Sayın Başkanımız Dursun Aydın Özbek;
Bu son 20 günde şahsınıza ve yönetim kurulunuza hitaben birkaç paylaşımım oldu.
23 Mayıs'ta dördüncü kez Başkan seçilmenizin üstünden aylar geçti.
Her transfer dönemi olduğu gibi bu transfer döneminde de bir stratejiye sahip olmadığımızı, bir kaosun ve plansızlığın hakim olduğunu fazlasıyla gözlemliyor ve yaşıyoruz.
4 sene üst üste şampiyon olmuş bir takımda 5. yıla girerken sportif başarıların yanı sıra yapısal ve planlama anlamında da bir şeyler üstüne koyabilmeliydik ama geldiğimiz noktada görüyoruz ki birkaç yöneticinin muhabirlerle gündemi manipüle etmesi dışında hiçbir stratejiye sahip değiliz.
İlk resmi maçımıza 19 gün Şampiyonlar Ligindeki ilk maçımıza ise yaklaşık 44 gün kaldı.
Bu sezon diğer tüm sezonlardan çok çok daha önemli. Böylesine önemli bir sezonda transferde “eğrisi doğrusuna denk gelir” beklentisi ile koca bir transfer sezonunu geçirmek Galatasarayımız için kabul edilebilir bir süreç değildir.
Daha önce futbolun yönetiminde ve diğer alanlarda yetki karmaşasının olduğunu yazmıştım. Görevlendirmeler yapılsa da futbolun yönetiminde karmaşanın devam ettiğini medyaya servis edilen haberlerden okumak mümkün.
Lütfen artık bu konunun ve özellikle yönetim içinde liseli hegemonyasını hortlatmaya çalışanların önüne geçelim.
Galatasarayımızın kaybedecek değil bir günü, bir dakikası bile yok.
En son konuşmanızın üstünden 20 gün geçti ve “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” dediniz.
Galatasaray camiası sadece takımımızın eksiklerinin tamamlanmasını ve gerekli bölgelere olmazsa olmaz takviyelerin yapılmasını bekliyor.
4 Sene üst üste verilen emeği heba etmeyin. Kadromuzu güçlendirecek takviyeleri yapın gerisini bize bırakın.
Karda kışta her koşulda emek veren, kombinesini alan, her fırsatta mağazalara koşan Galatasaray taraftarı her transfer döneminde plansızlıklarla oyalanmayı ve yıpranmayı hak etmiyor.
Artık icraat zamanı.
A girl in my class asked me out on a date. I accepted because I had seen a couple of guys make fun of her everytime. I know how rejection feels and I didn't want her to feel that way. I got to the date venue 30 minutes before the agreed time. Found she was already seated...
Eşim lise mezunu ben yuksek lisans mezunuyum. Evlenmeye karar verdigimizde akademisyen arkadasim yapma etme dedi bana. Egitimleriniz bile denk degil uzulursun dedi. Fakat dedim o c2 seviyesinde ingilizce
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
@emreekaaplan Şampiyon olan hiç bir takım görmedim. Bugüne bakıncada ihtiyaçlar o kadar belli ki haberlerde zaten oralara göre yapılırken. Takımlara dalga geçer gibi teklifler yapıyorlar. ‘Kiralık + satın alma’ mesela ya kim formda futbolcusınu böyle satar. O kazançla kulüp böyle olmamalı.
@emreekaaplan Valla hiç katılamıyorum şuana kadar iletişime geçilmediyse eğer ki büyük fiyasko. Ayrıca üzgünüm ama hazır kadro gibi kalıplar tamamen boş. Çok severim sizi ama durum bu. Futbol tam şuan ile oynanıyor hepimiz biliyoruz bunu. Ben hayatımda geçen sene başarılı diye tekrar-
FUTBOL FEDERASYONU BAŞKANLIĞINA ADAYIM
TFF’nin 2025-26 bütçesi 8 milyar 525 milyon lira; yani yaklaşık 180 milyon dolar. Kurumda 400’ün üzerinde personel görev yapıyor. Süper Lig, yayın gelirinde Avrupa’nın beşinci, futbolcu varlığı bakımından altıncı büyük turnuvası konumunda. Böylesi dev bir ekonomiye rağmen, ne bu büyüklüğe yakışan sürdürülebilir sportif başarı var ortada, ne de Türk futbolunu geleceğe taşıyacak tutarlı bir vizyon.
