90 dakika boyunca tribünde takımını yalnız bırakmayan taraftarımıza ve sahada terinin son damlasına kadar mücadele eden gençlerimize teşekkür ederiz.
Takımımıza destek için maça gelen Battalgazi Belediye Başkanımız Sn. Bayram Taşkın’ı ayrı tutarak; siyasetçiler hariç, bütün Malatya’ya teşekkür ederiz.
Hür Kirpi olarak, kuruluşumuzdan bu yana kapsayıcı ve özgürlükçü bir çizgiyi savunduk. Bu doğrultuda, gerek iktidarın gerekse muhalefetin politikalarına yönelik eleştirilerimizi kamuoyuyla açık bir şekilde paylaşmaktan hiçbir zaman geri durmadık. Ekonomiden ifade özgürlüğüne, dış politikadan yerel yönetime kadar pek çok alanda fikirlerimizi ve eleştirilerimizi dile getirdik; bu süreçte iktidarın baskıcı politikaları nedeniyle platformlarımız erişim engellerine maruz kaldı.
Ancak 19 Mart’tan bu yana, siyasetin yargı sopasıyla dizayn edildiği karanlık bir sürecin içindeyiz. Bugün Antalya, Adana ve Adıyaman belediye başkanlarının sabaha karşı gözaltına alındığı bir ülkeye uyandık. İktidar, yıllardır biriktirdiği bütün gücü artık yalnızca kendi iktidarını korumak ve muhalif her sesi ezmek için seferber ediyor. Bu ortamda, muhalefetin ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerin, yaşanan ağır adaletsizlikleri gölgeleme ve otoriterliği meşrulaştırma riskini taşıdığı açıktır.
Adalet ve demokrasi yalnızca soyut kavramlar değildir; her türlü siyasal tartışmanın mutlak ön şartıdır. Sandığın anlamını yitirdiği, hukukun talimatla işlediği ve temel hakların sistematik biçimde gasp edildiği bir düzende, ekonomi de dahil hiçbir mesele sağlıklı şekilde tartışılamaz. Bugün esas mesele, adaletin ve en temel demokratik normların yeniden inşasıdır. Çünkü hukuk ve özgürlük yoksa, ekonomi de yoktur, siyaset de yoktur.
Bu nedenle, adaletin ve demokrasinin ağır şekilde tahrip edildiği bu süreçte, ekonomi başta olmak üzere iktidar-muhalefet ayrımına dayalı politik tartışmaları ikinci plana almayı gerekli görüyoruz. Öncelik, rejimin baskı ve zor aygıtlarıyla sürdürdüğü bu gasbın durdurulmasıdır. Bugün konuşulması gereken tek gerçek budur.
Sol altta @nnairob yazmış amk dkxnsjndnd.
Dünya ne garip amk arjantin devlet başkanı ile amerikadaki bir profesörün muhabbetini başlatanlar kayseri ve hataydan 2 tana hür kirpi amk xjsnxjsj
https://t.co/tB0sTUogAN
Avusturya İktisat Okulu Serisi
📌Friedrich August von Hayek (1899-1992)
Friedrich Hayek, modern Avusturyalı iktisatçılar arasında en dikkat çeken isimlerden biri olarak kabul edilir. Friedrich von Wieser’in öğrencisi olan Hayek, Avusturya Okulu'nun önde gelen teorisyenlerinden biridir ve Ludwig von Mises’in tabir ettiği üzere kendi döneminin en parlak isimlerinden biridir. Hayek, Avusturyacı fikirlerin İngilizce konuşulan dünyada yayılması ve genişletilmesinde büyük rol oynamıştır.
Friedrich Hayek'in Kölelik Yolu kitabı, merkezi planlamanın ve devlet müdahalesinin ekonomik ve toplumsal özgürlükleri tehdit ederek totaliter rejimlere yol açabileceğini ileri sürer. Hayek, serbest piyasa sisteminin, bireylerin kendi bilgi ve tercihlerine dayanarak kaynakları daha etkili bir şekilde dağıttığını belirtir. Merkezi planlamanın bilgi problemine yol açtığını, çünkü planlayıcıların gerekli tüm bilgilere sahip olamayacağını ve bu nedenle kaynakları etkin bir şekilde yönetemeyeceğini savunur.
Ayrıca, ekonomik planlamanın yalnızca ekonomik değil, politik özgürlükleri de kısıtladığını, devletin bireylerin kendi yaşamlarını ve işlerini nasıl düzenleyeceklerine karar verme yetkisini elinde tutarak özgürlükleri daralttığını öne sürer. Kitap, bu tehlikelerin tarihsel örneklerini Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği gibi totaliter rejimlerde görmenin mümkün olduğunu vurgular ve serbest piyasa ekonomisinin, özgürlükleri ve demokratik değerleri korumak için gerekli olduğunu savunur.
1️⃣ Hesaplama Problemi:
Hayek, merkezi planlı ekonomilerde kaynak dağıtımının bir birey veya seçilmiş bir grup birey tarafından yapılmasının gerektiğini ancak bu planlayıcıların bu dağıtımı güvenilir bir şekilde gerçekleştirecek yeterli bilgiye asla sahip olamayacaklarını savundu Hayek’in iddiasına göre kaynakların etkili bir şekilde değiş tokuşu ve kullanımı yalnızca serbest piyasalardaki fiyat mekanizması aracılığıyla sağlanabilir.
1945'te yayımlanan The Use of Knowledge in Society adlı eserinde Hayek, fiyat mekanizmasının yerel ve kişisel bilgiyi paylaşma ve senkronize etme işlevini yerine getirdiğini, böylece toplum üyelerinin çeşitli ve karmaşık hedeflere spontane bir öz-organizasyon ilkesi aracılığıyla ulaşabildiklerini savundu. Fiyat mekanizmasını merkezi planlama ile karşılaştırarak, fiyat mekanizmasının belirli zaman ve yer koşullarındaki değişikliklere daha hızlı adapte olmayı sağladığını belirtti
2️⃣Spontane Düzen:
Hayek, serbest fiyat sistemini insanların bilinçli olarak tasarladığı bir şey olarak değil, spontane bir düzen olarak gördü; bu düzen, İskoç filozof Adam Ferguson'un "insan eyleminin bir sonucu ama insan tasarımının değil" dediği türdendi. Hayek, fiyat mekanizmasını dil ile aynı seviyede gördü ve bu fikri fiyat sinyali teorisinde geliştirdi.
Hayek, medeniyetin doğumunu özel mülkiyete atfettiği The Fatal Conceit (1988) adlı kitabında, fiyat sinyallerinin ekonomik karar vericilerin örtük bilgi veya dağılmış bilgiyi birbirine iletmek için tek yol olduğunu açıklar.
Hayek'in spontane düzen olarak tanımladığı piyasa kavramı, ekosistemler üzerinde uygulanarak müdahaleci olmayan bir politika savunulmuştur. Piyasa gibi ekosistemler de karmaşık bilgi ağlarına sahip olup, sürekli dinamik bir süreç içerir ve bilinçli bir zihin tarafından yönlendirilmeden işler. Bu analizde, türler fiyatın yerini alarak ekosistemdeki karmaşık etkileşimler arasında fiyatların oluşturduğu görünür bir unsur haline gelir. Hayek'in fiyat sinyali kavramı, tüketicilerin genellikle piyasayı etkileyen belirli olaylardan haberdar olmadan, sadece fiyatın artması nedeniyle kararlarını değiştirmelerini ifade eder. Yani fiyat, bilgi iletme işlevi görür
Avusturya İktisat Okulu Serisi
📌Ludwig von Mises (1881-1973)
Ludwig von Mises, Avusturya İktisat Ekolü'nün en önemli temsilcilerinden biridir. Modern ekonomi teorisine yaptığı katkılarla tanınan Mises, özellikle metodolojik bireyciliği temel alarak "insan eylemi" anlamına gelen Praksiyoloji kavramını geliştirmiştir.
Mises; klasik liberalizmi, sınırlı devleti ve tüketici egemenliği olarak adlandırdığı laissez faire kapitalizmini savunmuştur. Devlet müdahalesinin piyasa dengesini bozduğunu ve ekonomik verimsizliklere yol açtığını kanıtlamıştır. Günümüzde Avusturya İktisat Okulu’nun hakim çoğunluğu Mises’in metodolojisini kullanmaktadır.
1️⃣ Praksiyoloji:
Praksiyoloji, Mises’in ekonomil düşüncesinin temelini oluşturur. Mises'e göre, insanlar her zaman belirli bir amacı gerçekleştirmek için harekete geçerler. Bu eylemler, mevcut durumlarını iyileştirmek veya belirli bir hedefe ulaşmak için yapılır. Bireylerin ekonomik kararlarını subjektif değer yargılarına göre aldığını savunur. Yani, her birey kendi ihtiyaç ve isteklerine göre kararlar verir ve bu kararlar piyasa fiyatlarının ve kaynak dağılımının temelini oluşturur.
2️⃣ A Priorizm:
Praksiyoloji, deney-gözleme değil, mantıksal çıkarımlara dayanır. Mises, ekonomik yasaların evrensel olduğunu ve bunların mantıksal olarak türetilebileceğini savunur. Bu nedenle, praksiyoloji deneysel bir bilim değil, a priori bir bilim olarak kabul edilir.
3️⃣ Ekonomik Hesaplama Problemi:
Ludwig von Mises'in Ekonomik Hesaplama Problemi, sosyalist ekonomik sistemlere yönelttiği önemli bir eleştiridir. Ekonomik hesaplama problemi özetle şöyledir; özel mülkiyet olmazsa, gönüllü takas gerçekleşmez. Gönüllü takas gerçekleşmezse, bireylerin tercihleri dışarı yansıtılamaz. Bireylerin tercihleri yansıtılamazsa fiyatlar ortaya çıkmaz. Fiyatlar olmazsa hangi malın veya hizmetin nerede, ne kadar ya da nasıl kullanılacağı bilinemez. Bu sebeple sosyalizmin başarısız olması insanların kötü niyetinden değil, mantıksal zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Mises 20. yüzyılda, özellikle savaş sonrası dönemde, birçok düşünürü ve ekonomisti fikirleriyle etkilemiştir. Tavizsiz bir kapitalizm savunusu yapan Mises, klasik liberalizmin yeniden canlanmasındaki en önemli figürlerden biridir.
Bireyci Anarşizm Serisi
📌 Max Stirner (1806-1856)
19. yüzyıl Alman felsefesinin figürlerinden biri olan Max Stirner (Johann Kaspar Schmidt), özellikle Der Einzige und sein Eigentum (Biricik ve Mülkiyeti) adlı eseriyle anarşizm, bireycilik ve modern özgürlük düşüncesi üzerinde önemli bir etki yaratmıştır. Lakin Stirner, ne klasik anlamda bir anarşisttir ne de liberal bireyciliğin bir temsilcisidir. O, kendisini “Egoist” olarak tanımlar; kendi deyişiyle bir “Kendi-olan”dır.
Bireyci Anarşizm Serisi
📌Henry David Thoreau (1817-1862)
Bireyci Anarşizmin Temelleri
Anarşizm, merkezi otoriteyi reddeden, bireysel özgürlüğü ve toplumsal dayanışmayı önceleyen çok yönlü bir siyasal ve felsefi düşünce sistemidir. Anarşizm kendi içinde farklı kollara ayrılır. Bu kollar arasında bireyci anarşizm, bireysel özgürlüğü merkeze alarak devlete, zorunlu kolektif yapılara ve toplumsal dayatmalara eleştirel bir gözle bakar. Bu düşünsel akım, bireyin vicdanına, ahlaki muhakemesine ve özerkliğine özel bir vurgu yapar.
Bireyci anarşizm, bireyi sadece toplumsal bir varlık olarak değil, aynı zamanda kendi başına anlamlı, ahlaki kararlar verebilen ve kendi hayatını şekillendirme hakkına sahip bir özne olarak kabul eder. Bu yüzden bireyci anarşistler için bireyin devletin yasalarına uymak gibi bir zorunluluğu yoktur; birey, kendi vicdanının sesini takip etmekle yükümlüdür.
@Boluspor E bu iş burada kalmayacak birkaç seneye tekrar çıkarsınız karşımıza, o zaman karşınızda 17-18 yaşında depremzede altyapı çocukları değil;o çocuklar sahada hüngür hüngür ağlarken koşa koşa santraya gittiğinizi, bağıra çağıra gol sevinci yaptığınızı unutmamış bir şehir olacak.
Performanslarına veya üretimlerine bakılmaksızın aynı tip işi yapan insanların hepsine aynı ücretin ödenmesi ve böylece daha iyi çalışanın daha kötü çalışan lehine cezalandırılması talebi- işte durağanlığın ilahi hakkı budur.(Bencilliğin Erdemi, s.179)
-Eyalet sistemi var (kabile sistemi)
-Merkez banka yok
-Monarşist (kabile şefi)
-Birden fazla hukuk sistemi var (her kabilenin kendi hukuku)
-Vergiler düşük