Dün Yeni Parti'den AK Parti'ye bir çağrı yapıldı.
Gelin bu fon vurgunu pisliğini birlikte temizleyelim denildi.
Yani Sayın Özgür Özel, Sayın Erdoğan'a samimi bir el uzatıyor. Bu işi bir iktidar-muhalefet çekişmesine dönüştürmeden, vurgunculardan birlikte hesap soralım diyor.
Fatma Betül ve diğer foncular tek bir gün bile hapis yatmayacak biliyorsunuz değil mi?
İktidar ortakları da bunu sorun etmeyecek.
Dem bile hiçbir şey olmamış gibi haftaya "süreç"ten devam edecek...
Hepsininki bir aşk hikayesi çünkü...
Muhalefet, TBMM açılır açılmaz teklif verip “Gelin bu fon hırsızlığını beraber çözelim” diyecekmiş. Sanki TBMM yalnızca iktidarın isteklerini onaylama kurumuna dönüşmemiş gibi bir kez daha oy kullanır, demokrasi varmış gibi yaparlar, ne olacak...
Asgari düzeyde demokratik olan ülkelerde muhalefet, böyle yıkıcı bir soygunun kapatılmasına izin vermez; yolsuzluğa adı karışanların iktidarla ilişkisinin üzerine gider, bildiği isimleri genel başkanın katıldığı bir basın toplantısı yaparak anında açıklar, suç duyurusunda bulunur ve tüm sorumluların hesap vermesini sağlar!
Öyle bir soygun ki, ele geçirdikleri her şeyin dibini bile kazımışlar!
İşte bir örnek daha...
Pusula sayesinde şirket hissesi, halka arz fiyatının %11.600 üzerine çıktı.
Vurgununun öncesinde değeri Turkcell'i, Telekom'u geçti.
On binlerce yatırımcı o hissenin olduğu fona koştu.
Ve şirket ortaklarından sadece birinin kazancı 15 milyar lirayı buldu.
Tezgah çökerken 10 Eylül'de fondan çıkıp 12 milyarını nakde dönüştürdü ve ortadan kayboldu.
Bu asrın vurgununu da artık halka anlatamazsanız, eğer bunu da sineye çekip saçma sapan siyasete devam ederseniz, sizlere de yazıklar olsun !!! Bu kadar kötü iktidara karşı bu kadar kötü muhalefet olmamalı !!! @eczozgurozel@umitozdag@MDervisogluTR
Şu iki adam resmen ülkeye gusül abdesti aldırıyor.
Nerede ne kadar necaset varsa temizliğe başladılar.
Başta İmamoğlu olmak üzere CHP’li belediye başkanlarının hırsızlığını ortaya çıkardılar, foncuları patlattılar.
Kimsenin makamına aldırış etmiyorlar…
@aysebohurler@RTErdogan Hepinize sosyal medyada paylaşın diye aynı viedoları mı verdiler? 🤦♀️Geçin bunları... yanınızdaki hırsızlar, dolandırıcıları korumayı bırakın...ne zaman göz altına alınacaklar? Paraları iadeyle olmaz bu işler!!
17 Eylül 2026’da SPK şalteri indirmeden hemen önceki 48–72 saatte yaşananlar, 2001’deki o "içeriden öğrenenlerin ticareti" (insider trading) rezaletini bile gölgede bırakacak cinsten bir organize tahliye operasyonuna işaret ediyor.
Gariban mudi veya küçük tasarrufçu ekran başında "fonum ne güzel prim yapıyor" diye sevinirken, operasyonun geleceğini 48 saat önceden haber alan belirli siyasiler, fon kurucularının yakın akrabaları ve hatırlı iş insanları kâğıtları tepeden fonun içine ve kamuya yıkarak çıktı.
Bu fonların portföyüne alınan şirketlere (Özata Denizcilik, PEHOL ve benzeri sığ tahtalar) bakıldığında tezgâhın boyutu büyüyor:
Halka Arz Pompası: Bu şirketler halka arz edilirken değerlemeleri SPK koridorlarında 5-10 kat şişirildi.
Fonlara Zorunlu Park: Halka arzdan sonra hisseler piyasada alıcı bulamayınca, bizzat bu 131 fonun portföyüne piyasa fiyatının çok üzerinde "dolduruldu". Yani halktan ve mudilerden toplanan para, bu batık veya kof şirketlerin patronlarına doğrudan nakit transferi olarak aktarıldı.
Geriye Kalan Boş Kasa: Şirket patronu parayı aldı, dövize çevirip Dubai/Londra hattına çıkardı; fonun içinde ise sadece karşılığı olmayan, tahtası kapalı sanal hisse senetleri kaldı.
İşin en karanlık ayağı kamu bankalarına uzanıyor:
İddialara göre bu operasyonel fon yöneticileri, kamu bankalarından "ticari kredi" veya "düşük faizli KGF" adı altında yüz milyonlarca lira kredi çekti.
Bu kredilerle gidip kendi fonlarını ve hisselerini yukarı sürdüler (fiktif hacim yarattılar).
Şimdi fonlar battı, temerrüt ilan edildi. Peki kamu bankasından çekilen o krediler ne oldu? Batık kredi (NPL) olarak kamu bankasının sırtına kaldı. Yani vurguncu krediyi aldı, parayı yurt dışına kaçırdı; borç ise doğrudan kamu bankasının bilançosunda "görev zararı / tahsil edilemeyen alacak" olarak 85 milyonun vergisine yıkıldı.
