🇺🇦 yönelik 🇷🇺askerî harekâtını, tarihi arka plan ve açık kaynak verilerine dayalı kronolojik bilgisel süzgeçten geçirerek kapsamlı bir analizini yapmaya çalıştığımız dış politika özel söyleşisi bugün @AnayurtGZT tarafından yayımlandı.
https://t.co/KwdW1LLP7V
Araştırmacı Mehmet Ali Kulat'ın Fatih Altaylı'ya açıkladığı "Türkiye Gençlik Araştırması"nın sarsıcı sonuçları:
🔷 18-33 yaş arası gençlerin %64'ü, kendisine fırsat verilse Türkiye'yi kalıcı olarak terk edeceğini açıkça söylüyor.
🔷 Siyasetçilerin sürekli övdüğü gönül coğrafyamıza, yani Orta Doğu ve İslam ülkelerine gitmek isteyenlerin oranı ise sadece binde dört.
🔷 Mekke'ye, Medine'ye, Kudüs'e, Tahran'a, Şam'a veya Bakü'ye tek bir genç bile gitmek istemiyor.
🔷 Herkes emperyalist denilen coğrafyalara, yani Avrupa'ya, Amerika'ya ve Kanada'ya yerleşmenin hayalini kuruyor.
🔷 Türkiye'de iş bulabilmek için liyakatin ve emeğin değil, doğrudan torpilin ve kayırmacılığın geçerli olduğuna inananların oranı %74,7 seviyesinde.
🔷 Gençlerin %82'si, ülkenin içinde bulunduğu durum yüzünden sıklıkla hüzün, umutsuzluk ve çöküntü yaşadığını belirtiyor.
🔷 Mutlu olmak için en çok neye ihtiyaç duyarsınız sorusuna verilen cevaplarda aşk ve saygınlık dibe vururken, para açık ara ilk sıraya yerleşmiş durumda.
🔷 Parası olan en ahl*ksız adamları bile toplumda saygın hale getirirseniz, gençlerin paradan başka bir değere inanmaması kaçınılmaz bir sondur.
🔷 Yirmi yıl önceki araştırmalarda evlenmek ve çocuk sahibi olmak istemeyenlerin oranı sıfırken, bugün ülkenin beşte biri bu hayattan tamamen vazgeçmiş durumda.
🔷 Kısacası gençler, bu ülkede kendilerine dair iyi bir gelecek görmüyor ve sadece daha huzurlu bir hayat için kaçmanın yolunu arıyor.
Atatürk ve silah arkadaşlarının komutanlığında yürütülen ve Anavatının kurtuluşunun simgesi olan 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlar;
Bağımsızlık uğruna verilen bu onurlu mücadelede yaşamlarını yitiren Şehitlerimizi ve yaralanan Gazilerimizi saygı ve minnetle yad ederim.
》》》TÜRKİYE "KAHVE EKONOMİ"SİNE KOŞAR ADIMLARLA GİDİYOR《《《
Yunanistan’ın 2009’da başlayan borç krizi sırasında ülkenin üretim ve yüksek katma değerli ihracat yerine kafe, restoran, küçük işletme ve turizme dayanan yapısı “frappé ekonomisi” olarak tanımlanmıştı. Bugün Türkiye’de gördüğümüz manzara ne yazık ki bu dönemi hatırlatıyor.
Türkiye’de yalnızca markalı kahve zincirlerinin şube sayısı bir yılda %12,6 artarak 3.800’ü geçti. Her köşe başında yeni bir kahve dükkânı açılıyor ve neredeyse hepsi dolu. Dışarıdan bakıldığında “Demek ki insanların parası var; kahve içiyorlar” deniyor. Oysa bu masaların önemli bir bölümü çalışacak iş bulamayan veya üretim sürecinin dışında kalan gençlerle dolu. Kalabalık kafeler, tek başına ekonomik refahın değil; bazen işsizliğin ve üretimsizliğin görünür yüzüdür.
Üstelik harcanan paranın önemli bir bölümü kazanılmış gelir değil, gelecekte kazanılması umulan gelirdir. Kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe girenlerin sayısı 2022’de yaklaşık 900 binken, 2025’te 1 milyon 626 bine ulaştı. Yalnızca üç yıldaki artış yaklaşık %81. İnsanlar var olan paralarını değil; kredi kartı limitlerini ve aslında henüz kazanmadıkları parayı harcıyorlar.
Gerçek tabloya kafelerin doluluğundan değil, fabrikaların ve şirketlerin durumundan bakmalıyız. 2026’nın yalnızca ilk yedi ayında konkordato süreçlerine ilişkin 3.529 karar verildi; böylece daha yedi ayda 2024 yılının tamamındaki 3.497 karar aşıldı. Haziran 2026’da sanayi üretimi yıllık %1,4, imalat sanayisi üretimi ise %1,5 geriledi. Ekonominin üretim tarafı küçülürken kafelerin ve borçla yapılan tüketimin büyümesi refah değildir.
