Türk Milli Mücadelesi, süreci ve sonuçları itibariyle dünya tarihinde eşi benzeri olmayan ve tüm mazlum milletlere ibret ve emsal olan muazzam bir bağımsızlık hareketidir.
Milletin topyekün kıyama durduğu, türlü imkansızlıklar ve yokluklara rağmen, büyük bir inanmışlıkla emperyalizmi alt ettiği istiklal hareketidir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Milli Mücadele’yi kurgulayan, planlayan ve başarıyla nihayete erdiren kadro, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikliminde yetişmiş olan kurmay kadromuzdu.
Subayıyla, aydınıyla, kanaat önderi ve bürokratıyla Milli Mücadele’yi millete mal eden ve yönetenler, Türk devletinin kadrolarıydı.
Ki, bu da doğal olandı. Osmanlı İmparatorluğu bir Türk Devleti idi. Tıpkı Selçuklu Türk Devleti gibi ve nihayet tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi..
Dolayısıyla “Kurtuluş Savaşı” tanımlamasından “Osmanlı’dan mı kurtuluyoruz?” gibi bir değerlendirme, en az böyle düşünen aklı evveller kadar, sığ bir değerlendirmedir.
Hele ki, maaalesef bir çok ortak kıymetimizde yapıldığı gibi, destansı milli mücadelemizin de sığ ve seviyesiz ideolojik tartışmaların malzemesi yapılması asla kabul edilemez.
Bu, başta milli hareketin lideri Atatürk olmak üzere istiklal mücadelemizin öncü kadrosuna ve binlerce şehitimize haksızlık ve hakaret demektir!
Tarih, sloganlarla değil; gerçekler ve kaynaklarla konuşur.
Son günlerde "Kurtuluş Savaşı mı diyelim, Millî Mücadele mi diyelim." tartışması üzerinden tarih yeniden siyasetin malzemesi hâline getiriliyor.
Bunu asla doğru değildir.
Evet, yurdumuzun dört bir yanını işgal edenlere karşı askerimizle, kadınımızla, gençlerimizle muhteşem bir direniş ortaya koyarak vatanımızı kurtardık. Bu tarihe namzet Kurtuluş Savaşı’mız, tarih varolduğu müddetçe minnet ve takdirle anılacaktır. Ama tabii ki, kurtuluş mücadelemiz, Türk Milli Mücadele’sinin bir cüzüdür.
Millî Mücadele, yalnızca cephede verilen savaşın adı değildir.
Millî Mücadele; 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan millî diriliştir. Kuvayı Milliye’dir. Amasya'da millet iradesinin ilanıdır; Erzurum'da millî teşkilatlanmadır; Sivas'ta egemenliğin millete devridir; Batı Cephesi’nde düzenli ordunun kuruluşudur; vatanımızı işgalci emperyalizmden kurtararak denize döktüğümüz cephelerde kazanılan zaferlerdir ve nihayetinde Lozan'da bağımsızlığın bütün dünyaya kabul ettirilmesidir.
Yani, istiklale giden yolda ilk hareketin bismillahı ile başlayan, Cumhuriyet’in ilanı hatta yeni Türk Devleti ve yeni Türk medeniyetinin inşa süreci Milli Mücadele’nin kapsamıdır.
Milli Mücadelemizin önderi Mustafa Kemal Atatürk’e, şehit ecdadımıza minnet ve şükranla…
Neyden Kurtuluyoruz? Sorusunun Cevabı: ESÂRETTEN!
"Neyden kurtuluyoruz?" diye soruyorsunuz.
Cevabını şehit mezarları versin. Cevabını tarihin sorumluluğunu tek başına sırtlayan Sakarya'nın suları, Dumlupınar'ın kanla yoğrulan mübarek toprağı versin.
Biz 1919-1922 arasında şunlardan kurtulduk:
1. Vatanın Parçalanmasından Kurtulduk:
İtilaf Devletleri gizli anlaşmalarla, Anadolu'yu paylaşmıştı.
İngiliz'e İstanbul, Fransız'a Çukurova, İtalyan'a Antalya, Yunan'a İzmir...
Sevr denilen o paçavra ile Türk Milleti'ne 3-5 vilayetlik bir "küçük Türkiye" reva görülüyordu.
