Üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin dikkat çeken iddia
🔻Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in avukatı, müvekkilinin ölümüne ilişkin yeni adli-tıbbi bulguların cinayet şüphesini güçlendirdiğini açıkladı.
🔻Kabaiş’in cansız bedeni, 15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında bulunmuştu. Avukatı, otopsi raporunda midesinde Rocuronium ve Ornidazole tespit edildiğini belirtti.
🔻Açıklamada, ameliyatta kullanılan ve kısa yarılanma ömrüne sahip Rocuronium’un haftalar sonra vücutta bulunmasının mümkün olmadığı savunularak, Kabaiş’in ölümünden kısa süre önce bu madde verilerek solunumunun felç edilmesi sonucu öldürüldüğü iddia edildi.
Çok doğru ve yerinde bir çağrı. Hiçbir anne tutuklanmamalıdır. Hiçbir çocuk annesini görmek için Türkiye'nin bir ucuna, babasını görmek için diğer ucuna gitmek zorunda bırakılmamalıdır. İronik olacak ama zulmün de bir ahlakı, bir ölçüsü olmalıdır.
Kelime Dünyası'nda heyecan devam ediyor!
Bu bölümümüzde Hicra Hümeyra, Sare ve Fatımanur yarışıyor. Bilgi dolu sorular, eğlenceli anlar ve sürpriz cevaplarla dolu bu bölümde acaba haftanın birincisi kim olacak? 🏆
Siz de kelimeleri bizimle tahmin edin! 👇
🔗 https://t.co/RTdsFoiYUH
Bir cinayet dosyasında, yapılmayan bir başvuruyu yapılmış gibi servis etmek; habercilik değil, tetikçiliktir.
Hakikati çarpıtmak, yalanı dolaşıma sokmak ve acılı bir aile üzerinden algı üretmek; ne İslami ne de evrensel ahlaki değerlerle bağdaşır.
Bu durum sadece kamuoyunu zehirlemez; birçok masum insanın vebalini de omuzlara yükler.
Bu sebeple, böylesi durumlarda ailenin doğrudan beyanları esas alınmalı; dezenformasyonu körükleyen ve gerçeği çarpıtan sözde “habercilere” itibar edilmemelidir.
🔴 SON DAKİKA
Narin Güran cinayetindeki delillerin üzerinin örtüldüğü iddialarını konu alan “Şeytantepe” belgeseli hakkında adli soruşturma başlatıldı.
Soruşturmanın, belgeselin Narin Güran soruşturma ve kovuşturma süreçlerini itibarsızlaştırmaya yönelik faaliyetler içerdiği gerekçesiyle başlatıldığı bildirildi.
Mevlid’in bidat olup olmadığı tartışılıyor. Faraza bunu tartışmalı kabul edelim; ancak üzerinde hiç ihtilaf bulunmayan kesin hükümler var. Allah Resulünü gerçekten sevenler, öncelikle bu hükümleri ihya etmelidir.
Allah (c.c.), peygamberleri ve kitapları yeryüzünde Kendi hükümleri uygulansın diye göndermiştir. Gelin, bütün peygamberlerin ortak daveti olan Allah'ın şeriatını ikame etmeye çağrıda bulunalım ve bu hususta gevşeklik gösterenlere karşı duralım.
Bütün peygamberler, başta şirk olmak üzere zulmün her türlüsüyle mücadele etmiştir. Bugün her yanımız zulüm, haksızlık ve çifte standartla dolu. Zalimlerin zalim olduğunu açıkça dillendirip insanları bu zulme karşı uyaralım.
Bütün peygamberler putları ve putperestliği yıkmak için gelmiştir. Bugün İslam coğrafyasında adeta her köşeye bir put dikilmekte ve insanlar bunlara tazim etmeye davet edilmektedir. Gelin, bu putlara ve insanları bunlara çağıran anlayışlara hep birlikte karşı çıkalım.
Allah'ın haram kıldığı; faiz, zina, içki ve kumar gibi haramlığında ittifak edilen fiilleri yasal olarak serbest bırakan ve meşrulaştıran sistemleri reddedelim.
Bütün peygamberler ezilenlerin, fakirlerin ve yoksulların yanında saf tutmuştur. Bugün 28.000 ₺ asgari ücretle geçinmeye çalışıp 40.000 ₺ kira ödemek zorunda kalan insanlar var. Gelin, bu mağdur insanların yanında yer alıp onları sömüren azgın azınlığa karşı sesimizi yükseltelim.
