İlber Ortaylı hoca anısına 28 Mart Cumartesi gününe kadar hesabımızı takip edip bu gönderiyi RT yapan 3 kişiye görseldeki kitabı ediyoruz. Bol şanslar dileriz
Günümüzde birini hayatımızdan çıkarmak için onu sosyal medyada takipten çıkmak yeterliyken; Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin, bu işlemi henüz dijital dünya ortada yokken çok daha kanlı ve mutlak bir yolla yapıyordu.
Stalin, ülkesini demir yumrukla yönettiği dönemde idam ettirdiği eski silah arkadaşlarını sadece hayattan koparmakla kalmıyor, neşter ve hava fırçası kullanan yetenekli rötuş ustaları aracılığıyla onları resmi fotoğraflardan ve arşivlerden de tamamen sildiriyordu.
Bunun en bilinen kurbanı, idam edildikten sonra Stalin ile çekildiği meşhur fotoğraftan ince bir işçilikle kazınarak yerini boş bir duvara bırakan gizli polis şefi Nikolay Yejov'dur.
Demirbaş Şarl'ın Yeniçerilerce Bender'de zaptı.
1709 yılında Ruslara karşı ağır bir yenilgi alan İsveç Kralı XII. Karl, canını kurtarmak için çareyi Osmanlı İmparatorluğu'na sığınmakta buldu. Padişah III. Ahmed onu bugünkü Moldova sınırlarında yer alan Bender'de misafir etti. Ancak kralın bu mecburi sığınması yıllarca sürdü. Masrafları tamamen Osmanlı hazinesinden karşılanan ve ne yapılırsa yapılsın bir türlü ülkesine dönmek bilmeyen bu inatçı krala, sanki devletin kayıtlı bir eşyasıymış gibi "Demirbaş Şarl" lakabı takıldı.
Yıllar geçtikçe misafirlik Osmanlı için ciddi bir siyasi ve ekonomik yüke dönüştü. Demirbaş Şarl, Bender'den Osmanlı'yı sürekli Rusya'ya karşı savaşa kışkırtıyordu. En sonunda sabrı taşan Osmanlı yönetimi, kralın artık evine dönmesine karar verdi. Ancak Şarl, güvenliğini bahane edip yanında büyük bir Osmanlı ordusu olmadan dönmeyi reddetti ve Bender'deki karargâhını adeta küçük bir direniş kalesine çevirdi. İpler tamamen kopmuştu; Padişah, kralın gerekirse zorla paketlenip gönderilmesini emretti.
1 Şubat 1713 günü, Yeniçeriler ve Kırım Tatarları kralın kampını kuşattı. Sadece birkaç yüz adamı olan Şarl teslim olmayı reddedince çatışma patlak verdi. Yeniçeriler, kralın savunduğu evi top ateşine tutup alevli oklarla yaktılar. Bina alevler içinde kalınca Demirbaş Şarl, pes etmek yerine elinde kılıcıyla dışarı fırladı ve bizzat Yeniçerilerin arasına dalarak göğüs göğüse çarpışmaya başladı. Saatler süren bu inanılmaz kargaşa, kralın ayağının takılıp düşmesi ve kalabalık Yeniçeri grubunun üzerine çullanıp onu sağ olarak zapt etmesiyle son buldu.
Yaka paça esir alınan inatçı kral, Bender'den çıkarılıp Edirne yakınlarındaki Dimetoka'ya götürüldü ve bir nevi ev hapsine alındı. Artık Osmanlı'dan istediği askeri desteği alamayacağını anlayan Demirbaş Şarl, 1714 yılında yanına birkaç adamını alıp kılık değiştirdi. At sırtında Avrupa'yı boydan boya, gizlice geçerek yıllar sonra ülkesine döndü.
Geriye ise bu meşhur kavgadan çok ilginç bir kültürel miras kaldı: O gün Bender'de yaşanan büyük arbedeyi ve kargaşayı anlatan Türkçe "kalabalık" kelimesi, tam da bu olay sayesinde İsveç diline kaos ve karmaşa anlamında yerleşti ve bugün bile kullanılmaya devam ediyor.
İtalyan ressam Cristofano dell'Altissimo'nun yaptığı İskender Bey tablosu
İskender Bey (Gjergj Kastrioti), 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’na karşı verdiği mücadeleyle tanınan, Arnavutluk'un efsanevi ulusal kahramanıdır. Çocuk yaşta rehin olarak alındığı Osmanlı sarayında yetiştirilen ve askeri dehasıyla "İskender" unvanını alan Kastrioti, 1443 yılında saf değiştirerek memleketi Arnavutluk'a geri döndü.
Dağınık Arnavut hanedanlıklarını Leş Birliği altında bir araya getirerek, Kruja Kalesi merkezli olmak üzere tam 25 yıl boyunca çok daha büyük Osmanlı ordularına karşı destansı bir direniş gösterdi. Batı dünyasında "Hristiyanlığın Kalkanı" olarak anılan İskender Bey, askeri taktikleri ve bağımsızlık mücadelesiyle bugün bile Arnavut kimliğinin ve milliyetçiliğinin en güçlü simgesi kabul edilir.