Türkiye’nin bir “frappé ekonomisine” dönüşmemesi için daha fazla kahve masasına değil; daha fazla üretime, teknolojiye, verimliliğe, nitelikli istihdama ve yüksek katma değerli ihracata ihtiyacı var.
I received warm congratulations for the people of Ukraine from Prime Minister @netanyahu of Israel. Our countries share deep bonds – between our people in the first place, but also in the economy, culture, and other areas. It is therefore good to hear of Israel’s desire to strengthen these existing ties. We count on working fruitfully together to bring about more security.
Takımın oyun kodlarıyla oynanmaması durumunda doğal performansı bu. Yine de eksiklerimiz var. Hala savunmada rakip takıma kolay pozisyon veren bir takımız.
Asensio merkezli takım oyununu oturtmamız gerekiyor.
Kartal'a rağmen bu potansiyeli ne kadar açığa çıkarırız bilemiyorum
Devletin, “yapay zeka eylem planı” çerçevesinde Türkiye’de yapay zeka altyapısını ve potansiyelini geliştirme hedefiyle;
Geleneksel devlet yapısını ve bürokratik mekanizmayı büyütme ve hiyerarşik yönetimin kapsamını genişletmeye yönelik sergilediği geleneksel tutum arasında büyük bir çelişki var.
Bilgi teknolojisi tabanlı çözümler, otomasyon ve yapay zeka teknolojileri;
-Devletin katı ve hiyerarşik yapıdan uzaklaşmasını,
-İdari birimlerin daha esnek ve küçük ölçekli yapılara dönüşmesini,
-Daha az sayıda ve nitelikli insan kaynağı istihdamını,
-Mekana ve büyük ölçekli hizmet binalarına dayalı kamu hizmeti uygulamalarından vazgeçilmesini gerektiriyor.
Oysa;
-Devlet yönetimi giderek daha katı, merkezi ve hiyerarşik bir yapıya kavuşuyor.
-Eskisinden çok daha fazla kamu personeli istihdam ediliyor(Kamu personeli sayısı 6 milyona yaklaşıyor)
-Kamu binaları ihtiyaçlarla orantısız ve abartılı biçimde büyüyor.
Kamuoyuna Açıklama
Dün oynadığımız Gençlerbirliği karşılaşmasında, üzerinde Fenerbahçe forması bulunduğu gerekçesiyle tribünde tepkiyle karşılaşan minik taraftarımız Göktuğ Alımcı ve babası Selami Alımcı ile Kulübümüzün Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından iletişime geçilmiştir.
Göktuğ ve ailesini, Salı günü oynayacağımız Olympique Lyon karşılaşmasında misafir edecek; minik taraftarımızı Fenerbahçe Ailesi’nin sıcaklığıyla ağırlayacağız.
Yaşanan olay sırasında sağduyulu ve yapıcı yaklaşımlarıyla duruma müdahale ederek Göktuğ ve ailesinin yanında olan emniyet mensuplarımıza ayrıca teşekkür ediyoruz.
Bir çocuğun, yalnızca gönül verdiği takımın formasını taşıdığı için tepkiyle karşılaşmasını kabul edilemez buluyor; sporun birleştirici ruhuyla ve gerçek taraftarlık anlayışıyla hiçbir şekilde bağdaşmayan bu davranışı şiddetle kınıyoruz.
Futbolun rekabeti sahada kalmalıdır. Çocukların takımlarına duyduğu sevgiye, yaşadığı heyecana ve renklerine olan bağlılığına her koşulda saygı gösterilmelidir.
Çocukların tribünlerde korkmadan, özgürce ve sevdikleri takımın renkleriyle futbolun coşkusunu yaşayabildiği bir spor kültürünü hep birlikte korumak hepimizin sorumluluğudur.
Fenerbahçe Spor Kulübü
Çok dikkat çekici. Argus verilerine göre haziran ayında Çin, Rusya petrolünü Irak ve BAE petrolünden daha pahalıya aldı. Rusya’dan ton başına ortalama fiyat 700 dolar civarındayken Irak ve BAE’den 520-550 dolar civarıydı. Çok acayip bir miktar bu; dediği gibiyse Ural marka petrolün varil fiyatı bu sırada Çin’de 95 doların bile üzerine çıkmış demektir. Oysa haziran ortalamasını hesapladım demin, 70,62 dolar bu. Çin yılın ilk yarısında Rusya’dan alımları günde ortalama 166 bin varil artırarak 1,33 milyon varile çıkardı ve Çin’in en büyük tedarikçisi oldu.