Bir çok kimsenin FETÖ-CIA önünde eğildiği zaman boyun eğmedim. Bu da o zamandan bir şeref madalyası. Hamdolsun ne Esed’e ne ABD’ye ne İsrail’e ne yerli işbirlikçilerine eyvallahımız olmadı.
Programların uzun olmasına tepki gösterenler bilmeli ki; bu süreç en başından beri, sonradan kitaplaştırılacağı düşünülerek uzun tutuldu. Hem 'tasarruf' mevzusunun her yönüyle ele alınması hem de kitaplaşması planlanmıştı.
Ama ne yalan söyleyeyim, 12 saatlik bir program olacağını ben de hiç tahmin etmiyordum. Allah hocamıza kuvvet versin.
Zaten konu bir süre sonra Ebubekir Sifil'den çıkıp tamamen tasavvuf müdafaasına dönüştü.
KABİRPEREST SOFİLERİN KABİRLERİNE KARŞI TUTUMU ?
AL SANA GÖBEK VER BANA BEBEK ?
CÜBBELİ AHMED İNSANLARI NE HALE KOYDUN ?
Kabirleri Mescit Edinmenin Haram Kılınmasındaki Hikmet
Bir kimse:
“Şeriat kabirleri mescit edinmeyi neden bu kadar şiddetli bir şekilde yasaklamıştır?” diye sorarsa cevap şudur:
Kabirleri mescit edinmenin yasaklanmasında, bu şeriatın bir insanın değil Allah’ın katından geldiğini gösteren büyük hikmetler bulunmaktadır.
1. Ehl-i Kitaba Muhalefet Etmek
Kabirleri mescit edinmeyi terk etmekte, Ehl-i kitabın ortaya çıkardığı batıl uygulamalara muhalefet vardır.
Şeriat Ehl-i kitaba muhalefet etmeyi emretmiş, müminlerle kâfirler arasındaki farklılık açıkça belli olsun diye onlara benzemeyi ve onları taklit etmeyi yasaklamıştır.
2. Putperestlere Benzemekten Uzak Durmak
Şeriat, işitmeyen, fayda veya zarar veremeyen cansız varlıkları yücelten putperestlere benzememek için kabirleri mescit edinmeyi yasaklamıştır.[35]
Aynı şekilde güneş doğarken ve batarken namaz kılmak da yasaklanmıştır. Çünkü müşrikler bu vakitlerde güneşe secde ederler. Bu vakitlerde namaz kılmak, müşriklerin ibadetine benzeme ihtimali taşır.
3. Kabir Sahibini Aşırı Yüceltmeyi Önlemek
Şeriat, kabir sahibi hakkında aşırı gidilmemesi için kabirleri mescit edinmeyi yasaklamıştır.
Bu aşırılık insanları, kabir sahibine ibadet etmeye, ona dua etmeye, ondan yardım istemeye ve Allah’tan başka ondan fayda sağlamasını veya zararı gidermesini talep etmeye götürebilir.
Bu davranış, insanı İslâm’dan çıkaran büyük şirktir.
Putperestlerin âdeti, ölülerini devamlı şekilde yüceltmeleri ve sonunda onları putlar hâline getirmeleridir.[36]
4. Şirke Götüren Yolu Kapatmak
Şeriat, kabirleri mescit edinmenin kabir sahibine ibadete dönüşmemesi için, şirke götüren yolu kapatma amacıyla bunu yasaklamıştır.
Kabir sahibine yaklaşmak ve onu yüceltmek amacıyla rükû, secde veya kurban gibi bir ibadet yapılırsa bu büyük şirktir.
Şeriat, şirke götüren bütün yolları kapatmıştır.
Kabirleri mescit edinmek, uzun zaman geçmesi ve cehaletin yayılmasıyla önceki ümmetlerin putlara ibadet ettiği hâle götürebilir.
