Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Sadr Caparov ile Issık-Göl’deki çalışma ofisinde bir araya geldik.
İki ülke ilişkilerimizi etraflıca değerlendirdik. Kırgızca olarak hazırladığımız Türk Dünyası Vizyon Belgemizi takdim ettik.🇹🇷🇰🇬
Nazik kabulleri için teşekkür ediyorum.
#Kırgızistan #IssıkGöl #CengizAytmatov #TürkDünyası
Bugün okullarda şahit olduğumuz abartılı törenler, çocukların başarısını kutlamak için değil; dijital dünyanın narsist alkışlarına muhtaç yetişkinlerin ve evladını dünyanın yegane merkezi sanan modern körlüğün egosunu doyurmak için tasarlanmıştır. Sahne çocukların gibi görünse de, perde arkasında alkış dilenenler aslında büyümemiş ebeveynler ve öğretmenlerdir.
Kurban Bayramı'nın ülkemize, milletimize ve tüm İslam alemine sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik getirmesini temenni ederim.
Birlik ve beraberliğin en güzel şekilde yaşandığı bu mübarek günlerde, sevdiklerinizle birlikte nice mutlu bayramlar geçirmeniz dileğiyle.
@Ebsofuoglu Ben 70 yaşındayım köylerde Anadolu’da tarlada gündelikçi kadınlar var. Onlara çalışma özgürlüğü var şehirdekiler kafeste mi yaşasın? Şehir sapık mı dolu? İnsan eşine kızına oğluna güvenmez mi? Tacizcilerin ANASI YOK MU?
@Ebsofuoglu Nasıl bir yazı? Utandım. Erkekleri sapık olan bir toplumda mı yaşıyorum? Elhamdülillah merhum babam, eşim ve 2 oğlum 3 torunum bu zümreden uzak ve çok şanslıyım. Sapıklık cinsiyette değil zihniyette. Erkek de ölümsüz değil kadın da. Çalışan kadın namussuz mu?
@yenisafakwriter Unutma Ebu cehil de iyi Arapça konuşurdu. Şu an soykırıma destek olan araçlar da o Arapçayı iyi biliyor. Senin başına tuğla mı düştü? İnsanları manüple etmeye çalışıyorsun...
@yenisafakwriter Allah Allah. Dil ırkçılığı ve ayrımcılık. Allah Hucurat suresinde 13. Ayette özetle "tanışın anlaşın üstünlük takvadadır" diye uyarırken sen kimsin? Dünyaya gelirken ailemi, dilimi ben mi seçtim? İnsan tercihiyle sorunlu. Ailemi ülkemi dilimi seviyorum.
Türkiye'den;
Bugüne kadar duyduğum
en isabetli gelecek öngörüsü.
Ayakları yere basan, doğru bir zeminden beslenen, dünyanın yarınlarını özetleyen, herkese istikamet gösteren güçlü cümleler...
Hep başkalarından duyardık bu tür cümleleri. Artık kendi cümlelerimiz dünyada yankılanır oldu.
Burada devletlere de bireylere de bir yol haritası dunuluyor.
Selçuk Bayraktar:
"Bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur, sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değildir.
Tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve cebimizdeki cihazlara sızan 'Teknokapitalist Küresel Tahakkümdür.
Bu tahakküm, geçmişin diktatörlükleri gibi kaba kuvvetle de gelmiyor.
Milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, "Gönüllü bir esaret" olarak hayatımıza giriyor.
Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz.
Harezmi de, İbn-i Sina da, Newton da, Einstein da hepimizin sahip olduğu o aynı mucizevi insan beynine sahipti; teravatlarca enerji tüketen ruhsuz bir veri merkezine değil.
Yaklaşan kuantum çağının tehditlerine karşı kalkanlarımızı bugünden örmeli, iletişim ağlarımızı Kuantum-Dirençli şifreleme algoritmalarıyla donatarak, küresel tekellerin sızamayacağı otonom ve milli mimariler inşa etmeliyiz.
Bu kuşak; kendi göbeğini kendi kesen, 'Biz en iyisini yapabiliriz' diyen, zihinsel prangaları parçalamış, asil bir hürriyet kuşağıdır.
Hakikat şudur ki; istikbalin anahtarı başkalarının yazdığı karanlık satırlarda değil, alemlerin mimarının kalbimize nakşettiği irademizde ve 'bir' olmanın muazzam sırrındadır."
Gazeteci Fatih Altaylı, İstanbul’da lüks bir terzide karşılaştığı AK Parti’nin ‘önemli’ ismiyle sohbetini anlatmış.
Yer tarifinden, dil ve üslubundan kim olduğunu çıkardım ama zihnimizin bir kenarında kalsın.
