Bana gelmiş yok bakan dil bilmiyordu yok şöyle görgüsüzdü yok hırsızdı cahildi bilmem ne! Oğlum biz zaten bunu biliyoruz. Bana bildiğim şeyi anlatma. Bilmeyenlerin de kulakları tıkalı, gözleri kör zaten! Onlara anlatmanın yolu da tweet atmak, basın açıklaması yapmak değil. Bu kör dövüşü böyle bitmez. Yıllardır aynı saçmlık. Ahmet efendi dayanamamış da Twitter’a geri dönmüş. Allah razı olsun! Özgür Özel’i zaten belediye binalarının önünden toplayabilirsiniz. Boş işler müdürü gibi adam. Diğer herkes aynı biz gibi tweet atıyor 5-10 bin görüntülenmeli o kadar. Kısacası bu aptal muhalefetle de bir bok olmaz. Olan Atatürk’ün ışığıyla yetişmiş güzel insanlara oluyor. Gerisi hikaye.
Yanlışınız var. Siz hiç bir kediye, köpeğe eziyet eden; onu döven, öldüren, arabasının arkasına bağlayıp sürükleyen bir insanın, insana karşı gerçekten merhametli olabileceğini düşünüyor musunuz?
Merhametin türü olmaz. Bir kediye, bir köpeğe su veren, mama veren, yarasını saran insanın vicdanı insana da yetişir.
Ama savunmasız bir canlıya acımayan, ona eziyet edebilen birinden insanlara karşı merhamet beklemek bana hiç inandırıcı gelmiyor.
İyilik de kötülük de önce vicdanda başlar.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Bu yakışıklıyı Hollanda'ya sahiplendiriyoruz!!💓 Titrasyon testi için 10 bin TL ödememiz gerekiyor veterinere. Sonraki süreçte de uçakta refakatçi arayışımız olacak bilgi vereceğim ama önce 10 bin lira için desteğe ihtiyacımız var. Ödemeyi direk veterinere yapacaksınız. RT desteği lütfen!🙏🐾
"Sahada futbol yerine şiddet üretenleri, oyuncumuza atılan o tokatı sakın unutma! Adaletin sustuğu yerde Beşiktaş taraftarının sesi ve hafızası asla susmaz. Takipçisiyiz!" #Beşiktaş
Özgür Özel’in söylemiyle ‘Yeni Parti’yi halk kurdu, ismini halk koydu, bütçesini halk sağladı ve söz, yetki ve kararın üyelerde yani halkta olacağını vaat etti. Yeni Parti, parti devletinin yoğun saldırısı altındayken tek gücü halkın desteği. Ve Yeni Parti’yi destekleyen geniş kesimler, barış sürecinde tüm yetkinin cumhurbaşkanına verildiği Çerçeve Yasa’yı bir tuzak olarak görüyor. Erdoğan’ın iktidarını kalıcılaştırmak için bu yetkiyi kullanarak DEM Parti ile Anayasa değişikliğinin yolunu açacağı konusunda genel bir kanaat var. Yeni Parti, Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ derse antidemokratik saldırılara karşı yalnızlaşacak. Yeni Parti büyük destek kaybı yaşayacak. Bu hataya düşülmemeli.
🚨 DEM Parti'nin 99 sayfalık sözde "çözüm" raporunun satır aralarını iyi okuyun. Karşımızda barış veya demokrasi arayan bir metin yok; oturduğu yerden, savaşmadan bu devletten toprak isteyen, bu devletin temeline dinamit koymak isteyen bir kurnazlık var!
Hedef tahtasına koydukları Anayasa maddeleri net: 👇
🔺 Madde 42 (Eğitim): Anadilde Kürtçe eğitimle dilde bölünme.
🔺 Madde 66 (Vatandaşlık): Üst kimliğimiz olan "Türklük" unsurunun anayasadan kazınması.
🔺 Madde 127 (Yönetim): Ankara'nın merkezi otoritesini kırarak sözde "Kuzey Kürdistan" yönetimlerine alan açılması.
⚠️ Gelelim raporun en tehlikeli, en sinsi noktasına: Öcalan'ın "demokratik entegrasyon" diye pazarladığı o kavram... Kimse bu süslü kelimelerle bizi uyutmaya kalkmasın! "Demokratik Entegrasyon" dedikleri şey, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısının altına yerleştirilmiş saatli bir bombadır. 💣
Önce anadilde eğitimle kültürel ayrışma, ardından yerel yönetimlerin güçlendirilmesi adı altında özerklik, en nihayetinde ise topraksal bölünme! Bu kavram, entegrasyon değil; devleti içeriden çürütme, eyaletlere bölme ve egemenliği paylaşma projesidir. Barış, eşitlik, kardeşlik söylemleri sadece bu sinsi planın ambalajıdır.
