🇹🇷🇺🇦 Zelenskiy'nin Türkiye ziyaretinin ana başlıkları
#Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir #Zelenskiy'nin 31 Ekim 2026'da İstanbul'a gerçekleştirdiği çalışma ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip #Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde altı ana başlık öne çıktı.
✅ Rusya-Ukrayna barış müzakereleri
Kasım ayının ilk yarısında yapılması öngörülen Ukrayna, #ABD ve #Rusya arasındaki müzakereler değerlendirildi. Türkiye'nin yeniden görüşmelere ev sahipliği yapma ihtimali ele alındı. Erdoğan, diplomatik çözüm için #Türkiye'nin kolaylaştırıcı rolünü sürdüreceğini açıkladı.
✅ Karadeniz'de deniz güvenliği
Görüşmenin önemli bölümünü #Karadeniz'deki güvenlik koşulları oluşturdu. Erdoğan, sivil gemilere yönelik saldırıların hangi taraftan gelirse gelsin kabul edilemeyeceğini belirtti. Seyrüsefer emniyetinin yeniden sağlanması amacıyla taraflarla temasların sürdürülmesi kararlaştırıldı.
✅ Karadeniz Tahıl Koridoru'nun yeniden işlerlik kazanması
Zelenskiy, Erdoğan ile Karadeniz #TahılKoridoru üzerinde yeniden çalışılması konusunda mutabakata vardıklarını açıkladı. Deniz taşımacılığının güvenliği ve ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliği görüşüldü. Türkiye'nin konuyu Rusya ile de ele alması gündeme geldi.
✅ Türkiye-Ukrayna ekonomik ve ticari ilişkileri
1 Ekim 2026'da yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması değerlendirildi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılması hedefi tekrarlandı. Ortak sanayi projeleri, ekonomik iş birliği ve Türk şirketlerinin Ukrayna'nın yeniden inşasındaki potansiyel rolü ele alındı.
✅ Savunma, enerji ve stratejik iş birliği
Ukrayna'nın güvenlik ihtiyaçları ile iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın geliştirilmesi görüşüldü. Zelenskiy, enerji altyapısına yönelik saldırıların devam ettiği dönemde uluslararası iş birliğinin önemine değindi. Ortak sanayi projeleri de gündemde yer aldı. Ancak kamuoyuna açıklanan bilgilerde yeni bir savunma anlaşmasının imzalandığı doğrulanmadı.
✅ Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve bölgesel diplomasi
Erdoğan, Türkiye'nin Ukrayna'nın egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği yineledi. Görüşmede bölgesel ve uluslararası gelişmeler de değerlendirildi.
Ziyaretin ardından açıklanan sonuçlarda üç konu özellikle belirginleşti: Karadeniz Tahıl Koridoru için ortak çalışma mutabakatı, Türkiye'de yeni barış görüşmeleri düzenlenmesi ihtimalinin değerlendirilmesi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi.
Türkiye açısından diplomatik gündemin merkezinde Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği ile Rusya ve Ukrayna arasındaki müzakere kanallarının açık tutulması bulunuyordu. Bununla birlikte yeni bir ateşkes anlaşması veya barış müzakerelerine ilişkin kesinleşmiş bir takvim açıklanmadı.
@anadoluajansi
🇹🇷 Türk Devletleri Teşkilatı’nda öne çıkan başlıklar
30 Ekim 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin ardından Ankara Bildirisi kabul edildi. Türkiye, teşkilatın dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devraldı.
✅ Üye devletler arasında siyasi ve diplomatik koordinasyonun güçlendirilmesi, ortak dış politika girişimlerinin artırılması ve 2027-2031 Stratejisi’nin tamamlanması benimsendi.
✅ Orta Koridor, Zengezur Koridoru ve Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demir Yolu projelerinin geliştirilmesi ile bölgesel ulaştırma bağlantılarının güçlendirilmesi desteklendi.
✅ Türk Yatırım Fonu ve ortak ekonomik mekanizmalar aracılığıyla karşılıklı yatırımların artırılması, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve ticaret maliyetlerinin azaltılması hedeflendi.
✅ Enerji arz güvenliği, boru hatları, yeşil enerji koridorları ve kritik mineraller alanında iş birliğinin derinleştirilmesi kararlaştırıldı.
✅ Siber güvenlik alanında ortak mekanizmaların geliştirilmesi ve TDT Siber Güvenlik Konseyinin kurulmasına yönelik istişarelerin hızlandırılması istendi.
✅ Dijital İpek Yolu, yapay zeka ve ortak uydu projeleri kapsamında teknolojik iş birliğinin genişletilmesi desteklendi. TDT-SAT Küp Uydusu’nun üretiminin tamamlanması memnuniyetle karşılandı.
✅ Ortak kültürel miras, eğitim, turizm ve akademik iş birliği alanlarında mevcut programların geliştirilmesi ve Türk dünyası arasındaki toplumsal bağların güçlendirilmesi benimsendi.
