Birini sevmenin en zor kısmı onun ve senin iyiliği için uzaklaşmayı seçmektir. O tekamül yolunda ilerleyecek ve yeni deneyimler edinecek uzaktan bileceksin, korumak müdahale etmek isteyeceksin ama uzaktan sadece iyiliğini isteyeceksin.
Farkındalıgın buruklugu.
Bir şeyi ne kadar sıkı tutarsan, o kadar kayıp korkusu büyür içinde. Beklentinin ağırlığı, hayatın akışını boğar. Oysa Murphy Kanunları bize şunu fısıldar: “Ters gidebilecek her şey, bir noktada ters gider.” Israr ettikçe geciken, zorladıkça dağılan şeyler bundandır. Çünkü hayat, kontrol etmeye çalıştığın yerde değil; bıraktığın yerde akmaya başlar. İstemeyi bıraktığında aslında vazgeçmiş olmazsın, sadece zorlamayı bırakırsın. Ve tam o anda, olması gereken kendiliğinden yolunu bulur. Belki de aradığın şey, peşinden koştuğun için değil; durup nefes aldığında sana yaklaşacaktır.
bu programa seyir zevkini veren şey kesinlikle ali ihsan varol’un sunumuydu her akşam eve gelince çay demleyip bi kelime oyunu izleme zevkimiz vardı onun da içine ettiler ibrahim selim sunmaya başladığından beri teve2’nin kaçıncı kanalda olduğunu unuttuk durum bu maalesef
Geçenlerde izlediğim ve etkisini hissettiğim çok güzel bir filmdi. Gülcan'nın çok güçlü bir karakter olması ve İbrahim'e karşı olan masum ve büyük sevgisine rağmen İbrahim'in onu unutması... İbrahim tam anlamıyla bir"hayal kırıklığıdır."
Türkan Şoray'ın Dönüş adında bir filmi var. Kocası Almanya'da, mektup yazacak. Ama okuma yazma bilmiyor. Öğretmen ona öğretecek. A, B, C... Derken Türkan Şoray diyor ki: "Bütün harflerle uğraşmayalım, hemence İbrahim yazayım nolur.."
bir yerlere varmadan yürümeyi, gün batımlarını, iyi gelen şeyleri sürdürmeyi sevmek; belki hiçbir yere yetişme telaşı olmadan, sadece kalbinin attığı ritimde yürüyebilmek. varmaya değil kalmaya, hissetmeye, yolu olduğu gibi kabul edip devam edebilmeye.