Beni çoğunuz Astronom olarak tanıdınız, ama ben rızkımı bilgisayar bilimlerinden kazanan biriyim. Son zamanlarda pek paylaşım yapmıyorum, bir kaç konuya konsantre olmuştum. Yapmış olduğum okuma ve araştırmalar sonucunda varmış olduğum sonuç şu sizinle paylaşmak istiyorum. Muhakkak sizin için önemli olan verilere ulaşabileceğiniz bir yedekleme mekanizması kurun ve sürdürülebilirliğini sağlayın. Küresel dijital baronlardan uzak durun. Kısacası hayatta kalmak için analoglaşın, dijital verilerinizin bir değeri varsa lokalleşin. Avuçlarının içindeki güç nükleer silahdan bile güçlü.
This is the film promoted by Elon Musk. 'The film the establishment doesn't want people to see'?? If you want to encourage civil war - and they do - then it's EXACTLY what the 'establishment' wants you to see because it portrays precisely that. You think Musk doesn't know this?
Mass migration into the West is a Cult operation as I have been exposing for decades with Israel networks centrally implicated. The way that SOME migrants have been involved in violent crime, grooming gangs, and seeking to impose Islamic law on the population is a bloody disgrace.
But they are pawns in a game that in their programmed arrogance almost all of them don't understand – orchestrated from the shadows to pitch migrants against the indigenous population as the themes of this film do. This is why the borders have been opened and financial incentives provided to encourage both numbers and a sense of unfairness and fury in the British population.
The more extreme SOME migrants behave the angrier people become as the touch paper is lit. That may be understandable, but they are falling for the program. Vigilante 'justice' can be seen in such circumstances as the only option in the face of establishment inaction and promotion of IN-justice.
That, however, is what the Shadow People want you to think. They want you to see the world in black-and-white and see ALL migrants in the same light when they are not all criminals and grooming gangsters.
What's the answer? Well, the establishment wants civil war as portrayed in the film and that's why so many young migrant adult men of fighting age have been allowed into the country.
The only way out of this is for migrants and indigenous population to realise that they are both pawns in the same game. The more migrants who lack respect for British ways and the more British people see the Citizen Vigilante way of dealing with that the more the establishment (Cult) guffaws into its gin and tonics.
Perception is what drives behaviour, and the Cult is expert at manipulating perception to suit its ends. It wants people to be so mesmerised by their religion and version of 'God' that they feel emboldened to impose that on everyone. This triggers pushback from those with another version of ‘God’.
How about a perception that we are all expressions of the same Infinite Consciousness who are manipulated to be so UNconscious that we can’t see that religions are not there to enlighten, but to perceptually suppress and divide and thus rule?
To see that we are ALL in the gunsights of the same Global Cult and played off against each other to the end of total human control? How about we wake-up and grow-up and enter post-perceptual puberty?
Either that or we can just shoot each other.
Tahmini 80 ton kadar Karakılçık buğdayımız var. 1 haftaya biçilir. Tohumluk, Buğday, un veya bulgur talebi olanlar bize ulaşabilir.
Aracı yok!
Üreticiden direk Tüketiciye...
🔴#SONDAKİKA | Yaptığım haberler sonrasında:
Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya; VİZE RANDEVUSU konusunda İNCELEME yaptıklarını ve yeni tedbirlerin gündemde olduğunu belirttiler.
Fransız ukala diplomatlar bana 'Biz sisteme %100 güveniyoruz, yetersiz kanıt' diyordu.
Ancak bu iş burada oldu bittiye gelmeyecek. Bu işe bulaşmış 'KİM VARSA' tüm şahıslar ifşa olacak.
Sizlerden ricam [email protected] adresine bu tür randevu satanlarla görüşme yaptıysanız lütfen iletin.
Aylardır bu konunun üstünde çalışıyorum güzel gelşimeler yaşanacak inşallah. Burada bitmeyecek.
