Türkiye Cumhuriyet yaş ortalaması👉 34
Aşagıdaki dört benzemezin yaş ortalaması👉 76
Elini etegini siyasetten çekip torun sevecek yaştaki bu adamların tek benzer yanı ve arzusu Türkiye Cumhuriyeti ve Anayasasını bitirmek..
İnsaf be insaf!
Kudüs üzerinden hadsizlik yapan İsrailli bakana hatırlatmak isterim.
Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine üstten bakarak ayar vermeye kalkamaz, tarihimize parmak sallayamaz.
Atatürk’ün adını ağzınıza almadan önce, kendi hükümetinizin uluslararası hukuk karşısındaki siciline bakın!
Türkiye’ye meydan okumaya çalışanlara tavsiyem; tarihten hamaset değil, ders çıkarmalarıdır.
Kılıçdaroğlu’nun oğlu da durumdan rahatsız!
👉 Deniz Zeyrek: “Bir izleyicimizden bize mesaj geldi.
‘Ben Kemal Kılıçdaroğlu'nun oğluna tepki gösteren bir mail attım. Bana dönüş yaptı.’ diye.
Şöyle yazmış Kerem Kılıçdaroğlu:
‘Merhaba, tepkinizi anlıyorum. Bu durumu ben de onaylamıyorum. Ancak benim yapabileceğim bir şey yok maalesef. Saygılarımla.’”
Ülkemizin geleceği olan Türk Gençliği’ni, içine sürüklendikleri bu ekonomik cendereden ve borç batağından kurtarmaya kararlıyız.
#TürkGençliğininÜmidi Zafer Partisi iktidarında, Türk genci hayata borçla değil umutla adım atacak!
Hain Kemal, CHP Genel Merkezi’ni cebren ve hile ile işgal ettiğin gibi milletin Meclisi’ne de polis zoruyla giremeyeceğini anladığın için geri vites yapmak zorunda kaldın, neymiş sağduyuymuş, çevir kazı yanmasın!
74 il başkanımızın yaptığı ortak açıklama, CHP örgütünün iradesini çok net ortaya koymuştur:
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Adayımız ise Ekrem İmamoğlu’dur.
Bu açıklama sadece bir destek açıklaması değildir. Bu açıklama; örgüt iradesine, parti içi demokrasiye ve üyelerin tercihine sahip çıkma iradesidir.
Ne yazık ki bu açıklamanın altında Şanlıurfa CHP İl Başkanlığı’nın imzası yoktur.
Ancak herkes şunu bilmelidir:
Şanlıurfa CHP İl Yönetimi ile Şanlıurfa CHP örgütü aynı şey değildir.
Şanlıurfa’da yıllardır CHP’nin bayrağını taşıyan, seçimlerde sandıkları koruyan, baskılara rağmen partisini terk etmeyen, hiçbir makam ve mevki beklemeden mücadele eden binlerce CHP üyesi vardır. Bu insanların iradesi birkaç kişinin siyasi tercihine indirgenemez.
Bugün il yönetiminde bulunan bazı isimlerin geçmişte başka siyasi partilerde siyaset yaptığı bilinmektedir. Elbette herkesin CHP’de siyaset yapma hakkı vardır. Ancak CHP’nin en zor günlerinde ortada olmayanların, bugün yıllardır bu partiye emek vermiş insanların adına konuşmaya kalkması kabul edilemez.
Daha da önemlisi, parti tabanında uzun süredir dile getirilen bir eleştiri vardır. Şanlıurfa CHP İl Yönetiminin, örgütün tüm kesimlerini temsil etmek yerine dar bir çevre anlayışıyla, eş-dost, akraba ve yakın ilişkiler üzerinden şekillendirildiği yönünde ciddi rahatsızlık bulunmaktadır.
CHP’de esas olan akrabalık değil liyakattir.
CHP’de esas olan yakınlık değil emektir.
CHP’de esas olan kişisel sadakat değil örgüt iradesidir.
Hiç kimse il başkanlığı makamını Şanlıurfa’daki binlerce CHP üyesinin iradesinin yerine koyamaz.
Hiç kimse kendi siyasi tercihini örgütün ortak kararı gibi gösteremez.
Şanlıurfa örgütünün iradesi açıktır.
Şanlıurfa örgütü, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel’in yanındadır.
Şanlıurfa örgütü, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun yanındadır.
Şanlıurfa örgütü, parti içi demokrasinin, örgüt iradesinin ve halkın iktidar umudunun yanındadır.
Çünkü CHP; makam için gelenlerin değil, yıllardır mücadele edenlerin partisidir.
74 il başkanımızın ortak açıklaması:
"Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Adayımız ise milletimizin oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu’dur.”
İBB davasında savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
“Polis 'Altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi.
'Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil' dendi bana...
İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor.
Yapan utansın, ben utanmıyorum.” (Kayhan Ayhan)
Jandarma eri, Ekrem İmamoğlu’nu merdivenden itti.
Ekrem İmamoğlu, İBB davasında "Tam yol ileri" diyerek aşağı inerken bir jandarma müdahalede bulundu. İmamoğlu, "Sen mi ittin, kim itti arkadan" diyerek bağırdı.
İmamoğlu, "Araba bozuktu derken de yalan konuştunuz şimdi de aynı şeyi yapıyorsunuz" diyerek tepki gösterdikten sonra jandarma erini, albaya şikayet etti.
İmamoğlu, "Beni arkadan kontrolsüz bir şekilde ittiler" dedi. (Halk Tv)
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da aynı şeyi söyledi:
“Ulus devletten vazgeçin. Osmanlı millet sistemine dönün…”
-Bu “CHP” CHP değil.
-Sayın Kılıçdaroğlu, 9 Haziran 2026’da yaptığı konuşmada, belki dikkatlerden kaçan çok önemli bir ifade kullandı. Dedi ki:
“Osmanlı'nın topraklarına bakın. O coğrafyada yaşayan insanlara bakın. Türkiye, o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz, dünyanın önemli, sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız.”
Çok sorunlu bir ifade.
-Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in dış politikası imparatorluk mirasını canlandırma değil, milli devletin güçlendirilmesi üzerine kuruludur. Bu yüzden “ulus, üniter” devlet var.
-Atatürk’ün hedefi, Osmanlı coğrafyasını yeniden siyasi etki alanı haline getirmek değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlü, bağımsız ve saygın bir devlet olarak yaşatmaktır.
-Atatürk’ün Misak-ı Millî vurgusu önemlidir:
“Milli sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanarak varlığımızı korumak, başlıca amacımızdır” der.
-Türkiye elbette, Balkanlar, Orta Doğu, Kafkasya ve Kuzey Afrika ile tarihî bağlarını; ticaret, diplomasi, kültür, barış ve işbirliği üzerinden güçlendirmelidir. Ama, Osmanlı hinterlandına dönüş, eski topraklar, nüfuz alanı, büyüme kavramları Atatürk’ün dış politika anlayışıyla çelişir. Ve felakete yol açar.
-Atatürk’ün dış politika hedefi, “Osmanlı coğrafyasına geri dönmek” değil; Türkiye’nin bağımsız, saygın, barışçı, güçlü ve uygarlık düzeyine erişmiş bir devlet olarak bölgede denge ve istikrar unsuru olmasıdır.
-Atatürk’ün dış politikasının özü şudur: Tam bağımsızlık, gerçekçilik, barışçılık, uluslararası hukuka saygı, maceradan kaçınmak esasına dayanır.
-Hatay sorunu , Misak-ı Milli doğrultusunda çözülmüştür. Başkan Antantı ve Sadabad Paktı, imparatorluk mirası doğrultusunda değil, işbirliği ve güvenlik temelinde gerçekleştirilmiştir.
-“Tul emeller peşinde koşmamalıyız” der Atatürk.
“Milleti, uzun emeller peşinde yorarak zarara sokmamalıyız. Yapamayacağımız şeyleri yapar görünerek düşmanlarımızın kin ve saldırılarını üzerimize çekmemeliyiz…” der.
-Suriye politikasının maliyeti henüz hesaplanmadı.
-Önce ulusal çıkarlarımızı koruyalım da…
-Atatürk’ün ulus devlet yapısını ortadan kaldırmak isteyen ABD’nin Büyükelçisi Tom Barrack bu konuşmadan çok mutlu olmuştur. Bu konuşma, CHP’nin programına ve “Altı Ok”a aykırıdır. Bu yüzden, “Altı Ok”un bu yakalara takılmaması gerekir. Vesayete aykırıdır.
@MaliGuller
Kılıçdaroğlu: “Osmanlı'nın topraklarına bakın. O coğrafyada yaşayan insanlara bakın. Türkiye, o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz, dünyanın önemli, sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız.”
—
Kılıçdaroğlu Neo-Osmanlıcılığını ilan etmiş oldu bu sözleriyle. İfadeler o kadar tanıdık ki sarayın metin yazarının kaleminden çıkmış gibi…
🔴 İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
📌 Savcıya ifade vermek için avukatımla görüşeceğimi söyledim. 'Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin' dedi.
📌 'Sen bekârsın, değil mi?' diye sordu. 'Evet' dedim. 'Velayetleri de sende?' diye sordu. Yeniden 'Evet' dedim. Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?' dedi. 'Değil' dedim. 'Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını' dedi.
📌 Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler. Mesela birisinin birisiyle husumeti olur. Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki?
https://t.co/bitsGUgC2l