Bu sebeple kabirleri mescit edinmenin bütünüyle yasaklanması, fesada götüren bu yolun tamamen kesilmesidir. Bu hüküm, maslahatları elde etmek ve kötülükleri önlemek şeklindeki şer‘î hikmete uygundur.[37]
Şeyh Sâlih el-Fevzân hafizahullah şöyle demiştir:
“Kabirlerin yanında namaz kılmak amacıyla onların mescit edinilmesi yasaklanmıştır. Çünkü bu, kabirlere ibadet etmeye götüren bir vesiledir.”[38]
5. İbadetin Kabir Sahibine Yapıldığı Zannını Önlemek
Şeriat, bir kimsenin kabir yanında yapılan ibadetin Allah’a değil, kabir sahibine yapıldığını zannetmemesi için kabirleri mescit edinmeyi yasaklamıştır.
Bir kimse kabrin yanına gelip kabre yönelerek önünde rükû ve secde ederse, onu gören kişi doğal olarak:
“Bu kişi karşısında bulunan kabir sahibine rükû ve secde ediyor.”
diyecektir.
Kişi şirki kastetmese bile görünüş itibarıyla şirk görüntüsü meydana gelir.
Ayrıca kabrin mescit edinildiği dönemin ardından gelen insanların, bu ibadetin kabir sahibini yüceltmek amacıyla ona yapıldığını zannetmeyeceklerinden emin olunamaz.
7. Kabirlerden Bereket Beklemeyi Önlemek
Kabirleri mescit edinmekte, kabir sahibinden bereket bekleme şüphesi vardır.
Kabirlerden bereket beklemek haramdır ve caiz değildir. Çünkü bu davranış, Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeye tesir gücü vermektir.
Bir kimse kabir sahibinin zararı gidermeye veya fayda sağlamaya gücü ve etkisi bulunduğuna inanırsa bu büyük şirk olur.
8. Kabir Sahibine Yalnızca Allah’a Yapılacak Bir Yüceltme Göstermeyi Önlemek
Kabirleri mescit edinmekte, kabir sahibine yalnızca Allah’a yapılması gereken türden bir yüceltme gösterme tehlikesi vardır.
İbnü’l-Cevzî rahimehullah şöyle demiştir:
“Kabirlerin mescit edinilmesinin yasaklanmasının sebebi, kabirlerin yüceltilmemesidir. Çünkü bir şeyin yanında namaz kılmak onu yüceltmektir.”[39]
Kabirleri Yükseltme, Kubbe Yapma, Sıvama ve Benzeri Bid’atler Hakkında
(Zâdü’l-Meâd, cilt 1):
ولم يكن من هديه - صلى الله عليه وسلم - تعلية القبور ولا بناؤها بآجر ، ولا بحجر ولبن ولا تشييدها ، ولا تطيينها ، ولا بناء القباب عليها ، فكل هذا بدعة مكروهة ، مخالفة لهديه صلى الله عليه وسلم . وقد بعث علي بن أبي طالب - رضي الله عنه - إلى اليمن ، ألا يدع تمثالا إلا طمسه ، ولا قبرا مشرفا إلا سواه ، فسنته - صلى الله عليه وسلم - تسوية هذه القبور المشرفة كلها ، ( ونهى أن يجصص القبر وأن يبنى عليه وأن يكتب عليه ) .
وكانت قبور أصحابه لا مشرفة ، ولا لاطئة ، وهكذا كان قبره الكريم ، وقبر صاحبيه ، فقبره - صلى الله عليه وسلم - مسنم مبطوح ببطحاء العرصة الحمراء لا مبني ولا مطين ، وهكذا كان قبر صاحبيه .
وكان يعلم قبر من يريد تعرف قبره بصخرة .
Resûlullah ﷺ’in sünnetinde kabirleri yükseltmek, onları tuğla ile bina etmek, taş veya kerpiçle yapmak, yükseltmek, sıvamak veya üzerlerine kubbe yapmak yoktu. Bütün bunlar mekruh bid’attir ve
Resûlullah ﷺ’in sünnetine aykırıdır.
Ali b. Ebî Tâlib (r.a.) Yemen’e gönderildiğinde şöyle emredildi: “Put bırakmayın, onu yok edin; yüksek kabir bırakmayın, onu düzleyin.”