Eğer Resulullah'ın sünnetini yaşatmak istiyorsak, peygamberlerin üzerinde birleştiği asıl sünnetler ortadadır. Tartışmalı konular üzerinden Allah Resulüne sevgi ve bağlılık göstermek yerine, üzerinde ittifak edilen esasları ihya etmek Allah'ın rızasına daha uygun ve daha akıllıca değil mi?
Çocukça Sorular'ın 9. bölümü yayında!
Halis Bayancuk Hoca, bu bölümde çocuklarımızın sorduğu birbirinden güzel ve özel soruları samimiyetle cevaplandırıyor.
❓Hangi hayvanların etini yiyemeyiz?
❓Cennet nasıl bir yerdir?
❓Örgüden oyuncak bebek yapmak caiz midir?
Hepsi ve daha fazlası şimdi Tevhid Çocuk YouTube kanalımda!
🔗 https://t.co/rq7AnfC5pH
Peygamberimizin (sav) 23 yıllık nübüvvet dönemi en ince ayrıntısına kadar kayıt altına alınmıştır. Din de yalnızca Allah'a (cc) kulluk etmek ve bunu O'nun Resulünün öğrettiği sünnete uyarak yaşamak demektir.
Peygamberimizin (sav) ihya ettiği tek gece Kadir Gecesi'dir. Bunun dışında Kur'an ve sünnette özel bir gece veya ibadet şekline dair hiçbir delil yoktur.
İsrail, eceli gelen mahlukun cami duvarına işemesi misali; Gazze'den sonra Suriye'yi, ardından İran'ı ve şimdi de Türkiye'yi açıkça hedef alıp tehdit etmeye başladı.
Dilerim Allah (cc), bu azgınlıklarını İsrail'in "yükselttiklerini yerle bir edecek" (17/İsrâ,7) o sürecin başlangıcı eyler.
🔴SON DAKİKA
🔻Furkan Vakfı’na yönelik operasyon sonrası tutuklama talebi ile Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen 44 kişiden şu ana kadar 19 kişinin tutuklandığı açıklandı.
🔻Tutuklananlar arasında Alparslan Kuytul Hoca ve eşi Semra Kuytul’da bulunuyor.
İfade işlemlerinin devam ettiği belirtildi.
🔴 Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetinin yer aldığı pankartı açmasıyla gündeme gelen Mustafa Malo, 2021 ve 2024 yıllarında yaptığı paylaşımlar nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklandı.
Hakkında kısıtlama kararı olan bir dosyanın 'delil ve belgeleri' TV ekranlarında ve sosyal medya hesaplarında paylaşılıyorsa; daha savcı ve hâkim karşısına çıkmadan insanlar toplum vicdanında suçlu kılınmak isteniyorsa; Çinci, Maocu çakma sosyalistler ve ABD'ci kapitalist adamlar birilerini İrancı diye yerli ve milli olmamakla suçluyor ve operasyon çekiyorsa, çok ama çok dikkatli olmak lazım...
Furkan Vakfı'na yapılan operasyonlarda bunların hepsi fazlasıyla var.
İki şeyi birbirinden kesin olarak ayırmak zorundayız:
Hanefi uleması, ahad hadislere yaklaşırken farklı bir usul benimsediyse bunu Şeriat’a olan bağlılığı güçlendirmek ve dini şüpheden korumak için yaptı. Amaç, dine sadakat ve kesin bilgiydi. Maliki ulema da yer yer ameli sünneti (Medine ehlinin amelini) sözlü sünnetten daha güçlü gördüğünden sözlü ahad haberlere tercih etti. Hadis ehlinin buna yönelik eleştirileri de tamamen ilmî eleştirilerdi. Daha sonra İbn-i Teymiyye'nin (rh) hadis ehli ve Hanefiler arasındaki ihtilafı yumuşatma ve orta yolu bulma çabası da ilmî bir yaklaşımdı.
Bugün ise aynı usul, İslam’ı modern çağın kabullerine uydurmak için araç kılınıyor. Usul aynı gibi görünse de uzun vadede ortaya çıkacak sonuç çok daha yıkıcı ve tehlikeli olacak: Dileyen, hevasına uymayan ve modern aklın kabul etmediği hadisi zannî diyerek ve Hanefi usulünü araç kılarak yok sayacak.
