Ülkedeki açık ara en istikrarlı insan... Kurum ve durum ayırt etmeksizin her fırsatta memleket için en hayırsız seçeneğin yanında saf tutuyor bilgeler bilgesi 🫡
Devlet Bahçeli'den TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'na Anlamlı Destek
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu'na çiçek gönderip başarı dileklerini içeren bir destek mesajı vermiştir.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu desteği için teşekkür ederek, "Saygıdeğer Genel Başkanım Sayın Devlet Bahçeli’ye bu anlamlı destekleri için teşekkür ediyor, ellerinden öpüyorum." ifadelerini kullanmıştır.
Yıllar önce sürekli saha dışı etkenlerin ve hakemlerin konuşulduğu toksik ortama tepki olarak; oyuna, saha içine odaklanan içerikler üretmek amacıyla bir kanal kurduk, adını da 'Saha İçi' koyduk. Yasin Kol, bu amaçla kurduğumuz bir kanalda şu kesitin ortaya çıkmasını sağlayacak kadar aşağılık bir tetikçidir. 01.12.2025 tarihli derbinin ikinci yarısı da ustalık eseridir.
Sinan Yılmaz: "Maçın 55. dakikasından sonra 90 + 5'e kadar, Fenerbahçe golü bulana kadar Fenerbahçe'nin yaptığı faul 0, Galatasaray'ın da 11. Bu çok büyük bir rezillikti. 50-55'den sonra maçın tek kale oynanmasını sağlayan, bir sürü pozisyonda faul çalmayan, bir sürü pozisyonda faul yokken Galatasaray aleyhine faul çalan Yasin Kol Galatasaray'ın 45 dakika boyunca baskı yemesinin bir numaralı problemiydi.
Barış Alper, Osimhen ileride top tutamıyor, her yaptıkları harekete faul çalıyor, defalarca hatalı faul çalındı kendileri için. Fenerbahçe savunmacıları oyunculara faul yapıyor, o faulleri çalsa Galatasaray duran toplar kazanacak, baskıyı kıracak baskıyı kırmasına izin vermiyor, kasten bilinçli bir şekilde Fenerbahçe'nin son 40 dakikayı Galatasaray yarı sahasında oynamasının bir numaralı etkisi Yasin Kol'du. Messi'yi transfer etsem bu kadar etki edemezdi son 40. 12. adam diyoruz ya 12. adam ama Messi'den bile büyük 12. adam. Semedo Barış Alper'e el ense yapmışken ve Barış Semedo'ya dokunmuyorken Barış aleyhine faul çaldı."
Barcelona geçen sezon en iyi futbolu oynayan ikinci takımdı, bu sezon şu ana kadar açık ara en iyi takım. Sahada kazanmak için değil de eğlenmek için bir araya gelmiş arkadaş grubu izliyoruz; herkes keyifli, her şey çok basit gözüküyor ve sürekli pozisyona giriyorlar... Derken Yamal 7. golü attı :(
Hocası bu durumlarda kovulur, belirli aralıklarla üstü kapalı göndermeler yapar, sad editleri havada uçuşurdu. O sırada tribün tepkiye, takım başarısızlığa, yönetim istifaya, camia tepeden tırnağa kaosa sürüklenirdi. Kısaca; haklı veya haksız, bilerek ya da bilmeyerek, kimseye faydası olmayan süreçlerin fitilini ateşlerdi hocası.
Beklenti gayet anlaşılır -ki bir süre benzer beklentiler içindeydim- ama neyse ki Okan Buruk, hocası gibi yapmıyor. Yer yer kızsak da doğrusunu yapıyor, bu paralı basiretsizleri idare ediyor.
Okan hocam çok iyi Galatasaraylı…iyi de insan… ama bir noktada bazı riskleri göze alması lazım… bazı tepkileri koyması lazım… Ekim kasım gibi ilk tepkiler ona döner… hocası bu durumlarda ne yapardı ona bakması lazım.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Bugün benim doğum günüm, durup dururken 33 oldum ve aniden karşıma çıkan alttaki tweet nedeniyle 4 Mayıs'ın son dakikalarına son bir dilek sıkıştırıyorum;
@B_Fernandes8'i 2026-27 sezonundan itibaren Galatasaray formasıyla izlemek...