Doğu’da sözde Ermeni devleti, Güneydoğu’da sözde Kürt devleti kurulacaktı.
Kurtuluş Savaşı ile Misak-ı Milli sınırlarını kanla çizdik. Vatanı böldürmedik.
2. Yabancı Esaretinden ve Mandacılıktan Kurtulduk
Bazıları "Amerikan mandası iyi olur" dedi. Bazıları İngiliz Muhipler Cemiyeti ile "İngiliz himayesi ile kurtuluruz" dedi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları "Ya İstiklal Ya Ölüm" dedi.
Mandayı, himayeyi, vesayeti reddettik. Tam bağımsız bir Türk Devleti kurduk.
Bugün başımız dik geziyorsak, o gün vurulmaya çalışılan prangaları parçaladığımız içindir.
3. Azınlıkların Oyuncağı Olmaktan Kurtulduk:
Osmanlı 600 yıl adaletle yönetti. Ama son döneminde azınlıklar devlet içinde devlet oldu. Kapitülasyonlarla palazlandılar. İşgal ordularıyla kol kola girdiler.
Sevr ile bize "uyruk" olmayı teklif ettiler.
Kurtuluş Savaşı ile bu oyunu bozduk. Bu toprakların sahibi Türk Milleti'dir dedik ve tüm dünyaya kabul ettirdik.
4. İstanbul Hükümetinin İhanetinden Kurtulduk:
Payitaht işgal altındaydı. Padişah esirdi. Hükümet işgalcilerle fetva yarıştırmaktaydı.
"Ankara'dakiler hayduttur" diye idam fermanı çıkardılar.
Millet, padişaha değil Ankara'daki TBMM'ye baktı. İrade gaspından kurtulduk.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletin oldu.
5. Ekonomik Sömürgeden Kurtulduk:
Limanlarımız yabancıların, bankalarımız yabancıların, madenlerimiz yabancıların, fabrikamız ise yoktu.
Kapitülasyonlar yüzünden iğne bile üretemiyorduk.
Lozan ile kapitülasyonları yırtıp attık. Ekonomik bağımsızlığımızı ilan ettik.
Yokluk içinde bir devlet kurduk ama başkasının uşağı olmadık.
6. Umutsuzluktan ve Yok Olma Korkusundan Kurtulduk:
7 yıl savaş, 1 milyon şehit, açlık, yokluk ve sefalet... Millet bitmişti.
"Türk bitti" propagandası yapılıyordu.
Ama bir avuç inanmış insan çıktı. "Bu millet ölmeyecek" dedi.
Küllerimizden doğduk. Dünyaya "Türk Milleti esir edilemez" dersini verdik.
Bu yüzden bunun adı; KURTULUŞ SAVAŞI'dır.
Çünkü esaretten Kurtulduk.
Çünkü işgalden Kurtulduk.
Çünkü yok olmaktan Kurtulduk.
Fevzi Şahin
Türk Eğitim Sen Malatya Şube Başkanı
Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezimizin 11 Haziran 2026 tarih ve 542 sayılı kararına istinaden Türkiye Kamu-Sen Malatya İl Temsilcisi olarak yeniden görevlendirilmiş bulunmaktayız.
Türkiye Kamu-Sen Malatya İl Temsilcisi olarak yeniden görevlendirilmemiz münasebetiyle, görevi yeniden bizlere tevdi eden Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanımız Sayın Önder Kahveci’ye, Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreterimiz ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanımız Sayın Talip Geylan'a ve Türkiye Kamu-Sen Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve Türk Haber-Sen Genel Başkanımız Sayın Yücel Kazancıoğlu'na ve tüm Genel Başkanlarımıza teşekkür ederim.
Allah mahçup etmesin.
🚨 Türkiye Kamu-Sen Malatya İl Temsilciliğinde atama kararı belli oldu!
Türk Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Fevzi Şahin, genel merkezin 542 sayılı kararıyla yeniden il temsilcisi olarak görevlendirildi. Şahin, "Allah mahcup etmesin" sözleriyle teşkilat liderlerine teşekkür etti.
