YETER ARTIK, LANET OLSUN!
Şanlıurfa Siverek’te bir lisede yaşanan silahlı saldırıda çok sayıda öğretmen ve öğrencinin yaralandığı, ağır yaralıların olduğu bilgisi geliyor. Failin de yaşamına son verdiği belirtiliyor.
Öğretmenin değersizleştirildiği, okulların kaderine terk edildiği bu düzenin sonucu bu!
Kapısında güvenlik, yanında korumalarla gezenler; okulları güvenliksiz bırakmaya, tedbir almamaya devam ediyor.
Bu tablo; sorumluların sorumsuzluğudur.
Yazıklar olsun!
Tüm sendikalara çağrımızdır:
Ortak söz, ortak mücadele!
Tüm halkımıza çağrımızdır:
Öğretmenine, okuluna sahip çık!
KOCAELİ KÖRFEZ ÇAMLITEPE MTAL’DEKİ SORUN BİR KİŞİ DEĞİL, BİR YÖNETİM ANLAYIŞIDIR
Eğitim kurumlarında yöneticilik; yetki kullanmanın ötesinde sorumluluk, liyakat ve kurumsal sorumluluk bilinci gerektirir. Bu ilkelerin zedelendiği ortamlarda çalışma barışı bozulur, öğretmenin mesleki saygınlığı zarar görür ve eğitim süreci doğrudan olumsuz etkilenir.
Bir okulda, aynı müdürün döneminde 40’a yakın öğretmenin tayin istemesi, çok sayıda şikâyetin gündeme gelmesi ve öğretmenlere yönelik bağırma, baskı ve keyfi tutumların süreklilik göstermesi; sorunun bireysel değil, yapısal olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Liyakatsizliğin hâkim olduğu yerde ne eğitim barışı olur, ne sağlıklı bir çalışma ortamı ne de nitelikli eğitim mümkündür.
Ortak sınav süreçlerinde yapılan çelişkili yönlendirmeler sonrasında, kısa süreli gecikmelerin gerekçe gösterilerek okul müdürü tarafından öğretmenlerin öğrenciler önünde hedef alınması ve bu süreçlerin sağlık sorunlarına varacak sonuçlar doğurması asla kabul edilemez.
Bu tablo bir “anlık öfke” değil; sürekli soruşturma tehdidiyle işleyen bir yönetim anlayışının, öğretmenler üzerinde kurulan sistematik baskının, özellikle kadın öğretmenlere yönelen orantısız tutumların ve başarıyı desteklemek yerine engelleyen bir yaklaşımın yansımasıdır.
Eğitim kurumları korku ile değil, güvenle yönetilir.
Baskıyla değil, liyakatle ayakta kalır.
Açıkça ifade ediyoruz:
Bu tabloyu görmezden gelenler de, bu düzeni sürdürenler de sorumludur.
Söz konusu okul müdürünün çalışma barışını ve eğitim ortamını bozduğu açık ve tartışmasızdır; bu anlayışın okul yöneticiliğiyle bağdaşmadığı ortadadır ve ivedilikle gereği yapılmalıdır.
Eğitim kurumlarında ortaya çıkan bu tür uygulamalar hakkında derhal idari süreçler işletilmeli, psikolojik şiddet ve mobbing iddiaları tüm boyutlarıyla etkin biçimde incelenmeli, benzer durumların tekrarını önleyecek kalıcı ve bağlayıcı tedbirler gecikmeksizin hayata geçirilmelidir.
Söz konusu okul müdürünün görev ve yetki sınırlarını aşan bu tutumuna ilişkin gerekli idari işlemlerin başlatılmasının takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.
@memkocaeli@KorfezIlceMem@mebpgm@tcmeb@Yusuf__Tekin
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘depo okul’ ve öğretmeni dolaştırma yaklaşımı, eğitimi bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıp adeta lojistik bir meseleye indirgemektedir.
Oysa eğitim; süreklilik, ilişki ve bütünlük gerektirir.
Bir öğretmenin öğrencisini tanıması, okul kültürüne uyum sağlaması ve öğrenme sürecini takip etmesi zaman ister.
Öğretmeni farklı okullar arasında dolaştırmak;
pedagojik sürekliliği zedeler,
öğrenci-öğretmen bağını zayıflatır,
okulu kimliksizleştirir.
Bu yaklaşım çözüm değil; sorunu görünmez kılmaktır.
Çünkü sorun bellidir: plansızlık ve kadrolu öğretmen eksikliği.
Çözüm nettir:
Okul yap, öğretmen ata.
Eğitim bir sistem işidir;
planlama ister, kamusal sorumluluk ister, ciddiyet ister.
Milli Eğitim, mağduriyet üretme bakanlığı olamaz!
Öğretmenlik bir uzmanlık mesleğidir! Diplomalarımıza, emeğimize sahip çıkıyoruz. Mesleğimizi bölen değil, güçlendiren bir kanun istiyoruz
#BuÖMKyıKabulEtmiyoruz
Öğretmenlerin, sözde Meslek Kanunu ile ayrıştırılmasına, kariyer basamakları adı altında kategorize edilmesine, söylemiyle de eylemiyle de en etkin mücadeleyi Eğitim-İş vermiştir, mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.
#ömkgeriçekilsin#Sınaviptalolsun#BaşöğretmenimAtatürk