✅ TDT’nin uluslararası kuruluşlarla ilişkilerinin geliştirilmesi, gözlemci ülkelerin katkılarının artırılması ve teşkilatın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi vurgulandı.
#TDT #TürkDevletleriTeşkilatı #TürkDünyası
https://t.co/07Xge7Tgus
🔵 Tokayev Rusya'nın Türk Devletleri Teşkilatı'na katılımına yönelik öneri sundu
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Rusya'nın Türk Devletleri Teşkilatı'na (TDT) gözlemci statüsüyle veya TDT+ iş birliği formatı kapsamında dahil edilmesini önerdi.
Tokayev'in açıklamasında, Rusya ile Türk devletleri arasındaki tarihsel, kültürel ve ekonomik bağların yanı sıra Rusya Federasyonu bünyesinde yaşayan Türk halklarının varlığı da öne çıktı.
Rusya, halihazırda Kazakistan ve Kırgızistan ile Avrasya Ekonomik Birliği, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile Şanghay İşbirliği Örgütü çerçevesinde kurumsal ilişkilerini sürdürüyor.
Söz konusu öneri, Türk Devletleri Teşkilatı'nın mevcut iş birliği mekanizmalarının Rusya'yı da kapsayacak biçimde genişletilmesi ve Avrasya'daki bölgesel örgütler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında değerlendiriliyor.
#TürkDevletleriTeşkilatı #Kazakistan #Rusya #Tokayev
https://t.co/qVowGqijiF
🇹🇷 Mavi Vatan, yalnızca denizlerdeki haklarımızın savunulması değil, Türkiye’nin geleceğini şekillendiren kapsamlı bir devlet vizyonudur.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünde Anadolu Ajansı için kaleme aldığı makalesinde Mavi Vatan’ı sınır çizgilerinin ötesine taşıyarak deniz gücü, ekonomi, enerji, teknoloji, diplomasi ve milli güvenlik ekseninde değerlendiriyor.
Türkiye’nin denizlerdeki haklarını korurken aynı zamanda refah ve stratejik güç üretmesinin önemini vurgulayan bu kıymetli analiz, Mavi Vatan’ın geleceğine ilişkin güçlü bir perspektif sunuyor.
Çünkü Mavi Vatan, yalnızca bugünün haklarını korumak değil, yarının denizci Türkiye’sini inşa etmektir. 🇹🇷⚓️
#MaviVatan #TürkDenizKuvvetleri #29Ekim #CumhuriyetBayramı
Mavi Vatan: Sınır çizgisinden denizcilik vizyonuna.
Haritanın ötesindeki bu stratejik vizyon ne söylüyor?
✍🏻 Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu yazdı.
https://t.co/XSstRBez23
🇹🇷 Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!
29 Ekim, yalnızca bir devletin kuruluşunun değil, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin, milli egemenliğe olan inancının ve geleceğini kendi elleriyle tayin etme kararlılığının da simgesidir. Cumhuriyetimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milletimize bıraktığı en kıymetli mirastır.
Bu anlamlı gün vesilesiyle #DenizKuvvetleri Komutanlığımız, Cumhuriyetimizin 103. yılını 29 gemiyle 29 liman ziyareti gerçekleştirerek kutlayacak. Karadeniz’den Ege’ye, Akdeniz’den Kıbrıs’a uzanan bu etkinlikler, milletimiz ile bahriyelilerimizi bir araya getirirken Türk denizcilik geleneğinin köklü mirasını da yaşatacak.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum 🇹🇷⚓️
#29Ekim #CumhuriyetBayramı #Cumhuriyet103Yaşında #TürkDenizKuvvetleri #MaviVatan
🗓️29 Ekim 2026
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 29 gemi ile 29 liman ziyareti icra edilecek. Tüm halkımız davetlidir.
#29EkimCumhuriyetBayramı🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı
🔴 Putin'in Rusya-Afrika Forumu'ndaki Açıklamaları: Çok Kutupluluk, Egemenlik ve Küresel Düzen
#Rusya Devlet Başkanı Vladimir #Putin'in açıklamalarında öne çıkan başlıklar, Moskova'nın #Afrika politikası ve uluslararası sistemin dönüşümü açısından değerlendirilebilir:
✅ Çok kutuplu uluslararası düzen: Putin, çok kutupluluğun geri döndürülemez bir tarihsel süreç olduğunu savundu. Küresel karar alma mekanizmalarında Batı merkezli hakimiyetin azalması ve yeni güç merkezlerinin daha fazla temsil edilmesi gerektiğini vurguladı.
✅ Afrika'nın jeopolitik ağırlığı: Afrika kıtasının küresel siyaset ve ekonomide giderek bağımsız bir güç merkezi haline geldiğini belirtti. Kıta ülkelerinin uluslararası karar alma süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesini destekledi.
