Biri “sefalet içindeki aileler”den sorumlu bakanlık yapmış, diğeri lideriyle çekinmeden “fotoğraf çekinmiş” bu şahıslar nereden çıktı? Hangi iktidarın, hangi yaygın arsızlığın parçasıydılar? Böyle eylerken siyaseten, dinen, ahlaken ne vaaz veriyorlardı?
https://t.co/gMrHdzJg1O
AKP ve devlet bürokrasisindeki vurguncuları fon soygununa dahil eden aracı kişi olduğu öne sürülen Erdin Özel kısa, önceden çalışılmış savcılık ifadesinde hiçbir şey söylememiş desek yeridir.
Zaten savcılık da merak edip bir şey sormamış.
Milyarlarca liralık fonları yöneten bir portföy yönetim şirketinin SPK lisansı olmayan yönetim kurulu başkanı iken tutuklanan Erdin Özel önceden çalış(tır)ıldığı belli olan savcılık sorgusunda kararların kurumsal süreçlerle alındığını vurgulama, hisse yatırımlarını ekonomik beklentilerle açıklama ve fon ödemelerindeki aksaklıkları operasyonel sorunlarla ilişkilendirme çerçevesiyle kendi sorumluluğunu bu üç alanda sınırlandırmaya çalışmış.
1) Özel, ifadesinde Tera Portföy’de alım-satım kararlarının tek bir kişinin fikri, yönlendirmesi, emri veya talimatıyla alınmadığını; araştırma raporları, fizibilite çalışmaları ve ilgili organların değerlendirmeleri doğrultusunda işlem yapıldığını söylüyor.
Kararların kurumsal bir süreçten geçmiş olması işlemlerin kendiliğinden manipülasyondan uzak olduğunu kanıtlamayacağı gibi savcılık bu savunmanın gerçeği yansıtıp yansıtmadığını ortaya koyacak olan;
- Hisselerin alınması kararından önce hazırlanan araştırma ve değerleme raporları,
- Alım kararını veren komite veya yetkili kişilerin kayıtları,
- Fon yöneticileri, yatırım komitesi ve işlem masası arasındaki yazışmalar,
- Emir kayıtları, kullanıcı erişim kayıtları ve işlem zaman damgaları,
- Farklı fonların aynı hissede, aynı gün veya birbirini izleyen günlerde gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili kayıtları/belgeler araştırılacak mıdır?
Ve daha önemlisi bu raporların gerçekten işlem öncesinde hazırlanıp hazırlanmadığı, kararlara dayanak oluşturup oluşturmadığı ve gerçekleşen işlemlerin bu raporlarla tutarlı olup olmadığına da bakılacak mıdır?
Savcılık sorgusunda konunun bu kısmı merak edilmemiş ve herhangi bir soru yöneltilmemiş ama bir hisseye yönelik alımların ardından fiyat yükselmişse;
- Alımların büyüklüğünün şirketin finansal verileriyle uyumlu olup olmadığı,
- Fonların alım gücünün fiyatı ne ölçüde etkilediği,
- Aynı yöndeki işlemlerin koordineli olup olmadığı,
- Fiyat yükselişinden hangi hesapların hangi tarihlerde yararlandı(rıldı)ğı gibi soruların peşine düşülecek midir?
2) Erdin Özel hakkında, 25 Eylül 2026’da SPK’nın Özata Denizcilik (OZATD) hisselerindeki işlemler nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına ve iki yıl işlem yasağı uygulanmasına karar verilmişti. Özel, ifadesinde OZATD bakımından manipülatif işlem yapmadığını ve menfaat elde etmediği savunması yapmış. Ayrıca 25 Eylül 2026 tarihli SPK Bülteninden sonra 28 Eylül'de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla 500 bin TL ödeme yaptığını ve 30 Eylül'de SPK'ye başvurarak menfaat elde edip etmediğinin bildirilmesini istediğini söylüyor.
OZATD yatırımlarını Özel, şirketin faaliyetleri ve gelecekteki büyüme beklentileri üzerinden açıklamış. İfadesinde şirketin finansal yapısının güçlendiğini, askerî tersaneyle birleşme kararının açıklandığını ve ardından ana ortak Ataşev Denizcilik’in 11 Eylül 2026 tarihinde 2,1 milyon adet payın borsada işlem gören tipe dönüştürülmesi için süreç başlattığını belirtiyor.