Resûlullah ﷺ’in sünneti, bütün bu yüksek kabirleri düzeltmektir. (Kabri sıvamak, üzerine bina yapmak ve üzerine yazmak da yasaklanmıştır.)
Ashabının kabirleri ne yüksek ne de yere yapışık idi. Resûlullah ﷺ’in kendi kabri de böyleydi; iki arkadaşının kabri de öyleydi. Resûlullah ﷺ’in kabri kırmızı çakıl taşlarıyla hafifçe yükseltilmiş (müsnem), bina edilmemiş ve sıvanmamıştı. İki arkadaşının kabri de aynı şekildeydi.
Kabirini tanımak isteyen için bir taş koymakla yetinirdi.
2. Kabir Ziyaretinin Şer’î Hükmü ve Kabirperestlerin Sapması Reddiye Kısmı)
(Zâdü’l-Meâd, cilt 1):
كان إذا زار قبور أصحابه يزورها للدعاء لهم ، والترحم عليهم ، والاستغفار لهم ، وهذه هي الزيارة التي سنها لأمته ، وشرعها لهم ، وأمرهم أن يقولوا إذا زاروها : ( السلام عليكم أهل الديار من المؤمنين والمسلمين ، وإنا إن شاء الله بكم لاحقون ، نسأل الله لنا ولكم العافية ) .
وكان هديه أن يقول ويفعل عند زيارتها ، من جنس ما يقوله عند الصلاة على الميت ، من الدعاء والترحم والاستغفار . فأبى المشركون إلا دعاء الميت والإشراك به ، والإقسام على الله به ، وسؤاله الحوائج ، والاستعانة به ، والتوجه إليه ، بعكس هديه - صلى الله عليه وسلم - فإنه هدي توحيد وإحسان إلى الميت ، وهدي هؤلاء شرك وإساءة إلى نفوسهم ، وإلى الميت ، وهم ثلاثة أقسام : إما أن يدعوا الميت ، أو يدعوا به ، أو عنده ، ويرون الدعاء عنده أوجب وأولى من الدعاء في المساجد ، ومن تأمل هدي رسول الله - صلى الله عليه وسلم - وأصحابه ، تبين له الفرق بين الأمرين ، وبالله التوفيق .
Resûlullah ﷺ ashâbının kabirlerini ziyaret ettiğinde, onlar için dua etmek, onlara rahmet dilemek ve onlar için istiğfar etmek için ziyaret ederdi. İşte ümmetine meşru kıldığı ve emrettiği ziyaret budur. Onlara şöyle demelerini emretti:
“Esselamu aleykum ehl ed-diyar mine’l-mü’minine ve’l-müslimîn, ve innâ inşâallahu bikum lâhikûn, nes’elullâhe lenâ ve lekumu’l-âfiye.”
Resûlullah ﷺ’in sünneti, kabir ziyaretinde cenaze namazında söylenen türden dua, rahmet ve istiğfar idi.
Müşrikler ise bunu reddedip sadece ölüyü çağırmayı, ona şirk koşmayı, Allah’a onunla yemin etmeyi, ondan hacetler istemeyi, ondan yardım dilemeyi ve ona yönelmeyi tercih ettiler. Bu, Resûlullah ﷺ’in sünnetinin tam tersidir.
Resûlullah ﷺ’in sünneti tevhid ve ölüye ihsan idi. Bunlarınki ise şirk ve kendi nefislerine ve ölülere zulüm idi.
Bunlar üç kısma ayrılır:
Ya ölüyü çağırırlar (dua ederler),
Ya ölüyle dua ederler,
Ya da ölünün yanında dua ederler.
Ve ölünün yanında dua etmeyi mescitlerde dua etmekten daha vacip ve daha öncelikli görürler.
Resûlullah ﷺ ve ashâbının sünnetini düşünen kişi, bu ikisi arasındaki farkı açıkça görür. Allah yardımcımız olsun.
Kabirleri Mescit Edinmenin Hükmü
Mescit, namaz kılınan ev[5] veya namaz için hazırlanmış yer demektir.[6] Mescit, üzerinde secde edilen, içinde secde edilen veya özellikle ibadet için hazırlanmış olmakla beraber fiilen secde edilmeyen yerlerin tamamını kapsayan genel bir isimdir. Yeryüzü hakkında “mescit” denildiğinde ise doğrudan secde edilen yer kastedilir.[7]
İbn Sîde şöyle demiştir:
«“Mescit, secde edilen yerdir.”»
