Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşı” kavramının yeni müfredatta yer almayacağını, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” dedi. Yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” kavramının çıkarılacağını, yerine “Milli Mücadele” kavramının getirileceğini söyledi.
Bir hatırlatmayı ifade etmek isterim,
Öncelikle bu İsimlendirme keyfi değil, dönemin kendi adlandırmasıdır. Savaşı yürütenler ona “İstiklal Harbi” dedi, gazilere verilen madalyanın adı İstiklal Madalyası, milli marşın adı İstiklal Marşı’dır. “Kurtuluş Savaşı” bu adın Türkçeleşmiş halidir. Ayrıca “koskoca Osmanlı İmparatorluğu” argümanı kendi içinde çelişkilidir, o koskoca imparatorluk 1918’de savaşı kaybetmiş, ordusu terhis edilmiş, başkenti işgal altında, padişahı işgalcilerle uzlaşmış durumdaydı. “Kurtuluş Savaşı”tam da o devletin artık halkını koruyamadığı boşlukta, Anadolu halkının kendi örgütlediği direniştir. Osmanlı’nın büyüklüğüne saygı, işgal gerçeğini silmeyi gerektirmez, ikisi aynı anda anlatılabilir. “Milli Mücadele” zaten kullanılan bir kavramdır, sorun eklenmesi değil, “Kurtuluş”un çıkarılmasıdır. İki kavram yüz yıldır yan yana yaşıyor. Birini müfredattan silmek pedagojik bir sadeleştirme değil, tarihsel anlamı daraltan bir tercih olur. “Mücadele” neye karşı verildiğini söylemez, “Kurtuluş” ise işgali, Sevr’i ve bağımsızlığın bedelini ismin içinde taşır. Öğrenciden gizlenen kelime değil, o kelimenin hatırlattığı bağlamdır.
*Çok uzun yazmışsın okunmuyor abi…
Not: 2022 yılında sınavla oldukça yüksek puan alarak atandım okulumuz yeni proje okulu oldu.
İstifa dilekçemi 19 Haziran’da vermeme rağmen açıklamamı bugün yapmayı tercih ettim.
Çünkü istifa dilekçemi verdikten hemen sonra böyle bir paylaşım yapmış olsaydım, idari süreci etkilemeye çalıştığım ya da kamuoyu baskısıyla kararın değişmesini amaçladığım şeklinde yanlış bir algı oluşabilirdi.
Bana göre doğru olan; önce sürecin netleşmesini beklemek, ardından ise hiçbir beklenti taşımadan yalnızca yaşananları kamuoyuyla paylaşmaktı. Sisteme kararnamemin düştüğünü bugün gördüm dolayısıyla istifam kabul edilmişti resmi olarak.
Bu nedenle açıklamamı bugün yapmayı uygun gördüm. Saygılarımla.
Bu forma, unutulmayan zaferlerden, gelip geçmeyenlerden, modadan, yağmurluktan, vazgeçilmez bir tutkudan, Fenerbahçe ruhundan yapıldı.
Yeni sezon adidas x Fenerbahçe forması, Fenerbahçe'nin 120 yılından yapıldı.
#BuFormaFenerbahçedenYapıldı
Bertuğ'a kızan genç arkadaşlar 35'i geçince benim gibi farklı bakıp sadece tebessüm edecekler böyle şeyleri görünce.
Lefter Taksimspor'da, Cemil Turan İstanbulspor'da, Oğuz Çetin, Aykut Kocaman, Tuncay Şanlı Sakaryaspor'da, Rüştü Reçber Antalyaspor'da, Bülent Uygun, Kocaelispor'da, Rıdvan Dilmen Sarıyer'de, Ümit Özat Gençlerbirliği'nde, Kerem Aktürkoğlu, Mehmet Topal Galatasaray'da oynarken farklı mıydı durum?
Rotasyona yerli santrfor lazım. Bertuğ'un "EN BÜYÜĞE GİDEBİLME" ihtimaline motive olduğunu anlamıyor musunuz?
12 yıldır şampiyon olamayan takımın stadı niye hâlâ hınca hınç, niye Fenerbahçe istisnasız her zaman ülke gündeminin ilk 5 sırasında yer alıyor, başkanı çoğu siyasî liderden fazla konuşuluyor, niye gittiği her kentin bürokratından esnafına 10 gün önce Fenerbahçe'yi konuşmaya başlıyor, bu meydan okumalar niye sanıyorsunuz gençler?
İslam Çupi neden "ne kupa, ne şampiyonluk büyüklüğü: başka bir büyüklük, adı konamaz" veya Nihat Genç niçin "Türk ligi herkesin sırayla Fenerbahçe ile oynadığı bir ligdir" demiş olabilir?
Ülkenin kült haline gelmiş sosyolojik gerçeğidir Fenerbahçe'nin en büyük olması. Futbolla ilgisi yok.
Herkes en büyüğe meydan okur, onu yenmek de zirvedir ondan talep görüp onun formasıyla herkese meydan okumak da.
