Kızılay Ahbap'a çadır SATMADI.
Kızılay Ahbap'a çadır SATMADI.
Kızılay Ahbap'a çadır SATMADI.
Kızılaya da çadır üreten firma, başka ülke için ürettiği ürünleri sattı.
Bunu anlamak bu kadar mı zor?
Ama dertleri zaten anlamak değil.
Bir hanım profumuz Adalet Bakanının Kızılaya 150 bin TL bağışlamasını, "Benim maaşım yeni 150 bin oldu. Yargı zengin, biz fakir" paylaşımı ile eleştiriyor.
Bakan Gürlek "Bir tazminat davasından kazandığı 150 bin TL'yi Kızılaya bagışladığını duyurmuştu.
Akademik ünvanlar bu kadar kolay elde edilememeli !
Mustafa SARIGÜL'ün oğlu dünyanın en pahalı evlerinin bulunduğu İstanbul Acarkent'de oturuyormuş.
Evinin fiyatının 250-300 milyon arası olduğu tahmin ediliyor.
Bu oğlan Dünyanın en pahalı otomobili olan Lamborginiye özel sipariş verip sahip olmuş.
Bu oğlan 6 şubat depreminde AHBAP derneğine 2 Milyon dolar bağışlamış.
Duydum ki anası yaşındaki Sibel CAN ile sevgili olmuş, 1 Milyon dolarlık yüzük hediye etmiş.
İ.Melih'in, Mehmet AĞAR'ın üst düzey AKPlilerin kumarcı pudracı oğlanlarını, tarikat şeyhlerinin 30 milyonluk çakarlı Mercedes ve korumalarla gezen kızlarını anlatmaya zaten gerek yok.
Bu nasıl Devlet?
Benim sosyal medya paylaşımlarım nedeniyle hesabıma yatan 69 Doların peşine düşen Devlet bu eşşek sıpalarına neden sormaz?
Gel buraya... sen ne iş yaptın nereden kazandın bu kadar parayı?
Bu kadar serveti elde etmek için ne kadar vergi ödedin? demez.
Manifest projedir!
İsrail ürünlerinin sponsorluğunda aileyi çökertme, eşcins@el sapkın ilişki biçimleri oluşturma, toplumu çökertme projesinin bir uzantısıdır!
Manifesto konserinde “Hilal evlen benimle” diye bağırıyor bir kız!
Amaçları çok açık:
Küçük kızları cezbeden kıyafetler, ayartıcı, pespaye hareketlerle önce ikonlar ve hayranlık üretiliyor, sonra köleleri.
Aileler öldü mü?
Çocuklarınıza neden sahip çıkmıyorsunuz?
Bu nasıl bir sorumsuzluktur
İntihar bu!
Devlet uyuma! intihardır öyle!
@tcailesosyal@TC_icisleri
300 küsür İslâmî STK yardım dağıttı depremde, hiç birinde leke çıkmadı.
'1 tane' seküler dernek vardı, o da premium hırsız çıktı.
"Testi içindekini sızdırır."
Depremden 2 gün sonra gazeteci Cüneyt Polat'ın provokasyon yapan Haluk Levent-Oğuzhan Uğur ve avanesi hakkında 10 milyon izlenen tarihi açıklaması tekrar gündem oldu:
Daha önce açıkça söyledim;
Muhalefetin bu halde olmasının ana nedeni, Now tv, Sözcü tv, Halk tv gibi olayları çığrından çıkaran yayınlar yapan ve sürekli aşırı karamsarlık pompalayan propaganda kuruluşları.
İnsanları delirttiler.
O kanalları kim izlese, 1 haftaya delirir.
Sayın Adalet Bakanım,
Sabrım artık taşmak üzere. Aylardır sizinle görüşebilmek için bekliyorum. Her defasında "Tamam Yasemin Hanım, inşallah" denilerek umutlandırılıyor, ancak somut bir adım göremiyorum.
Bir anne olarak artık sesimin duyulmasını istiyorum. Adalet beklemek bu kadar zor olmamalı. Bu yaşadığımız belirsizlik ve sessizlik, acımızı her geçen gün daha da büyütüyor.
Lütfen bu zulme son verin. Ben yalnızca evladım ve tüm çocuklarımız için adalet istiyorum. Mücadelemden vazgeçmeye hiç niyetim yok. Hukuk ve adalet içinde, sesimi duyurmaya devam edeceğim.
Saygılarımla.@abakingurlek
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Ekrem’i hırsız olmadığı için değil,
Erdoğan düşmanı olduğu için destekliyorlar!
Onlar için hırsızlığın, ahlaksızlığın ve fetöcülüğün bir anlamı yok!
Dünyalarını yıkan Erdoğan’ın düşmanı olsun yeterli..
Meselenin özeti bu kadar!
Avrupa bu işte. Daha dün burada eğilip bükülüyorlardı;
Avrupa Birliği'ne bağlı Avrupa Parlamentosu'nda alınan kararla, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türk askerleri tarafından cinsel istismara uğradıkları iddia edilen Rum kadınları ile kız çocukları, resmi olarak "suç mağduru" ilan edildi…
Bir kıtanın tamamı haysiyetsiz olur mu? Oluyor işte. Özellikle ordumuza saldırıyorlar. Biz de bunları koruyacağız, öyle mi??
İş bu fikstürle başlıyor.
Fenerbahçe, sezonun ilk haftalarında çoğu zaman lige yeni çıkan, yüksek motivasyonla oynayan takımlarla karşı karşıya geliyor. Buna ek olarak ligin güçlü rakiplerine deplasmanda gitmek zorunda kalıyor. Bu süreçte yaşanan puan kayıpları sadece puan tablosunu değil, takımın moralini de etkiliyor.
Ardından tartışmalı hakem kararları geliyor. Bir tarafa kolay çıkan kartlar, diğer tarafa gösterilmeyen kartlar… Hakeme yönelik itirazlar, sert oyun ve yıldırma çabaları çoğu zaman aynı standartta değerlendirilmiyor. Futbolcu açısından bakıldığında ise ortaya şu duygu çıkıyor: “Ne yaparsam yapayım emeğimin karşılığını alamıyorum.”
Bu algı yerleştiğinde iş sadece futbol olmaktan çıkıyor. Takımın özgüveni azalıyor, saha içindeki cesareti kırılıyor. Puan farkı açıldıkça tribünlerin sabrı tükeniyor, baskı büyüyor ve bu kez futbolcu kendi taraftarının tepkisiyle de mücadele etmek zorunda kalıyor.
Modern futbolda mücadele sadece sahada oynanmıyor. Psikoloji de oyunun önemli bir parçası. Adil ve tutarlı bir rekabet ortamı sağlanmadığında, bunun etkisi yalnızca puan cetveline değil; futbolcunun özgüvenine, takımın direncine ve taraftarın umuduna kadar uzanıyor.
TFF uygulamaları ve aldığı kararlarla adil ve şeffaf olmalı ve bu işte birinci gün fikstür çekimi işe sağlanmalı. Gereksiz kısıtlar iptal edilirken, en azında uluslararası kabul görmüş bir şirkete denetim yaptırılmalı . Yoksa hep şaibe aranacak, hep tartışma olacak.
@Fenerbahce İte it gibi davranan yönetimi tebrik ediyorum.
Kim nasıl hakkediyorsa öyle davranılsın.
Toksik, beyinsiz, transferden başka bir boktan haz almayan sosyal medya taraftarlarına da it gibi davranılsın. Yeter artık kulübü zora sokma işleri.
Bawi mnie to, że odkąd nowe władze z SZEFEM Azizem odcięły wszystkich Yagizów od klubowego „źródełka”, ci wyraźnie zaczynają szaleć. W końcu to właśnie Fenerbahce klikało się najlepiej.
Co najlepsze, nawet Romano nie wiedział o transferze Ake. Klub ogłosił go najpierw we własnym radiu i dopiero wtedy informacja poszła w świat. Tak właśnie powinno się to rozgrywać – na własnych zasadach, a nie pod dyktando medialnych przecieków.
I szczerze? Cieszę się z tego. Cała ta moda na dziennikarzy od „Here we go” zabija niespodzianki i odbiera kibicom sporą część radości z oficjalnych ogłoszeń transferów.
Fransa'ya tatil için giden Litvanyalı bir kadın emlak danışmanı, KKTC konutlarını pazarladığı için tutuklandı ve yargılanmak için Rum yönetimine iade kararı alındı.
Rum yönetimi kadın için 2025'de tüm Avrupa ülkelerinde geçerli olan AVRUPAİ TUTUKLAMA EMRİ çıkarmıştı. Kadın 19 yıl hapis istemiyle yargılanacak. Bu tutuklama ile Rum yönetimi şimdiye dek aynı suçlamayla 5 yabancı ve 1 Kıbrıs Türkünü tutuklamış oldu. 90 civarında Kıbrıs Türkü için de Avrupai tutuklama emri çıkardı. Bu kişiler Avrupa ülkelerine gidemiyor.
Rum yönetiminin 3 amacı var:
1- Yabancıların KKTC 'den mülk almasını önleyerek, eski Rum mülkleri üzerindeki yapılaşmayı önlemek
2- İnşaat sektörünü ve KKTC ekonomisini çökertmek
3- KKTC'nin sözde " işgal altındaki Rum topraklarında kurulan yasa dışı bir yönetim olduğu ve buradaki herşeyin yasa dışı ve suç teşkil ettiği" safsatasını Dünyaya yaymak
Rum yönetimi daha önce böyle tutuklamalar yaptığında, MÜTEKABİLİYET İLKESİ ÇERÇEVESİNDE MİSİLLEME YAPILMASI GEREKTİĞİNİ savundum.
Türkiye ve KKTC, " AB ve BM bizi kınar" korkusuyla, ciddi hiçbir önlem almadı, protesto bildirileri ile yetinildi .
Oysa yapılması gereken Ruma anladığı dilden konuşmak.
Bu çerçevede şu adımlar atılmalı:
1- Rum yönetiminin her tutuklamasında Maraş'ın bir sokağının yerleşime açılması
2- Güneydeki Türk mülklerini gasp edenler ve bu yönde işlem yapan Rum siyasiler hakkında KKTC mahkemelerinden tutuklama kararları çıkarılması
3- Tutuklananlar serbest bırakılmadan Rum yönetimi, BM ve AB ile Kıbrıs sorununun çözümü yönünde hiçbir görüşme, konferans ve toplantı yapılmaması
4- Rum yönetiminin bu saldırganlığa devam etmesi ve tutukladığı kişileri serbest bırakmaması halinde, KRİZ YÖNETİMİ uygulayarak Limasol ve Larnaka limanları ile hava alanlarına abluka uygulanması, Rum turizminin ve ekonomisinin bu yolla çökertilmesi
Rum yönetiminin anladığı dil budur.
Güçlü Türkiye ve KKTC, cüce Rum devletinin bu saldırganlığına boyun eğemez, protesto bildirisi ile geçiştiremez.
Onları yaptıklarına pişman etmezsek bize de yazıklar olsun!
Dünyaca ünlü Filistin kökenli Amerikalı modeller Bella ve Gigi Hadid'in babası Muhammed Hadid:
"Artık ateşkes filan istemiyoruz. Terörist İsrail devletinin yok edilmesini talep ediyoruz. Böyle bir şiddeti üreten bir devletin var olmaması gerekir."