Özel’in iddiasına göre bu açıklama piyasada potansiyel arz beklentisi yarattı; ertesi gün yayımlanan bir haberin ardından yaşanan düşüş de hisse fiyatlarını etkiledi.
Fonlar önemli açıklamalardan önce mi pozisyon aldı? Alımlar hangi kaynakla finanse edildi? Satışlar varsa kimlere yapıldı? Fonların işlemleri, şirket ortaklarının veya diğer hesapların işlemleriyle örtüştü mü? gibi bir dizi sorunun yanıtının verilmesi gerekiyor.
Ayrıca;
- Birleşme kararı ve şirketin finansal durumuna ilişkin açıklamalar gerçek ve doğrulanabilir olaylar ancak bunların hisseye hangi değeri kazandırdığı incelenme konusu edilecek mi?
- Fonların hangi tarihte, hangi fiyatlardan ve ne kadar alım yaptığı; bu alımların günlük işlem hacminin ne kadarını oluşturduğu araştırılacak mı?
- Fonların, şirket ortaklarının ve bağlantılı hesapların işlemleri birlikte incelenecek midir?
- Yalnızca fiyatın yükselmesi değil, yükselişten kimlerin hangi işlemlerle yararlandığı, yani kazanç ve menfaatin kimlere gittiği net olarak belirlenecek midir?
3) Özel, Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL) için de benzer bir savunma yapmış. Tera grubunun finans şirketlerinin bu yapı altında toplanması ve faaliyetlerin genişletilmesi beklentisinin yatırım kararında etkili olduğunu belirtiyor. Bu yatırımın nedeni de şirketin gelecekteki değer artışı beklentisi.
Bir şirketin büyüyeceği beklentisiyle hisse satın almak olağan bir yatırım davranışı olarak açıklanabilir. Ancak, aynı hisseye yönelen çok sayıda fonun alımları fiyatı olağandışı biçimde yükseltiyorsa, işlemlerin ekonomik gerekçesi ve koordinasyon durumu incelenmeyi hak ediyor.
Fonların TRHOL pozisyonlarının gün gün değişimleri,
Alım-satım işlemlerinin fiyat ve miktar dökümleri,
Fonların toplam varlıkları içinde TRHOL'ün ağırlığı,
İlgili dönemdeki şirket açıklamaları ve bunların işlem zamanlarıyla ilişkisi,
Fonlar, portföy yönetimi şirketi ve diğer hesaplar arasındaki emir ilişkileri gibi başlıkların araştırılıp araştırılmadığını hep birlikte göreceğiz.
4) Özel’in ifadesinin en önemli bölümlerinden biri fon ödemelerine ilişkin açıklamalar. Özel, portföy şirketlerinde fon dengelerinin korunması amacıyla repo ve ters repo işlemleri yapıldığını, bunların mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü ve ilgili kurumlara bildirildiğini söylüyor. Ardından yaşanan gelişmeleri şöyle açıklıyor:
Medyada çıkan haberler ve yatırımcılar arasındaki korku nedeniyle fonlardan para çıkışı talepleri oluştu,
Bu taleplerin toplamının yaklaşık 300 milyar TL'ye ulaştı,
Saklama ve operatör kuruluşlara ödeme emirlerinin fon yöneticisi tarafından verildi,
Ancak ilgili kuruluşlar, yönetimin talebine rağmen ödemeleri gerçekleştirmedi ve bu nedenle temerrüt yaşandı.
Özel bu anlatısıyla sorumluluğu fon yönetimi dışındaki ödeme ve saklama altyapısına yerleştirmiş oluyor. Ancak bu savunma fonların likit varlıkları, hisse senedi yoğunluğu, repo ve ters repo pozisyonları, vade yapısı ve yatırımcıların geri ödeme taleplerinin birlikte değerlendirilmediğini ortaya koymuş oluyor.
5) Erdin Özel’e ne Fatma Betül Sayan Kaya ne de AKP ve devlet bürokrasisinden isimlere dair tek bir soru sorulmamış. Sorulmayınca o da anlatmamış. Ancak ifadenin altında yabancı fonlar ve kişilerle ilişkileri içeren sorular yer almış.
