Her yıl ortalama bir ay köyümde kalıyorum. Ve bir ayın sonunda her defasında sanki bir şeyler yarım kalmış hissiyle dönüyorum.
Ben en çok yaz mevsimini seviyorum ama en hızlı geçen mevsim hep yaz oluyor.
Bu hayatta her güzel şey yarım kalmak zorunda sanırım.
Makine sesleri her yeri sarmış gibi hissediyorum. Duygularım ürkmüş ve içime sinmiş. Herkes makine sesleri çıkarıyor gibi hissediyorum. Konuşsam gürültüden anla��ılmaz. Sussam susmak dilini bilen yok.
Neden bu döngü tekrar ediyor onu da anlamıyorum.
Tuhaf... Tuhaflaşıyorum.
Dostluğunda, arkadaşlığında, yoldaşlığında, yarenliğinde "samimiyet" olan insan diğer yekun âdemden çok belirgin ayrışıyor.İçten, candan, gönülden iletişim diğer bütün hesaplara, bütün yüklere, bütün varoluş biçimlerine göre siyah ile beyaz kadar farklı duruyor.Samimiyet evladır.
Kamil bir öğretmenin koridordaki yürüyüşü bile derstir. Çocuklar ilk nazarda öğretmenlerin kalbiyle ilgilenir, beyniyle değil. O yüzden deneyimli öğretmenler bütün çocukların gözüne gözleri ve gülümsemeleri değmeden derse başlamaz. Bunun için çok yönlü öğretmenlere ihtiyacımız var.
Ziya SELÇUK
Eski Milli Eğitim Bakanı
Bir kaç gündür bir üniversite hastanesinde hasta babama refakat ediyorum. Sistemin işleyişine hayran kaldım. Her şey çok kaliteli, çok sistematik. Sağlıkta bu seviyelere gelmiş olmamız gerçekten mutluluk verici. Personel kibar, doktorlar yetkin, mekan temiz.
Sosyal medyada birileri sürekli öğretmenin,polisin, hemşirenin,imamın,memurun maaşını tartışmaya açıp birbirini yarıştırıyor.O çok çalışıyor bu az çalışıyor deyip duruyorlar.Oysa az veya çok çalışmak şartlara göre değişir.
Bence hepsi aynı maaşı alsın. Ne olur yani.Hepsi değerli
Kişilik ve kimlik insanın en önemli vasfıdır.Fetö vb.yapılarda bu özellikler olmadığı için biat kültürüyle var olurlar.Kendi kimliklerini gizledikleri için zamanla kişiliklerini kaybederler ve isimsiz cisimsiz bir nesneye dönüşürler.Bu da onları kullanışlı bir aparata dönüştürür.
Yanlış da olsak kendimiz olmalıyız. Başka aidiyetler üzerinden kazandığımız değerler çabuk kaybolur. Bizi başkası tanımlamamalı. Kendimizi kendimiz tanımlamalıyız. Deniz fenerimiz medeniyet değerlerimizdir. Başka rehbere ihtiyaç yok.
"Çok genel konuşacağım. Türkiye'deki insanlar kapitalizmi, moderniteyi yeni tanıdılar. Çok hoşlarına gitti. Gitmeyecek gibi de değil yani. Şimdi de onun türbülansı devam ediyor. Hem Müslüman kalalım hem de modernist, kapitalist olalım diyorlar. Bu olmayacak. Bu olmaz. Bunun sancılarını çekiyoruz. Ne yapılabilir? Onu ben bilmem. Ama şunu çok iyi biliyorum. Eğer biz Müslüman kalamazsak yok oluruz. Ve biz yok olduğumuz zaman bütün insanlık da yok olur. Modernizme karşı durduğu halde onu reddetmeyecek, yumuşatacak, bünyesine alacak, insanileştirecek tek kaynak; İslam muhabbeti ve hizmetidir. Ben bunu görüyorum."
Sâdettin Ökten
Hastanede kalmanın hastaya olduğu kadar refakatçiye de iyi gelen yanlarının olduğunu düşünüyorum. Düşünmekten öte hissediyorum. Özdenetimi artırdığında mıdır nedir, arındırıyor.
Öyle sanıyorum ki biz insanlar Hazreti Adem'in cennetten dünyaya gönderilişiyle beraber oluşan dünyevi arızalarımızı tamirle yükümlüyüz. Ruh dünyevi beden giyince pul pul dökülmeye başladı. Dünya hırçın bir çocuk gibi kırıyor, döküyor, parçalıyor, eskitiyor. Biz ise tamirciyiz.
Ben bu hayatta şunu öğrendim: Sakin olmayanın başına bu dünyada her iş gelir.
Yerinde duramayan, paldır kültür iş yapan, sabırsız, hız düşkünü adamın hastalığı da derdi de çok olur.
Sakinlik, ağır başlılık, halim selimlik aheste ve ahenkli yaşamak da çok problem çözer.
Sosyal medyada kahvenin yanında paylaşılan açık kitap resmi görünce görseldeki sayfanın hangi kitaba ait olduğunu çok merak eder, öğrenmezsem meraktan çatlardım. Yapay zeka bu işi de epey kolaylaştırdı.