Dan Peña "kripto para" hakkında ne demek istemiş!?
Eğer ne olduğunu bilseydiniz mikrosaniye de satardınız!
Microsoft tarafından 2020 yılında alınan WO2020060606 numaralı bir patent var.
Bu patent, "Vücut Aktivitesi Verilerini Kullanan Kripto Para Sistemi" başlığını taşıyor.
"Öldürdük ve öldürdük. Yere düşenlerin bile kafalarını patlattık. Sanki akan kan ızdırabımızı dindirebilirmiş gibi."
Arabistanlı Lawrence. Kendi hatıratı. Seven Pillars of Wisdom, 1926.
Hicaz Demiryolu'nda tren baskını. Mayın patlatılıyor, lokomotif havaya uçuyor. İçinde asker var sivil var kadın var. Tren devrilince bedeviler hücum ediyor.
Lawrence yazıyor:
"Araplar akıllarını kaybetmişlerdi. Dost düşman ayırt edemiyorlardı. Üç kez bana saldırdılar, beni tanımaz gibi yapıp eşyalarımı kapmaya çalıştılar."
İngiliz çavuşu Lewis öldürdüğü 30 Türk askerinin sırt çantalarında altın arıyor. Araplar ganimetle o kadar meşgul ki Lawrence silahları toplamayı bile unutuyor.
Ve yine Lawrence'ın kendi cümlesi:
"Zafer her zaman bir Arap kuvvetini çözerdi. Artık bir baskın birliği değildik. Bir Arap kabilesini yıllarca zengin edecek kadar ev eşyasıyla yüklü sendeleyerek ilerleyen bir yük kervanıydık."
Ertesi gün herkesin üstünde öldürdükleri Türk askerlerinin üniformaları var. Lawrence bunu da yazmış: "Bir Arap için zafer sevincinin vazgeçilmez parçası düşmanın giysilerini giymekti."
Ama asıl vahşet Eylül 1918'de geldi.
Tafas. Dera-Şam çekilmesi. Lawrence komut veriyor: "Esir almayacaksınız."
Yolda yatan bitkin Türk askerleri var. "Su... su..." diyorlar. Başlarına ateş ediyorlar. Yol boyunca gücü tükenmiş her Türk askerini tek tek öldürüyorlar.
250 Alman ve Avusturyalı esir alınıyor. Sonra aralarından birinin iki süngüyle yere çakıldığını görüyorlar. Makineli tüfekle 250 esiri topluca infaz ediyorlar.
Lawrence bunu da gizlememiş. "By my orders we took no prisoners." Benim emrimle esir almadık.
Ve bu kitap bugün İngiltere'de edebiyat klasiği. Üniversitelerde okutuluyor. Yazarı kahraman.
Var mı bizim müfredatımızda?
Aptallık bulaşıcıdır. Çevrenizde böyle insanlar varsa bir an önce hayatınızdan çıkarın, ne halleri varsa görsünler.
Hayatlarındaki tek çabaları kimse onları kaale almazken “ben de varım” diye uğraşmalarıdır. Hiç bir zaman huzur bulamazlar, size de huzur vermezler.
Allah karşınıza düzgün, iyi insanlar çıkartsın. Ama oldu da çıktı bunlar çünkü sayıları hiç az değil. Sessizce uzaklaştırın çevrenizden ve bir daha da kaale almayın.
Gençler bu dediğimi anlamakta şuanda zorlanacaklardır ama ilerde hayatınız otomatikman bu rotaya girecektir. Fazla vakit kaybetmeyin bu tip insanlarla.
Kötü ve aptal insanların burnu hiç bir zaman boktan kurtulmaz. Ama onlar bunu çok geç farkederler, farkettiklerinde de iş işten çoktan geçmiştir.
Tek bir tapay zeka aracının günlük maliyeti kaç insani doyurur?
Ya tamamının maliyeti nelere imkan sağlar acaba?