AKP ve devlet bürokrasisinden birçok kişinin yer aldığı fon soygununda Fatma Betül Sayan Kaya gibi fütursuz davranmayıp kendi adıyla değil de 3. şahıslar ve yabancı şirketler üzerinden işlem yapanlar olduğunu düşününce bu kısım önem kazanıyor.
Özel ifadesinde, Aurelius, Rubellus, Shield ve Spectra adlı yabancı fonların sahibi Yahya Suna’nın ise Avusturya ve İsviçre merkezli şirketleri aracılığıyla gerçekleştirdiği işlemleri herhangi bir suçlama yöneltmeden anlatmış. Soruşturmada tutuklanan Erol Demirbaş’a ait PSI isimli fonun Lüksemburg'da kurulu bir fon olarak bildiğini, Türkiye'de yabancı yatırımcı kategorisinde değerlendirildiğini ve halka arzlara katıldığını söylemiş.
- Bu yabancı fonların gerçek sahipleri ve kazanılan paraların kimlerin hesabına aktarıldığı,
- Tera tarafından yönetilen fonlarla aynı hisselerde hangi tarihlerde işlem yaptıkları,
- Bu işlemlerin birbirini tamamlayan bir örüntü oluşturup oluşturmadığı,
- Aralarında para transferi, ortak hesap, vekâlet ilişkisi veya başka bir ekonomik bağ olup olmadığı,
- Birlikte hareket etmişlerse, bu hareketin belgelenebilir bir amacı ve piyasa fiyatlarına etkisinin olup olmadığı araştırılacak mıdır?
- Tera ve ilgili fonlarda yabancı yatırımcı görünümüyle işlem yapan kişi ve kurumlar bunlarla mı sınırlıdır?
seçim kampanyasında kızını kullandığın tayfun kahraman'a sor bakalım hayatın sonu muymuş değil miymiş arsız onursuz yüzsüz orospu evladı sen ne pislik bir herif çıktın ya
AKP Sözcüsü Ömer Çelik, 22 Ağustos'ta Bodrum'da Limak Filarmoni Orkestrası'nın konserine katıldı.
Bir sıra arkasında ise Özgür Özel'in kısa süre önce Çelik ile tatile gittiğini iddia ettiği ve 20 milyar TL ile yurt dışına kaçtığı öne sürülen Osman Arıkan Nacar bulunuyor.
Geçen hafta NewYork’taki BM toplantısı sırasında çekilen bu fotoğrafta, solda Akın Gürlek’in yanında duran kişi fon soygunu soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan Bilal Çalışkan.
Bir kadının mahremini tekrar tekrar ihlal etmemek için SUÇ MAHİYETİNDEKİ o “sızma” görüntüleri paylaşmayacağım.
Adalet ve Kalkınma Ponzisinin yüzyıllık vurgununu konuşmayın diye apar topar önünüze düşürülen videolarda ya da lağım medyasında istemeseniz de göreceksiniz zaten.
Milyar milyar çalan hırsızların kapısını bile tıklatamayanlara dönün iyi bakın.
Dün çöktükleri Mersin Belediyesinin operasyonlarında gece yarısı evi basılan bir kadın. Kim olduğunu bilmiyorum, zerrece de önemi yok.
Pijamalı.
Kamerayı görünce haliyle rahatsız oluyor, eliyle göğsünü kapatmaya, bedenini kapıyla gizlemeye gayret ediyor, rahatsız oluyorum diyor.
Devletin polisi ise “sıkıntı yok sadece bilgi amaçlı” diyerek bu yurttaşı temin ediyor.
Sonra bu görüntüler 24 saat geçmeden servis ediliyor.
Kimdir bu hukuk ve kadın düşmanı aparat!?
Polis midir?
Savcı mıdır?
Sözde Bakanlıklar mı?
KİM?
AKP’nin ya da MHP’nin kadın milletvekilleri mesela, şu görüntüyü izleyince hiç rahatsız olmuyorlar mı? O kadının tedirginliğini gerçekten hissetmiyorlar mı?
Dönüp fısıltıyla da olsa yanına yöresine “ya şu kadarı da ayıptır” diyebilen bir tek kişi kalmadı mı ya aranızda?
Yoksa halkın öfkesi bir kaç dakikalığına da olsa “dava arkadaşlarınızdan” uzaklaşır umuduyla sadece izliyor musunuz başka bir kadına yapılanları?
