verginin felsefesi ; yükselen yurttaşlık bilinci
ülkemiz insanının önemli zaman parçasını politika ve politik tartışmalarla geçirdiği sanılır oysa sonuç yaratmayan ve esaslı noktaları hedeflemeyen bir ilginin ne kadar doğru enerji harcama olduğu tartışılır.örneğin her yıl yasalaşan bütçe ve vergi konularına anlamlı ve ciddi bir tartışmanın yaşandığını bugüne dek fazla gözlemlemedik.sanki son günlerde vergi üzerine olan tartışmaların daha yaygın ve derin olduğu izlenimi var gibi.çok genel ama dikkat çekici noktalardan ülkemizdeki verginin felsefesinin ne durumda olduğunu irdelemek ve çözümlemek niyetimiz.
a) Kamu harcamalarının en önemli kaynağı olarak vergi teknik bir konu mudur?
Sıkıcı ve kuru sayfalarca mevzuatla biçimlenen vergi yasaları pek çoğumuzun sevgisini kazanmamıştır.ülkemizin kendine özgü toplumsal ve ekonomik özelliklerini kavrayarak vergi almak için sayfalarca mevzuat oluşturulagelmiştir. ülkemiz ne kadar karmaşık ve ne kadar kendine özgü yapısal özelliklere sahipsa mevzuat da buna uygun karmaşık ve kolay anlaşılır ve kolay uygulanır olmaktan çıkmıştır.bu nokta köklü bir ıslah çalışmasına konu olmadığı için gelenek aynı biçimde yeni gelen siyasal iktidar ve kamu çalışanlarınca da sürdürülmüştür. Oysa vergi mevzuatı ne kadar kolay uygulanabilir ve kolay anlaşılabilir olsaydı sorun yumağı olmaktan çıkacaktı. En temel hedefimiz verginin felsefesi konusunda geniş insan yığınlarının ortak bir noktada buluşmasını ivmelendirecek esasları ortaya koymak ve üzerinde yükselmektir.
b) Vergi yanlızca kamu harcamalarının kaynaklarından birisi midir?
Kuşkusuz kamu harcamaları vergi toplanmadan gerçekleşemez.kamu harcaması ve vergi birlikte kamu bütçesinin kaburgasıı oluşturur.bundan ötürü tüm insanları ve toplumsal örgütleri ilgilendirir vergi ve bütçe.verginin karekteristik özellikleri ile insanlar gereğinden fazla yoksullaşıp zenginleşebilir.bu yönüyle vergi bir kaynak ama insanı maddi olarak değiştiren bir kaynak olmaktadır.
c) gerçek kişilerin vergilendirme esaslarını oluşturan türk gelir vergisi kanunu geliri 7 öğede tanımlarken doğru mu yapmaktadır ?
bilindiği gibi kanunumuz gelirin 7 öğeden oluştuğunu tanımlarken her birinin nasıl belirleneceğini de ayrıntılı biçimde anlatmaktadır.oysaki kendimizi dar bir alana hapsetmek yerine gelirin özvarlıktaki dönem başı dönem sonu arasındaki artış olduğu ifade edilmiş olsa işler kolaylaşmaya başlayacak.geliri kaynağı ne olursa olsun her türlü kaynaktan gelen bir özvarlık artışı olarak tanımladığımızda konu baştan basitleşmeye başlayacaktır.demek ki gelirin 7 öğeden oluşması ile belirleme esaslarından kaynaklanan anlaşmazlıkların ve yargısal dava işlemlerinin önüne geçilmiş olacaktır.gerçek kişiler için olduğu gibi tüzel kişiler için de aynısın geçerli olmasında hiçbir sakınca bulunmamakta ve gelir ve krumlar vergisi kanunlarının tek bir kazanç vergisi kanunu ile yalınlaşma yolunda mevzuat karmaşıklıktan temizlenmeye başlanabilir.
d) Vergi yasaları azaltılsa vergi gelirleri azalır mı?
Bir yığın mink vergi yasası ile insanlar gereksiz biçimde oyalanmakta ve güzel enerjleri sonuç alıcı olmayan etkisiz işlemlerle boşa savrulmaktadır.örneğin damga vergisi kanunu geliri önemsiz ama uygulanması son derece kapsamlı fuzuli bir vergi kanunudur.bunun gibi yığınla kanunun kaldırılmasında büyük yarar vardır.örneğin KDV ve ÖTV dolaylı vergi kanunlarıdır ayrı ayrı olmalarının hiçbir mantıklı gerekçesi bulunmamaktadır.kısaca tek bir dolaylı vergi olarak KDV hedeflenmelidir başkaca dolaylı vergi olmamalıdır.
e) Kazancın dolaylı ve doğrudan vergi kanunları ile vergilenmesi konusunda isabetli yol nasıl olabilir?