V. Karl'in feragat etmesi Ressam:Louis Gallait (1841)
Kutsal Roma İmparatoru V. Karl’ın (Şarlken) 1555-1556 yıllarında aşamalı olarak tahttan feragat etmesi, Avrupa tarihinin en sıra dışı ve görkemli güç devirlerinden biridir; çünkü o dönemde hükümdarların tahtı bırakması neredeyse hiç görülmüş bir şey değildi.
Yarım asra yakın bir süre boyunca Fransa Krallığı, Osmanlı İmparatorluğu ve yükselen Protestanlık hareketiyle eş zamanlı olarak savaşan Karl, hem bedenen hem de ruhen aşırı derecede yıpranmıştı; özellikle şiddetli gut hastalığı hareket etmesini bile zorlaştırıyordu.
En büyük ideali olan "Hristiyan dünyasını tek bir bayrak altında birleştirme" hayalinin Augsburg Barışı (1555) ile yıkıldığını ve Protestanlığın resmen tanındığını görünce, artık misyonunu tamamlayamadığına karar verdi. Brüksel’de ağlayarak gerçekleştirdiği tarihi bir veda konuşmasıyla, devasa imparatorluğunu tek bir varise bırakmak yerine ikiye böldü:
İspanya, Hollanda ve denizaşırı sömürgeleri oğlu II. Felipe’ye devrederken, Kutsal Roma İmparatorluğu tacını ve Avusturya topraklarını kardeşi I. Ferdinand’a bıraktı. Bu eşi benzeri görülmemiş feragatin ardından her şeyden elini eteğini çeken eski imparator, İspanya’daki Yuste Manastırı’na çekilerek ömrünün son yıllarını inzivada, sessizlik içinde geçirdi.
Demirbaş Şarl'ın Yeniçerilerce Bender'de zaptı.
1709 yılında Ruslara karşı ağır bir yenilgi alan İsveç Kralı XII. Karl, canını kurtarmak için çareyi Osmanlı İmparatorluğu'na sığınmakta buldu. Padişah III. Ahmed onu bugünkü Moldova sınırlarında yer alan Bender'de misafir etti. Ancak kralın bu mecburi sığınması yıllarca sürdü. Masrafları tamamen Osmanlı hazinesinden karşılanan ve ne yapılırsa yapılsın bir türlü ülkesine dönmek bilmeyen bu inatçı krala, sanki devletin kayıtlı bir eşyasıymış gibi "Demirbaş Şarl" lakabı takıldı.
Yıllar geçtikçe misafirlik Osmanlı için ciddi bir siyasi ve ekonomik yüke dönüştü. Demirbaş Şarl, Bender'den Osmanlı'yı sürekli Rusya'ya karşı savaşa kışkırtıyordu. En sonunda sabrı taşan Osmanlı yönetimi, kralın artık evine dönmesine karar verdi. Ancak Şarl, güvenliğini bahane edip yanında büyük bir Osmanlı ordusu olmadan dönmeyi reddetti ve Bender'deki karargâhını adeta küçük bir direniş kalesine çevirdi. İpler tamamen kopmuştu; Padişah, kralın gerekirse zorla paketlenip gönderilmesini emretti.
1 Şubat 1713 günü, Yeniçeriler ve Kırım Tatarları kralın kampını kuşattı. Sadece birkaç yüz adamı olan Şarl teslim olmayı reddedince çatışma patlak verdi. Yeniçeriler, kralın savunduğu evi top ateşine tutup alevli oklarla yaktılar. Bina alevler içinde kalınca Demirbaş Şarl, pes etmek yerine elinde kılıcıyla dışarı fırladı ve bizzat Yeniçerilerin arasına dalarak göğüs göğüse çarpışmaya başladı. Saatler süren bu inanılmaz kargaşa, kralın ayağının takılıp düşmesi ve kalabalık Yeniçeri grubunun üzerine çullanıp onu sağ olarak zapt etmesiyle son buldu.
Yaka paça esir alınan inatçı kral, Bender'den çıkarılıp Edirne yakınlarındaki Dimetoka'ya götürüldü ve bir nevi ev hapsine alındı. Artık Osmanlı'dan istediği askeri desteği alamayacağını anlayan Demirbaş Şarl, 1714 yılında yanına birkaç adamını alıp kılık değiştirdi. At sırtında Avrupa'yı boydan boya, gizlice geçerek yıllar sonra ülkesine döndü.
Geriye ise bu meşhur kavgadan çok ilginç bir kültürel miras kaldı: O gün Bender'de yaşanan büyük arbedeyi ve kargaşayı anlatan Türkçe "kalabalık" kelimesi, tam da bu olay sayesinde İsveç diline kaos ve karmaşa anlamında yerleşti ve bugün bile kullanılmaya devam ediyor.