Zeccâc ise:
«“İbadet edilen her yer mescittir.”»
demiştir.[8]
Namaz kılmak amacıyla yönelinen her yer mescit edinilmiş olur. Hatta içinde namaz kılınan her yere mescit denilir. Nitekim Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
«“Yeryüzü benim için mescit ve temizleyici kılındı.”[9][10]»
Kabirleri mescit edinmek şu şekillerin tamamını kapsar:
- Kabirlere doğru namaz kılmak,
- Kabirlerin üzerinde namaz kılmak,
- Kabirlerin üzerine mescit inşa etmek,
- Kabirlere secde etmek.
Dolayısıyla kabirleri mescit edinme yasağı bütün bu şekilleri içine alır.[11]
Kabirleri Mescit Edinmenin Haram Oluşu
Âişe radıyallahu anhâ şöyle demiştir:
«“Peygamber ﷺ, kendisinden bir daha kalkamadığı hastalığında şöyle buyurdu:
‘Allah Yahudilere lanet etsin! Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler.’
Âişe dedi ki: ‘Bu endişe olmasaydı onun kabri açıkta bırakılırdı. Fakat kabrinin mescit edinilmesinden korkuldu.’”[12]»
Bu hadis, Peygamber ﷺ’in vefat hastalığında kabirlerin mescit edinilmesini yasakladığını ve bunun Yahudilerin amellerinden olduğunu açıklamaktadır. Biz ise onlara muhalefet etmekle emrolunduk
Allah, kabirleri mescit edinenlere lanet etmiştir. Lanet, bir fiilin ağır şekilde haram kılınmış büyük günahlardan olduğuna işarettir. Dolayısıyla laneti gerektiren bu fiil haramdır.[13]
Mühelleb rahimehullah şöyle demiştir:
“Bu yasak, cahillerin onun kabrine ibadet etmemeleri için şirke götüren yolu kapatma kapsamındadır. Nitekim Yahudiler ve Hristiyanlar peygamberlerinin kabirlerine karşı bunu yapmışlardır.”[14]
Hadisten, kabirleri mescit edinmemenin Resûlullah ﷺ’in vefatından önce ümmetine yaptığı bir vasiyet olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple yasakladığı şeylerden uzak durmamız gerekir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir fitnenin gelmesinden veya kendilerine elem verici bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.”
(Nûr, 24/63)
Kabirleri mescit edinmek İslâm şeriatından değildir. Aksine Yahudilerin amelidir. Peygamber ﷺ de bu fiilleri sebebiyle onlara lanet etmiştir.[15]
Kabirleri mescit edinmeyi terk eden kimse Yahudilere muhalefet etmiş ve sünnete uygun davranmış olur. Kabirleri mescit edinen kimse ise Yahudilere benzemiş ve sünnete muhalefet etmiş olur.
Kabirleri mescit edinmeyi terk eden, Resûlullah ﷺ’e itaat etmiş olur. Resûlullah ﷺ’e itaat eden de Allah’a itaat etmiş olur.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Kim Resûl’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse biz seni onların başına bekçi göndermedik.”
(Nisâ, 4/80)
Kabirleri mescit edinmek büyük günahlardandır. Çünkü bunu yapanlara lanet edilmesi, kabirleri mescit edinmenin büyük günahlardan biri olduğunu gösterir.
Peygamber ﷺ, kabirlerin yanında Allah için namaz kılmak suretiyle onların mescit edinilmesini yasaklamış, bu konuda ağır ifadeler kullanmış ve bunu yapanların lanetlendiğini bildirmiştir. Hâlbuki kişi kabre ibadet etmemiş ve kabirde yatana dua etmemiştir. Ancak bu davranış, kabirlere ibadet etmeye ve onlara ortak koşmaya götüren bir vesiledir.