Doğrudan kazancın vergilenmesi kazancın kavranıp belirlenmesi ile sonuç alınması çok zorlu çabalara gereksinim duyar.dolaylı vergilendirme ise daha kolay ve daha hızlı elde edilme özelliği ile siyasal iktidarlar daha çok bu yolu uygularlar.her alışveriş işlemi ile tutarın bir bölümü vergi olarak maliyenin kasasına girecektir.örnek olarak 10 tl ye bir ekmek satın alındığında dolaylı verginin 1 tl olduğu varsayımında aylık kazancı 100.000 tl olan kişinin ödediği verginin oranı ( 1/100.000=) yüzbinde bir , aylık kazancı 10.000 tl olan kişinin katlandığı dolaylı vergi oranı onbinde bir olmaktadır. Her ikisi de aynı dolaylı vergili ekmeği satın alırken katlandıkları dolaylı vergi oranı arasında 10 kat bulunmaktadır. Az kazanan çok , çok kazanan az vergi ödeme durumu ile karşı karşıya bulunmaktadır. vergi adaleti açısından bu hiç istenmeyecek bir vergileme https://t.co/fmzhBsezLyğrusu kamu harcamalarının kazanç üzerinden alıncak kazanç vergisi ile karşılanması olmalıdır.işlemlerin kayıt altına alınması çerçevesinde % 5 gibi bir dolaylı vergi uygulanması daha mantıklı gelmektedir.ama asıl ağırlık kazanç üzerinden alıanacak vergide olmalıdır.
f) Vergileme yapılırken insanlar ülkemizde bir yılda ne kadar vergi ödediklerini biliyorlar mı?
Nerede? Basitmiş gibi gözüken bu noktaya açık duru kolay ve net bir yanıtvermek şu an kolay değildir.ödediğiniz kazanç vergisini beyannameli gerçek ve tüzel kişiler kolayca bilebilir.tevkifat ( stopaj ) yoluyla vergilendirilen kişiler örneğin ücretliler anında bunun yanıtını veremeyebilir. biliyorsunuz bir yılda ödenen vergi diye konuyu ortaya koymuştuk; KDV ve ÖTV gibi vergilerden hangi tutarda vergi ödediğinizi bilebiliyor musunuz? Verginin ilk adımı bu olmalıdır.toplumda yaşayan canlı her gerçek ve tüzel kişi bir yılda ödediği vergiyi kuruşuna dek bilir duruma gelmelidir.istendiğinde bunu yapılması çok kolaydır; kazanç vergisinin tevkifat yolula alınması sistemi kaldırılmalıdır.gayrimenkulün sahibinin kiraya , ücretlinin ücretine uygulanacak tevkifatla ( stopajla ) vergilenmesinde vergi kiralayan ve işverenin omuzunda kalmaktadır. Asıl vergi ödeyen ödediği vergi ile araya başkaları girdiğinden dolayı ilişkisi kesilmekte yaşanan yabancılaşma ile kökle bağı kalmamaktadır.tevkifat ( stopaj ) yoluyla vergi yabancılaşmasını getirdiğinden ötürü çok kolay bir yolmuş gibi gözükse de vergi felsefesinin olması hedefini sekteye uğratmaktadır.tekrar bir yılda ödenen toplam verginin nasıl bilinebileceği konusuna gelirsek dolaylı vergilerin belirlenmesi işlemlerde kullanılan kredi kartındaki verilerin merkez birime aktarılması ve kredi kartı ile yapılmayan işlemlerin tümünde nüfus cüzdanı belgesi ile yapılması ile cüzdan üzerindeki yonga ( chip ) tüm verileri belleğinde toplayıp en sonunda bir düğmeye basmayla bir yılda bir kişinin ne kadar vergi ödediği ortaya çıkmış olacaktır.
g) Yaşayan her kişinin vergi mükellefi olması zor bir iş değil mi?
