Türkiye’de pek konuşulmayan bir gerçek. Konu aslında çok katmanlı ama size İtalyadan bir örnek. Tarım rayına oturmadan Türkiye sanayide rekabetçi olamaz! Bir de bu açıdan bakın…
SON DAKİKA | Eski Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, CHP’den istifa etti:
“Ben yasa oyunlarıyla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olan Kılıçdaroğlu’nun olduğu CHP’den istifa ettim. Atatürk’ün kurduğu CHP her zaman ruhumda ve kalbimde yaşıyor.”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tanık sıfatıyla bilgime başvuruldu. Olayın kamu vicdanı adına tüm boyutlarıyla aydınlatılmasında yargı süreçlerine duyduğum saygının gereği olarak, o dönem yaptığım yayınlarda kullandığım ifadenin hiçbir art niyet içermediğini toplumun birlik ve beraberliğine hizmet amacı taşıdığını samimi ve eksiksiz şekilde yetkili makamlara aktardım. Yine kamu vicdanı adına maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sağlamak amacıyla tüm soruları tam bir şeffaflık içerisinde yanıtladım. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Herkese Merhaba, geçtiğimiz perşembe gününün ilk saatlerinde, yaşadığım bölgeden sorumlu jandarma birliği tarafından, BirGün gazetesinin bir paylaşımında okuduğum, "Kanuni Sultan Süleyman şakası nedeniyle ceza alan komedyen" haberi üstüne yaptığım yorumum gerekçe gösterilerek, "halkı alenen kin ve düşmanlığa teşvik" suçlamasıyla gözaltına alındım. Cep telefonuma ve kimliğime el konuldu. Cep telefonumun şifresini orada ve o dakikada verdim. Gözaltı işlemlerimin ardından İstanbul Emniyet Md. götürüldüm. İlk alınışım ve serbest bırakılışım arasında bana toplam dört kere sağlık kontrolü yapıldı. Gözaltı sürecim boyunca -bakış dahil- hiçbir kötü muameleye maruz kalmadım. "Çağlayan Adalet Sarayında" alınan savcılık ifademde, temmuz ayı boyunca paylaştığım tüm sosyal medya mesajlarım önüme bir klasör halinde konuldu ve bunların, bana isnat edilen suçun unsurlarını taşıdığı söylendi. Ailemden aldığım eğitim; mesleğim ve mesleğimin yapılış ve sahneleniş prensipleri nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme" suçu işleme imkânım olmadığını, bu suçlamayı reddettiğimi ve mümkünse suçlamalarına başka bir kulp bulmalarını rica ettim. Ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine gönderildim. Kısa süren yargılanmam ardından, yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezasına çarptırıldım. Bilgisayar kullanmadığım ve cep telefonuma el konulduğu için sonrasında haliyle kimselerle iletişim kuramadım. Arayanlara, soranlarla çok teşekkür ederim. İstemeden sebep olduğum, aile büyüklerimin akan gözyaşları ve iç sıkıntıları dışında hiçbir üzüntüm yoktur. Tüm paylaşımlarım istisnasız X hesabımda durmaktadır, duracaktır, yenileri paylaşılacaktır, dolayısıyla susmam ve susturulmam mümkün değildir. Evlâtlarımız ve ülkemiz için aydınlık bir gelecek talebi hapsedilemez. Sevgilerimle.
Soyadı Arapça kökenli. “Yanmış” anlamına geliyor. Neden o soyadını taşıdığını ise şöyle anlatıyor:
“22 Haziran 1822’de büyükbabamın büyükbabasının babası, Kaptanı Derya Ali Paşa, Sakız Adası’nda şehit oldu. Rumların, Osmanlı’ya ilk büyük isyanı 1822 yılında İngilizlerin kışkırtmasıyla başlayan Sakız isyanıdır. Bu isyanı bastıran kumandan, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Kaptanı Derya Ali Paşa 5. kuşak büyük babamdır.
İsyan bastırıldıktan ve kontrol Osmanlı donanmasına geçtikten sonra, Osmanlıların amiral gemisini ateş kayıklarıyla düzenlediği saldırıda yakmayı başaran ve Yunanların ‘Kara Ali’ dediği büyük büyük büyük dedemi şehit eden Kanaris adlı gözüpek Yunan denizci, kendi ülkesinin milli kahramanlarından biridir. Bu olaydan sonra başbakanlık makamına kadar yükselmiştir. Sakız Adası’nın en büyük meydanındaki en büyük heykel, bu olayın anısına dikilmiş Kanaris’in heykelidir. Bu acı olaydan sonra Mahrukizade olan aile lakabımız, 1934 Soyadı Kanunu’yla birlikte, ‘ateşte yanmış’ anlamına gelen Mahruki olmuş ve ailemize şerefli bir miras olarak kalmıştır.”
Torun Ali Nasuh Mahruki’nin tutuklandığını duyunca aklıma şehit dedesi Ali Paşa geldi. Ne acı; iki asır önce Osmanlı’nın uçsuz bucaksız mavi denizlerini korurken şehit olan bir komutanın aynı adlı torunu, bugün “halkı düşmanlığa tahrik ediyor” denilerek bir avuç mavi gökyüzüne hapsedildi…
Nasuh Mahruki sadece düşüncelerini ifade ettiği için cezaevinde. Onun bu ülke için, insanlar için yaptıklarını hayal bile edemeyecek olanlar şimdi onun hakkında atıp tutuyor. Adaletsizlik altında eziliyor bu ülke.