Hani derler ya Allah düşmanın bile mertini nasip etsin diye.
İşte tam o günlerden geçiyoruz.
Onuru için değil, para için!
İktidara oy vermiş olanlar, kadınlar ve genç kızlar,durup düşünmeli… Ali Şekeroğlu neden onuruna düşkündü; BSK neden bunca paraya düşkün! Başka polisler, emekliler, işçiler, gençler de düşünecek: Kim halkı aşağılıyor!
https://t.co/wM22N2D3K4
Ey Erdoğan;
Hiç lafı eveleyip geveleme…
YAKALANDINIZ!
Benim savunduğum arkadaşlarımı didik didik ettiniz üzerlerinden 2 lira çıkmadı.
Ama senin yanındaki bakanın, genel başkan yardımcın milleti 2 milyar lira dolandırdı.
Bu dönen dolaplardan haberin var mıydı?
Haberin varsa sen bu tezgahın başındasın demektir.
Haberin yoksa devlet yönetme kabiliyetini kaybetmişsin demektir.
Haberin varsa istifa edeceksin, haberin yoksa sandığı getirip emaneti ehline teslim edeceksin.
Malumunuz, iktidarın siyasi muhaliflerinin olur olmaz gerekçeler ve uydurmalarla hapse atıldığı bir ülkedeyiz. “Tutuksuz yargılama esastır” ilkesini savunmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyiz elbette. Yine de bu prensibin neden her seferinde alengirli işlere bulaşan, suç delilleri de sabit olan iktidar mahfillerine uygulanmadığının bir yanıtı verilmeli.
“Nereden edinildiği de açıklanmayan toplam 163 milyon TL’yi eşiyle tek bir hisseye yatırıp kısa sürede 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para kazandığı ortaya çıkan fon soyguncularından eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya neden hala tutuklanmadı” diye sormak elzemdir mesela.
Bu önemli hatırlatmadan sonra diğer konumuza geçelim.
Süzer Holding’i bilirsiniz; bilmiyorsanız İstanbul’da yaşayan herkes gibi "Gökkafes" olarak anılan Süzer Plaza’yı bilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Türkiye’deki Ritz-Carlton otel zincirinin sahibi de Süzer Holding. Holdingin yönetim kurulu üyesi ve veliaht Ali Baran Süzer, 2025 yılının sonlarında İstanbul’da, Akın Gürlek’in başsavcı olduğu sırada düzenlenen uyuşturucu soruşturması kapsamında bir grup şüpheliye birlikte gözaltına alındı. İlk etapta adliyeye sevk edilen 3 kişiden birisi tutuklanırken veliaht Süzer ve diğer şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı diye belirtip devam edelim.
Bu Süzer Plaza çok hareketli yer. CHP’nin İstanbul kayyımı Gürsel Tekin, defaatle bu Süzer Plaza’daki “Nobu” isimli restoranda görülüyor. Hem de kimlerle hem de kayyım olmasından önce... Ama daha önemlisi var: Son günlerin olaylı kurumu SPK de Süzer Plaza’da bulunuyor. Denilen o ki soruşturmalar vesilesiyle SPK ile yakından ilgili bakan da Süzer Plaza’daki en lüks dairelerden birinde kiracıymış. Hayli yüksek bir meblağ olan kirası ödeniyor mu? ��deniyorsa memur maaşıyla nasıl oluyor bilmiyoruz. Bir de kiracısı olduğu lüks dairenin tadilat ve dayanıp döşenmesi kısmının da Süzerler tarafından karşılandığı söyleniyor. SPK’nin, Süzer Plaza’ya taşınmasına önayak olduğu kamuoyunda yaygın olarak kabul gören AKP’li iş insanı Davut Yasin Bilen var bir de… Bu dairenin sahibinin de o olduğu iddia ediliyor. Davut Yasin Bilen ile devam edelim. Bilen, Süzer Plaza’da yaşıyor (kaynak yaşatılıyor diye aktardı) ve iddiaya göre bir takım alengirli işlerin çözülmesinde ilgili taraflara yardımcı oluyor.