Durum böyleyken kabre ibadet eden, ona yönelen, onun için adakta bulunan, etrafında tavaf eden, onun için kurban kesen, kabirde yatanlara dua eden ve onlardan fayda veya zarar bekleyen kişinin hâli nasıl olur?[16]
Yahudi ve Hristiyanların Peygamber Kabirlerini Mescit Edinmeleri
Birinci Rivayet
Âişe radıyallahu anhâ şöyle rivayet etmiştir:
«Resûlullah ﷺ, kendisinden sonra bir daha ayağa kalkamadığı hastalığında şöyle buyurdu:
“Allah Yahudilere ve Hristiyanlara lanet etsin! Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler.”
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
“Bu endişe olmasaydı onun kabri açıkta bırakılırdı. Fakat kabrinin mescit edinilmesinden korkuldu.”
İbn Ebî Şeybe’nin rivayetinde, “Bu endişe olmasaydı…” kısmında “Âişe dedi ki” ifadesi zikredilmemiştir.»
Râvi: Müminlerin annesi Âişe radıyallahu anhâ
Hadis âlimi: Müslim
Kaynak: Sahîh-i Müslim
Hadis numarası: 529
Hüküm: Sahih
Tahriç: Buhârî, 4441; Müslim, 529.
İkinci Rivayet
Âişe ve Abdullah bin Abbâs radıyallahu anhüm şöyle rivayet etmişlerdir:
«Resûlullah ﷺ’in hastalığı ağırlaşıp ölüm hâli yaklaşınca yüzüne çizgili bir kumaş örtmeye başladı. Nefesi daraldığında onu yüzünden açıyordu.
Bu hâlde iken şöyle buyurdu:
“Allah’ın laneti Yahudilerin ve Hristiyanların üzerine olsun! Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler.”
Resûlullah ﷺ, onların yaptıkları şeyden ümmetini sakındırıyordu.»
Râviler: Abdullah bin Abbâs ve Âişe radıyallahu anhüm
Hadis âlimi: Buhârî
Kaynak: Sahîh-i Buhârî
Hadis numarası: 3453
Hüküm: Sahih
Tahriç: Müslim, 531; Nesâî, 703; İbnü’l-Cârûd, 175.
Hadisin Açıklaması
İslâm, yalnızca Allah’a özgü hâlis tevhid üzerine kurulu bir toplum meydana getirmiş, Allah’a ortak koşmanın bütün görüntülerini ortadan kaldırmış ve şirkin yeniden girebileceği bütün yolları kapatmıştır.
Bu hadiste Müminlerin annesi Âişe radıyallahu anhâ ile sahâbî Abdullah bin Abbâs radıyallahu anhümâ, Resûlullah ﷺ’in hastalığı ağırlaşıp ölüm hâli yaklaştığında yaşananları haber vermektedirler.
Resûlullah ﷺ yüzüne “hamîsa” denilen çizgili bir örtü koyuyordu. Hastalığının şiddeti ve yüksek ateş sebebiyle nefesi daraldığında bu örtüyü yüzünden kaldırıyordu.
Resûlullah ﷺ, bu ağır hâli içinde yanında bulunan sahâbîlere Yahudi ve Hristiyanların Allah’ın lanetine uğradıklarını ve Allah’ın rahmetinden uzaklaştırıldıklarını bildirdi. Bunun sebebi, onların peygamberlerinin kabirlerini mescit edinmeleriydi.
Kabirleri mescit edinmeleri iki şekilde açıklanmıştır:
1. Kabirlere Secde Etmeleri
Onlar, peygamberlerini yüceltmek amacıyla doğrudan kabirlerine secde etmiş olabilirler.
Bu, açık ve büyük şirktir. Çünkü secde bir ibadettir ve yalnızca Allah’a yapılması gerekir.
2. Kabirlerin Yanında Namaz Kılmaları
Onlar kabirleri, Allah’a secde edip ibadet ettikleri özel mekânlar hâline getirmiş olabilirler.
Peygamberlerinin kabirlerine doğru veya onların yanında kılınan namazın daha faziletli ve Allah katında daha makbul olduğuna inanmışlardır.
