@awayfromesat Aslında kişi arttıkça denk gelme ihtimalinin arttığı değil de denk gelmeme ihtimalinin düştüğü bu sebeple aynı olma olasılığının arttığı söylense daha kolay anlaşılabilir
@Busraogen Bu durumdan aslında "biri" değiliz ve koşullanmalarımız farklı ortamlarda farklı şekillerde beliriyor ve kendini dışa vuruyor sonucu çıkarılabilir. Tüm bu koşullanma ve ortam ilişkisini de karakter olarak isimlendirirsek o hâlde hem öfkeli olan karakter olur hem de sakin olan.
@antonchedo Kraliçe I. Elizabeth zamanında şeker pahalı olduğu için diş çürüklüğü ve siyah dişler statü ve zenginlik göstergesine dönüşmüş, hatta halktan zengin gözükmek için dişlerini boyayanlar oluyormuş. Neyse ki dünya böyle dönemleri atlattı
Sırf elimizde bunu onaylayan bir kağıt ve o kağıt ile mülkiyet sahipliğini tanıyan bir toplum olduğu için kendimizi buna ikna ediyoruz. İşlevsel fakat ilginç bir yanılgı biçimi
Birilerine parlak taşlar, kağıtlar ya da dijital rakamlar veriyoruz, ardından bir aracıya gidiyoruz ve o aracı artık mülkü bize devrettiğini söylüyor, ona da birkaç nesne veriyoruz ve sürekli bir yerlere bunu vermeye devam ediyoruz, sonunda bu onaylardan güç alıp "benim" diyoruz.
Dikkat ederseniz ilk savunması "gel sen yap" ve işini ifade edişi "bu kadar insanı yönetmek", elbette anlık bir düşünceyle ortaya çıkmış olabilir fakat kamera önüne geçen insanlar kendilerine fikirlerine önem veren ufak bir kitle bulsa dahi ufak bir güç zehirlenmesi yaşıyor gibi. Bir de bu bana bir eğlenceden çok yarı hipnoz hâli gibi geliyor, başka bir hayata canlı bağlanıp kendi gerçekliğinden kopuyorsun.
@gulsumhokkass İnsanlar birbirinin gafletini destekleme ve arttırma eğiliminde, sırayla onaylaşıp güvende hissediyor ve devam etme motivasyonu ediniyorlar…
Duyu organlarımızın yaşadığı değişimi hafızamızla kıyaslayıp değişimi algılıyoruz, aslında bildiğimizi ve yaşadığımızı iddia ettiğimiz her şey bu duyuların farklı biçimlerde "belirmesi" denebilir belki, böyle düşününce de aslında evren dediğimiz şey bizim o sırada yaşadığımız andan ibaret gibi oluyor
Yine de hakikatin bu olmadığı bilgisi veya en azından sezgisi ile içsel bir bağımlılık olmadan yaşamakta bir sorun göremiyorum. Her şeyden vazgeçmiş olmak hiçbir kuralın ötesine geçilmese dahi bu ve buna benzer üst/alt her sistemin üzerimizdeki gücünü sıfırlamaz mı? Hatta belki de sistemden çıkma arzusu ve bir şeyleri aşma arzusu da bir noktada sistem dediğimiz bu oluşun hilelerindendir. Çok değil hiç kasmasak mesela, Mevlana, Buddha ve niceleri gibi...
@GmzTmm@getawayfrromme Kesinlikle motivasyonu bu olabilir fakat bu arzusunu yerine getirebilmek için bu canlılara nahoş bir tavır sergileyebilmesi naçizane yazdığım şeyle ilgili olabilir