Matrix filmindeki enerji krizi gercek mi olacak?
Hesapladım Cem! OpenAI'nin Sora günlük maliyeti ~15 milyon dolar (Forbes tahmini). Bugün 1 USD ≈44.35 TL, yani 665 milyon TL/gün.
Ortalama döner 200 TL ise: tam 3.326.250 döner eder!
Sam Bey her gün 3 milyondan fazla döner yiyebilirmiş, afiyet olsun 😂 Ama o kadarını kim bitirir?
Kaynak: OpenAI açıklamaları + güncel kur/fiyatlar.
Serdar Bilgili’yi birebir tanırım. Yalan değil. Yaptığı şey mortgage sistemini kullanmak, özellikle 2008 ve öncesinde. Türkiye’de yapamıyorsun. Ama ABD’de sistemi manipule ederek 100 ev alıp, yine sisteme ödetirsin.
Refurbished yani açık arttırma tarzına mahallelere girip, eğer elinden tadilat işi de geliyorsa bunu çok daha kısa sürede yaparsın. Zaten burada yapmıyor. Çoğu inşaatı Newyork, Miami vs…
Sistem buna izin veriyor. Tek ihtiyacın olan iyi kredi skoru ve biraz sosyal çevre.
İlk evi kendin alıyorsun (onu da çekersin istesen ama bunu sermaye düşün) , sonra o evi teminat yapıp 3x’ine kadar aynen kredili hesap gibi margine girebiliyordun. Bunu sürekli katladığını düşün.
Bu sırada da rent şirketleri var. Sana 10 ay kira öder, 2 ay ödemez. Ama eve bakar vs… muhattap olmazsın. Böylece ordan gelene mortgage ödetirsin. Yılda 2 ay nakit akışın olmaz, onu da kendin ödersin.
Bu sistem içinde onlarca ev alan bir sürü arkadaşım var. Özetle ; Gayrimenkulde ki olay ürünün kendisi değil, kendisi çok dandik bir yatırım. Olay kaldıraçı bedavaya kullanabilmen
Cheers Darren - available for shipping now in the UK and Europe and in the United States and Canada from the first week in January. I'll be talking about the content of the book on London Real tomorrow live at 5pm UK.
https://t.co/EuIGBBzuSP
Durum tam da bu. Ne Akademi kaldı ne de bilim.
Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada oligarşik bir bilim(!) onay mekanizmasına takılıp kaldık. Elsevier ve Clarivate şirketleri tarafından kapitalistleştirilip milyarlarca dolarlık bir endüstriye döndürülen Akademi sektörü her gün bilim dışı yeni bir iş ve meşguliyetle sınanıyor. Şimdilerde de kalite ve akreditasyon uğruna sabahtan akşama kadar rapor yazıp, “ölçüt, girdi-çıktı, PUKÖ döngüsü vs.” diyerek binlerce sayfa şablon hazırlayan, yayın fetişizmini proje fetişizmine dönüştüren bir rakamsal bir çöplüğe dönüşmüş durumdayız. Yaratıcılık yok, bilim yok, düşünce yok, sürüden kaçış yok, şablon dışına çıkış yok.
Milyarlık bütçeli kardinaller heyeti tarafından onaylanmak zorunda olan akademik kölelerden başka bir şey değiliz. Köleliğine aşık olan kölelerimiz ise sistemce en makbul olanımız . Helvası çoktan kavrulmuş bir dünya Akademi. Bilimsel çaba, özgür düşünce, yaratıcı üretim falan yok; esaretin kutsandığı ve onore edildiği bir kilise topluluğu var maalesef. Tüm dünyada bu sistemin finansörleri de belli. Onların istemediği şekilde düşünenleri ABD’de dahi yerle yeksan ediyorlar. Geçmiş olsun hepimize. Durum bu!
Akademi hakikatin peşinde midir? https://t.co/b88utpYYzU @serbestiyetweb aracılığıyla