Ben bu tabloyu değiştirmek için TFF başkanlığına adayım. Bilimi ve inovasyonu merkeze alan bir anlayışla Türk futbolunu 3 yılda hak etiği yere taşıyacağıma inanıyorum.
2024’te de açıkça yazmıştım, TFF başkanlığına adayım. Daha doğrusu “TFF başkanlığına aday adayıyım”. Bugün TFF başkanlığına aday olmanız için önce 5 kulübün onayını, kongre günü adaylığın��zın kesinleşmesi için 64 delegenin imzasını toplamanız gerekiyor. Zaten toplam 320 delege var. Bunların 126 tanesi Süper Lig, 38 tanesi 1.Lig kulübü yöneticileri. Takdir edersiniz ki delege sayısı bu kadar az olunca, siyasi angajmanı bulunmayan benim gibi Atatürkçü sade bir vatandaşın 64 imza toplayıp aday olması mümkün değil.
Eğer bir gün yetki bende olursa değiştireceğim ilk şey şu: TFF kongresindeki delege sayısını 10 bine çıkaracağım. Eski-yeni tüm milli futbolcuları, Süper Lig’de görev yapmış tüm teknik adamları, hakemleri, futbol ailesinin her kategorisinden belli sayıda temsilciyi, gazeteciyi, doktoru, gözlemciyi (elbette uygun oranda) delege yapacağım. Yeni bir TFF seçim modeli yaratacağım. Şu anda Türk futbolunun patronunu seçen 320 delegenin sadece 5’i futbolcu, 4’ü teknik direktör, 4’ü hakem! Geri kalan 300 küsuru inşaatçı, ayakkabıcı, ihaleci, şucu-bucu! Bir teknik direktörseniz, TFF delegesi olmanız için A milli takımı çalıştırmanız gerekiyor şu anda. Hakemseniz Şampiyonlar Ligi’nde maç yönetmiş olmanız gerekiyor. Ama bir ikinci lig kulübü başkanıysanız delegesiniz otomatikman. Futbolun kaderini sahanın içindekilerin, sporcuların, antrenörlerin, hakemlerin belirlememesi tuhaf değil mi sizce de?
TFF Başkanı olduğumda değiştireceğim onlarca şey var aslında. Ancak en hayati gördüğüm 10 tane başlığı paylaşıyorum izninizle.
Arttırabildiğini söyleyen çalışmalar var. Bir kesinlik sunmamakla birlikte. Kahve tamamen mucizevi ve herkesin her an içmesi gereken bir şey gibi pazarlansa da sonuçta kafein, bize zarar vermeyen bir toksin. Lütfen okuduktan sonra üzerine düşünün,
herkese iyi kahveler.
Gelin, bugün de kahve endüstrisinin bu kadar devasa olmasının ve bu endüstrinin büyürken nasıl doğal olmayan şekilde halka nüfuz ettiğine dair biraz konuşalım.
3 konuda olacak: yapılan PR’lar, insanların ihtiyacı olmadığı şekilde düzenli kahve içmesi ve işin biyolojisi.
Biyoloji kısmına gelecek olursam: Kimsenin ne içtiğine karışamam; ancak bir makineyi ara ara %120 güçte kullanmak ile onu buna her gün zorlamak arasında farklar var. Kafeinin yan etkileri olarak, uyumadan önce alınması uyku kalitesini etkileyebildiği gibi anksiyete vb. şeyleri—