Konu yanlızca kamu harcamalarına katılmak değil ki… katılan vergi ödeyen ödediği verginin miktarını bilen kişi kamu otoritesi karşısında edilgin bir insan değil etkin bir kişi hesap sormaya her an hazır bir yurttaş olmaya başlamış demektir. toplumun demokrasiyi yaşamasını hedefliyorsak kişilerin her birisi de hesap sormaya hazır yurttaşlar olarak bu soylu ve kutsal amacın kozasını örmeye başlarlar. Vergi veren ve ne kadar verdiğini açık ve net bilen kişiler kuruşuna dek belirlenen kurallara göre ödemesi gereken vergiyi ödüyorsa onun kamu otoritesinin tüm harcamaları karşısında bilgi almak istemesi nasıl ve nereye harcandığını merak etmesinden doğal bir davranış olmayacaktır.
Vergisel işlemler ne kadar yalın ve basitse harcanacak çaba kolay ve az olacaktır. vergi yasalarının en az sayıya indirilmesi ve yasaların anlaşılır ve kolay uygulanır hale getirilmesi ile bu alanı bir ferahlık kaplayacaktır. gerekirse kamu muhasebe işlemlerinin en az maliyetle gerçekleşmesi yolunda bu bedeli https://t.co/OJFS0PbyJC muhasebe meslek mensupları da böylece angarya işlemleri yapmaktan kutulup asıl işlerine dönerek meslek sahibi olmanın onur ve gururunu yaşamaya başlayacaklardır.
Her kişi engelli olsun sağlıklı olsun yardıma muhtaç olsun az gelirli olsun her kişi vergi müekllefi olmalı ve tüm gelirini beyanname ile bildirme kapsamında olmalıdır dır bu yeni anlayıştaki maliye sisteminde.
h) Fatura,serbest meslek makbuzu, ödeme kaydedici cihaz fişi , gider pusulası, müstahsil makbuzu, giriş bileti gibi vergisel hasılat belgeleri teke indirilse iyi olmaz mı?
Elbette çok iyi https://t.co/rd1SODxYZw kadar yalınlık o kadar kolaylık.tek bir fatura ile hasılat kişilerin adına yazılı ve t.c. numarası kayıt dışı olmaktan kurtarılır.beyanname verme de çok yalın esaslar üzerinde yükseleceğinden sorunlar en aza indirilmiş olur.
I) Servet vergisi alınsa nasıl olur?
Çok iyi https://t.co/5WLnlTid5Lşilerin bir dönemdeki servetlerindeki artış düşük oranlı vergi oranı ile vergilendirilerek vergi adaletinin sağlanmasında çok önemli adım atılmış olur.bu ornının yüzde 1 gibi olması ile vergi sistemi çok önemli bir kaldıraca kavuşmuş olur.
i)vergi kanunlarının toplumsal politikaların gerçekleştirilme aracı olması iyi bir şey değil mi?
İyi bir şey değil. toplumsal yararlar hedeflenerek vergi kanunlarının teşvik politikalarına araç olması sistemi içinden çıkılmaz hale getirmektedir. vergi kanunları vergileri düzenler. teşvikler vergi kanunlarının işi olamaz. vergi kanunları ile teşvik politikalarının bağının kesilmesi ile vergi kanunları tam bir kanun halini alır.
i) Vergi kanunları teşvikleri taşımazsa politika olarak hedeflenen teşvikler nasıl uygulancak?
Bugün ülkemizde çeşitli teşvik önlemleri karmakarışık mevzuatlar eliyle uygulanmakta.bir yılda kaç gerçek ve tüzel kişi ne kadar teşvikten yararlanıyor diye sorduğumuzda net bir yanıt alabilir miyiz? Elbette hayır. Belediyenin toplu taşıma aracından da SGK dan da aile bakanlığından da ve diğer farklı kurumlardan onlarca teşvik önlemleri https://t.co/oFgAl6BScF bunlardan yararlanıyor net bir açıklamasına ulaşmak hiç kolay değildir.işte tek bir kurum teşvik kurumu ile tek elden tüm teşvikler kolayca ve açık olarak uygulanır.düşük ücretli , engelli kişi her yurttaş gibi hiç bir istisna uygulanmadan vergisini öder ama desteklenme koşullarını hakediyorsa teşvik kurumundan gerekli toplumsal önlemlerden yararlanır.
