Sorun adamda mı yoksa mağdur kişileri rüşvetle yargıyı etkileyebileceği inancı yaratan sistemde mi? Yargıyı etkileyenleri boy boy gazetelere verip biz bir şey başardık derseniz, vatandaş da demek ki yargı etkilenebiliyormuş der. Böyle kişiler tarafından dolandırılır.
Bu olay bir hukuk devletinde ortaya çıksa muhtemelen dönemin adalet bakanı başta olmak üzere kaç kişinin ifadesi alınırdı. Ama söz konusu Türkiye olunca bu olay ortaya çıkaranları kahraman ilan ediyoruz. Önümüze atılan iki üç yemi de afiyetle yutuyoruz. Afiyet olsun
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında düşen helikopterin konumunun bilinçli bir şekilde saklandığı ortaya çıktı.
Dönemin İstihbarat Şube görevlisi İsmail Kaya:
“Amirimin emriyle Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayağı kırık halde hastaneye götürüldüğünü yazan sahte bir bilgi notu gönderdik.
Bir şube görevlisi, kazadan hemen sonra baz istasyonu verileriyle kaza yerini noktasal olarak doğru tespit etti.
Buna rağmen o konum kontrol edilmedi ve enkaza 3 gün sonra ulaşıldı.”
Adam çok akıllı bir şekilde muris muvazaası davası açılmasının önüne geçmiş. Hala millet nasıl olur filan yazıyor, dayı 83 yıllık ömründe bir tlsini başkasına kaptırdaysa ben de hiçbir şey bilmiyorum.
72 milyon TL dolandırılan 83 yaşındaki emekli vatandaş yaşananları anlattı: (Sabah)
"Son 10 yıldır beni defalarca arayan oldu. Defalarca dolandırmak istediler reddettim. Fakat bu son aramada 'kara para aklamak için sizin hesaplarınızı kullananlar var. Onun için yardımlarınızı rica ediyoruz' deyince kafam döndü.
'Paralar hazır mı?' dedi ben de 'hazır' dedim. 'Onları al, Etiler metrosunun arkasındaki bankın yanına getir, bir adamımı göndereceğim ona teslim et' dedi. Ben de hipnotize olmuştum zaten.
Gittim oraya oturdum. Biraz sonra kapüşonlu, maskeli biri gelip yanıma oturdu. Genç bir çocuktu. Karşı tarafa telefon açtı, 'çantayı alayım mı?' dedi. O da al dedi. Ben de onun göğsünde bulunan boş bir çuvala çantayı koydum. Daha sonra çekti gitti."
Hocamız çok güzel açıklamış. Ben CHP li bir vekil olsam o butlan kararının tamamını içinde kararı veren hakimden imza atan zabıt katibinin adı görünecek şekilde paylaşırım. Oraya gelen tutanaklarda imzaları olan memurları da paylaşırım ki bir daha yapanlar bir düşünsün
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi (HD)’nin 21.05.26’da “…4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREVİ ÜSTLENMELERİNE/GÖREVE İDADELERİNE” karar verdi.
Hızlıca birkaç saptama ve soru, kararın yalnızca Anayasa’ya ve hukuka aykırılığını değil, birçok çelişkiyi de ortaya koyar:
Saptama 1: Asliye hukuk mahkemesi, seçim yargısının yetki alanında karar veremeyeceği için, BAM 36. HD kararı hukuken yok hükmündedir.
Saptama 2: Bu tartışmaya girmeksizin, yetki sorunu bir yana, zaman olarak da seçim hukukunda öngörülen süreler günlerle sınırlı tutulduğu halde BAM, kararı yıllar sonra verdi.
Saptama 3: Başvuruları reddeden Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Anayasal yetkiyi kullanmaktan kaçındığı gibi, gerekçesiz karar verdiği için de Anayasa’yı ihlal etmiştir.
Saptama 4: BAM kararı sonrası, ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamalar oldu.