Bu ‘önemli’ isim, sohbetin
bir yerinde eski MKYK üyemiz Mücahit Birinci’nin bazı eleştirilerini hatırlatınca, müstehzi edayla partide ağırlığı olmayan biri olarak anlatıp ciddiye almadıklarını ima etmiş.
İki temel noktada itirazım var:
Birincisi, geniş anlamda her yurttaşımız, dar anlamda AK Parti’ye gönül vermiş her kişi saygıyı hak eder.
İkincisi, gerçekçi olacaksak AK Parti’de siyaseten hiç kimsenin ağırlığı yoktur. Tayyip Erdoğan ve diğerleri vardır. Ağır isim dediğiniz kim varsa, ağırlığı Cumhurbaşkanımızın müsade ettiği kadardır.
Tartışmayı parti bağlamından çıkaracak olursak.
Siyaseten kişilerin ağırlığını, milletin terazisi ölçer.
Liderin gölgesinde güç devşirip kendini nimetten sayan o kadar çok kişi tanıyorum, toplumda zerre ağırlıkları yok.
Aynı şekilde partide güç tesis edemediği halde toplumun gönlünde taht kurmuş nice yiğitler var.
Bu durum, neyi, ne kadar istediğiniz ve tercihinizle ilgilidir.
Bugün çok önemli makamlarda bulunup da sokağa çıkamayanlar var.
Aslolan, milletin gönlündeki itibarlı yerinizdir.
Şair Deniz İnan’ın " Karşı evin annesi "
isimli şiiri 2019 yılında Avrupa ’da en iyi
Türk Şiiri ödülünü almıştır.
KARŞI EVİN ANNESİ
Sen iki ters bir düz kırgınlıklar örerken beş numara şişle
Yumuşacık kakaolu kekler yapardı karşı evin annesi
İmrenirdim
Mutfağındaki eksik malzemeden bihaber
Tepeleme dolu kızgınlıklar yüklerdim dişlerimin arasına
Bilmezdim anne
Karşı evin babasında bitermiş iş
Bunu görmezdim
Hep başın ağrırdı
Başın, hep ağrırdı
Sırf bu yüzden bile bazı zamanlar
Seni sevmezdim
Küçüktüm anne
Bilseydim evinde su faturası ödenmemiş
Çeşmeden akmayan suya
İsyan etmezdim
Sen iki kere ikinin dört ettiğini ekmek hesabından bilirken
Mis kokulu çamaşırlar asardı karşı evin annesi
Özenirdim
Ellerindeki çamaşır suyu kokusundan rahatsız
Çocukça bir küskünlük eklerdim gecelerime
Oysa ellerin ruhuma akarmış saçlarımdan
Ömrümü tararmış titreyen parmakların
Bilmezdim anne
Büyümek denen illet dayanıncaya dek kapıma
Ellerinin ne muhteşem olduğunu bilmezdim
Küçüktüm anne
Yoksa
Gün aşırı patlayan sarı ampulü
Mumla yamayacak yüce gönlünü
Ezecek kadar ezilmezdim
Sen çalı süpürgesiyle süpürürken dış kapının ağzını
Taze boyalı saçlarını savurarak süzülürdü karşı evin annesi
Ayağında yüksek topuklu bir isyan
Düşündüm de şimdi
Ne iğreti dururdu o topukların üstünde dursan
Senin çatlamış ayakların vardı anne
Hacı şakir kokardın en beyazından
İncecik bir yemeniyle gizlerdin
Ölünce her bir teli yılan olacak sandığın sırma saçlarını
Çok yeni anladım anne
Ağaran her saç telinden üstüme düşen payımı
Çocuktum anne
Bir bisikletim olsa bütün mutluluklar benimdi
Babam eve sarhoş gelmiş geç gelmiş
Hepsi sabah sokağa çıktığımda biterdi
Bilmezdim anne
Karşı evden arta kalan çantalar dolusu giysi
Üstümüze cuk otururken
Ruhuna azap olur akarmış
Bilmezdim benim annem gözünün yaşıyla her bayram
arifesi
Vitrinlere bakarmış
Sen ilkokul fişlerimi kardeşimle hecelerken
Telefonu keşfetmiş karşı evin annesi
Bilsen ne cahildin ne görgüsüzdün gözümde
Yak deseler yakacağım o dakika dünyayı
Yık deseler
Ne şu eski divan kalacak
Ne çiçekli perdeler
Şimdiki aklımla ah bir sorsalar bana
Desem
O tertemiz günlerim
Hani şimdi neredeler
Ben ay sonunu nasıl getireceğim diye
Hesaplar yaparken bir gün
Oğlum nefes nefese yararak ortalığı girdi içeri
Yumuşacık kakaolu kekler yapmış dedi karşı evin annesi
Çok geç anlıyor insan anne
İlle de kendi annesi
İlle de kendi annesi...
DENİZ İNAN