Erken seçim istemeden önce “parmak boyası” isteyin, parmak boyası…
Daha hala kaç milyon sığınmacının adı, sanı değiştirilip seçmen yapıldı, onu bilmiyorsunuz!!!
Seçmen sayısını bilmiyorsunuz…
Üst kat komşunuz nerede, hangi sandıkta oy kullanıyor, onu göremiyorsunuz!!
İktidarın içişleri bakanı kaç derse, ne derse onu kabul etmek zorunda kalacaksınız!!
İl ve ilçe seçim kurulu başkanları, o il ve ilçedeki en kıdemli hakimler olmayacak!!
18 Mart 1915…
Bugün, dünyanın en güçlü donanmalarına karşı Türk milletinin iradesini kabul ettirdiği günün 111. yılı.
Sabah saatlerinden itibaren Çanakkale Boğazı ağır bombardıman altındaydı. İngiliz filosunun kurmay başkanı Amiral Keyes’in hatıratı da o an Türk tarafının ne kadar kritik durumda olduğunu gösteriyor. Şöyle yazmış:
“18 Mart saat 1300’ten sonra Türk tarafında armadanın ağır bombardımanı nedeniyle durum çok kritik bir hale gelmişti. Türk tabyalarında telefon hatları kesilmiş, İstihkamlarla tüm iletişim kopmuş, pekçok top kullanılmaz hale gelmiş, bazılarıysa yarı yarıya toprak altında kalmıştı. Böylelikle düşman, iyimserliğimle bilinen benim bile hayal ettiğimden daha kötü bir çıkmaza girmişti. “
Öğleden sonra her şey değişti.
Hatırat devam ediyor.
“ikinci hat Fransız Zırhlısı Suffren liderliğinde geri çekiliyordu. Bouvet zırhlısı da hemen onun arkasındaydı. Durumlarını görmek için onları dikkatle izliyordum. Suffren önümüzden geçmiş Bouvet hemen yanımızdaydı ki saat 1354’te büyük bir duman bulutu gördüm ve Bouvet’ye ağır bir top mermisinin çarptığını düşündüm. Bunu takiben çok büyük bir patlama yaşandı. Sanki cephanelik patlamış gibiydi. Hala hızla yol alırken yan yatıp dakikalar içinde alabora oldu ve süratle gözden kayboldu. Bouvet’nin mayına çarpmış olabileceği o an ne benim ne de amiral De Robeck’in aklına gelmişti. Ancak hayatta kalan mürettebat sorgulandıktan sonra cephaneliğin top mermisi isabeti ile değil bir mayın nedeniyle patladığına karar verildi. Şimdi onun Nusret’in mayın hattının ilk kurbanı olduğunu biliyoruz.”
Müttefikler zaferin eşiğinde olduklarını düşünmüştü.
Ancak Fransız Bouvet zırhlısının birkaç dakika içinde batması her şeyi değiştirmişti.
Ardından İngiliz zırhlıları HMS Irresistible ve HMS Ocean mayınlara çarparak sulara gömüldü. HMS Inflexible ve iki Fransız zırhlısı kıyı bataryaları ve mayın teması sonucu ağır hasar aldı. Saat 18.00’e doğru o 18 gemilik mağrur filo 12 gemiyle geri çekildi.
Bu, imparatorluk gururuna indirilen ilk büyük tokattı.
Çanakkale’de olan sadece bir deniz muharebesi değildi. Mayın ve namlunun birlikte yarattığı etki, dünyanın en güçlü donanmalarından birini durdurdu. Bu taktik başarı, stratejik sonuçlar doğurdu ve savaşın gidişatını etkiledi.
Ardından karadan geldiler. Bu kez karşılarında Mustafa Kemal ve Mehmetçik vardı. Sonuç değişmedi. Kaçar gibi 9 Ocak 1916’da geri çekildiler. İngiltere’de hükümet düştü.
Sonuçta tüm dünya şu mesajı aldı. “Türklerle savaşmak kolay değildir.”
1915’in 18 Mart’ında ortaya çıkan ruh bugün de geçerlidir. Ancak bunu sadece anmak yetmez. Kendine güvenen, aklı ve disiplini öne koyan bir anlayışla yaşatmak gerekir.
Çanakkale’de denizde ve karada mücadele eden tüm kahramanları saygıyla anıyorum.
Bugün Hürmüz’de de yaşananlara baktığımızda tarih bir kez daha kendini hatırlatıyor. Küresel güçler ile bölgesel bir irade yeniden karşı karşıya. İran, ağır baskıya rağmen direniyor. 111 yıl önce coğrafya, mayın ve namlunun kardeşliği vardı, şimdi de coğrafya, SİHA ve hipersonik balistik füze kardeşliği var.
Çanakkale’de olduğu gibi sonuç sadece askeri değil, jeopolitik olacak.
Dilerim 111 yıl sonra emperyalizm bir kez daha yenilir.
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi kutlu olsun.
ATATÜRK HAYRANLIKTIR
Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı özlem ve minnetle anıyoruz.
Dr Naim Babüroğlu komutanımız anlatıyor #10Kasım
Lütfen sonuna kadar dinleyip paylaşın.
VATANDAŞ FARKINDA ⤵️
Kürt yurttaşlarımızın en büyük düşmanı Apodur @DEMGenelMerkezi dir. Toprak ağaları, şeyhler, kaçakçılar milyar dolar ile oynuyor gariban kürt ekmek bulamıyor, çocuğunu okutamıyor, ömrü gurbette inşaatlarda ve tarlalarda amelelik ile geçiyor.
Siz hiçbir DEM'liden; Tekel kapatıldığı için Güneydoğu da 400 bin tütün işçisi işsiz kaldı, Bitlis şeker fabrikası kapatıldı bize Amerikan vesair tütünü dayatıldı buna karşı çıkalım dediğini duydunuz mu?
Ya da Amerikan Calgir şekere karşı çıkıp YERLİ pancar üreticisine sahip çıktıklarını duydunuz mu? Duymazsınız çünkü bunlar projedir, ABD ve İsrail adına çalışan ajandır ve ne yazık ki işbirlikçi iktidar tarafından da palazlandırıldılar!
@dengilenadam İhtiyaçlarını kendilerinin karşılayacağı bir hayattan uzaklaştırılan milyarca insan ve bu insanları güncel olarak besleyecek üretimi yapmak zorunda olan çiftçilik sistemi olunca..
maalesef tarım teknolojisi de amacına hizmet edemiyor.