Saptama 5: CHP Genel Merkezi’ne 24 Mayıs Pazar sabahı saat 7.30’dan itibaren girme girişimi sonuçsuz kalınca Kılıçdaroğlu, kolluk ve zor yoluyla Genel Merkezi tahliye ettirdi.
Saptama 6: Kolluk, binaya girmesi ve kullanması gerekmediği halde aşırı biber gazı kullandı ve binaya hasar verdi.
Saptama 7: Genel Merkez’den zorla ve yaşam riski karşısında bırakılarak çıkarılan CHP Genel Başkanı ve partililer, TBMM’ye dek barışçıl gösteri ve yürüyüş yaptı.
Saptama 8: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, şiddet kullanan kolluğa karşı değil, uğradıkları haksızlığa tepki olarak görev yeri olan TBMM’ye yürüyerek giden partililere karşı soruşturma başlattı.
Saptama 9: Çok yönlü ve yoğun saldırılar karşısında serinkanlı tavır ve davranışları ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ciddi bir demokrasi sınavı verdi.
Bu saptamalar, şu soruları beraberinde getiriyor:
Soru 1: Seçimlerden yaklaşık 3 yıl sonra karar veren BAM, önlem kararı yerine, kesinleşmesini neden beklemedi?
Soru 2: Başvuruları reddeden YSK, Genel Başkanlık mazbatasının Özgür Özel’in uhdesinde kalmasını geçici kararın doğası gereği onaylamış olmadı mı? K. Kılıçdaroğlu’na ise, mazbatanın ancak kararın kesinleşmesinden sonra verilebileceğini de kabul etmiş olmadı mı?
Soru 3: BAM kararı sonrası özgürlükten alıkoyma operasyonları, hukuk mahkemesi kararını cezai karar niteliğine dönüştürmüyor mu? Savaş ortamında bile mutlak koruma gören suçsuz sayılma hakkı, mağdurları ile doğrudan ilişkili olmayan geçici tedbir kararı ile nasıl ihlal edilebilir?
Soru 4: Ülkenin tatile girdiği bir Pazar sabahı Parti Merkezi’ni kolluk yoluyla boşalttırma konusunda Kılıçdaroğlu ivecenliği, Kurultayı en kısa zamanda toplamak için de geçerli olmalı değil mi?
Soru 5: Bir tebligat için şiddet kullanarak CHP Genel Merkezi’ni savaş alanına çeviren ve onlarca kişinin sağlık ve yaşamını tehlikeye atan kolluk, cezasızlık zırhından yararlanacak mı? Olası şikayetler karşısında savcılık sessiz mi kalacak?
Soru 5: Geçici tedbir kararını uygulatma tarzı ile, daha önce 2017 kurgusuna karşı oldukları görüntüsü verenler, aslında “Kişi+Parti+Devlet” füzyon harekatına hizmet sunmuş olmuyor mu?
Soru 6: Yargı ve kolluk darbesi! yoluyla tasfiye edilmek istenen CHP yönetimi için, “hukuk yoluyla demokrasi” mücadelesini maksimize etme çalışmalarını, TBMM önünde sorumlu hükümetin yeniden kurulması yolunda daha sistemli ve sürekli bir seferberliğe yönlendirme zamanı gelmedi mi?
@modelyturkiye Çünkü plaka okunmazsa pts uyarı vermiyor. Ancak hiç plaka takmazdan pts hemen uyarı veriyor. Bu nedenle de suçlular genelde plakasız değil sahte plaka ya da app kullanırlar.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 07.11.2025 tarihli yazısında;
Sanık lehine hükmedilen beraat vekalet ücretinin beraat kararı kesinleşmeden ödenebileceğini belirtti.
Bankacılık sisteminde bulduğu açık ile 1600 dava açarak vekalet ücreti alan avukata disiplin cezası verildi.
• Avukat, 50 kuruşluk bankacılık işlemlerinin iadesi için yüzlerce dava açarak vekalet ücreti almaya çalıştı.