✅ Sömürgecilik ve ekonomik bağımlılık: Batılı devletlerin yaptırımlar, finansal baskılar ve borç ilişkileri üzerinden sömürgeci uygulamaları farklı biçimlerde sürdürdüğünü ileri sürdü. Afrika ülkelerinin ekonomik egemenliğini güçlendirmesini stratejik bir öncelik olarak değerlendirdi.
✅ Uluslararası finans kuruluşlarının reformu: IMF ve Dünya Bankası'nın mevcut yapılarının gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığını savundu. Küresel finansal yönetişimde daha dengeli temsil ve kaynak dağılımı çağrısında bulundu.
✅ Rusya-Afrika ekonomik ilişkileri: İkili ticaret hacminin 27 milyar doları aştığını belirterek orta vadede 50 milyar doların üzerine çıkarılmasını hedeflediklerini açıkladı. Ekonomik ilişkilerin enerji, altyapı, sanayi ve teknoloji alanlarında çeşitlendirilmesini öncelikli gördü.
✅ Enerji ve teknolojik egemenlik: Rusya'nın Afrika ülkeleriyle enerji, tarım, teknoloji ve savunma alanlarındaki iş birliğini genişletmeye hazır olduğunu ifade etti. Bu ortaklıkların kıtanın dışa bağımlılığını azaltmasına ve ulusal kalkınma kapasitelerini güçlendirmesine katkı sağlayacağını savundu.
✅ Alternatif ödeme mekanizmaları: Ulusal para birimleri ve bağımsız ödeme altyapılarının ikili ticarette daha fazla kullanılmasını destekledi. Böylece uluslararası finansal sistemdeki dışsal kısıtlamalara karşı ekonomik dayanıklılığın artırılmasını amaçladıklarını belirtti.
✅ Gıda güvenliği ve stratejik ortaklık: Rusya'nın Afrika'nın tahıl ve gübre tedarikindeki rolünü sürdürme iradesini vurguladı. Gıda güvenliğini yalnızca ticari bir mesele değil, kıtanın ekonomik istikrarı ve egemenliğiyle bağlantılı stratejik bir alan olarak ele aldı.
https://t.co/0lCYvQJih9
"🇪🇺🇺🇦 Ukrayna'nın finansman yükü Avrupa'nın omuzlarında kaldı"
Financial Times'a göre #AB dışındaki ülkelerin #Ukrayna'ya mali yardım taahhütleri, 2027 için 19 milyar eurodan 4 milyar euroya geriledi. ABD, İngiltere, Kanada ve Japonya'nın toplam katkısı ise şimdilik yalnızca 1 milyar euro.
#Washington'un doğrudan finansmandan çekilmesiyle Kiev'in ekonomik yükü giderek #Brüksel'e kayıyor. Ancak Avrupa da artan bütçe baskıları karşısında bu sorumluluğu tek başına üstlenmek istemiyor.
Ukrayna yönetiminin askeri hedefleri ile müttefiklerinin mali kapasitesi arasındaki mesafe büyüyor. Kiev için asıl mesele artık yalnızca cephede ne kadar direnebileceği değil, bu direnişin faturasını kimin ve ne kadar süre ödeyeceği.
https://t.co/wBwP57C6Ma
🇷🇸 Sırbistan'da İktidar Değişimi, Dış Politikada Süreklilik
#Sırbistan'da seçimleri kazanan Öğrenci Listesi'nin #Rusya'ya yönelik #AB yaptırımlarına katılmama yönündeki tutumu, ülkede siyasi değişimin dış politika ekseninde köklü bir dönüşüm anlamına gelmediğini gösteriyor.
Belgrad'ın Moskova ile ilişkileri yalnızca tarihsel ve kültürel bağlara değil, enerji bağımlılığına ve ekonomik çıkarlara da dayanıyor. AB üyelik hedefi ile Rusya'yla stratejik ilişkilerin sürdürülmesi arasındaki denge, yeni yönetimin dış politika tercihlerini şekillendirecek temel unsurlardan biri olacak.
Sırbistan örneği, Balkanlar'da hükümet değişikliklerinin büyük güçler arasındaki jeopolitik dengeleri tek başına değiştirmeye yetmediğini hatırlatıyor.
https://t.co/dTAUke68Yv
🗳️ Dört Seçim, On Gün ve Dünyanın Değişen Güç Dengeleri
The Guardian, on günlük süreçte dört ülkede düzenlenen seçimlerin dünya siyasetini değiştirebileceğini yazdı. Ancak asıl mesele yalnızca demokrasi ile otoriterlik arasındaki mücadele değil, ABD merkezli siyasi nüfuzun da ne ölçüde ilerleyeceği.
Brezilya'da Lula'nın yeniden seçilmesi, Trump'a yakın Bolsonaro ailesinin beklentilerini boşa çıkardı. Sırbistan'da Vučić'in yenilgisi ise Balkanlar'daki siyasi dengeleri yeniden tartışmaya açtı.
