Selahattin Demirtaş: ABİ BENİ YAŞATMAZLAR…
Gazeteci Gürkan Zengin’den tarihi bir yazı:
“2016 yılının Nisan ayı.
Selahattin Demirtaş eşiyle uçakta. Yurtdışı seyahatine çıkıyorlar.
O uçaktan bir anekdot aktaracağız, ama önce o günlerde Demirtaş’ın etrafındaki iklimi hatırlatalım.
7 Haziran 2015 seçimlerinde Demirtaş’ın Eş Genel Başkan olduğu Halkların Demokratik Partisi (HDP) oy patlaması yapmış, altı milyondan fazla oyla yüzde 13’ü aşmış, AK Parti bu yüzden Meclis’te tek başına hükümet çoğunluğunu kaybetmiş. Ülkede Kürt mahallesinin ötesine taşan bir Selahattin Demirtaş rüzgârı esiyor. Gerçi sonrasında Kandil’deki kadroların zorlamasıyla hendekler kazılmış, muhalefet hükümet kurmayı başaramamış ve dört ay sonra gidilen 1 Kasım seçimlerinde AK Parti yeniden yüzde 49’lara çıkmış, ama Demirtaş’ın toplumdaki karşılığı devam ediyor.
İşte o günlerde, muhalefet siyasetinin çok tanınmış isimlerden biri de yanında eşiyle aynı uçakta. Selahattin Demirtaş’ı görünce yanına gider ve ona şunları söyler:
“Müthiş bir hava yakaladın. Benim köyümde bile HDP’ye 24 tane oy çıktı.
Muhalefet boşluğu ortada...Ben de senin yanına gelirim. Ecevit olursun. Türkiye’yi kurtaran adam olursun. Ama bak sana bir şartım var. Silah kullanma tekelinin devlete ait olduğunu kabul edecek, PKK’nın terör örgütü olduğunu söyleyeceksin.”
Bu sözlere Selahattin Demirtaş’ın verdiği cevap şuydu:
"Abi beni yaşatmazlar!.."
Türkiye’nin siyaset ufkunda yıldız gibi parladıktan sonra yine bir yıldız gibi kaybolmasının îzahı işte bu iki kelimede saklı: “Beni yaşatmazlar!”…
Diyorlar ya, Ekrem Cumhur Bşknı Adayı olacağını açıkladığı için Tayyip içeri aldı
Peki biz müneccimmiyiz de daha ortada Ekremin Adaylığı bile yok iken 3 yıl önce HIRSIZLIK VE TERÖR den Tutuklanacağını yazmışız..
Devlet, Sadece sabretti.. Bilgi Belge topladı. Vakti gelince gereğini yaptı
Eko ve avaneside bunu anlayınca apar topar adaylık açıkladı hepsi bu..
Direnişimizde bugün İlahiyatçı Cemalettin Kapusuz bizimle! Tüm vicdan sahiplerini nöbetimize davet ediyoruz.🇵🇸🇹🇷
🗓 19 Haziran Cuma (BUGÜN)
🕢 Akşam Namazı Sonrası |21:30
📍 Ömer Öztürk Camii Önü
(Çengelköy, Bahçelievler Mah. ÜSKÜDAR)
#Freepalestine#boykotnöbeti#boykot
İNGİLİZ KRALİYETİNİN MÜŞFİK KANATLARI ALTINDA
Gaydadan yükselen coşkulu marş İngiliz Konsolosluğu’nun duvarlarında yankılanıyor. Ekoseli eteklerini savurarak yürüyen İskoç bando takımı büyük bir gururla Tarabya’daki British Schools’un yeni mezunlarını takdim edecek birazdan.
Havada gurur, gaydanın melodilerinde büyük imparatorluk Britanya’nın milli marşının notaları var: God Save the King.
Asırlardır, dünyanın fukara milletlerinin hayranlıkla baktığı biricik krallığın marşının sözlerini mırıldanıyor bilenler:
“Tanrı korusun iyi yürekli kralımızı, uzun ömürler versin soylu kralımıza / Ey Tanrımız düşmanlarımızı dağıt, oyunlarını boşa çıkar. Uzat kollarını, Britanya’yı savun”.