• Şahıs, akrabalarının banka hesapları üzerinden çok düşük tutarlarda işlemler yapmaya başladı.
• Ardından bankaların bu işlemler için talep ettiği 50 kuruş ila 4 TL arasındaki BSMV'nin iadeleri için ayrı ayrı 1600'ün üzerinde dava açtı.
• Her gün düşük miktarda altın alan avukat; 2 yaşındaki oğlu, eşi, annesi ve babası adına da işlemler yaptı.
• Çok sayıda mağdur yaratarak, bankacılık işlemleri için ödediği işlem kesintileri için davalar açmaya başladı.
• Avukat, kazandığı davalardan 5 bin 500 TL ila 10 bin 500 TL arasına vekalet ücretleri aldı.
• Avukatın 1300'e yakın davadan vekalet ücreti kazandığı tahmin ediliyor.
• 1600 dava açan avukat, bu davalardan 379'u için Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.
• Başvuru gerekçesi ise, kendisinin yaptığı bankacılık işlemlerinde kesilen 50 kuruş ile 4 TL tutarlarının iadesi.
Ülke koca bir tımarhaneye dönmüş, abartı egzozla gece yarısı tüm mahalleyi inletiyorlar, düğün salonları gece 1 lere kadar bangır bangır müzik çalıyor, üç beş serseri gece arabayla son ses müzik herkesi ayağa kaldırıyor. Şikayet ediyorsun hiç kimsenin umrunda değil
Hakimlere ne kadar istiyorlarsa maaş verirsinler de avukatların bir yıl sonra yatacak cmk beraat vekaletlerini ödememek için istinaf kararlarını gerekçe göstermesinler
Batı ülkelerinde olduğu gibi, hâkim ve savcılara açık kredi kartı verilmelidir. Bir hâkimin veya savcının zihnini asla ve kat'a geçim, kira ya da kredi borcu gibi dertler meşgul etmemelidir. Zira bu durumun sonuçlarına çok acı olaylarla şahit olduk. Cüneyt Özdemir'in de belirttiği gibi, milyon dolarlık davalara bakan bir yargı mensubu 120.000 TL maaş almamalıdır.
Hakimler şu sözleri nasıl kabullenebiliyorlar anlamıyorum. Belki anlamıyorlardır açıklayayım; Sulh Ceza Hakimliği karar veremez, biz karar veririz, onlar bizim talimatımızla hareket eder. Onlar sadece bizim kuklamız diyor.
Akın Gürlek: Tanık beyanına dayalı tutuklu yok. Varsa söyleyin, ertesi gün tahliye edeyim
"İBB soruşturmasında sadece tanık beyanına dayalı hiçbir tutuklu yok. Mutlaka bir delil ile somutlaştırmışızdır. Varsa söyleyin, ertesi gün tahliye edeyim"
https://t.co/87WgVm8Ffq
Hukuksuzluğun küçüğü büyüğü olmaz. Bir kişiye yapılan hukuksuzluğun yarın herkese yapılabileceğini unutmayın. O yüzden en ufak hukuksuzlukta bile susmayın, denecek noktayı ne yazık ki geçtik. Türkiye Cumhuriyeti işene geldiği gibi bir hukuk devletidir
Cumhuriyet tarihinin devlete hükümet eliyle, maddi olarak, alenen verilen en büyük zararı. Bunu bilerek ya da bilmeyerek yapanlar paralarını koyacak yer arıyorlardır. Bu olaydan kim ne kadar kar etmiş bir açıklansa da bu sistemin getirilme amacını anlayabilsek
Devletin polisi, devletin motoru, devletin kamerası, mesai saati içinde ‘çılgınyunus’ ismiyle tiktokta video paylaşıyor. Bilmem kaç kişi de bunu beğeniyor. Bir olaya müdahale ettiklerinde ise asla kamera kaydı olmuyor. Biz toplum olarak bunları hak ediyoruz