Şimdi gözler İsrail'de Netanyahu'nun siyasi geleceğine ve ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre seçimlerine çevrildi. Özellikle Kongre'deki güç dağılımı, Trump'ın dış politika hareket alanını doğrudan etkileyebilir.
Seçimler farklı ülkelerde yapılıyor olsa da siyasi sonuçları ulusal sınırlarla sınırlı kalmayacak. Bir ülkedeki yenilgi diğerindeki siyasi hesapları değiştirebilir. Zira günümüz dünyasında sandıktan yalnızca hükümetler değil, uluslararası ittifakların geleceği de çıkıyor.
https://t.co/MDsPWFBH9V
✒️ “🇹🇷🇰🇿Kazakistan’ın askeri reformu Türkiye için yeni fırsatlar sunuyor”
#Kazakistan, Cumhurbaşkanı Kasım Cömert #Tokayev başkanlığında 21 Ekim’de onaylanan #Askeri Reform Planı ile silahlı kuvvetlerini teknoloji merkezli, hareket kabiliyeti yüksek ve modern tehditlere uyum sağlayabilen bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor. Reformun en önemli başlıklarından biri, insansız sistemlerin müstakil bir askeri yapılanma içerisinde ele alınması. Yeni teşkilatlanmanın 2026 sonuna kadar, temel düzenlemelerin ise 2027’de tamamlanması öngörülüyor.
Kazakistan’ın bu tercihi, Türkiye açısından savunma sanayii işbirliğini derinleştirebilecek önemli fırsatlar sunuyor. Türk savunma sanayiinin insansız hava araçları, komuta-kontrol sistemleri ve elektronik harp alanındaki birikimi, Kazak ordusunun modernizasyonunda değerlendirilebilir. Ankara açısından temel hedef, yalnızca platform ihracatı değil, ortak üretim, teknoloji transferi ve eğitim yoluyla uzun vadeli bir savunma ortaklığı kurulması olmalı.
İşbirliğinin bir diğer boyutu ise #Hazar Denizi. Kazakistan’ın enerji tesisleri, limanları ve kıyı altyapısının güvenliği, #Türkiye’nin geliştirdiği insansız deniz sistemleri açısından potansiyel bir alan oluşturuyor. Henüz açıklanmış somut bir tedarik kararı bulunmasa da Hazar’da keşif, gözetleme ve kritik altyapı güvenliği, iki ülkenin birlikte geliştirebileceği projeler arasında değerlendirilebilir.
“Yeni Hazar – Soğuk Savaş Sonrası Jeopolitik Dengeler ile Hukuk ve Güç Mücadeleleri” başlıklı kitabımda da ele aldığım üzere Hazar, enerji kaynaklarının ötesinde bölgesel güvenlik ve güç dengelerinin şekillendiği stratejik bir havza. Kazakistan’ın askeri reformu, Türkiye’nin bu coğrafyadaki konumunu savunma teknolojileri üzerinden güçlendirmesi ve Türk dünyasındaki askeri işbirliğini daha kurumsal bir zemine taşıması açısından yeni bir fırsat sunuyor.
📚 Hazar’ın jeopolitiği, hukuki statüsü ve bölgesel güç mücadelelerine ilişkin daha kapsamlı değerlendirmelerle ilgilenenler için kitabımın Nobel Akademik Yayıncılık bağlantısını aşağıda paylaşıyorum.
https://t.co/FsgkyNDDAo
#Kazakistan #Türkiye #SavunmaSanayii #HazarDenizi #TürkDünyası
🇷🇺 Putin'den Washington'a Mesaj: Ukrayna'da Barış Avrupa'nın Güvenlik Düzeninden Bağımsız Değil
#Rusya Devlet Başkanı Vladimir #Putin'in gazeteci Pavel Zarubin'e verdiği röportaj, Moskova'nın #Ukrayna meselesindeki yaklaşımının yalnızca cephe hattı ve toprak tartışmalarıyla sınırlı olmadığını bir kez daha gündeme taşıdı. Putin, #ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakerelere hazır olduklarını belirtirken geçici ateşkes yerine kalıcı barış anlaşmasını öne çıkardı. Daha önemlisi, görüşmelerin Avrupa'nın gelecekteki güvenlik mimarisini de kapsaması gerektiğini vurguladı.
Moskova açısından temel mesele, çatışmaların nerede duracağından çok sonrasında nasıl bir güvenlik düzeni kurulacağı. Rusya, Ukrayna'ya verilecek güvenlik garantilerinin kendi güvenlik taleplerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunuyor. Dolayısıyla Ukrayna meselesi, #Washington ile Moskova arasında daha geniş kapsamlı bir stratejik pazarlığın parçasına dönüşebilir.
Putin'in #Avrupa'ya yönelik açıklamaları da aynı çerçevede değerlendirilmeli. Avrupa'nın Rusya ile çatışmaya hazırlandığı yönündeki söylemleri sert biçimde eleştiren Putin, Moskova'nın Avrupa ile savaşmak istemediğini belirtti. Ancak Avrupa başkentlerinin güvenlik öncelikleri ile Rusya'nın talepleri arasındaki farklılıklar, olası bir uzlaşmanın önündeki temel engellerden biri olmaya devam ediyor.