Günlerdir İstanbul’daki bu özel İngiliz okulunun mezuniyet törenini konuşuyorlar. Efendim, İngiliz bayrağı varmış da neden Türk bayrağı yokmuş.
Ünlüler ve zenginler neden çocuklarını böylesi bir okula gönderirmiş.
Bence haksız eleştiriler bunlar.
Cem Yılmaz, Mustafa Sandal, Özcan Deniz ve Mirsad Türkcan gibi ünlü ve zengin insanlar isteseler çocuklarını Londra’daki bir okula da pekâlâ gönderebilirlerdi. Belli ki evlatlarının kendi yanlarında eğitim almalarını istemişler.
Üstelik İngiliz tarzı eğitim kapılarına kadar gelmişken neden bunu tercih etmesinler? Nerede okutacaklardı çocuklarını? Kadıköy İmam Hatip’te mi?
Gerçi Kadıköy’ün puanı oldukça yüksek. Malum, LGS var. Çalışacaksın, dereceye gireceksin, zor işler. Sonuçta özel okul bu İngiliz koleji.
Çok para da değil. Sosyal medyada anlatıldığı kadar abartılacak bir rakam hiç değil. Bir makam aracının süsüne harcanan paranın beşte biri bile değil okulun yıllık ücreti.
Her birisi ünlü isim onlar. Yaptıkları işin hakkını da veriyorlar üstelik.
Alın terlerini döküp kendi kazandıkları parayla çocuklarını “istedikleri kültürde” yetiştirmek onların da hakkı.
Cem Yılmaz en çok kazanan komedyenlerimizden, şarkıcı Mustafa Sandal keza öyle. İran göçmeni bir dedenin torunu Mustafa Sandal hayli vatanseverdir. Seçimlerde milyonlarca Suriyeli göçmenin oy kullanıp, çocuklarımızın geleceğini karartacağını iddia edecek kadar hem de.
Ya Özcan Deniz’e ne demeli.
Ülkenin en meşhur dengbeji Şakiro’nun yeğeni olarak amcasının hatırasının hakkını yeterince vermiyor mu?
İngilizler severler Kürt’ün gırtlağını.
Çanakkale’de yatıyor boylu boyunca binlerce Ağrılı, Muşlu, Vanlı.
NBA’de oynayan ilk Türk basketbolcu ünvanını ülkemize kazandıran Boşnak Mirsad Türkcan’ın bildiği bir şey vardır muhakkak.
Saraybosna Sırplar tarafından yıkıldığında İngiliz Kraliyeti elinden geleni esirgememiştir mutlaka.
Neyse, bu kadar edebiyat bu ünlüler için bile fazla.
Üzerinde güneş batmayan Britanya’nın bayrağı altında mezuniyet töreni mi yapıyorsunuz, gaydayla coşup Kral’a bağlılık marşını mı mırıldanıyorsunuz, ne yapıyorsanız yapın.
Lakin bir daha Türk evlatları duayla mezun olduklarında “laiklik elden gidiyor” diye söylenirseniz hak ettiğiniz cevabı alırsınız.
Murat Özer, Akşam Gazetesi, 16 Haziran 2026, Salı.
Vergi levhası var, muhasebe kaydı var, kanunlara uymak için elinden gelen gayreti gösterdiği gariban boynu bükük duruşundan anlaşılıyor. Muhtemelen ülkede açıkta baklava sattığı için dükkanı mühürlenen ilk kişi bu amcadır. En büyük suçu canını kurtarmak için geldiği ülkede hayata tutunmaya çalışmak. Acaba açıkta baklava sattığı için dükkanı mühürlenen başka bir tek kişi var mıdır bu ülkede. Sosyal medyada etkileşim almak uğruna çok büyük mazlum ahı alıyoruz efendiler. Mahşerde sosyal medyada aldığımız beğeniler değil amellerimiz önümüze konulacak. Allah bunu yanımıza bırakmaz.