Timur'u Belh Savaşı'nda gösteren bir minyatür
1370 yılında gerçekleşen Belh Savaşı, Timur'un Maveraünnehir bölgesinde tek başına iktidara geldiği olaydır. Timur, geçmişte müttefiki olan ancak sonradan iktidar mücadelesine girdiği Emir Hüseyin'i Belh şehrinde kuşatarak mağlup etmiştir. Şehrin düşmesi ve Emir Hüseyin'in yakalanıp öldürülmesiyle en büyük siyasi rakibini ortadan kaldıran Timur, Belh'te kurultay toplayarak "Emir" unvanıyla kendi bağımsızlığını ilan etmiş ve böylece Timur İmparatorluğu'nun temellerini atmıştır.
Preveze Deniz Muharebesi'nde Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasını Adriyatik Denizi'ndeki Preveze Kalesi önünde yenilgiye uğratmasının tablosu, Ohannes Umed Behzad, 1866.
İzabella Jagiellonka ve Yanoş Sigismund Budin'de Kanuni Sultan Süleyman'ın huzurunda (1541) - (Hünernâme)
1541 yılında, Macar Kralı Yanoş Zapolya'nın ölümünün ardından dul eşi İzabella ve kundaktaki oğlu Yanoş Sigismund, Budin'de Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkarılmıştır. Avusturya kuşatmasını kıran Kanuni, bu görüşmede Macar topraklarının yönetimini yeniden düzenlemiştir. Şehri zayıf bir yönetime bırakmanın tehlikeli olacağını düşünerek Budin'i doğrudan Osmanlı topraklarına katmış, İzabella ve bebeğini ise Osmanlı himayesinde yönetmeleri için Erdel'e göndermiştir.
Selçuklu hükümdarlarıyla benzer serpuş şapkası takan Selahaddin tasviri. Sikkenin üzerinde "Muzaffer Şah, Dünyanın ve İnancın Adaleti, Yusuf bin Eyyûb" yazmaktadır.
II. Ladislas'ın Macaristan'ın Kutsal Tacını çalması
Bizans İmparatoru'nun askeri desteğini arkasına alan II. Ladislas, 1162 yılında tahtın meşru sahibi olan yeğeni III. István'ı başkentten kaçmaya zorlayarak kraliyet hazinesini ve Macaristan'ın Kutsal Tacı'nı fiilen ele geçirmiştir.
Meşruiyete sadık kalan Esztergom Başpiskoposu'nun töreni reddedip kendisini aforoz etmesine aldırış etmeyen Ladislas, gasp ettiği Kutsal Taç'ı Kalocsa Başpiskoposu'na giydirterek yeğeninin hakkı olan krallığı resmen "çalmış" ve kendi kısa saltanatını ilan etmiştir.
Sinop Savaşı, A. Bogolyubov.
30 Kasım 1853'te gerçekleşen Sinop Baskını, Kırım Savaşı'nın ilk aylarında Karadeniz sularında yaşanan en sarsıcı trajedilerden biridir.
Amiral Nahimov komutasındaki Rus donanması, dönemin yıkıcı teknolojisi olan patlayıcı mermileri (humbara) ilk kez etkin biçimde kullanarak Sinop limanında hazırlıksız ve demirli halde bulunan ahşap Osmanlı filosuna ani bir saldırı düzenlemiş, gemilerimizi kısa sürede imha ederek binlerce leventimizin şehit düşmesine sebep olmuştur.
Osmanlı donanmasına çok ağır bir darbe indiren bu kanlı baskın, beklenmedik bir şekilde Avrupa kamuoyunda Rusya'ya karşı büyük bir infial uyandırmış; nihayetinde İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı safında savaşa dahil olmasını tetikleyerek Kırım Savaşı'nı uluslararası bir boyuta taşıyan tarihi bir kırılma noktasına dönüşmüştür.
Lorraine Dükü V. Charles'ın Budin'e girişi
1686 Budin Kuşatması, 1683'teki II. Viyana bozgununun ardından Habsburg liderliğindeki Kutsal İttifak ordularının Osmanlı İmparatorluğu'na karşı giriştiği büyük taarruzun en kritik adımlarından biridir.
Lorraine Dükü V. Charles komutasındaki devasa Avrupa ordusu, son beylerbeyi Abdurrahman Abdi Paşa'nın çetin direnişine rağmen yaklaşık iki buçuk ay süren kanlı topçu atışları ve saldırıların ardından kaleyi ele geçirmeyi başarmıştır. Bu düşüş, Macaristan'ın tarihi başkenti olan Budin'deki 145 yıllık Osmanlı hakimiyetine kesin olarak son vermiş ve Osmanlıların Orta Avrupa'dan geri çekilme sürecini başlatan tarihi bir dönüm noktası olmuştur.
Mimar Sinan ekolünün Balkanlar'daki en radikal mühendislik tasarımı olan Mostar Köprüsü (Stari Most), mimarlık tarihinde tek açıklıklı taş kemer köprülerin zirve noktası kabul edilir.
Neretva Nehri'nin iki yakasındaki Hırvat ve Boşnak mahallelerini fiziksel olarak birbirine bağlayan bu yapı, 1993 yılında uğradığı yıkımla "kültürel kırımın" (cultural decimation) en acı sembollerinden biri olmuştur.