Evlilik öyle bi şey ki, herkes çok bilir fakat realite hep karşıdakine göre şekillenir.
Yeni dönemde erkekler de evin düzeni, dekoru ve işlerini önemser oldu, kadınlar da maddi yükümlülük, daha fazla sorumluluk aldı. Yani yeni şeyler söylemek lazım. Mesele kim neyi yapacaktan ziyade evliliği hangi bağlar oluşturacak, olmalı.
Muhabbet
Samimiyet
Hürmet
Mahremiyet. Bunları anlatmalıyız.
Flörtiz duygularla eşi bir "seçenek/alternatif/eleman" haline getiren tüketim çağına dikkat çekmeliyiz. Duyguların mahremiyetinden, iffetten ve merhametten bir evliliğin vazgeçilemez olduğundan. Bu zamanın gençlerinin ihtiyacı bunlar.
Gerisi laf cedeli, pratik ve klasik bir müsabaka sahası olmanın dışına çıkmıyor.
Dünyanın yeniden inşası, insanın vicdanında başlar.
Aliya İzzetbegoviç’in hayatı; en zor şartlarda dahi adaletten, merhametten ve insanlık onurundan vazgeçmeden mücadele edebilmenin kıymetli bir örneği.
Aliya’ya rahmet, sevgi ve minnetle… 🇹🇷🇧🇦🌷
The rebuilding of the world begins in the human conscience.
The life of Alija Izetbegović is a valuable example of being able to struggle without abandoning justice, compassion, and human dignity, even in the most difficult circumstances.
Commemorating Alija with mercy, love, and gratitude… 🇹🇷🇧🇦🌷
Müslümanların gayretini, asırlık emeğini menfaat aracı yapanlar, haram yoldan servet edinenler, dışarıdan saldıran düşmandan daha tehlikelidir. Çünkü onlar, kanser gibi İslam cemiyetini içeriden çürütür.
Youtube'da Anadolu'nun kılık kıyafetini değerlendirdiğim bir video var. Burda erkek kıyafetlerinin de kadın kıyafetlerinin de 18. asırdan sonra değiştiğini söyledim. Dini bir hüküm değil bu. Tamamen tarihsel bir gözlem. Türkler ferace giyerlerdi. Bu da çeşitli renklerde olurdu. Türkülere bayık çemberler, yazmalar falan. Anadolu böyleydi. Ehramlar ki bence Anadolu'da en katı kıyafettir onlar bile siyah renkte değillerdi. Türkler işlemesiz bir şey giymezler. Modernleşmeyle birlikte bizim rengarenk kıyafetler gitti. Bu bir gerçek. Daha çok İngiltere merkezli biraz da o dönemin modasından dolayı siyah renk yaygınlaştı. Nerde o eskinin rengarenk cübbeleri, sarıkları, örtüleri, feraceleri. Mezar taşları bile değişti tek tipleşti. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bunun neticesinde Müslümanlar şehir hayatında tutunabilmek için yeni bir örtü geliştirdiler. Çünkü köylü yazmasına büyük şehirde verilen hak hademelik falandı. Bu işin tarihi kısmı. Sözlerimin arkasındayım.
İşin dini kısmına gelince de benim görebildiğim kadarıyla hadislerde de siyerde de farklı renkte örtüler var. Mesela Buhari'de Hz. Aişe'nin sarımtırak bir örtüyle ihrama girdiği var. Başka renk örtülerde var. Bunu tek tipe indirmek de yanlış. Bunu tek doğru örtü olarak sunmak diğer insanlara üsten bakmak da yanlış. Derdim tartışma çıkarmak değil. Fakat burda şöyle bir tezat var. Tasavvufi uygulamaların bir çoğu gelenek içinden gelir. Bunu da normal görüyorum ben. Bununla birlikte bu konularda geleneğe sıkı sıkı bağlı olan insanlar asırlardır süren örfü bir köşeye bırakıyor bu konuda konuşan herkesin üzerine aynı ayet ve hadisleri fırlatıyorlar. Bu benim hoşuma gitmiyor. O keskin kırılmayla alakalı daha makul bir açıklama varsa dinlerim. Ama tek örtü, tek renk budur çok dar bir bakış.
Polis noktası var diye uzakta indirilen teyzeye sahip çıkıyor. Bu polis ödüllendirilmeli. Halis muhlis Anadolu çocuğu. Arapça yayında Araplar takdir ede ede bir hal olmuşlar. Maşallah barekallah. Görsem gözlerinden öperim. Allah sayılarını artırsın.