Eğer bu hayati ayrımı gözden kaçırırsak geçmişin hatasını tekrarlarız:
Zamanında 28 Şubat zihniyeti Hanefi mezhebini araç kılarak Kemalizm'in dayattığı dini nasıl meşrulaştırdıysa, bugün de aynı yöntemle modernizmin istediği din anlayışı meşrulaştırılır.
İslam âlemine bakınız: “Buhârî insandır”, “Buhârî’de eleştirilmiş hadisler vardır”, “Buhârî’yi reddetmek Allah’ın Resulü’ne itiraz değildir” gibi söylemler ve bu sloganlarla başlayan tartışmalar nerelere evrilmiş; bazen ilmî saiklerle başlayan tartışmalar nasıl modernist adamların elinde dini yıkım faaliyetine dönüşmüş.
Kanaatimce buna en fazla tepki göstermesi gereken bizzat Hanefilerdir. Çünkü Hanefiler susarsa, bugün yaşanan tartışma ileride Hanefilik adına çok büyük zararlara sebebiyet verir.
🔻Aydınlık isimli karanlık şebeke Alparslan Kuytul Hoca’nın gözaltına alındığı sırada başka bir operasyona ait görselleri kullanarak evden yüklü miktarda altın ve para çıktığı yalanını servis etti.
🔻Sonrasında Meryem Kuytul dezenformasyon olamayacak kadar açık bir yalan olan haber hakkında fotoğraf ve belgelere dayanan bir paylaşım yaptı;
“Ben Meryem Kuytul. X hesabıma kısıtlama getirildiği için buradan devam ediyorum.
Tetikçi ve iftiracı medya bizim evimizden çok miktarda para ve altın çıkmış gibi algı yapmak için bizim evimize ait olmayan görüntüleri edit yapmış. Ama ben size her şeyi kaydettiğimizi söylemiştim.
Öncelikle videoda gösterilen yatak odasının bizim evimize ait olmadığını net bir şekilde görmeniz için bizim yatak odasını paylaşayım. Parkelerimiz açık renk ve odada beyaz bir dolap yok. Başka bir görüntüyü birleştirdikleri ortada. Ne kadar acınası beyhude bir çaba.
İkinci olarak evden el konulan eşyalar ile ilgili tutanak tutulma anı..
El konulanlar:
1- 50 yıllık antika, çalışmayan tek saçma tüfek
2- 3 tane flash
3- 1 telefon (Benim eski telefonum olduğunu söylediğim halde aldılar.)
Görüldüğü üzere bir kuruş para yok.”
Zulüm her zaman iki yüzlülükten beslenir. Türkiye'deki adaletsizliklerin temelinde de sağ-sol demeden birçoğumuza bulaşan bu ikiyüzlülük var.
Barolar Birliği, kendi görüşüne yakın avukatlar gözaltına alındığında haklı olarak tepki gösterirken; sıra İslami kesimden avukatlara geldiğinde maalesef suskun kalıyor.
Oysa mesleki faaliyetinden ötürü birinin gözaltına alınması zulümse, mağdurun kimliği bu gerçeği değiştirmez. Ne yazık ki hukuku temsil eden kurumlar bile adaleti ilkesel değil, tarafgir bir anlayışla uyguluyor.
Ramazan Işık Hoca’nın kardeşi Faruk Işık abinin elim bir kaza neticesinde vefat ettiğini teessürle öğrenmiş bulunuyoruz.
Onlar ki başlarına bir musibet geldiğinde, “Şüphesiz ki biz Allah’a aitiz/Allah’tan geldik ve hiç şüphesiz yine O’na döneceğiz.” derler.
(2/Bakara, 156)
İnananlar olarak biliyoruz ki hayat da ölüm de Yüce Allah’ın takdiriyledir; O’nun (cc) verdiğini yine O (cc) alır ve her şey O’nun (cc) katında belirlenmiş bir ecel ile muayyendir. Bize düşen, Rabbani ilkelere sarılmak, kader-i ilahiye rıza göstermek ve sabretmektir.
Vefat eden kardeşimize Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyor; Ramazan Işık Hocamıza, ailesine ve tüm muvahhid kardeşlerimize sabr-ı cemil ve metanet niyaz ediyoruz.
Rabbim merhumun günahlarını bağışlasın, mekanını cennet kılsın ve geride kalanlara hayırlı bir sabır ihsan eylesin.