Putin'in müzakere kapısını açık tutarken Moskova'nın temel hedeflerinden vazgeçmeyeceğini vurgulaması ise dikkat çekici. #Trump yönetimi Ukrayna'da kalıcı bir anlaşma hedefliyorsa yalnızca Kiev ile Moskova arasında değil, Avrupa güvenliğinin geleceği konusunda da bir uzlaşma aramak zorunda kalabilir. Putin'in mesajı açık: Ukrayna'da barış, Avrupa'nın güvenlik düzeni yeniden ele alınmadan kalıcı hale gelemez.
https://t.co/6KJbIlkeoU
🇪🇺 Avrupa, 🇺🇦 Ukrayna’nın ATM’sine mi dönüştü?
Politico’nun (@POLITICOEurope) haberine göre #AvrupaBirliği, Ukrayna’nın 2027 yılında karşı karşıya kalacağı 70 milyar euroluk finansman açığını kapatabilmek için Kanada ve İngiltere’nin kapısını çalmaya hazırlanıyor. Brüksel’in kendi içerisinde yeni kaynak bulmakta zorlanması, #Ukrayna’ya verilen mali desteğin artık yalnızca siyasi dayanışma meselesi olmaktan çıktığını düşündürüyor.
#Zelenskiy yönetimi açısından Avrupa, taleplerin ardı arkası kesilmeyen bir finansman merkezine dönüşmüş durumda. Kiev her defasında daha fazla para isterken, Brüksel bu taleplerin karşılanabilmesi için yeni bütçeler, krediler ve finansman modelleri arıyor. Avrupa’nın Ukrayna politikasında ise giderek daha belirgin bir çelişki var. Siyasi hedefler sınırsız, mali kaynaklar sınırlı.
Üstelik Avrupa ülkeleri kendi ekonomik sorunları, bütçe açıkları ve toplumsal baskılarıyla mücadele ederken Ukrayna’ya aktarılacak yeni milyarların hesabını vermek zorunda. Daha önce sağlanan kredilerin nasıl geri ödeneceği tartışılırken yeni finansman arayışına girilmesi, Brüksel’in içine düştüğü açmazı daha da derinleştiriyor. ATM’den para çekmek kolay, ancak o ATM’nin kasasını kimin dolduracağı artık ciddi bir mesele.
Asıl soru, Avrupa’nın Ukrayna için daha kaç milyar euro bulabileceği değil, bu finansman döngüsünün ne zaman ve nasıl sona ereceği. Diplomatik çözüm yerine sürekli yeni kaynak arayışına dayanan bir politikanın sürdürülebilirliği giderek tartışmalı hale geliyor. Kiev para istemeye, Brüksel para aramaya devam ediyor. Fakat Avrupa’nın ATM’si de sonsuza kadar çalışmayacak.
#Ukrayna #AvrupaBirliği #Zelenskiy #Politico
https://t.co/G4zzwVU9Eo
🇹🇷🇱🇾 TÜRKİYE-LİBYA DENİZ YETKİ ALANLARI ANLAŞMASINA UZANAN 16 YILLIK SÜREÇ
Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarını koruma mücadelesi, 2010 yılında başlayan diplomatik girişimlerden 2026 yılında Libya Temsilciler Meclisinin aldığı karara uzanan uzun bir sürecin ürünü.
📌 29 Kasım 2010: Türkiye, Libya’ya Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması teklifinde bulundu. Libya’daki iç karışıklıklar nedeniyle görüşmeler ilerleyemedi.
📌 5 Kasım 2018: Türkiye, Libya’nın Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının korunması gerektiğini vurgulayarak diplomatik girişimlerini hızlandırdı.
📌 13 Aralık 2018: Türk ve Libyalı heyetler deniz yetki alanlarının sınırlandırılması görüşmelerine yeniden başladı.
📌 27 Kasım 2019: Türkiye ile Libya arasında tarihi Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası imzalandı.
📌 6-11 Aralık 2019: Anlaşma Libya ve Türkiye tarafından onaylandı, ardından Birleşmiş Milletler nezdinde tescil edildi.
📌 18 Mart 2020: Türkiye, Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı sınırlarını Birleşmiş Milletlere bildirdi.
📌 6 Ağustos 2020: Yunanistan ve Mısır, Türkiye-Libya anlaşmasına karşı kısmi deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması imzaladı.
📌 11 Aralık 2022: Mısır, Libya ile deniz yan sınırını tek taraflı olarak ilan etti.
📌 13 Şubat 2023: Libya, Mısır ile deniz yan sınırını ilan ederek kendi deniz yetki alanlarına ilişkin tutumunu belirginleştirdi.
