkil etmektedir.
Netanyahu Hükümeti'nin yayılmacı politikalarına karşı uluslararası hukuk temelinde ilkeli bir tutum sergileyen ve Filistin halkına yönelik işlenen ağır insanlık suçlarına karşı en güçlü şekilde sesini yükselten Anavatan Türkiye'yi hedef alan bu siyasi karalama girişimini lanetliyor ve şiddetle kınıyoruz.
Soykırım dahil her türlü insanlık dışı muameleye maruz kalmış olan Kıbrıs Türk halkı olarak Filistinli kardeşlerimizin haklı davasını her zaman desteklemeye ve yanlarında olmaya devam edeceğimizi bu vesileyle bir kez daha yineler, İsrail’i Orta Doğu’da yürüttüğü şiddete derhal son vermeye çağırırız.
Adam ülkenin Türklük yükünü tek başına sırtlıyor resmen. Gittiği her yerde Türkiye’yi ve Türk dünyasının kardeşliğini en güzel şekilde temsil ediyor. 🇹🇷🇰🇿
AKP milletvekilinin diploması sahte çıktı…
AKP Milletvekili Nimet Özdemir’in mezun olduğunu iddia ettiği Conley Üniversitesi’nin dünyanın hiçbir ülkesinde tanınmadığı ortaya çıktı.
♦️Üniversitede herhangi bir akademisyen çalışmıyor.
▫️Üniversite dünyanın hiçbir yerinde tanınmıyor. Pakistan bile tanımıyor.
♦️Yükseköğretim Kurulu tarafından AKP’li Vekil Nimet Özdemir’in diploması geçersiz sayılıyor.
🔻Türk Ortodoks Topluluğu:
“Eski Türkiye'de elinde bebek katilinin fotoğrafıyla toplanmaya değil 10.000 kişi, 10 kişi bile cesaret edemezdi.
Tanrı için hakkı savunacak ve kanlı terörün karşında olacağız.
Tanrı ülkemizi korusun.”
“Tandoğan kararını vermiştir!
Ankara sözünü söylemiştir!
Türkiye hükmünü ilan etmiştir!
Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, gaflete ve ihanete karşı bayrak açıyorum, düşün peşime!”
Türkiye, Ege'de adalardaki uluslararası haklarını neden aramıyor?
Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşında yenildikten sonra bile Ege'deki adalardan vazgeçmemiştir.
Savaşlar nedeniyle Adalar, geçici İtalyanlara verildi ve eğer adalar bir şekilde el değiştirecekse asıl sahibine döner prensibiyle anlaşıldı. Yani İtalyanlar, eğer adalardan çekilirse geri Osmanlı Devleti'ne iade edecekti.
1912 (Uşi Antlaşması): Osmanlı, Balkan Savaşları tehlikesi yüzünden adaları geçici olarak İtalyan yönetimine bıraktı. Amaç, adaların Yunanistan'ın eline geçmesini önlemektir.
Bu prensip Lozan Antlaşmasında da korundu. Bu temel şart nedeniyle İkinci Dünya Savaşında hem Alman hem İtalyanlar adaları Türkiye'ye teslim etmek için başvurdular.
İngiltere Dışişleri Bakanı Anthony Eden, Şubat 1945'te adalardan Türkiye’ye yakın olanların Türkiye tarafından talep edilmesini önermiştir.
Türkiye, 1947 Paris Barış Konferansına taraf olmamıştır. imzalamamıştır ve tanımamıştır. Bu nedenle günümüzde de adalarda hukuki olarak hak sahibidir.
Yunanistan'ın birçok adada varlığı uluslararası hukuk bakımından işgal olarak tanımlanmaktadır.