GEÇMİŞ OLSUN!
Manisa Turgutlu İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde vuku bulan silahlı saldırıda ikisi ağır olmak üzere 11 öğrencimiz yaralandı.
Kahramanmaraş’ta başımıza gelen felaketin acısını yaşarken, yine yüreklerimiz dağlandı.
Okulumuz öğrenci ve öğretmenlerine geçmiş olsun diyorum.
Yaralı yavrularımıza acil şifalar niyaz ediyorum.
Ancak bu olayda da bir kez daha şahit olduk ki, ailelerimiz daha sorumlu olmalıdır. Çünkü fail çocuk, evinden aldığı pompalı tüfekle saldırıyı gerçekleştiriyor. Bu nasıl bir sorumsuzluktur? Çocuklarımızın dahi silaha bu kadar kolay ulaşabilmesi nasıl mümkün olabiliyor?
Bu itibarla hadiseyle alakalı yürütülecek soruşturmanın bu yönüyle de değerlendirilmesi doğru olacaktır.
Pek tabii ki, okullarımızda yaşanan şiddet hadiselerinin engellenmesi için okul idarelerimiz ve kamu yönetimi tedbirler almaya çalışıyor, almalıdır. Ancak bu konuda ailelerimiz ve velilerimiz de sorumluluk almadığı müddetçe üzücü olayların yaşanmasını engelleyebilmemiz mümkün değildir.
Turgutlu’da vuku bulan hadiseden dolayı tekraren geçmiş olsun diyor, yaralı yavrularımıza acil şifalar niyaz ediyorum.
%16 olarak belirlenmiş olan yıl sonu enflasyon hedefi, %26’dan %28’e İKİNCİ KEZ GÜNCELLENDİ!
Bu durumda, ASGARİ İNSAFIN gereği olarak, memur ve emeklinin maaş zam oranlarının da GÜNCELLENMESİ gerekmez mi?
Türk Milli Mücadelesi, süreci ve sonuçları itibariyle dünya tarihinde eşi benzeri olmayan ve tüm mazlum milletlere ibret ve emsal olan muazzam bir bağımsızlık hareketidir.
Milletin topyekün kıyama durduğu, türlü imkansızlıklar ve yokluklara rağmen, büyük bir inanmışlıkla emperyalizmi alt ettiği istiklal hareketidir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Milli Mücadele’yi kurgulayan, planlayan ve başarıyla nihayete erdiren kadro, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikliminde yetişmiş olan kurmay kadromuzdu.
Subayıyla, aydınıyla, kanaat önderi ve bürokratıyla Milli Mücadele’yi millete mal eden ve yönetenler, Türk devletinin kadrolarıydı.
Ki, bu da doğal olandı. Osmanlı İmparatorluğu bir Türk Devleti idi. Tıpkı Selçuklu Türk Devleti gibi ve nihayet tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi..
Dolayısıyla “Kurtuluş Savaşı” tanımlamasından “Osmanlı’dan mı kurtuluyoruz?” gibi bir değerlendirme, en az böyle düşünen aklı evveller kadar, sığ bir değerlendirmedir.
Hele ki, maaalesef bir çok ortak kıymetimizde yapıldığı gibi, destansı milli mücadelemizin de sığ ve seviyesiz ideolojik tartışmaların malzemesi yapılması asla kabul edilemez.
Bu, başta milli hareketin lideri Atatürk olmak üzere istiklal mücadelemizin öncü kadrosuna ve binlerce şehitimize haksızlık ve hakaret demektir!
Tarih, sloganlarla değil; gerçekler ve kaynaklarla konuşur.
Son günlerde "Kurtuluş Savaşı mı diyelim, Millî Mücadele mi diyelim." tartışması üzerinden tarih yeniden siyasetin malzemesi hâline getiriliyor.
Bunu asla doğru değildir.
Evet, yurdumuzun dört bir yanını işgal edenlere karşı askerimizle, kadınımızla, gençlerimizle muhteşem bir direniş ortaya koyarak vatanımızı kurtardık. Bu tarihe namzet Kurtuluş Savaşı’mız, tarih varolduğu müddetçe minnet ve takdirle anılacaktır. Ama tabii ki, kurtuluş mücadelemiz, Türk Milli Mücadele’sinin bir cüzüdür.
Millî Mücadele, yalnızca cephede verilen savaşın adı değildir.
Millî Mücadele; 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan millî diriliştir. Kuvayı Milliye’dir. Amasya'da millet iradesinin ilanıdır; Erzurum'da millî teşkilatlanmadır; Sivas'ta egemenliğin millete devridir; Batı Cephesi’nde düzenli ordunun kuruluşudur; vatanımızı işgalci emperyalizmden kurtararak denize döktüğümüz cephelerde kazanılan zaferlerdir ve nihayetinde Lozan'da bağımsızlığın bütün dünyaya kabul ettirilmesidir.
Yani, istiklale giden yolda ilk hareketin bismillahı ile başlayan, Cumhuriyet’in ilanı hatta yeni Türk Devleti ve yeni Türk medeniyetinin inşa süreci Milli Mücadele’nin kapsamıdır.
Milli Mücadelemizin önderi Mustafa Kemal Atatürk’e, şehit ecdadımıza minnet ve şükranla…
Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezimizin 11 Haziran 2026 tarih ve 542 sayılı kararına istinaden Türkiye Kamu-Sen Van İl Temsilcisi olarak yeniden görevlendirildim.
Türkiye Kamu-Sen Van İl Temsilcisi görevini yeniden bizlere tevdi eden Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanımız Sayın Önder Kahveci’ye, Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreterimiz ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanımız Sayın Talip Geylan'a ve Türkiye Kamu-Sen Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve Türk Haber-Sen Genel Başkanımız Sayın Yücel Kazancıoğlu'na ve tüm Genel Başkanlarımıza teşekkür ederim.
Allah mahçup etmesin.
Selçuk YÜREKTÜRK
Türkiye Kamu Sen Van İl Temsilcisi
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.