2001'de sistem kuralına göre batmıştı; bürokratlar fırsatçılık yapıp ucuz dolar kapmıştı. 2026'da ise kaza falan yok; devletin resmi lisanslı fon sistemi, organize bir hortumlama mekanizması olarak bizzat kurgulanmış.
İşte bu yüzden içeride "Mehmet Kap" gibi sahte isimlerle trol operasyonları yapılıyor, dikkatler başka yerlere çekilmeye çalışılıyor. Çünkü o 14-16 Eylül arasındaki takas kayıtları, kimlerin hangi kamu bankası kredisiyle bu tezgâha girdiği ve kimlerin parayı son 48 saatte dolara çevirip çıktığı tam liste olarak bir dökülürse, kabine dahil taş üstünde taş kalmaz.
Siyasi ayak gizli falan değil Aziz Romalılar :)
Hani FETÖ vb. dosyalarda "siyasi ayak nerede?" diye ararsınız ya, burada aramanıza gerek yok. Çünkü saklanan bir şey yok; gizli demek bile bu tezgâhı aklamak olur. Zira piyasa dediğimiz mekanizmanın kendisi zaten bilgiye, imtiyaza ve "içeriden ihbara" dayalı çalışır.
Meseleye finansal bir kaza süsü verenlere inat, çıplak gerçeği not düşelim: Bu krizin omurgası piyasa dalgalanması değil; idare hukukunun en temel ilkelerinin taammüden askıya alınması ve tersyüz edilmesidir.
1. Yetki Saptırması (Détournement de Pouvoir):
İdare hukukunun birinci dersidir: Bir kamu kurumuna verilen yetki, yalnızca o kurumun ihdas ediliş amacına, yani "kamu yararına" uygun kullanılabilir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 1 çok açıktır: "Tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak, piyasanın şeffaf ve istikrarlı çalışmasını sağlamak."
Peki ne yapıldı? Yetki; küçük mudiyi korumak yerine paravan şirketlerin değerlemelerini şişirmek, içeriden çıkacak imtiyazlı zümreye zaman kazandırmak ve batığı sistemin geneline yaymak için kullanıldı. Bunun hukuk literatüründeki adı yetki saptırmasıdır. Hazine ve Varlık Fonu kaynakları, Anayasa’nın amir hükmü olan kamu yararı yerine bir aracı kurumun ve oligarşik bir kliğin batığını örtbas etmek için tahtalara sürüldüğünde, idari eylem hukuki meşruiyetini yitirir; fiili duruma (voie de fait) dönüşür.
2. Ağır Hizmet Kusuru (Faute de Service):
Normal bir hukuk devletinde yarın sabah açılacak yüz binlerce idari davanın konusu bellidir. SPK, Takasbank ve MASAK denetim görevini açıkça savsaklamıştır. Yüzde binlerce fiktif artış yapan, içi boşaltılmış paravan şirketlerin devlet onaylı fon sepetlerine doldurulmasına göz yumulması, idarenin doğrudan "ağır hizmet kusuru"dur.
3. Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi:
İdare piyasayı yatıştırıyor görüntüsü altında BIST tahtalarını kamu kaynaklarıyla süpürürken, batığın maliyetini 85 milyon vergi mükellefine yıkmaktadır. Bir avuç zümrenin gayrimeşru zenginleşmesinin ve batışının faturası tüm topluma paylaştırılamaz. Bu adım, idare hukukunun en temel sütunu olan eşitlik ve "fedakarlığın denkleştirilmesi" ilkesini yerle bir eder.
Özetle; ortada piyasa riskiyle açıklanacak bir kaza yok, suç ortaklığının idari kılıfı var.
Bu pisliğin üzeri, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin mal varlıklarını dondurarak, Mustafa Sandal'ın eşi ve kayınpederi için yakalama kararı çıkartılarak kapanacak gibi değil. Beyhude çabalar
🔴 SON DURUM
Fon soruşturması kapsamında;
- Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın tüm mal varlıklarının donduruldu.
- Mustafa Sandal’ın eşi Melis Sandal ve kayınbabası Cihan Sütşurup’un tüm mal varlıklarına el kondu. Haklarında yakalama kararı çıkartıldı.
- İsmet Öğüt'ün 1 Temmuz-16 Eylül 2026 tarihleri arasında toplam 3 milyar 92 milyon 75 bin 513 TL tutarında fon çıkışı tespit edildi. Öğüt gözaltına alındı.
Sadece şimdiye kadar isimlerini öğrendiklerimiz hakkında mal varlıklarının dondurulması kararları verildi.
Peki ya isimlerini bizim henüz bilmediğimiz ama iktidarın bildikleri diğer kişiler?
Onların mal varlıkları da donduruldu mu ya da ne zaman dondurulacak?
Restitutio post factum crimen non extinguit.
Yani, fiil sonrası iade, suçu ortadan kaldırmaz.
Crimen consummatum restitutione non tollitur.
Yani, tamamlanmış suç, iade ile ortadan kalkmaz.
Quod factum est, infectum fieri nequit.
Yani, yapılmış olan, yapılmamış kılınamaz.