Hakem konularında böyle net ve taraflı ifadeler kullanmayı sevmesem de birkaç sezondur kantarın topuzu kaçmış durumda, özellikle bu sezon yapılanları başka türlü açıklamak mümkün değil. Galatasaray'ı hasmı olarak gören, yavaş ve tuhaf cümleler kuran, en güçlü siyasetçiden aldığı yetkiyle keyfi ve adil olmayan kararlar veren bir federasyon başkanı ve onun saha içi ve dışındaki kollarına karşı mücadele etmek kolay değil. Birçok hamle sırıta sırıta, kör göze parmak şekilde yapıldı, sinir uçlarıyla oynandı.
İttirmeler sonucu oluşan yapay bir rekabet, bu yapay rekabeti yaratan temel unsurların hem sahada hem Riva'da tam kadro görev almaları, yine ellerinden geleni yapmaları ve tüm bunlara rağmen net skorla kazanan Galatasaray takımı! Sezon özeti gibi bir final oldu.
Var ol Hocam ❤️
Vincenzo Montella, A Millî Takımımızı hem Avrupa Şampiyonası’na hem de Dünya Kupası’na götüren ilk yabancı teknik direktör oldu. 💪
#BizimÇocuklar I @VMontella
ARTIK YETER!
Ibrahima Konate’ye yönelik ırkçı saldırılar, Türkiye’de futbolun geldiği tehlikeli eşiği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu yaşananlar artık “rekabet” ya da “fanatiklik” ile açıklanamaz; bu, açıkça nefretin ve ırkçılığın normalleşmesidir. Rakibi düşman olarak gören zihniyet, sahadaki oyunu aşarak tribünlere, oradan da günlük hayata sirayet etmektedir.
Bu zehirli iklimin oluşmasında Türkiye'deki büyük kulüplerin sorumsuz ve kışkırtıcı dili, yöneticilerin hedef gösteren açıklamaları ve sosyal medyada kontrolsüz şekilde yayılan nefret söylemleri önemli rol oynamaktadır. Özellikle sosyal medya, denetimsizlik nedeniyle en uç söylemlerin bile kolayca yayılabildiği bir alan haline gelmiştir.
Daha da dikkat çekici olan ise bu nefret dilinin büyük ölçüde ergen yaştaki gençler arasında yaygınlaşmasıdır. Kimlik arayışı içinde olan, aidiyet duygusunu fanatizmle kuran gençler; kulüp rekabetini bir üstünlük ve düşmanlık meselesine dönüştürebilmektedir. Bu noktada ailelerin, eğitim sisteminin ve rol model olarak öne çıkan kulüp ve spor figürlerinin sorumluluğu büyüktür. Saygı, empati ve birlikte yaşama kültürü küçük yaşta kazandırılmadığında; bu boşluk nefret söylemiyle dolmaktadır.
Irkçılık bir görüş değil, açık bir suçtur. Ve bu suça sessiz kalan, görmezden gelen ya da dolaylı şekilde besleyen herkes bu sorunun parçasıdır.
Futbol; ayrıştıran değil birleştiren bir güç olmalıdır. Rakip düşman değildir. Bu çizgiyi aşanlara karşı net ve tavizsiz bir duruş sergilenmediği sürece, kaybeden sadece futbol değil, toplumun kendisi olacaktır.
Saygılarımızla,
Liverpool Türkiye
Tipik İngiliz. İhmalleri yüzünden bir sporcunun parmağı kopma noktasına gelmişken oralı bile değil; gaddar sporcusuna 3-5 sosyal medya ergeninin yazdıkları ise büyük bir kriz, yersen. Yine de tuhaf teknik direktörleri gibi şekilden şekle girdiklerini görmek keyif veriyor.
Tutkulu futbol ortamları yaratır, gururlu mağlubiyetler alır ve 'aferin'leriyle tatmin olursanız; sizden iyisi yoktur. Aynı sezonda iki kez mağlup etmek gibi bir hadsizliğe düşerseniz, bir takım ucuzluklarla uğraşmak durumunda kalıyorsunuz. Neyse ki kibirli tebriklerine değil, bayağı nefretlerine talibiz.