Bu davranış, yaratılmış bir varlığı Allah’ın izin vermediği şekilde yüceltmeyi içerdiği için gizli şirke götüren bir davranıştır.
Resûlullah ﷺ, ümmetini Yahudi ve Hristiyanların bu fiiline benzemekten yasaklamıştır. Çünkü bu onların amellerindendir ve Allah’a ortak koşmaya götüren bir vesiledir.
Bu sebeple kabirleri aşırı yüceltmek, kutsallaştırmak ve ibadet mekânı hâline getirmek haramdır.
Hadisten Çıkarılan Hükümler
Kabirlerin üzerine mescit inşa etmek yasaktır.
Kabirleri namaz ve secde edilen özel ibadet yerleri hâline getirmek yasaktır.
Kabirlere doğru namaz kılmak ve onların yanında ibadeti daha faziletli görmek yasaktır.
Yahudi ve Hristiyanların dinî sapmalarına benzemek yasaktır.
Şirke götüren yolların, henüz açık şirk meydana gelmeden önce kapatılması gerekir.
Peygamber ﷺ, vefatına çok yakın bir zamanda bile ümmetini kabirler konusunda aşırılığa düşmekten şiddetle sakındırmıştır.
Yahudi ve Hristiyanların Peygamber Kabirlerini Mescit Edinmeleri
Birinci Rivayet
Âişe radıyallahu anhâ şöyle rivayet etmiştir:
«Resûlullah ﷺ, kendisinden sonra bir daha ayağa kalkamadığı hastalığında şöyle buyurdu:
“Allah Yahudilere ve Hristiyanlara lanet etsin! Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler.”
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
“Bu endişe olmasaydı onun kabri açıkta bırakılırdı. Fakat kabrinin mescit edinilmesinden korkuldu.”
İbn Ebî Şeybe’nin rivayetinde, “Bu endişe olmasaydı…” kısmında “Âişe dedi ki” ifadesi zikredilmemiştir.»
Râvi: Müminlerin annesi Âişe radıyallahu anhâ
Hadis âlimi: Müslim
Kaynak: Sahîh-i Müslim
Hadis numarası: 529
Hüküm: Sahih
Tahriç: Buhârî, 4441; Müslim, 529.
İkinci Rivayet
Âişe ve Abdullah bin Abbâs radıyallahu anhüm şöyle rivayet etmişlerdir:
«Resûlullah ﷺ’in hastalığı ağırlaşıp ölüm hâli yaklaşınca yüzüne çizgili bir kumaş örtmeye başladı. Nefesi daraldığında onu yüzünden açıyordu.
Bu hâlde iken şöyle buyurdu:
“Allah’ın laneti Yahudilerin ve Hristiyanların üzerine olsun! Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler.”
Resûlullah ﷺ, onların yaptıkları şeyden ümmetini sakındırıyordu.»
Râviler: Abdullah bin Abbâs ve Âişe radıyallahu anhüm
Hadis âlimi: Buhârî
Kaynak: Sahîh-i Buhârî
Hadis numarası: 3453
Hüküm: Sahih
Tahriç: Müslim, 531; Nesâî, 703; İbnü’l-Cârûd, 175.
Hadisin Açıklaması
İslâm, yalnızca Allah’a özgü hâlis tevhid üzerine kurulu bir toplum meydana getirmiş, Allah’a ortak koşmanın bütün görüntülerini ortadan kaldırmış ve şirkin yeniden girebileceği bütün yolları kapatmıştır.
Bu hadiste Müminlerin annesi Âişe radıyallahu anhâ ile sahâbî Abdullah bin Abbâs radıyallahu anhümâ, Resûlullah ﷺ’in hastalığı ağırlaşıp ölüm hâli yaklaştığında yaşananları haber vermektedirler.
Resûlullah ﷺ yüzüne “hamîsa” denilen çizgili bir örtü koyuyordu. Hastalığının şiddeti ve yüksek ateş sebebiyle nefesi daraldığında bu örtüyü yüzünden kaldırıyordu.