83 yaşında olmasına rağmen her gün işinin başında olan baba Mustafa Süzer’in büyük bir hayali var. İstinye sırtlarında kendisine ait olan çok büyük bir araziye içinde alışveriş merkezlerinin de bulunduğu “Marmara” isminde bir konut projesini hayata geçirmek istiyor Mustafa Süzer. Ama bildiğiniz gibi bir yandan da Süzer Plaza’nın kendisi zaten kaçak. Usulsüz birçok işlemle oraya dikildi ve yıkılamadı. Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde ruhsat izni verilen inşaatın durdurulup yapılanların yıkımı için sonraki belediye başkanları Nurettin Sözen ve Recep Tayyip Erdoğan çok uğraştı. Ama dönemin ANAP iktidarında yıkımın engellenmesi için Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin sınırları değiştirildi. ANAP’lı Şişli Belediyesi'nden gerekli izin ve onaylar alınarak projenin önü açıldı.
(Meraklısı, Gökkafes diye anılan Süzer Plazanın hikayesini şu linkten okuyabilir: https://t.co/QxRYpeKy4a)
Her ne kadar her şey kitabına uydurulmuş gibi görünse de bu konu Demokles’in kılıcı gibi Süzerler üzerinde sallanıyor. Türkiye’de geçerli rejimin bir tek kişinin dudakları arasındayken ve yargı da o dudaklardan dökülecek söze çok kıymet verdiğinden kimsenin ve hiçbir şeyin garantisi yok. Bir de oğul Süzer gözaltında iken Süzer Plaza’da Davut Yasin Bilen’in ev sahipliğinde milyonlarca doların çok sık konuşulduğu hayli hareketli günler yaşanmış. Bu hareketli günlerde Süzerlere ait Bebek’teki villalardan da konu açılmış ama nihayetinde ortalık sakinleştikten sonra Akın Gürlek Ritz Carlton’daki dairelerden birinde kiracı olmuş. Tapu kaydının Davut Yasin Bilen adına olduğu öne sürülen daire, yeni taşınacaklar için tadilat yapıldıktan sonra içi de dayanıp döşendikten sonra teslim edilmiş. Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve döşenmesi işlemleri de Süzerlere ait şirket tarafından gerçekleştirilmiş iddiaya göre. Dairenin kirasıysa 750 bin TL… Ritz Carltonda kiracı olan Gürleklerin üst kat komşusu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Baran Süzer, yan daire komşusu ise yine uyuşturucu soruşturması şüphelisi olan Ali Ulusoy. SPK’nin de içinde bulunması nedeniyle Elif Gülşah Gürlek, İstanbul’un trafik sorunuyla boğuşmadan evle işi arasındaki mesafeyi asansörle katediyor. Hatta yemeklerini de plazanın içindeki lüks restoranda yiyor.
Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontlrı var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?
Emekli eyleminde hayatına son veren Ali Şekeroğlu’nun toprağa verildiği gün AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soygununda milyarlarca liralık vurgun yaptığı ortaya çıktı. Kaya aranıp sorulduğunda ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Halka hesap vermek zorunda bile değil. Demokrasinin katledilmesi işte bu soyguncuların işine yarıyor.
Özgür Özel, emekli eyleminde inth*r eden emekli polis Ali Şekeroğlu���nun ardından:
"Bu topraklarda sosyal patlama sandıkta oluyordu. Galiba insanlar sandığı bekleyemeyecekler. Ya bir an önce sandığı getirsinler ya da daha fazla acı olmadan emeklilerin çığlığı duyulsun”
Tera’nın kapalı fonunda manüplasyon yapan 12 şerefsizin dışındaki;
7 şirkete ait 131 fondaki 511 bin mağdur fon yatırımcısına sesleniyorum!
AKP tarafından tuzağa düşürüldünüz!
17 Eylül operasyonundan, önceden haberi olup da, sistemden çıkış yapanlar tarafından dolandırıldınız.
Ortamı sizin dolandırılmanıza uygun hale getirenler, tabii ki kendi yarattıkları bu sorunu da çözmeyecekler.
Ölümü gösterip sıtmaya razı ederek, birikiminizin ya çoğunu ya da tümünü yok edecekler.
Sorunun çözümü nettir⬇️
AKP’nin iktidardan gitmesidir!
Zira birikiminizin tek kurtuluşu, paranızın zimmetine geçirenlerden geri alınmasıdır.