Gerçek ve tüzel kişilerin ekonomik yatırım mı yapması hedefleniyor ? yine belirlenen ölçütlere uyularak gerekli destek bu kurumca sağlanacaktır. Vergi kanunu vergi alacak teşvik mevzuatı hakedenlere gerekli destekleri verecektir.her bir mekanizma bir başkasına bağlanmadan kötüye kullanmaya kapalı olarak işlevini nesnel esaslar içerisinde yerine getirecektir.
Yeni Parti
Yeni, cedid, teceddüd, taze, hâdis, nev… Türkiye siyasi tarihinin en belirleyici kavramları…
Öyle çok da nötr, boş bir kavram değil sanıldığı gibi.
Nev Parti
@ekrem_imamoglu@islamozkannn@berkesen@ypgenelmerkez@eczozgurozel@emrahgulsunar@yeni parti program ve yol haritası için önerilerim
-biçimde ve özde köklü atılımların ayrıntıları kamuoyu ile paylaşılmalı. - parti ve hükümet programı çok kısa ve doğrudan ifadelerle örülü olmalı.programın en fazla 10 sayfa büyüklüğünde olması önerilir.
-bu çalışmalar oluşturulurken üyelerden fazlasıyla yararlanılmalı. mesleklerindeki önemli nokta ve önerileri kişiler sayılarla ifade ederek merkeze ile te bilmeli.
-örneğin benim mesleğim vergicilik.
-tüm kişilerin vergi mükellefiyeti doğar doğmaz başlayacak.
-gelirin öğeleri esas alınarak değil tek bir tanımı olacak;özvarlıktaki dönem sonu ve dönembaşı arasındaki fark gelirdir.
-kazanç vergisi ve KDV yasaları dışındaki tüm vergi kanunları kaldırılacaktır.
-ötv kaldırılarak tek bir dolaylı vergi yasası KDV yürürlükte olacak ve tüm mal ve hizmet türlerinde tek bir oran yüzde 10 olacak.
-gerçek ve güzel ( şirketler ve diğerleri) kişiler tek bir artan oranlı kazanç vergisine tabi olacaklar. bu oran yüzde 10 -30 arasında olacak.
-kişilerin servetin deki artış yılda bir kere yüzde 1 oranında vergilenecektir.
-bir yılın ulusal gelirine göre yurttaştan alınacak tüm vergilerin tutarı belli olacağına göre yapılacak harcamalar buna göre biçimlenecektir.
@haluklevent@ahbap kara para hukukdışı ekonomik olaylar nasıl bu hale geldi? "nereden buldun" un kavramsal sistematiği olan " servet beyannamesi" ve kıyas yoluyla verginin yitmemesinin güvencesi " servet beyannamesi verme zorunluluğu" 1963 yılında getirildi k.k. nun maliye bakanlığında daire başkanı iken turgut özal'ın anap'ı döneminde 1983 yılında kaldırıldı. daha sonra zekeriya temizel/dsp hükümeti döneminde "nereden buldun" yasal düzenlemesi 2003 yılında akp döneminde kaldırıldı.
demek ki her kişinin gelirini doğru bildirmesi ve doğru vergi vermesi hemen hemen her şeyin örneğin ülkenin demokratikleşmesinin bile başıymış...
@ekrem_imamoglu@herkesicinCHP@eczozgurozel@idgoktas
bugün yaşananlar demokrasimizin nerede olduğunu gösteriyor... CHP nin tüm üyelerinin cep telefonuna lütfen ileri gönderip kim çözüm için ne düşünüyor yazsın gerçekleştirilmeyen sayısal chp üyeliği yaşama geçirilsin bir üye olarak ilk atılacak adım budur
@kilicdarogluk hangi yetki ile chp başkanlığı adına konuşa biliyorsunuz? yetkiniz yok, seçilmiş değilsiniz... Parti tüzüğüne yasak mevzuata göre hiç bir yetkiniz olmadan nasıl konuşabiliyorsunuz? hiç mi utanma duygusu yok sizde?
İmamoğlu ilk parladığı zamanlar: “Bu adam solcu değil, kazık atmasa bari bize” diye düşünmüştüm. “Bize” derken biz de KK CHP’siyiz o zamanlar.
İmamoğlu adamın dibi çıktı, beş para etmez tipler bizim genel başkan ve yanaşmalarıymış. İmamoğlu’nun da hayatını kararttık. Adam hala dimdik duruyor, KK’cılar ise rezillikte sınır tanımıyor.