📌 27 Mayıs 2025: Libya, kıta sahanlığının dış sınırlarını ve koordinatlarını bildirdi.
📌 20 Ekim 2026: Libya Temsilciler Meclisi, 27 Kasım 2019 tarihli Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı oy birliğiyle onayladı.
⚓️ TÜRKİYE NE KAZANDI?
🇹🇷 Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri diplomatik açıdan güçlendi.
🇹🇷 Yunanistan’ın bölgedeki deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarına karşı Türkiye-Libya iş birliği yeni bir siyasi dayanak kazandı.
🇹🇷 TPAO’nun Libya deniz alanlarındaki enerji arama faaliyetleri ve iki ülke arasındaki hidrokarbon iş birliği açısından yeni imkanlar oluştu.
🇹🇷 Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki diplomatik hareket alanı genişledi.
2010’da başlayan diplomatik mücadele, 2019’da tarihi bir anlaşmaya, 2026’da ise Libya’dan gelen yeni bir siyasi desteğe dönüştü.
Mavi Vatan’da kararlılık, Doğu Akdeniz’de diplomatik başarı! 🇹🇷⚓️
#MaviVatan #DoğuAkdeniz #Libya #Türkiye
✒️ “Karadeniz’de yeni güç mücadelesi tersanelere taşınıyor”
Avrupa, #Karadeniz’deki askeri dengeleri değiştirmek için yeni arayışlar içerisinde. Alman #Rheinmetall ile İsviçreli #MSC’nin, Romanya’daki #Mangalia Tersanesi’ni 138 milyon avroya satın almak üzere anlaşması da bu sürecin son örneklerinden biri.
İflas etmiş bir tersanenin yeniden faaliyete geçirilmesi ekonomik bir yatırım gibi görünse de Almanya’nın deniz savunma sanayiine yönelmesi ve Romanya’nın #NATO açısından önemi, meselenin ticari boyutun ötesine geçtiğini düşündürüyor. Avrupa, Karadeniz’deki savaş gemisi üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Ancak yeni tersaneler güç dengesini değiştirmeye yeter mi? Avrupa’nın savunma sanayiindeki parçalı yapısı, yüksek maliyetler ve uzun üretim süreleri düşünüldüğünde kısa vadede bu pek mümkün görünmüyor. #Rusya’nın bölgedeki askeri ağırlığı da birkaç yatırımla ortadan kalkacak nitelikte değil.
#Türkiye’nin konumu ise ayrı bir önem taşıyor. Montrö Sözleşmesi’nin getirdiği sınırlamalar, Karadeniz’e kıyısı olmayan NATO ülkelerinin askeri hareket alanını daraltırken Türkiye, hem Boğazlar üzerindeki yetkileri hem de deniz savunma sanayiiyle farklı bir yerde duruyor.
Avrupa’nın Karadeniz’de daha fazla söz sahibi olmak istediği açık. Ancak tersane satın almakla denizde güç sahibi olmak aynı şey değil. Bölgenin geleceğinde Rusya’nın askeri kapasitesi ve Türkiye’nin stratejik konumu belirleyici olmaya devam edecek.
✒️ "Trump'tan Yalta 2.0 Adımı"
#ABD Başkanı Donald #Trump'ın #Rusya Devlet Başkanı Vladimir #Putin ve #Çin Devlet Başkanı Şi #Cinping ile üçlü zirveye açık kapı bırakması, uluslararası siyasette yeni bir Yalta tartışmasını başlattı. 1945'te dünyanın savaş sonrası düzenini şekillendiren Yalta Konferansı, aradan geçen 81 yılın ardından yeniden gündemde. Ancak bu kez mesele bir dünya savaşının ardından kurulacak düzen değil, ABD'nin uzun yıllardır belirleyici olduğu küresel sistemin değişen güç dengelerine nasıl uyum sağlayacağı.
Washington'ın önünde artık Soğuk Savaş'ın sona erdiği yıllardakinden çok farklı bir dünya bulunuyor. Rusya, Batı'nın kapsamlı yaptırımlarına rağmen askeri ve stratejik kapasitesini korurken Çin, ekonomik, teknolojik ve askeri alandaki yükselişiyle ABD'nin küresel üstünlüğünü zorluyor. Üstelik Moskova ile Pekin arasındaki yakınlaşma, Washington'ın iki büyük rakibini birbirinden uzak tutma imkanlarını da sınırlandırıyor. ABD, artık karşısında birbirinden bağımsız iki rakip değil, birçok stratejik konuda ortak hareket edebilen iki büyük güç buluyor.
Trump'ın Putin ve Şi ile aynı masaya oturma arayışını yalnızca diplomatik bir gösteri veya kişisel siyasi miras oluşturma isteğiyle açıklamak bu nedenle eksik kalacaktır. ABD'nin Avrupa'da Rusya, Asya-Pasifik'te Çin ile eş zamanlı rekabet yürütmesinin maliyeti giderek ağırlaşıyor. Ukrayna meselesinin çözümsüzlüğü, Avrupa'nın güvenlik alanında Washington'a bağımlılığı ve Çin'in ekonomik ağırlığı, Amerikan dış politikasını daha gerçekçi tercihler yapmaya zorluyor. Trump'ın büyük güçlerle doğrudan anlaşma arayışı, Washington'ın dünyaya tek başına yön verme döneminin sınırlarına ulaştığını kabul etmesinin bir sonucu olabilir.
