Birinin yolunu açarsanız, sizin de yolunuz açılır. Bu aynı zamanda sizin kalbinizle ve imanınızla olan ilişkinizdir. Birinin yolunu kapatırsanız, sizin de yolunuz kapanır. Bu da sizin nefsinizle ve şeytanınızla olan ilişkiyi anlatır. "Etme bulma dünyası" sözü böyle işler.
Modern dünya bize kusursuz bir mutluluk vaat edip acıyı ve başarısızlığı bir "arıza" gibi pazarlıyor. Oysa olgunlaşmak, arzularımızın ertelenmesine ve hayal kırıklıklarına tahammül edebilmektir.
Ağzı kulaklarında yaşamak mecburiyetinde değiliz.
Hayatın kayıplarını göğüsleyebilen, ‘daha hüzünlü ama daha bilge’ bir benlik, toksik bir iyimserlikten daha gerçektir. 🎯
"vardır bir hikmeti" deyip yoluma bakabileceğim mertebeye erişmeyi o kadar çok istiyorum ki. çok fazla kurcalamadan, işleri isyana vardırmadan "evet şu an bununla imtihan oluyorum ama bunun da vardır elbet bir hikmeti" diyebilmek, insan olmanın en ekmel hâli gibi geliyor.
Tarih boyunca İstanbul'a yazılan şiirler, şarkılar, destanlar boşuna değil. Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl'ü behâdır. Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır..
Şule Gürbüz'ün "Kelle gezdirmenin adı hayatta olmaya kadar uzandı. Devir üstümüze devrildi. Bunlar değil mi, dansözün sözüyle Yahya'nın başını kesti? Bize miras kala kala bu kaldı." dediği..
Bakın bu günler iyi günlerimiz.. Güzel yüzlü kurbanlarımız olacak.. Hiç sebepsiz insanlar birbirini ve zavallı hayvanları öldürecek. Çünkü bu çağ dijital çağ değil öfke çağı.. Uyuşturucu, şiddet, pandemi ve yeni dünya düzeni şiddetiyle gelecek..
İnsanın kendi içine doğru. Ne kadar uğraşsa da sonu olmayan bir keşif gibi. Dönem dönem ivme kazanan,bazen bitti ulaştın sandığın ama hiç bitmeyen,keskin virajları,keyifli molaları ve fonda şarkısı hiç eksik olmayan ama hakikaten kolay olmayan bir ömürden fazla süren bir yolculuk
Hayatımdaki neredeyse her şey çok zor oldu veya hiç olmadı. Her şey için sürekli mücadele etmek, ümit etmek, olmamasıyla yüzleşmek, olana sevinememek bile.. Öyle yorucu ki. Üstelik tüm bu hengame arasında dengede kalmaya çalışmak ve devam etmek zorundasın.