üye politika üretimine katılmadığı sürece ve yönetime doğrudan etkin katılmadığı sürece andığınız olaylar olur. https://t.co/venPg9b9H7şkanlık aday seçiminde 15 milyon insan oy kullandı.hele günümüzde partı etkinliklerine katılım çok daha kolay. akıllı telefon üzerinden 5 dakikada hem seçim hem politika üretimi sağlanabilir.son olaylardan önce sayısal üyelik tasarısının gerçekleştirilmesi bekleniyordu.
Soner Çetin… CHP’nin Çukurova Belediye başkanıydı. 2023 seçiminde yeniden aday gösterilmeyince partisinden istifa etti, “CHP sandığa gömülecek” dedi, İYİ Parti’ye geçti, İYİ Parti’den Çukurova Belediye Başkan adayı olup yüzde 8.5 oy aldı…
Saray operasyonuyla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, şimdi Soner Çetin’i CHP Genel Sekreter Yardımcısı yaptı!
CHP’lilerin üzerinde düşünmesi gereken konulardan biri şu: Tamam, saray/iktidar/yargı birinci parti olduğu için CHP’ye “diploma” operasyonu, “belediyeleri silkeleme” operasyonu, “kurultaya butlan” operasyonu yaptı ancak CHP’nin bu operasyonlara daha iyi direnebilmesini önleyen çok ciddi yapısal sorunları olduğu da ortada.
Bir partinin, aday yapılmayınca istifa edilenlerden, zoru görünce iktidar partisine kaçanlara uzanan bu kadar uzun bir “çürük” listesi olması normal mi?
“Çürüklerin” yukarıya kolayca tırmanabildiği yapıların yapısal sorunları vardır ve kritik konudur.
@sgmozgur@edgarsar91 1994-2019 ile 2019-2025 metro uzunluğunu yapay zekaya sordum yanıt şu 25 yılda 170 km yılda : 6,8 km
2019-2025 yılları arası 6 yılda 52 km. yılda:8,6 km
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV yayınını oturup yeniden izliyorum. Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının tutuklanmasını resmen iktidardan daha çok savunuyor, operasyonların siyasi olmadığını ifade ediyor. Hatta Akın Gürlek’ten daha çok savunuyor. Sanki bu operasyonlar bağımsız yargı’nın operasyonuymuş gibi algı yaratıyor. Kendisine savcı rolü biçmiş. İtirafçı ifadelerini bile doğru kabul ediyor. Bir kişi çıkıp “ben buna para verdim” diyorsa Kılıçdaroğlu için bu yeterli. Arınacağız deyip, belediye başkanlarını peşinen mahkum ediyor. Ama baktığınızda dosyaları hiç okumamış bile. Hukukçu olmadığını söylüyor ama insanları peşinden mahkum etmesi biliyor. Açıkça belediye başkanlarının rüşvet almadığını ispat etmesini bekliyor. Masumiyet karinesini hiçe sayıyor. İnsanlar cezaevinde çürütülürken Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük.
gazetecilerin derslerine iyi çalışmadığı bir gerçek." başkanlık ve yönetim " olarak yetkiniz olmadığı halde, seçilenin kendisi olmafığı halde seçilenin yerine gelmenin haysiyetsizliğini nasıl kabul ediyorsunuz? sorusunu ilk olarak sormalıydılar.gaxetecinin "yetki gaspı" olan mutlak butlanın meşrulaştırılmasına aracı olması kabul edilebilir mi?
@FARACYAZIYOR sayın faraç sizi insan sanıyordum yanılmışım " rüşvetçi" diye yargı kararıyla hüküm giymemiş,masum insanları suçlamak demek size yakışıyormuş.
Kılıçdaroğlu’nu eleştirdiğim, partiyi sattığını ve hainlik yaptığını söylediğim için trol hesaplar kitlesel spam + engelleme yapıyor.
Takipçi dostlardan destek bekliyorum. Bu tür sindirme taktiklerine boyun eğmeyeceğiz.
RT + Like + Yorum ile yanımda olun.
Güzel bir gece diliyorum.
elinize sağlık görkemli bir özet olmuş, @eczozgurozel chp nin konuya bu ciddiyette yaklaşarak açık ve net ifadelerle kamuoyu ikna edilmelidir.canalıcı noktalarda tam bir ikna gerçekleşmiş değildir kamuoyunda. ciddiyet ve etkileyici çalışma yapmak gerekiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünkü yayınında bariz hukuki hatalar vardı.