Haberin tüm detayları: https://t.co/UPonuCimQP
🗣️ Sizce Malatya'da kamu çalışanlarının çözüm bekleyen en acil sorunu nedir? Yorumlarda buluşalım. 👇 @FS_fevzisahin
#Malatya #KamuSen #MemurHakları #Sendika
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ağrı’da intihar sonucu vefat eden Irmak Ayşe Koparan öğretmenimizin ölümüyle ilgili soruşturmanın sürdüğünü duyurdu.
Sendikamız, soruşturma sürecini ve sonucunu yakınen takip edecektir.
Öncelikle, otopsi işlemlerinden sonra ebedi yolculuğuna uğurlanacak öğretmenimize rahmet niyaz ediyorum. Yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum.
Öte yandan, basına yansıyan haberlerde iddia edildiği gibi, öğretmenimizin bir kısım yöneticiler tarafından maruz bırakıldığı baskı, yıldırma ve mobinge varan durumlar sözkonusu ise sorumlulara yönelik müeyyidelerin tavizsiz uygulanmasını ısrarla talep ediyoruz.
Zaman zaman liyakatsiz, işgal ettiği pozisyonun ağırlığını taşımaktan uzak, devletin makamını temsil ettiğinin şuurundan yoksun kimi kamu yöneticilerinin, çalışanlara yönelik istenmeyen tutum ve davranışlarına şahit oluyoruz.
Bu nevi sözde yöneticiler, sadece çalışanları ve çalışma hayatını huzursuz etmekle kalmıyor, aynı zamanda kamu çalışanlarının devlete ve devletin kurumlarına karşı aidiyet ve güvenini de tahrip ediyorlar.
Bu itibarla, bu hadisede @tcmeb ’den beklentimiz, iddialar gerçekse, mesulleri kimliğine, mensubiyetine ve ilişkilerine bakmaksızın ibretlik bir muameleye tabi tutmasıdır.
Ki, benzeri hadiseleri bir daha yaşamayalım; hangi düzeyde olursa olsun her bir kamu yöneticisinin adaletle, liyakatle ve sadece devlete sadakatle görevlerini ifa edecekleri bir anlayışı yerleşik hale getirebilelim.
Rakamlar Büyük; Sonuçlar Küçük!
Her Mayıs ayı geldiğinde aynı senaryo: Görkemli rakamlar, alkışlar, “tarihi zirve” manşetlerini gördük.
Peki ya sonra sahaya inince görüntü aynı mı? Eğitim çalışanının maaşı, ek ders, vergi dilimi, 3600 Ek gösterge, uzman ve Başöğretmenlik tazminatlarının emekliliğe yansıtılmasına dair değişen bir şey yok.
Yetkili sendikanın sayı üzerinden yaptığı probaganda güzel! Peki bu sayının karşılığı nerede?
16 yıldır “yetki” sizde. Sorunlar çözülmedi, sadece ertelendi.
Maaş eridi, sözleşmelilik yayıldı, mülakat torpili sistem oldu. Siz ise “üye olduk” diye fotoğraf paylaştınız.
Bizim için sendikacılık masa başı metni imzalamak değil, masada yumruğunu vurmaktır.
Bizim için üyelik, bir kotaya yazılmak değil, bir davaya sahip çıkmaktır.
Bizim için yetki, koltuğu korumak değil, üyeyi korumaktır.
Siz sayıyı büyütürken biz derdi büyütmemeye çalıştık.
Siz “güçlüyüz” derken eğitim çalışanı “geçinemiyorum” diyor.
Siz “tarih yazıyoruz” derken tarih sizi sorunların çözülmediği sayfaya yazdı.
Biz yetkiden değil, haklılıktan güç alıyoruz.
Eğitim çalışanı artık fotoğraf değil, çözüm istiyor.
Eğer çözüm üretemiyorsanız, en azından engel olmayın.
Türk Eğitim Sen: Hak için, hakikat için, hak eden için.🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Fevzi Şahin
Türk Eğitim Sen Malatya Şube Başkanı
Türk Eğitim Sen Malatya Şubesi olarak genişletilmiş il yönetim kurulu toplantımızı gerçekleştirdik. Gönül birliği ile koşulsuz bağlılıkla yürüyüş hedefimizi bir kez daha dile getirdik.
Birliğimiz Daim Teşkilatımız Var Olsun!