Nitekim Yalta 2.0 tartışmasının Batı'da yarattığı rahatsızlık da buradan kaynaklanıyor. The Wall Street Journal (@WSJ) Trump'ın Putin ve Şi ile yakınlaşmasını Amerikan ittifak sistemine yönelik ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. Ancak meselenin diğer tarafında farklı bir gerçek bulunuyor. Rusya'nın Avrupa güvenliğindeki rolünü, Çin'in Asya-Pasifik'teki ağırlığını ve her iki ülkenin küresel siyasetteki etkisini yok sayarak kalıcı bir uluslararası düzen kurmak giderek zorlaşıyor. Washington'ın geleneksel müttefikleri açısından endişe verici görünen bir uzlaşma arayışı, büyük güçler arasındaki rekabetin yönetilmesi bakımından yeni bir diplomatik zeminin başlangıcı olabilir.
Elbette 1945'in Yalta'sı ile bugünün şartları aynı değil. Rusya ve Çin, ABD'nin müttefikleri olmadığı gibi üç ülkenin çıkarları da birçok alanda çatışıyor. Dahası, Moskova ile Pekin'in Washington'ın hazırladığı bir düzenin parçası olmayı kabul edeceğini düşünmek de gerçekçi değil. Olası bir üçlü zirvenin dünyayı nüfuz alanlarına bölen kapsamlı bir anlaşmayla sonuçlanacağı henüz belirsiz. Ancak böyle bir toplantının gündeme gelmesi bile uluslararası siyasetteki değişimin boyutunu anlamak açısından önemli.
Belki de asıl mesele Trump'ın yeni bir Yalta kurmak isteyip istemediği değil, ABD'nin Rusya ve Çin'i hesaba katmadan eski düzeni ne kadar sürdürebileceğidir. Washington uzun yıllar küresel siyasetin kurallarını belirleyen başlıca güç oldu. Şimdi ise Moskova'nın stratejik ağırlığı ve Pekin'in yükselişi karşısında rekabet kadar uzlaşmanın da gerekli olabileceği bir döneme giriliyor. Trump'ın Yalta 2.0 arayışı gerçekleşir mi bilinmez. Fakat böyle bir arayışın gündeme gelmesi dahi, dünyanın artık yalnızca Washington'da alınan kararlarla şekillenmediğinin güçlü bir hatırlatıcısı.
#Trump #Putin #XiJinping #Yalta #Jeopolitik
https://t.co/N4xdR58uFS
✒️ “Geleceğin Hava Savaşlarında Türkiye’nin KIZILELMA Üstünlüğü 🇹🇷”
Dünyanın önde gelen askeri güçleri, geleceğin hava muharebelerinde üstünlük sağlamak amacıyla insansız savaş uçağı projelerine hız verdi. ABD, Çin, Fransa, Almanya, İsveç, İngiltere ve Avustralya milyarlarca dolarlık yatırımlarla yeni nesil insansız muharip platformlar geliştirirken Türkiye, Bayraktar #KIZILELMA ile bu yarışta önemli bir aşamaya ulaştı.
İsveç, Ağustos 2026’da tanıttığı A3-001 insansız savaş uçağını #Gripen savaş uçaklarıyla müşterek harekat gerçekleştirecek şekilde tasarlıyor. ABD, YFQ-42A ve YFQ-44A projelerini test ederken Avustralya, MQ-28 Ghost Bat ile hava-hava angajman kabiliyetini geliştirmeye devam ediyor. Almanya 2029’u, İngiltere ise 2030’u hedefleyen programlar yürütüyor. Fransa da #Rafale uçaklarıyla birlikte görev yapacak yeni bir insansız savaş uçağı üzerinde çalışıyor.
Türkiye’nin farkı ise KIZILELMA’nın konsept aşamasını geride bırakarak uçuş, silah testleri ve seri üretim sürecine ulaşmış olması. Temmuz 2026’da başarılı atış testleri gerçekleştiren KIZILELMA, yalnızca insanlı savaş uçaklarını destekleyen bir platform olarak değil, bağımsız hava-hava ve hava-yer görevlerini yerine getirebilecek bir muharip sistem olarak geliştiriliyor.
Geleceğin hava savaşlarında belirleyici unsur yalnızca uçakların hızı veya taşıdığı mühimmat olmayacak. Yapay zeka, otonom karar mekanizmaları, elektronik harp, düşük görünürlük ve insanlı-insansız müşterek harekat kabiliyetleri hava üstünlüğünün temel unsurları arasında yer alacak.
