📍İşin aslı şu;
➖İktidar, Irak Merkezi Hükümeti’ni baypas ederek Barzani ile anlaştı ve Irak petrollerini Kerkük üzerinden boru hattı ile Ceyhan’a taşıdı.
➖Ceyhan’a gelen petrol tankerlerle dünya piyasalarına dağıtıldı ama ağırlıklı olarak İsrail’e gönderildi.
➖Irak Merkezi Hükümeti, bu ticaretin hukuksuz olduğu gerekçesi ile Türkiye’yi Paris Merkezli ICC Tahkim Mahkemesi’ne şikâyet etti ve davayı kazandı.
➖Bu ticaretten yerli ve yabancı şirketler milyarlarca dolar kazandı.
➖Ancak 1 milyar 470 milyon dolar cezayı Aziz Türk Milleti ödeyecek.
➖Bu para, böyle bir ticaretin nelere mâl olacağını öngörüp sorumluları ikaz etmeyen, bu ticaretin 1973 tarihli boru hattı anlaşmasının ihlali olduğunu hatırlatmayan, Dışişleri Bakanlığımızın 2026 bütçesinin tam 1.5 katı.
📍Hikâye burada da bitmiyor.
➖Aldığım bilgiye göre aynı petrol ticareti ile ilgili 2 yeni dava daha yolda ve toplam ceza miktarı muhtemelen 5 milyar doları bulacak.
➖Birileri inanılmaz bir servete sahip olurken, bedelini yoksulluk ve sefalet içindeki halk ödeyecek.
➖Yazık bu güzel ülkeye, yazık bu çilekeş millete!
Türk milleti bu konunun peşini asla bırakmamalı ve bu cezanın Hazineden ödenmesine asla izin vermemelidir.
Bu boku kimler yediyse hesabı da onlar ödemelidir.
Ülke A’dan Z’ye çökmüş. Sahte diploma çetesi 20 yılda 17 bin 738 kişiyi devlette işe yerleştirmiş. SÜleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin sınav soruları meğer son 3-4 yıldır sızdırılıyormuş. 400 akademisyen sahte diplomayla atanmış. Ne yapalım bu durumda. En iyisi Kurtuluş Savaşı demeyelim artık. Müfredattan çıkaralım yerine milli mücadele koyalım. Zaten Trump da bizi çok seviyor gerisi boş.
Bu halimize biz ağlamayalım da kimler ağlasın?!
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
Bodrum Güvercinlik'te 2007'de yanan orman alanına lüks otel yapıldı: Uydu görüntüleri 20 yılı belgeleyen dönüşümü gözler önüne serdi
2007 yılında çıkan yangın, Bodrum'un Güvercinlik koyundaki yaklaşık 250 hektarlık ormanı tamamen yok etti. Yetkililer o günlerde net konuşmuştu: "Bu alan anayasa güvencesi altındadır, kesinlikle ağaçlandırılacak."
Ne oldu?
2014'te iş makineleri bölgeye girdi. Yıkılan ağaçların yerini hafriyat, ardından beton aldı. Bugün aynı koordinatlarda lüks bir tatil tesisi hizmet veriyor.
Yetkililer turizm tahsisatının yangından çok önce yapıldığını savunuyor. Uydu görüntüleri ise 2004'teki yeşil vadiyle 2024'teki beton bloğu yan yana koyuyor. Kalanı size bırakıyoruz.
Timur Soykan: "Şimdi yeni ihraç dalgasının geldiği söyleniyor. Hatta bugün çok önemli isimlerin ihraç edileceği yönünde bilgiler kulağımıza geliyor. Bana gören bilgilere göre bugün alacakları ihraç kararında Özgür Özel de var.
Gerçekten çok dramatik değil mi? 13 tane seçim kaybetmiş, referandumlar kaybetmiş, mühürsüz oyları kabul edip rejimin değişmesine ön ayaklık etmiş, 2023'teki seçimleri kaybederek Türkiye'nin tarihini tamamen bir karanlığa sürüklemiş Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkan olarak girdiği ilk seçimde AKP'yi yenerek partisini birinci parti yapan genel başkanı ihraç edecek..."
Fahiş fiyat diye TAVUKCULARA operasyon yapıldı...
Fahiş fiyata bakalım
Halka açık BANVİT:
Yılın ilk 3 ayında
7.890.170 bin liralık tavuk satmış
Satılan tavukların maliyeti: 8.106.811 liraymış
Sadece satılan mal maliyetinden -216 milyon 641 bin lira ZARAR etmiş.
Faaliyet giderleri eklenince ZARAR 870 milyon 472 liraya yükselmiş.
Fahiş fiyat gören yargımız acaba bilançoya bakmış mıdır?
Mesele tavuklar değil...
Mesele piyasada fiyatları polis-savcı-hakim ekseninde belirlemeye gittiğinizde başınıza gelecekleri bilmektir.
Fiyatlar daha da şişer.
Tıpkı Erdoğan'ın "Nass.. Poltikası" gibi... Bak şimdi faizler kaça yükseldi...
Anlayan için tabii
DEVLET AKLINI MI MERAK EDİYORSUNUZ?
İŞTE BU!!!
Deniz Zeyrek: “Suudi Arabistan ile Türkiye arasında imzalanan bir anlaşma metni onay için TBMM’ye sunuldu.
Suudilerle imzalanan bu anlaşma “yatırım teşviki” değil, düpedüz kapitülasyon gibi “ayrıcalıklı yatırım” içeriyor.
Anlaşma gereğince Suudiler Sivas’ta ve Karaman’dan güneş enerjisi santrali kuracak. Türkiye de bu yatırım karşılığında Suudilere şu avantajları sunacak:
• Vergi muafiyeti: Yatırımın tüm maliyet kalemleri vergiden arındırılmış. Yani herhangi bir teşvik belgesi dahi almadan çok geniş bir vergi muafiyeti sağlanacak.