Resûlullah ﷺ, bu ağır hâli içinde yanında bulunan sahâbîlere Yahudi ve Hristiyanların Allah’ın lanetine uğradıklarını ve Allah’ın rahmetinden uzaklaştırıldıklarını bildirdi. Bunun sebebi, onların peygamberlerinin kabirlerini mescit edinmeleriydi.
Kabirleri mescit edinmeleri iki şekilde açıklanmıştır:
1. Kabirlere Secde Etmeleri
Onlar, peygamberlerini yüceltmek amacıyla doğrudan kabirlerine secde etmiş olabilirler.
Bu, açık ve büyük şirktir. Çünkü secde bir ibadettir ve yalnızca Allah’a yapılması gerekir.
2. Kabirlerin Yanında Namaz Kılmaları
Onlar kabirleri, Allah’a secde edip ibadet ettikleri özel mekânlar hâline getirmiş olabilirler.
Peygamberlerinin kabirlerine doğru veya onların yanında kılınan namazın daha faziletli ve Allah katında daha makbul olduğuna inanmışlardır.
Bu davranış, yaratılmış bir varlığı Allah’ın izin vermediği şekilde yüceltmeyi içerdiği için gizli şirke götüren bir davranıştır.
Resûlullah ﷺ, ümmetini Yahudi ve Hristiyanların bu fiiline benzemekten yasaklamıştır. Çünkü bu onların amellerindendir ve Allah’a ortak koşmaya götüren bir vesiledir.
Bu sebeple kabirleri aşırı yüceltmek, kutsallaştırmak ve ibadet mekânı hâline getirmek haramdır.
Hadisten Çıkarılan Hükümler
Kabirlerin üzerine mescit inşa etmek yasaktır.
Kabirleri namaz ve secde edilen özel ibadet yerleri hâline getirmek yasaktır.
Kabirlere doğru namaz kılmak ve onların yanında ibadeti daha faziletli görmek yasaktır.
Yahudi ve Hristiyanların dinî sapmalarına benzemek yasaktır.
Şirke götüren yolların, henüz açık şirk meydana gelmeden önce kapatılması gerekir.
Peygamber ﷺ, vefatına çok yakın bir zamanda bile ümmetini kabirler konusunda aşırılığa düşmekten şiddetle sakındırmıştır.
مقولة: "كل أحد يؤخذ من قوله ويرد إلا صاحب هذا القبر" اشتهر هذا القول عن الإمام مالك بغير إسناد.!
وصح مسنداً عن مجاهد:"ليس أحد بعد النبي ﷺ إلا يؤخذ من قوله ويترك إلا النبي". رواه البخاري في"رفع اليدين153.
وصح بنحوه عن الحكم بن عتيبة،رواه ابن عبد البر في "جامع بيان العلم" 2/925
Said arkadaki gözlüklü sensin ?
İşin gücün KABİRPEREST şeyhine nasıl köle olurum ve ona nasıl hizmet ederim diye körü körüne taklid ediyorsun
TÜM CEMAATLER SİZİ VE SİZİN GİBİ KİŞİLERİ CEMAATİNDEN KOVMUŞ
İŞİNİZ GÜCÜNÜZ İNSANLARI NASIL KABİRPEREST TAPINAKLARA DAVET EDERİZ DİYE İNSANLARI ÇAĞIRIYORSUNUZ
MEKKELİ MÜŞRİKLER ELLERİNİ AÇARAK PUTLARA YARDIM İSTİYOR VE DELİLLERİ
Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez. Zümer 3 ayeti
SİZDE'DE AYNI MANTIK KABİRPERESTLERİN
ALLAHA YAKLAŞMAK İÇİN KABİRLERE TAPIYORSUNUZ
HALİS BİLDİĞİN SİZİN KORKULU RÜYANIZ OLMUŞ DAHA HOCAN ONUN KARŞISINA ÇIKAMIYOR
Cübbeli senin camian bile sana yalancı diyor ve uydurma hadisleri getirip insanları şirk davet ettiğini söylüyor
Ve Sende biraz onur olsa insanları din adına kandıramazdın
Ve senin yanındaki ismail ağa bile sana reddiye veriyor
Selefilere gerek yok senin camian sana reddiye veriyor