📣 Banu Avar'ın yıllardır feryat ederek anlattığı gerçek tam olarak budur:
"Şayet Anayasa'nın 42. ve 66. maddeleri değiştirilir, birden fazla halk ve dil anayasaya girerse, o halka özerk bölge statüsü verilir. Her bölgeye dil hakkı tanınırsa, referandum yolu açılır ve ülke fiilen bölünür."
Açık konuşalım...
Eşitlik, demokrasi, hak hukuk... Bunların hepsi hikaye kardeşim! Zamanında savaş meydanında bükemedikleri Türk bileğini, bugün masada bükmeye çalışıyorlar. Cumhuriyet'e "100 yıllık yıkım süreci" diyerek saldıranların asıl derdi, Türk'ün ulus devletinden intikam almaktır. Karşımızdaki yapı, 100 yıl önce cephede kan dökerek yırtıp attığımız Sevr'i, bugün bize masa başında, kalem oynatarak imzalatmak istiyor. Savaşmadan, oturdukları yerden bu ülkenin topraklarından pay, egemenliğinden ortaklık istiyorlar.
Anayasa'nın 42. ve 66. maddeleri bu milletin harcıdır. Bu maddeleri silmek, anayasadan bir satır silmek değil; koca bir milleti, koca bir devleti tarihten silmektir. Türkiye Cumhuriyeti, terör örgütü ideologlarının sinsi kavramlarıyla ameliyat masasına yatırılacak bir laboratuvar faresi değildir! Bu topraklarda tek bir devlet, tek bir millet vardır; o da Türk Milleti'dir! 🇹🇷
Raporun tamamı 👇
https://t.co/VZDIoQVcrA
Olabilecek en üst seviye koruyucu köpek türü, hem de hazır yetişkin, kısır ve sıfır agresyon, daha ne olsun denecek köpüşe hiç yuva adayı yok hala. Ben şahsen inanmakta güçlük çekiyorum. Lazarus'un kendisi de çok şaşırıyordur eminim.
@oktay_saral Ne vizyonu,ne liderliği,ne güçlü konumu?Amerikanın 4 Temmuzu şerefine köprüyü Amerikan bayrağı renklerinde aydınlatan baska ülke var mı ya ,güçten dimi o...
When a stand-up comedian is arrested in handcuffs as if he were a national security threat, the problem is not comedy. The problem is @RTErdogan ’s fear of free citizens. Days before the NATO summit in Ankara, Turkey is exposing the reality behind the façade: critics, activists and artists are being silenced while leaders prepare for the photo-op. NATO cannot claim to defend democracy abroad while ignoring repression within its own ranks. Free speech is security too.
Sen bizi güldürdün, Allah da seni güldürsün…
Devlet ise “gülme sırası bizde” deyip komedyeni gözaltına almış.
Gülmek serbest, güldürmek şüpheli;
şaka yapmak kabahat, şakaya alınmak devlet ciddiyeti.
Memleket, kahkahaya bile tutanak tutuyor. #DenizGöktaş
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması, ifade özgürlüksüzlüğümüzün yine suratlarımıza haykırılmasıdır. Kimse bunu "öyle yaparsan böyle olur" numaraları ile hafifletmeye kalkmasın. Deniz Göktaş'ın bu durumu asaletle taşıması ve hatta ön görmüş olması da bu durumu daha yutulur kılmaz.
Özellikle sanat camiasından Deniz Göktaş’a gelen şakşakların bir karşılığı olmadığı sürece bu çocuğun bence çok yersiz attığı bu taşın bırakın kuşları ürkütmeyi kendi kafasına düşme ihtimali daha yüksek. Herkes konforlu alanlarında ellerinde telefon Deniz kardeşim, harikasın, işte özgürlük savaşçısı, işte o işte bu diye gaz veriyor. Buyurun kardeşim bu işler öyle olmaz. Sahneye koy, şarkı yap, kitap yaz, tv programı yap. Durmak yok. O taş yerinde bir taşsa sen de at hadi!
O kadar sıradan boş bir bakan ki yaptığı işlerle gündeme gelemiyor çünkü yaptığı hiçbir iş yok. Yok suyu otururken içmiş yok öğrencinin ayakkabısını bağlamış yok şöyle yok böyle salak salak haberler. Boşa demiyorlar şeyh uçmaz mürit uçurur diye.
Bizi bunun uhrevi dünyası değil, atanamadığı için, özel okullarda köle muamelesi gördüğü için günlerdir açlık grevi yapan öğretmenler ilgilendiriyor!
Tarikatları okullara sokarak küçük yaşta zehirlemeye çalıştığı çocukların geleceği ilgilendiriyor!
İnancını Allah'a göster, bize insanlık ve liyakat lazım!