Savaşta düşmana bile yapılmaz bu vicdansızlık.
Bu ülkeden ve Türklerden o kadar nefret ediyorlar ki kanser ilaçlarını 500 TL’ye alıp 130 bin TL’ye halka satıyorlar. Üstelik bunu devlet eliyle yapıyorlar.
Şamil Tayyar, fon krizinin AKP’ye kaybettirdiği oyu açıkladı, gidişat için iktidarı uyardı:
“Oy kaybını %6 civarında gösteren çok özel bir anketin Külliye’ye sunulduğunu biliyorum.
Bu araştırma saha gözlemlerime daha yakın.
Oy kaybının az olmasını, muhalefetin dağınıklığına değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorunu ‘çözme’ umudunun hâlâ canlı olmasına bağlıyorum.
Toplum bu umudunu kaybederse, facia kapıda.”
🏹 Madem Ödeme İçin FON HAVUZU Dolmalı diye açıklama yapıyorsunuz....
1 Eylül-16 Eylül arasında, 441 milyarlık fon satışı yapan 440 kişi kim??
@_cevdetyilmaz
(Sesimizi Duyurmak için Sende Paylaş)
🔴 'Çıkışlar kapatıldı, yatırımcı içerde kaldı.'
📍Marbaş Menkul GMY Sertaç Ekeke: (MSCİ, Fon, Halka arz)
▪️Piyasada para yok. Mevcut para, bu hisseleri fiyatlamak için kullanıldı. Fiyat mekanizmasının bozulduğu bir ortamda, çıkış senaryosunda sorun yaşanacağı belliydi.
▪️Yatırımcılar açısından asıl sorun, artık zarar kesememeleri. Yangın çıkışları kapatıldı. Bir yatırımcıya yüzde 80 zararla çık diyebilirsin ancak burada yüzde 70 zararla bile parasını alamama ihtimali var. Hisse senedi yatırımcıları eksi bakiyeye düşebiliyor.
▪️Fon yatırımcılarını suçlamak kolay. Ancak varını yoğunu kaybeden insanlar var. Bu, yalnızca risk yönetimiyle açıklanabilecek basit bir mesele değil.
▪️Yoldan kaynak yapan şoföre kızıyorsun ama asıl sorun yolun ortadan kaldırılmış olması. Artık ilerleyebileceği bir yol yok. Sana gelmesi gereken para başka bir yere aktarıldığı için sen de sorun yaşıyorsun.
▪️Burada asıl önemli olan, uygulanan finansal matematiğin incelenmesi. Türkiye, borçları bir yerden başka bir yere aktarmayı ve farklı yöntemlerle çevirmeyi iyi biliyor. Bu olayda SPK devreye girdi.
▪️Ancak MSCI ilk uyarıyı yaptığında, özellikle hisse senedi piyasalarında daha yaptırımcı olmamız gerekiyordu.
Esenyurt Belediyesi soruşturmasında "kasa evi" ortaya çıktı: 7 milyon dolar ve 400 bin Euro ele geçirildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Esenyurt Belediyesi'ne yönelik soruşturmasında, rüşvet paralarının saklandığı değerlendirilen daire basıldı.
•Park ve Bahçeler Müdürü İbrahim Doğancıoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın rüşvet paralarının temininde kullandığı aracılardan biri olarak belirlendi.
•Gözaltına alınan Doğancıoğlu mahkemece tutuklandı.
•Doğancıoğlu etkin pişmanlık kapsamında ifade verdi.
•Ulutaş'ın kendisinden, başka bir kişinin üzerine ev kiralamasını ve eve iki kasa yerleştirmesini istediğini söyledi.
•Küçükçekmece Atatürk Mahallesi'ndeki Avrupa Konutları 1 Sitesi'nde bir daireyi arkadaşı adına kiraladı ve eve iki kasa koydu.
•İfade üzerine Başsavcılık adrese operasyon düzenledi.
•Tamamen boş dairede iki siyah kasa bulundu.
•Polis ekipleri kasaların açılması için çilingir beklerken Ulutaş'ın annesi Ayşe Ulutaş ile kuzeni Mustafa Zahit Seval, ellerinde iki boş valizle anahtar kullanarak daireye girdi.
•İkisi içerideki kolluk ekiplerince yakalandı.
•İlk görüşmede kendilerini adrese Ulutaş'ın avukatının gönderdiğini söylediler.
•Şüphelilerin üzerinden kasa anahtarı çıktı, kasa şifresini de ekiplere verdiler.
•Kasalardan 7 milyon ABD doları ile 400 bin Euro nakit çıktı.
🔴"Fon krizinde sonuna kadar gidilemeyeceğini biliyorduk"
🔴"'3 kuruşum, 5 kuruş olsun' diyen sade vatandaşın 3 kuruşuna göz dikmişler"
🔴"Dünya tarihinin en büyük yolsuzluk sorumluları bir türlü açıklanmıyor. Birkaç kurban seçmişler"
🔴"Fatma Betül Sayan'ın kardeşini dün Finlandiya'ya büyükelçi olarak atadılar. Hani sonuna kadar gidecektik"
Hukukçu Tuğçe Çalık Karademir
Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur!