Biz de 20li yaşlarda çok kızar, köpürürdük ama hayat gösterdi ki bu bir düşmanlık değil: en büyük olmanın doğal neticesi.
Bertuğ da çok çok büyük ihtimalle -ve doğal olarak- seneye Fenerbahçe'nin rotasyona koymak isteyeceği yerli santrfor kontenjanına talip ve bunu göstereceği maç tam da bu.
Kızmayın. 😉
Ben de gülmek isteyince açıp bu boşkurt konuşmasını dinliyorum.
O bahsettiği tek mermiyi teröriste veya düşmana sıkmaz ama bana sıkmakta tereddüt etmez. Ayrıca o da bilir ki hiç bir boşkurt asla Bozkurt olamaz.
Gs’liler şunu iyi anlasın. Gs’den nefret eden bizler gs’nin başarıları yüzünden değil o başarıya ulaşmak için yaptığı sınır tanımaz adaletsizlikler haksızlıklar ve utanmazlıklar yüzündendir. Hakkıyla kazanılmış başarıları takdir edecek şerefi taşıyan bizler sporda değil yaşamın her alanında ki şerefsizliğe karşıyız.
Fenerbahçe kulübü başkanının okul ziyaretine izin vermiyorlar.
Fenerbahçe kulübü başkanının yurtdışına çıkmasına izin vermiyorlar.
Fenerbahçe kulübü başkanı her hafta imza veriyor.
Fenerbahçe kulübü başkanı olmak neymiş gördünüz mü? Birazcık güçlü olmayan biri başkan olduğunda ona neler yaşatıyorlar. Nasıl saygısızlık yapıyorlar. Bunlar Aziz Yıldırım gibi adamı hapse atmış adamlar. O kada düşmanlar Fenerbahçe'ye.
Ali Koç'a güçleri yetmedi de onu da sözde sportif açıdan bırakmaya mecbur bıraktılar. Şampiyonluklarını çaldılar, bunu da göstere göstere yaptılar.
Malesef Saran'ın hiç şansı yok. Bir kere oturduğu koltuğun gücünü gösterecek cesareti de gücü de yok şahsen olmasını beklemek de haksızlık. Normal şartlar altında iyi bir başkan olabilirdi. Ama görünen o ki görevi bıraktırtacaklar. Çünkü bu muameleye dayanamaz.
Beyler Fenerbahçe yalnız, bırakın sahadaki topçuları sürekli eleştirmeyi, sövmeyi de Fenerbahçe'yi savunun, sevin, destekleyin. Skor ne olursa olsun arkasında durun şu kulübün her ferdinin.
Geçen hafta Levent’e bu hafta da Mert’e yapılan penaltılar hem saha hem VAR hakemlerince atlandı.
Size karşı bir baskı varsa, gerekli açıklamayı ben yapayım @Fenerbahce 🤷🏻♂️
Avrupa Komisyonu ayağımıza kadar gelip "gelin iletişimde sınırları kaldıralım" diyor, bizim operatörler "yok, biz vatandaşı kendi içimizde yolmaya devam edeceğiz" deyip kapıyı kapatıyor.
Düşünün ki uçağa biniyorsunuz, Berlin'e veya Roma'ya iniyorsunuz ve telefonunuzu tıpkı Kadıköy'de, Kızılay'da geziyormuş gibi hiçbir sürpriz fatura korkusu olmadan kullanıyorsunuz. İşin asıl can alıcı kısmı ne biliyor musunuz? Roaming sisteminin çift yönlü çalışması. Yani sınırlar kalktığı için, elin Avrupalısının ayda üç beş Euro'ya kullandığı o devasa, sınırsız ve ucuz GSM paketlerini burada, kendi ülkemizde şebeke sorunu yaşamadan kullanma şansımız olacaktı.
Peki bu devasa fırsat neden elimizin tersiyle itildi?
Çünkü bu topraklarda sıradan vatandaşın herhangi bir hizmete kolay, ucuz ve dünya standartlarında ulaşmasına karşı inanılmaz bir alerji var. Sizin sınırları aşmanız, cebinizden daha az para çıkması, fatura derdi düşünmeden internete girmeniz birilerini fena halde rahatsız ediyor. Kurulmuş bir sömürü çarkı var ve yerli operatörlerin o astronomik kâr marjları düşmesin, tekel düzeni bozulmasın diye 85 milyonun dünyayla arasına bir kez daha duvar örüldü.
Mesele sadece yurt dışına çıkınca harita açmak, fotoğraf atmak değil. Mesele halkın en ufak bir refah kırıntısına ulaşmasına sermaye sahipleri tarafından duyulan o derin tahammülsüzlük. Bize reva görülen tek senaryo belli: Her şeyin en kalitesizine, dünyanın en yüksek bedellerini ödemeye mahkum edilmek.
Bugünü tarihe not düşün. Sırf siz ucuza ve özgürce iletişim kurmayın diye Avrupa'nın altın tepside sunduğu fırsatı göz göre göre çöpe attılar. Kendi insanına reva görülen bu düzeni ve bugün alınan bu kararı asla unutmayın.