Sabahtan beri yazılanları, çizilenleri okuyorum. Neredeyse kimse Oğuzhan Uğur’a sahip çıkmıyor. Ne oldu bize arkadaşlar? İnsanlardaki güven duygusu bitmiş olabilir ama Oğuzhan en zor zamanlarda halkın sesini duyurmaya çalıştı. Depremzedelerin feryadını ondan duyduk, trafik kazası mağdurlarını ondan duyduk. Size sadece tek bir sorum var: Günlerdir troller Oğuzhan Uğur’u hedef gösteriyor, eğer Oğuzhan muhalif olmasaydı yine de böyle gözaltına alınır mıydı? İfadeye çağırırsın, gelir, ifadesini verir. Böyle gözaltına almaya, kameralarla afişe etmeye gerek var mı? Tutuklu yargılamaya karşıyım! Oğuzhan Uğur serbest bırakılmalı!
10.07.2026
Çok Kıymetli Ekrem Başkanım,
Silivri'den gönderdiğiniz 07.07.2026 tarihli mektubunuz elime ulaştı. İçinde bulunduğunuz koşullarda dahi şahsımı ve çiftliklerime yapılan haksızlığı düşünmeniz, kaleme sarılıp bana yazmanız beni derinden duygulandırdı. Bu incelik, sizin nasıl bir insan olduğunuzun en açık ifadesidir.
Ancak Başkanım, asıl haksızlık alenen size yapılmaktadır. Binlerce yıl hapis istemiyle, yüzlerce suçlamayla yargılanan bir insana savunması için yalnızca birkaç saat tanınmasını, hukukun en temel güvencesi olan savunma hakkının bu şekilde budanmasını bütün milletimiz gibi ben de ibretle izledim. Salondan çıkarılırken dahi başınızı dik tutmanız, o kürsüden millete dönerek konuşmanız hepimize güç ve umut oldu. Benim çiftliklerime yapılan, sizin şahsınıza ve milletin iradesine yapılanın yanında küçük kalır.
Sizinle aynı safta bu mücadelenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in arkasında dimdik duruyoruz. Bu ceberut sistemin yalnızca seçilmişlere değil; üreten çiftçiye, hayvancıya, toprağına emeğini veren herkese verdiği zararı her gün sahada görüyor ve yaşıyoruz. Bana yöneltilen hukuksuz müdahaleler de bu mücadelenin bedelidir; onurla taşıyorum. Sizin ödediğiniz bedelin yanında ise sözü bile edilmez.
Mektubunuzda yazdığınız gibi, farklı ve doğru düşünceye tahammülü kalmamış, sadece makam tereddüdü ve kaygısıyla işlem yapan kurumların aziz milletimize ve cennet vatanımıza verdiği zarar ortadadır. Ama ben de sizinle aynı inancı taşıyorum: 86 milyon yurttaşımızın irfanı ve vicdanı bu kötülüğe mutlaka dur diyecektir. Toprakla uğraşan bir insanım; ekilen her tohumun günü gelince başak verdiğini, en çetin kışların ardından baharın mutlaka geldiğini bilirim. Sizin bugün katlandığınız bedel, bu millete adalet, hukuk ve umut olarak geri dönecektir.
Siz orada yalnız değilsiniz. Partimiz, örgütümüz ve bu ülkenin dört bir yanındaki milyonlar sizinle. Bu zor günleri, sizin de yazdığınız gibi, büyük mücadele azmiyle hep birlikte aşacağız.
Sayın eşiniz Dilek Hanım'a, evlatlarınıza ve muhterem babanıza saygılarımı; sizinle aynı haksızlığa uğrayan tüm arkadaşlarınıza selamlarımı iletirim. Özgürlüğünüze, ailenize ve milletinize kavuşacağınız o güzel günde buluşmak dileğiyle.
Sevgi ve saygılarımla,
Sencer Solakoğlu
CHP Gölge Kabinesi Tarım ve Orman Bakanı
Anne ve babalar duysun! Ülkemizde 1’000’000 üzerinde hayvancılık işletmesi var ve sadece 1300 civarında Brusella ve Verem olmadığı test edilmiş işletme mevcut. Gıda güvenliği hiç öncelenmiyor. Videonun sonuna doğru bazı ürünlerin fiyatlarına da değiniyorum. İyi seyirler
Tahliye kararı verilirse, üç harfli marketlerin önünden geçmeyeceğime söz veriyorum. Ancak, ‘SIĞINMACILARIN BU ÜLKEYE VERDİĞİ ZARARA SESSİZ KALIRIM, TERÖRİSTBAŞINI AFFETSİNLER, BEN SESİMİ ÇIKARMAM.’ diyemem.
“…Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”
Srebrenitsa Soykırımı’nda yaşamını yitiren kardeşlerimizi rahmetle anıyor; bu insanlık suçunu işleyenleri ve sessiz kalarak ortak olanları lanetliyorum.
Dileğimiz, benzer acıların bir daha hiçbir coğrafyada yaşanmamasıdır.
Unutmayacağız. Çünkü unutulan her insanlık suçu, yenilerine cesaret verir.
Millet doğrulup yola koyulalı çok oldu.
Bu saatten sonra baskıyla, operasyonla yürüyüşümüzü durduracağını sananın aklına şaşarım.
Adana’dayız.
Milletin arasındayız.
Dimdik ayaktayız.
Bu da size dert olsun!