Türkiye açısından bir diğer stratejik kazanım ise deniz havacılığında yaşanacak. TCG ANADOLU’da TB3 ile kazanılan tecrübenin, Milli Uçak Gemisi #MUGEM bünyesinde KIZILELMA, ANKA-3 ve HÜRJET gibi platformlarla daha ileri bir seviyeye taşınması hedefleniyor. Böylece Türkiye, insansız savaş uçaklarını yalnızca kara üslerinden değil, deniz platformlarından da kullanabilecek bir kuvvet yapısına ilerliyor.
Dünya insansız savaş uçaklarının geleceğini tasarlarken Türkiye, KIZILELMA ile bu geleceğin teknolojisini bugünden test ediyor. Türk savunma sanayiinin ulaştığı seviye, yalnızca milli hava gücü açısından değil, uluslararası savunma pazarındaki rekabet ve teknolojik bağımsızlık bakımından da stratejik değer taşıyor.
#KIZILELMA #Baykar #MilliTeknolojiHamlesi #TürkSavunmaSanayii #MaviVatan
🇹🇷🇱🇾 Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerinin ve Mavi Vatan politikasının en önemli diplomatik dayanaklarından biridir.
Libya Temsilciler Meclisinin mutabakatı onayladığına ilişkin haberler, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki diplomatik kazanımları ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliği açısından önemli bir gelişmeye işaret ediyor⚓️🇹🇷
#MaviVatan #Türkiye #Libya #DoğuAkdeniz #DenizYetkiAlanları
✒️ "🇨🇳 Çin, Güney Kafkasya ve Balkanlar Üzerinden Avrupa'daki Etkisini Genişletiyor"
#Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin 14-20 Ekim tarihleri arasında Azerbaycan, Hırvatistan, Karadağ ve Bulgaristan'ı kapsayan diplomasi trafiği, Pekin'in Güney Kafkasya ve Balkanlar'a verdiği stratejik önemi yeniden gündeme taşıdı.
Ziyaretlerin ortak noktası, Çin'in #Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştıracak ulaştırma, enerji ve ticaret bağlantıları oldu. Azerbaycan, Orta Koridor üzerinden Asya ile Avrupa arasında önemli bir geçiş noktası konumundayken Hırvatistan, Karadağ ve Bulgaristan, Çin'in Balkanlar ve Avrupa pazarlarıyla ilişkilerinde farklı imkanlar sunmaktadır.
Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye'ye ve Avrupa'ya uzanan güzergah, Pekin'e ticaret yollarını çeşitlendirme imkanı sağlamaktadır. Çin açısından #Türkiye ise yalnızca bir transit ülke değil, Avrupa pazarlarına erişimde lojistik ve ekonomik bağlantıları tamamlayan önemli bir aktördür.
Balkanlar ayağında ise daha somut ekonomik hedefler bulunmaktadır. Çinli şirketlerin inşa ettiği Hırvatistan'daki Pelješac Köprüsü ve Karadağ'daki kuzey-güney otoyolu, Pekin'in bölgedeki altyapı varlığının örnekleridir. Bulgaristan ziyaretinde yapay zeka, enerji depolama, tarım ürünlerinin pazara erişimi ve ulaştırma bağlantıları gündeme gelirken Sofya yönetimi, 2027 yılında Orta Koridor bağlantılarını da ele alacak bölgesel bir zirve düzenlemeye hazırlandığını açıkladı.
#Washington'ın Çin'in ekonomik ve teknolojik yükselişini sınırlandırmaya yönelik politikalarına karşı Pekin, doğrudan rekabetin yanında ticaret, altyapı yatırımları ve diplomatik ortaklıklar üzerinden hareket alanını genişletmeyi tercih etmektedir. Özellikle Balkan ülkeleriyle geliştirilen ilişkiler, Çin'in Avrupa Birliği ile yaşadığı anlaşmazlıklara rağmen Avrupa'daki ekonomik varlığını koruma arayışının bir parçasıdır.
Pekin açısından Güney Kafkasya ile Balkanlar artık birbirinden bağımsız iki bölge değil, Asya'dan Avrupa'ya uzanan ekonomik ve jeopolitik bağlantının tamamlayıcı parçalarıdır. Çin'in uzun vadeli hedefi ise yalnızca ticaret hacmini artırmak değil, küresel rekabette alternatif güzergahlar ve yeni diplomatik ortaklıklar üzerinden stratejik esneklik kazanmaktır.
📌 Mekke Anlaşması ve Türkiye’nin Bölgesel Güvenlikte Artan Ağırlığı
Ortadoğu’da değişen güvenlik dengeleri, yeni savunma iş birlikleri ve Türkiye’nin bölgesel istikrardaki yükselen rolü…
Mekke Anlaşması’nın stratejik önemini ve Türkiye’nin şekillenen bölgesel güvenlik mimarisindeki konumunu Kriter Dergisi için kaleme aldım.
📖 Keyifli okumalar