Örneğin:
1-) Geçici 20'nci madde konusundaki beyanları doğru değil.
Selahattin Demirtaş'ın tutuklanmasına giden sürecin önünü açan Anayasa'ya eklenen geçici 20'nci maddenin kabulü için yasamada çoğunluk “zaten” mevcut değildi. AKP ve MHP oyları, (TBMM başkanı dahil) toplam 357 milletvekiliyle referandumu zorunlu kılacaktı. CHP'nin desteği sayesinde iktidar ittifakı halkoylamasından kaçınabildi.
Anayasa'nın dokunulmazlık hükmüne dönük böyle bir istisna olağan anayasal rejim içinde uygulanamazdı. Uygulansaydı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Leyla Güven ve Şerafettin Can Atalay kararlarında görüldüğü üzere ihlal sonucu doğardı.
2-) Hâlihazırda delegelerin görevden alındığı iddiası doğru değil.
Mutlak butlan davasındaki tedbir kararında delegeler görevden alınmış değildir. İl kongreleri bakımından İstanbul İl Kongresi dışında bir ihtilaf yoktur ve 2025 delegeleri görevdedir.
3-) Emniyet müdürlüğüne yazı yazılması, mahkeme kararının uygulanması için gerektiğinde kolluk gücünün devreye sokulmasını da içeren bir taleptir. Böyle bir başvuru yapıp ardından “Ben zor kullanılmasına karşıyım, böyle bir talepte bulunmadım” denilemez. Bu söylem tutarlı değildir.
4-) Kamuoyu önüne çıkıp “rüşvetçi olduğunu bildiğim belediye başkanları var” deniyorsa bu bir olgu isnadıdır. Olgu ileri süren kişi, iddiasını ispatla yükümlüdür.
Koşullara göre, elde kanıt olmadan böyle bir isnatta bulunmak hakaret, kişilik hakkı ihlali veya iftira gibi sorumlulukları gündeme getirebilir. Buna karşılık elde gerçekten kanıt varsa, bu kez de bu bilgilerin yetkili makamlarla paylaşılmaması "suçu bildirmeme suçu" bakımından tartışma yaratır.
Bu sözler yalnızca bir değer yargısı olarak söylenmişse, bir genel başkanın kendi parti üyeleri hakkında bu ağırlıkta bir söylemi kamuoyu önünde dile getirmesi parti disipliniyle bağdaşmaz; istifa veya ihraç tartışmasını doğurur.
5-) Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi hakkında isnatta bulunulan kişilerin dava açmamasından sonuç çıkarıyor. Fakat kendisi hakkındaki isnatlar karşısında, örneğin bir delegenin “Muharrem İnce'ye verdiğim desteği para karşılığı geri çektim” şeklindeki kendisini zan altında bırakan beyanı bakımından dava açmıyor.
Bir milletvekiline dava açmama gerekçesi olarak da “milletvekili dokunulmazlığı”nı ileri sürüyor. Oysa mevcut içtihada göre dokunulmazlık tazminat davalarına engel değildir. Ceza davaları bakımından ise zamanaşımı durur, vekillik sona erdikten sonra yargılama yapılabilir.
6-) Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde CHP'nin girdiği her seçimde oylarını artırdığı iddiası da doğru değildir. CHP'nin oy oranı 2014, Haziran 2015, 2018 ve 2023 seçimlerinde bir önceki seçime göre düşmüştür. Aşağıda grafiği paylaşıyorum.
Tüm bunlar bir yana, Silivri'deki davalarda pek çok iddia belgelerle çürütüldü. Masum insanlar büyük bir trajedinin içinde dertlerini anlatmaya çalışıyor.
İddianameyi okumadan, savunmalardaki belgeleri görmeden ve yaşananlara vakıf olmadan yüksek perdeden bu tür açıklamalar yapılması, hukuk bir yana, ahlaki üstünlük söylemini de boşa çıkarıyor.
@eczozgurozel süresi dolmuş , yetkisi kalmamış birisi nasıl chp yi yönetebilir? chp yi seçimle gelmiş yetkili bir yönetimmiş gibi nasıl yönetebilir? yetkisi olmayan bir mahkemenin verdiği düzmece bir karar yetki gasbını meşrulaştıramaz
mutlak butlan'ın hukukdışı olduğu , yetki gasbı sonucunu doğurduğu konusuna kamuoyu halen ikna olmamış ve bu gerçeklik bilinip buna göre çaba harcanmalı.