Kurumlar, Gümrük Vergisi, KDV, ÖTV tamamen muaf olacak. Yurt içi alımlarda dahi KDV muafiyetinden yararlanacak. KDV indirimi için 10 yıl süre sınırı yok. Yatırımcı damga vergisi de ödemeyecek.
• İhracat/İthalat serbestisi: Her türlü ekipman ve malzeme için ithalat, ihracat, yeniden ihracat hakkı tanınmış. Gümrük rejimi açısından neredeyse serbest bölgeye yakın bir esneklik verilmiş.
• Bütün işlemleri devlet yerine getirecek: Yatırımcı kamulaştırma, imar, izin süreçleriyle uğraşmayacak. Bizim devlet araziyi hazırlayacak, mevzuatın gerektirdiği bütün işlemleri tamamlayacak, araziyi yatırımcıya inşaata hazır halde teslim edecek.
• Alım garantisi: Türkiye, 30 yıl boyunca o santrallarda üretilecek enerjiyi alma garantisi verecek. İki santraldan da ilk beş yıl boyunca 47,5 euro/MWh, beş yıldan sonra ise 23,415 euro/MWh -KDV hariç- fiyatla alım yapılacak. Suudi şirketlere ödemeler euro olarak yapılacak. Yatırımcının kur riski olmayacak, piyasa riski olmayacak, talep riski olmayacak. Yatırım adeta “risksiz getiri modeli” olacak.
• Yabancı istihdamı: Suudiler bu santrallarda yabancı personel çalıştıracak.
• Uluslararası tahkim avantajı: Yatırım, Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ICSID) Sözleşmesi kapsamında hayata geçirilecek. Yani Türkiye’yle Suudi şirketler arasında bir anlaşmazlık yaşanırsa sorun uyuşmazlıkların tarafsız bir tahkim yerinde uluslararası tahkim yoluyla çözümü sağlanacak.
Şimdi gelin kritik bir soru soralım; Türk yatırımcı aynı avantajlara sahip mi?
Maalesef değil.
Suudilere sunulan avantajlar, Türkiye’deki üreticilerin rekabet gücünü de bitiriyor. Yerli yatırımcı dezavantajlı hale geliyor.
Türk yatırımcılar ticari riskleri yüklenirken Suudi yatırımcı devlet garantili getiri sahibi oluyor.”
@ajansmuhbir1923
Yerli milli TOGG varken Çinlilere güvenip dolu teşvik verdiler.
Yerli sanayiciyi koruyacağız diye yurt dışı e-ticaret sitelerinde 30 Avroluk alışveriş istisnasını kaldırdılar.
Sonuç?
kandırıldık...
Devlet aklı lazım...
Çıplak arama sıradan bir prosedür değildir. Gözaltına alındığınızda polisler sizden iç çamaşırınızı çıkarmanızı isterse çıkarmayın. Ayrıca “otur/kalk” deriz biz, yapmayın. Bu muamele işkence kapsamındadır, insan onuruna aykırıdır. Amacı yüzde yüz aşağılamaktır.
Ne yazık Saraçhane’deki genç kadınlardan da dinledim bu iddiaları. Toplu şikayet yapacaktık fakat korktukları ve utandıkları için geri durdular. Zaten hemen hepsi bu kötü muameleyi sıradan bir emniyet prosedürü sanmışlar. Bu konuda kimseyi yargılayamayız fakat korkmayın, utanmayın. Başınıza böyle bir şey gelirse şikayet edin, ceza alıyorlar. Bizler geri durdukça bu aşağılayıcı uygulama devam eder.
Bu arada maalesef bazı meslektaşlar da bu işkenceye maruz kalan müvekkillerini “Aman konuşma, boşver, başımıza dert almayalım, bak tahliye etmezler” vs. diyerek sessiz kalmaya itiyorlar. Bunun hiçbir faydası olmadığı gibi şiddet sustukça büyür unutmayın. Özellikle temel hak ve özgürlüklerinize sahip çıkın.
Canım istedi, Bilgi Üniversitesi’ni kapattım.
Canım istedi, Bilgi Üniversitesi’ni açtım.
İyi de o zaman bu çocuklar neden polisten dayak yiyip gözaltına alındı?
Canı istedi ➡️ Başkanlık Sistemi
Yok öyle yağma!
Enflasyon yüzde 9, yüzde 12 olacak olacak demişsin!
Ona göre asgari ücret, ona göre memur maaşı ve emekli aylığı dayatmışsın!
Şimdi çıkmış, yüzde 26 olacak diyorsun (belli ki daha fazla olacak!)
O halde asgari ücret de memur maaşı da emekli aylıkları da revize edilsin.
Derhal ara zam yapılsın!
Metallica’nın İstanbul konserinden vazgeçip Yunanistan’ı tercih etme nedeni ortaya çıktı:
Metallica, 16 yıl aradan sonra Yunanistan'da konser verdi.
Grubun İstanbul'a da gelmek istediği ancak 600 bin Euro stadyum kirası ve 70 tır için toplam 262 bin Euro gümrük masrafı ödenmesi gerektiği için vazgeçtiği ortaya çıktı.
Atina'da stadyum kirası 75 bin Euro iken, tırlardan da gümrük masrafı alınmadı.
_Gaziantep Üniversitesi’nde öğrencilerden lise diploması bile istenmemiş.
-Kayıt olanların çoğunun AKP'li ailelerin çocukları olduğu tespit edilmiş.
-Öğrenci başına 20 bin dolar komisyon alınmış.
- WhatsApp yazışmaları ve kayıt ücretlerine ilişkin görseller ortaya çıkmış.
Hamdolsun...