"Korkmayın!
Unutmayın hayat geçici bir şeydir, hepimiz öyle ya da böyle geçip gideceğiz, korkmaya değmez.
Korkacaksanız,sevdiklerinizin tutuklanmasından, ölmesinden değil; onların boyun eğdiklerini, onurlarından vazgeçtiklerini, ruhlarını sattıklarını görmekten korkun "
Mahmut Arıkan:
“İhaleye fesat mı karıştırdın? Sorun yok. Hakkında yolsuzluk iddiası mı var? Önemi yok. Usulsüzlükle mi suçlanıyorsun? Hiç dert etme. 'AK-MATİK' var. Bir yıkamada, bir rozet değişikliği ile her şey bir anda tertemiz oluveriyor. Şaka gibi ama maalesef gerçek”
@takyol96@KararHaber İhraç edilen FETÖ’cü hakimler yerine..."
Bu hakim savcıların bir çoğu fetö den beraat etti.
Bu sözü söylemeye utanmadınız mı Taha bey?
@AydinlikGazete@kaanarslanKA Konuyu saptırmakta üzerinize yok !
Terör örgütü yok demiyor,kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini uygulayın diyor.
Şeytanın bu dünyadaki şubesisiniz !
Bu adama ne caza verilmeli? - Taha Akyol https://t.co/2MrqTKpWl1 @KararHaber
AİHM Büyük Dairesinin çok önemli kararı:
FETÖ’de darbe ve ordudaki örgütlenme ile ilgisi olmayanlar, cemaatte görev aldı, hizmet etti, destekledi, Bank Asya’ya para yatırdı gibi sebeplerle “silahlı terör örgütü üyesi” diye suçlu sayılamaz.
Mahkûmiyet, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. (ve Türk Anayasasının 38.) Maddesinin ihlalidir.
7. madde: “Hiç kimse, işlendiği zaman hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz.”
38. madde: “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.”
Kavala ve arkadaşlarının mahkum edilmesi de şiddet eylemleriyle ilgileri olmadığı için “hak ihlali”dir.
SAYIN CUMHURBAŞKANI'NA SUNULAN BİLGİ NOTURUR:
BİLGİ NOTU
(2026.05.07)
İ. Özgenç
AİHM Büyük Dairesi, 5.5.2026 tarihli Şaban Yasak kararında (Başvuru No. 17389/20), AİHS’nin işkence ve kötü muamele yasağını güvence altına alan 3. maddesi hükmünün ihlal edildiğine ve bu ihlal dolayısıyla kişiye tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Bu yönüyle söz konusu karar, Türkiye’de gözaltında bulunan, tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan kişilerle ilgili olarak Devletin yükümlülüklerine işaret bakımından önem taşımaktadır.
Büyük Daire kararında “FETÖ/PDY” olarak isimlendirilen “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılan ve hatta kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan kişiler bakımından önem taşıyan açıklamalara yer verilmiştir. Bu kararda, AİH Mahkemesi’nin daha önce,
- Yüksel Yalçınkaya - Türkiye davasında verdiği 26.9.2023 tarihli Büyük Daire (başvuru no: 15669/20),
- Demirhan ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 22.7.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 1595/20 ve 238 diğer başvuru),
- Bozyokuş ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 39586/20 ve 131 diğer başvuru),
- Karslı ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 18693/20 ve 1435 diğer başvuru),
- Seyhan ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 57837/19 ve 851 diğer başvuru),
kararlarda olduğu gibi,
başvurucu hakkında Türkiye’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulmasıyla AİHS’nin suçta ve cezada kanunilik ilkesini güvence altına alan 7. maddesi hükümlerinin ihlal edildiği kabul edilmiştir.
AİHM’nin daha önce verdiği çeşitli kararlara atıfta bulunulan bu kararda üç temel husus üzerinde durulmuştur.
Birincisi, olay mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünde başvurucunun cebir ve şiddet içeren herhangi bir terör eyleminden bahsedilmemiş olmasıdır.
Büyük Daire kararında ikinci husus olarak, söz konusu mahkûmiyet hükmünde başvurucunun mensubu olduğu yapılanmanın bilahare terör örgüttü niteliği kazandığına dair bilinçle (doğrudan kastla) bu yapılanma içinde kaldığı, kalmaya devam ettiği hususunda herhangi bir tespitte bulunulmamış olmasına işaret edilmiştir.
Kararda, Türkiye’de söz konusu “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla kurulan mahkûmiyet hükümlerinde kusura dayalı şahsi sorumluluk ilkesinden ayrılınmış olduğu ve bu mahkûmiyetlerle kolektif sorumluluk yoluna gidildiği belirtilmiştir (§§ 204 - 213).
26.9.2023 tarihli Yalçınkaya kararı gibi Büyük Daire’nin vermiş bulunduğu bu karar, Türkiye’de söz konusu “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla kurulmuş ve kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükümleriyle ilgili olarak YARGILAMANIN YENİLENMESİnin yolunu açacak bir KANUNİ DÜZENLEME ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.