Onu da AKP yapamaz. Çünkü zaten bu rezilliğin dibine kadar batmıştır.
511 bin mağdur fon yatırımcısı’na sesleniyorum!
AKP’nin size attığı bu tokadı unutmayın!
Ve hep hatırlayın⬇️
YENİ Parti paranızın izini sürecek ve iktidara geldiğinde hortumlayanlardan tahsil edecek!
Ben üç çocuk sahibi bir anneyim.
35 yıllık avukatım,
1 yıl belediye başkanlığı yaptım, 1,5 yıldır hapis yatıyorum.
Suçum yok, delil yok, suç iddiası olan kişilerle temasım yok.
Buna rağmen tutukluluğum devam ediyor.
İddiaların hepsinden suçlu bulunsaydım bile yattığım süre göz önünde bulundurulup kapalı cezaevinden salınmam gerekirdi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu tip bir mağduriyet yaşatılan ilk kişiyim.
Benden ne isteniyor?
Çocuklarıma ve memleketime kavuşmak için ne yapmalıyım?
AKP’nin halka ihanet planı Resmi Gazete’de yayınlandı!
Cumhurbaşkanı kararıyla;
2 Boğaz Köprüsü, 8 Otoyol ve 2 Çevre Otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı.
Özelleştirme programına alınanlar⬇️
🔴Köprüler
1. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü
2. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
🔴Otoyollar
1. KGM Avrupa Otoyolu
2. KGM Anadolu Otoyolu
3. İzmir-Aydın Otoyolu
4. İzmir-Çeşme Otoyolu
5. Niğde-Mersin-Adana (Batı) Otoyolu
6. Adana (Doğu)-Gaziantep (Batı) Otoyolu
7. Gaziantep (Doğu)-Şanlıurfa Otoyolu
8. Toprakkale-İskenderun Otoyolu
🔴Çevre Otoyolları
1. Bursa Çevre Otoyolu
(Çağlayan kavşağı-Yenişehir kavşağı)
2. Gaziantep Çevre Otoyolu
Devletin ücretli işlettiği 2 Boğaz Köprüsü ve 8 Otoyolun;
🔵2025 yılı toplam kârı 600 Milyon Dolar
🔵30 yıllık toplam kârı 18 Milyar Dolar!
Güncel kurla 871 Milyar 920 Milyon Lira!
Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş ve devletin yüksek kârla işlettiği bu köprüleri, otoyolları ve çevre otoyollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir.
Bu yolları özelleştirmeyle işletecek olan şirketler 30 yıl boyunca araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapacaklar.
Bunun adı Türkiye’nin geleceğini satmaktır!
Derhal bu özelleştirme kararından vazgeçin!
Kaynak: 05.09.2026 tarihli Resmi Gazete, 20.10.2010 tarihli Resmi Gazete
Bir karede holdinge koşan devlet… bir karede tutuklanan sendikacı…
Bazen iki kare fotoğrafa bakmak bile anlatır her şeyi. Anlamıyorsan hâlâ; onlar anlatamadığı için değil,bakıp görmediğin,işitip duymadığın için olmalı!Dokunurken bile hissetmediğin için https://t.co/O64pBt7d0l
Deniz Göktaş’ı cezaevinde tutmak için hukuku çiğnemeye doyamıyorlar. Tahliye kararı çıkınca Daltonlar çetesi ile ilgili espriyi ‘Suçluyu övmek’ diye absürt biçimde yorumlayıp Deniz Göktaş’ı cezaevinden çıkmadan tekrar tutukladılar. Artık herkes yaptığı her espriden ayrı ayrı tutuklanabilir. Yargını geldiği hal budur. @karabayfurkan5 haberi.
30 bin Avro sermaye.
Sıfır ciro.
Sıfır çalışan.
İki yıl sonra bilançoda 3 milyon 857 bin Avroluk gayrimenkul.
Ardından 8,5 milyon Avroluk bir ticari kompleks için satın alma sözleşmesi…
Sonra 180 milyon Avroluk bir AVM için görüşmeler…
Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca Avroluk yatırım trafiğini, şirketleri, gayrimenkulleri ve noter belgelerini inceledim.
30 bin Avrodan milyonlara uzanan Gökçek ailesinin Almanya dosyası bugün Cumhuriyet’te.