Diyanet Vakfı’nın "Bizim borsa ve fonlarla işimiz olmaz, paraları faizsiz uçuruyoruz" minvalindeki epik basın açıklamasını derin bir huşu içinde okuduk. Vakfımızın "Asılsız iddia, algı operasyonu" dediği konuya, devletin resmi kurumu Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) kayıtlarıyla ufak bir şeffaflık ayarı çekelim.
Malum, hafıza-i beşer nisyan ile maluldür ama KAP kayıtları asla unutmaz.
"O fonlarda paramız yok" Çelişkisi:
Açıklamada "Adı geçen portföy yönetim şirketlerinde kaynağımız yoktur" deniyor. Doğrudur, hepsinde yoktur ama resmi MKK raporuna göre Aktif Portföy Para Piyasası Katılım Fonu’nun (TLK) toplam paylarının tam %59,65’i kime ait dersiniz?
Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezi’ne. Yani "Orada paramız yok" dediğiniz milyarlık fonun adeta gizli hamisi ve ana ortağı bizzat sizsiniz.
"Değer Kaybı Yaşanmadı" Mucizesi:
Piyasa dalgalanırken milyarlarca liralık fon payının enflasyon karşısında hiç erimediğini iddia etmek finansal bir başarı değil, düpedüz bir mucizedir. Bu üstün portföy yönetim dehasını acilen Wall Street’e ihraç etmeliyiz.
"Mevzuat" ve "Fetva" İkilemi:
Açıklamada yasal mevzuat gereği paranın "etkin değerlendirilmek zorunda" olduğu söylenmiş. Peki, kendi çatınız altındaki Din İşleri Yüksek Kurulu’nun "Zekat paraları hak sahiplerine ulaşmadan fonlarda işletilemez, nemalandırılamaz" fetvası ne olacak?
Anlaşılan vakıf işlerine gelince dünyevi mevzuatı, vatandaşa gelince uhrevi fetvayı rehber edinmeyi iyi biliyor.
Netice itibarıyla; ortada ne bir borsa iftirası var ne de montaj bir belge. Sadece devletin sistemine düşmüş, milyarlarca liralık nakdin tek bir katılım fonuna bağlandığını gösteren kapı gibi bir KAP raporu var.
Vakfımızın açıklamasına inanacak olursak; tablodaki 1,2 milyardan fazla pay muhtemelen sistem hatasıdır, zira Diyanet Vakfı parayla değil, tamamen "gönül bağıyla" fon yönetmektedir!
Kamuoyuna saygıyla, finans dünyasına ibretle duyurulur.
Likidite sorununu bir an önce çözmek gerekir ama Atilla’nın dediği gibi değil. Yaşanan likidite sorunu sistemik krize dönüşebililir çünkü ve dönüşüyor gibi de duruyor.
Bu işi bütçeden beş kuruş harcamadan Hazine’nin %100 sahibi olduğu bir Varlık Yönetim Şirketi (Special Purpose Vehicle-SPV) kurarak yapmak mümkün. Hazine bu şirketi sıfır faiz ve çok uzun vadeli tahvillerle sermayelendirir, şirket de bu tahvilleri TCMB’ye satıp gelen parayla ödemeleri yapıp, kötü varlıkları alır.
Bu da likidite sorununu hızlıca çözer. Sonrasında hukuki süreç başlıyor. Dediğimde üç aşama var:
1. Likidite krizinin durdurulması: SPV, sorunlu kuruluşların varlıklarını veya alacaklıların alacaklarını satın alarak ödemelerin tıkanmasını önleyecek. Böylece alacaklılar, varlıkların tasfiyesini beklemek zorunda kalmayacak ve likidite krizi hızla durdurulacak.
2. Varlıkların yönetilmesi ve zararın tahsil edilmesi: SPV, bir varlık yönetim şirketi olduğundan, devraldığı varlıkları değerlendirecek, yeniden yapılandıracak, tahsilatı yapacak veya gerekenlerini satacak. 3. Sorumluların belirlemesi: Kurtarma, herkese koşulsuz ödeme yapılması anlamına gelmeyecek. Hileli işlemler, ilişkili taraflara aktarımlar ve diğer usulsüzlükler soruşturulacak; suçlular hukuk çerçevesinde cezalandırılacak. Alacaklıların hakları da alacaklarının niteliğine ve sorumluluklarına göre değerlendirilecek tabii. Bu değerlendirme sonunda gerekirse ilk anda yapılan ödeme geri çağrılabilecek. Bu kısmı hukukçuların işi. Ben o işten anlamam.
Ama fikir bu. Atilla’nınkinden farklı olarak , bütçeden beş kuruş harcama yok anlattığım çözümlemede.