Gazze diye bir derdi olanlar…
Çocukların hunharca parçalanmasına, açlıktan ölmesine razı olmayanlar…
Soykırıma sessiz kalmayı vicdanına sığdıramayanlar…
“Ben ne yapabilirim ki?” demek yerine, “Benim yapabileceğim ne var?” diye soranlar…
Biraz sonra yazacaklarımı lütfen okuyun, paylaşın, başka dillere çevirin, RT yapın ve destek verin.
Çünkü Gazze için artık yalnızca üzülmenin, öfkelenmenin ve birkaç cümle yazıp hayatımıza devam etmenin ötesine geçmek zorundayız.
Sesimizi çoğaltmak, vicdanları birleştirmek ve bu öfkeyi sonuç alabilecek ortak bir iradeye dönüştürmek zorundayız.
Gazze hepimizin gözünün önünde öldürülürken, hiçbirimiz “Benim elimden bir şey gelmez” deme lüksüne sahip değiliz.
Biraz sonra yazacaklarım bunun için.
Gazze için gerçekten bir şeylerin değişmesini isteyen herkesten destek bekliyorum.
İsrail o kadar …. bir ülke ki, metafor olarak kullanılan “uçurtma’nın vurulması” yani özgürlüğün yok edilmesi gibi bir soyutluğu gerçeğe çevirdi, artık Gazze’de uçurtma uçuran çocukların bombalanacağı uyarısını yaptı.
Şimdi aktaracağım habere şok olacaksınız. Bu Türkiye’de haberleştirilmedi ya da ben görmedim, ben de aslında önce anlayamadım, sivillerin kullandığı dronelerden bahsediliyor sandım ama baya baya uçurtmaymış.
İsrail Savunma Bakanı, Gazze’de uçurtma uçurmanın askeri bir tehdit olarak değerlendirileceğini açıkladı.
Uçurtmanın uçurulduğu bölgelerin tahliye edilmesi ve hedef alınması talimatı verildi. Oysa uçurtma, abluka ve yoksulluk altındaki Gazze’de çocukların yıllardır oynadığı en basit ve en yaygın oyunlardan biri.
Bu kararın nedeni ise çocukların elinden kaçan bazı uçurtmaların İsrail’deki yerleşimlere ulaşması. Gazze’de bir çocuğun uçurtması bile askeri tehdit sayılıyor.
Dünyada pek çok üniversite, kurum derslerin bir kısmını paylaşıyor. Bunlardan seçip kitap okur gibi, derse gider gibi disiplinli bir şekilde takip etmek lazım. Bazı İngilizce, Arapça ve Türkçe ücretsiz platformları sizinle paylaşayım. Sizin de önerdikleriniz varsa buyrun.
Evet, Filistin’e giden yolların ardından sıra hesabıma geldi. Görünen o ki hesabım da “işgal” altında; @X’te RT yapmama bile izin verilmiyor.
Bu paylaşımı görüyorsanız, sesimizin daha fazla kısılmaması için desteğinizi rica ediyorum.
Kahrolsun Siyonizm!
Yaşasın Özgür Filistin!
Bir şehir, bir ömür, bir anda nasıl silinir?
Dün sokaklarında hayatın akıp gittiği, çocukların koşturduğu Gazze... Bugün ise sessizliğin, yıkıntıların ve çadırların arasında hayatta kalma mücadelesinin şehri.
Gazze'yi unuttun mu?
Gelin, ihtiyaç sahiplerini yalnız bırakmayalım!
👉 Online bağış: https://t.co/Mm8utE40lv
İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı
TR66 0001 0004 8802 1249 9450 07
Açıklama: Zekat
Evlatlarımıza eğitim hayatlarında yön verirken nelere dikkat etmemiz gerektiği, Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan’ın anlatımıyla... 🌿
#MahmudEsadCoşan#eğitim#üniversitetercih
İşgalci İsrail'in ablukası altında çadırlarda yaşam mücadelesi veren Gazzeliler, bu kez de kavurucu sıcak, böcek ve kemirgenlerin tehdidiyle karşı karşıya.
Güneş altında adeta fırına dönen çadırlarda yaşayan çocuklar, deri hastalıklarıyla ve sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor.