Evlatlarımız, geleceğimiz, umudumuz... Sınıfımızın mücadelesine ortak ettiğimiz çocuklarımız anne babalarının sömürülmediği, insanların özgürce yaşadığı, doğanın korunduğu, tertemiz bir dünya hayal ediyorlar.
20. yılımızda, işçi kardeşlerimizi, işçi sınıfımızın emekçi kadınlarını ve gençlerini, gelenekten geleceğe yürüyüşümüzde bizlere eşlik etmeye, haklı ve onurlu mücadelemize güç vermeye çağırıyoruz. UİD-DER Yürüyor, Mücadele Büyüyor!
Haziran 2006. Gelenekten geleceğe mücadelemizde dönüm noktası… İşçi Öz-Eğitim Gruplarında bir araya gelen işçiler UİD-DER’i kurdular. Nice emeklerden sonra mücadeleci işçiler artık UİD-DER çatısı altında yan yanaydılar. 20 yıldır yan yana, omuz omuza, devam ediyoruz mücadelemizi büyütmeye, birlikte yürümeye.
Bursa’dan İzmir’e İşçiler Hak Gasplarına Karşı Mücadele Ediyor
➡️ https://t.co/ESyOYyB7Gx
📍Bursa’da Aksa Doğalgaz’a bağlı Bursagaz’da çalışan DİSK/Enerji-Sen üyesi işçiler, 10 Haziranda Aksa Doğalgaz Bursa Bölge Müdürlüğü önünde sendika düşmanlığına ve işten atma saldırısına karşı basın açıklaması yaptı.
📍İzmir’de, ödenmeyen ücretlerini, kıdem ve ihbar tazminatlarını almak için aylardır mücadele eden Barta Tekstil işçileri, 10 Haziranda Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası öncülüğünde İzmir Çalışma İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.
Örgütlü Mücadelenin İşaret Ettiği Yöne Dönmek! https://t.co/8PdEs3N94q Bizlere düşen yönümüzü doğru tarafa çevirmektir. Yani duyarlılığı artan, itiraz eden işçiler ve gençlerle temas kurmaktır. Onları adım adım mücadelemizin parçası haline getirmektir. Yaşanan ekonomik ve siyasal sorunların birbiriyle ve kapitalizmle bağını netleştirmek; bu sorunlara karşı mücadeleleri ortaklaştırmaktır. Biliyoruz ki böyle bir gücü hiçbir kuvvet yenemez. Sınıfımızın örgütlü gücü, kapitalizmin karanlığını yırtıp atacak yegâne iradedir.
Çocuklarımız İçin Güvenli Liman Neresidir?
(İşçi Dayanışması, No: 217)
https://t.co/jwZfzE4sPq
🟥Leylek yavrularını beslemek için gökyüzüne çıkar ve yeryüzünde av arar. Mesela bir yılanı bulduğunda onu yakalar ve tekrar havalanır. Yılanı öldürmek için, çok yüksekten aşağıya, kayalara atar. Ama yanlış yükseklikten yanlış zemine atarsa, yani hesabı yanlış yaparsa yılan ölmez, sadece bayılır. Yılanın bayıldığını fark etmeyen leylek, sevinçle onu yuvasına taşır ve yavrularının önüne koyar. Tekrar avlanmak üzere yuvadan, yavrularının yanından ayrılır. Geri döndüğünde yavrularını yerinde bulamaz. Çünkü yılan ayılmıştır. Yavrularını beslemek isteyen leylek, yılanı yavrularıyla beslemiştir. Öyle bir düzende yaşıyoruz ki biz insanlar da evlatlarımız için tehlikeleri bertaraf edemiyor, hatta bu tehlikeleri evimize, yavrularımıza taşıyabiliyoruz.
Sular Yükselirken…
(Bursa’dan bir kadın işçi)
https://t.co/liUR7obdas
Bir kitap düşünün. Kitapta anlatılan; bir şehrin yavaş yavaş sular altında kalması. Koca bir şehir hayvanlardan ibaret. Tehlikeyi ilk gören, ayakları ilk ıslanan ve suların yükseleceğini anlayansa bir maymun. Kendince herkesi uyarmaya çalışıyor, kapı kapı dolaşıyor, kendini paralıyor. Ama uzun boylu zürafalar ise boylarına güvenip “bana bir şey olmaz” diyor, umursamıyor. Köşe başlarında şnorkel ve can yeleği satıp krizi fırsata çevirenler mi dersiniz, çizme giyebilecekleri için sevinenler mi? Bazıları ise yuvaları sular altında kalan küçük hayvanlara oksijen maskesi dağıtarak yardım etmeye çabalıyor, iyi niyetli olsalar da sorun ortadan kalkacak gibi değil. Kimileri de ufak bir grup olmuş ellerinde dövizlerle eylem yapıyor, ama seslerini duyuramıyorlar.
Doruk Madencilik’te Haklarını Alamayan İşçiler Ankara’ya Yürüyüşe Geçti
https://t.co/9KQphl8LNj
Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik işçileri, gasp edilen haklarını almak için 12 Nisanda başlattıkları direnişi zorlu bir mücadelenin ardından kazanımla sonuçlandırmıştı. Bu süreç boyunca madende örgütlü Türkiye Maden-İş Sendikası pasif kalmış, işçilerin taleplerini dile getirmek, onları mücadeleye sevk etmek yönünde bir girişimde bulunmamıştı.
Yüzlerce işçinin çalıştığı madende Bağımsız Maden-İş Sendikasında örgütlenerek mücadele eden işçilerin haklarını alması, buna karşılık Türkiye Maden-İş’te örgütlü işçilerin alamaması sendikayı harekete geçmek zorunda bıraktı. Türkiye Maden-İş Sendikası yüzlerce işçiyle birlikte Ankara'ya yürüyüş başlattı.
Haziranda Ölümsüzleşenlere…
https://t.co/SyNwDaEXcg
Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Ahmed Arif… Hayatları boyunca işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin yaşamını, çilesini, özlemini, mücadelesini anlatan eserler ortaya koyan bu üç çınarımız, köklerini bu toprakların işçilerinin, emekçilerinin, sosyalistlerinin yüreğine salarak ölümsüzleşti bir haziran günü... Nâzım Hikmet 3 Haziran 1963’te, Orhan Kemal 2 Haziran 1970’te Ahmed Arif 2 Haziran 1991’de ayrıldı aramızdan.
#NâzımHikmet #OrhanKemal #AhmedArif
Tüm İnsanlık İçin Atan Kalplerin Anısına
➡️ https://t.co/8VtjsCEZTN
Bazı insanlar vardır, kalpleri sadece kendileri için değil, tüm insanlık için, yeryüzünün tüm canlıları için özgürlük tutkusuyla çarpar. Tıpkı Haziran ayında sonsuzluğa uğurlanan üç yürek işçisi gibi. 3 Haziran 1963’te Nâzım Hikmet’in, 2 Haziran 1970’te Orhan Kemal’in ve 2 Haziran 1991’de Ahmed Arif’in yürekleri son kez attı. Fakat onlar, safı belli şiirleri, öyküleri, romanlarıyla, zalimlere karşı başı dik duruşlarıyla işçi sınıfının göğüs kafesinde yaşamaya, mücadelenin bir parçası olmaya devam ediyor.
#OrhanKemal #NazımHikmet #AhmedArif
Patronlar işçilerin ücretini gasp ediyor, hakkını arayan işçiler polis şiddetine uğruyor, hak mücadeleleri engellenmeye çalışılıyor.
Gasp edilen hakları için mücadele eden Özşen Madencilik işçilerinin önüne polis barikatları dikildi, işçiler darp edildi. Polis şiddetine, engellemelere rağmen barikatları aşan işçiler, Kiremitçiler Grup önüne gelerek haklarını almakta kararlı olduklarını haykırdılar.
#KiremitçiyeHuzurYok
“Modern Zamanlar”da İlkel Koşullar
(İşçi Dayanışması, No: 217)
➡️ https://t.co/Cjl1BM3kbw
Charlie Chaplin’in 1936 yılında gösterime giren Modern Zamanlar filmi, işçilerin her dakikasına el koymak isteyen açgözlü patronları teşhir eder. Seri üretim yapan fabrikada daha fazla kâr için işçinin üzerindeki zaman baskısının nasıl arttığı mizahi bir biçimde gösterilir.
Sözler tutulmadı, tekrar geliyoruz!
3 Bakanlık garantörlüğünde verilen sözler doğrultusunda Doruk Madencilik direnişimizin fiili eylemliliğini sonlandırmıştık. 15 Mayıs'a kadar ödeneceği sözü verilen özlük haklarımız hala ödenmedi.
1 Haziran'da İçişleri Bakanlık'ı önündeyiz.