Banu Avar:
- Ama siz Ermeni kökenlisiniz.
Patrick Deveciyan:
- Burası bir ulus devlet ve ben de Fransız yurttaşıyım. Yani Fransız’ım.
Banu Avar:
- Ama siz değil misiniz Türkiye’de, Kürt, Laz, Çerkez, Süryani, Türkiyeli denilmeli diyen?
Deveciyan:
- O başka...
Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ'ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar'a karşı savaşa çağırdı. “Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri'ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar'ın Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler'in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yokedildiler.
Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize geldi
"Türkiye'ye ilk Papa ziyâreti, 1964 yılında gerçekleşti. Üstelik bu ziyâret sırasında Papa ile Patrik arasında "Batı ve Doğu kiliselerinin birbirini aforoz eden karârının iptâl edilmesine dâir" belge imzâlandı. Yâni resmen barış imzâlandı. 1948 yılında ABD vatandaşı olmasına ve Türkçe bilmemesine rağmen, alelacele Türkiye vatandaşı yapılarak Patrik yapılan Athenagoras, ekümenik patrik sıfatını kullanarak, Doğu Kilisesi olarak, âdetâ devlet başkanı gibi imzâ attı. Türkiye devleti de, maâlesef buna dâir bir harekette bulunmadı.
Hep söylüyorum. Bu konuda yasal düzenlemesi gerekiyor. Patrikhâne gibi bir kurumla ilgili işlerin, Osmanlı devrinden kalan yasalara göre, cumhûriyetin ilk yıllarında İstanbul Vâliliğinin yazdığı bir tâlimâtnâme ile yürütülmesi çok zor. Patrikhâne faâliyetleri yasal olarak sınırlandırılmalıdır."
Vatan için, millet için, cumhuriyet için, Şehitler için, gözünü elini kolunu bacagını kaybetmiş Gaziler için, yetim kalan Şehit çocukları için, evlatsız kalan Şehit Anaları için İHANET MASASINA KARŞILIK BU ADALET MASASINI KURDUM!
"Siz Yunanistan’ı yendiniz, İngiltere’yi değil! Bunu unutmayın!” dedi Lord Curzon, Lozan görüşmelerinde. İsmet Paşa “Yok” dedi. “Yalnız Yunan’ı yenmedik, güneyde müttefikiniz Fransızları yendik, onun silahlandırdığı Ermenileri yendik. Müttefikiniz İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırdık. Sizin silahlandırdığınız Doğu Ermenilerini ve Pontus çetelerini yendik. Sizin İstanbul yönetimi ile birlikte azdırdığınız isyancıları yendik. Silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye’yi yendik. En son olarak da maşanız Yunan ordusunu yenip denize döktük. Mondros’u yendik, Sevr’i yendik, Üçlü Antlaşma’yı yendik. Bunların hepsinin arkasında siz vardınız; hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi. Biz asıl sizi yendik!.."
Lozan kahramanlarına sevgi ve saygıyla...
DUYDUK Kİ ÖZGÜR ÖZEL ŞEHİT AİLELERİNİN TEMSİLCİLERİNİN DE O ‘BOP’ KOMİSYONUNDA BULUNMASINI ÖNERMİŞ.
NİYETİ İYİ OLSA DA GAFLETTİR !..
MİLLETİN MECLİSİNDE ÜNİTER DEVLETİ VE CUMHURİYETİ TARTIŞMAK YATAK ODAMIZDA NAMUSUMUZU TARTIŞMAKTIR !
BİZ BUNU ASLA KABUL ETMEYİZ !..
Son Osmanlı Mebusan Meclisi, işgal altında dahi Misak-ı Milli Kararları'nı alabildi. Şimdi ne ülke işgal altında ne de egemenliğimiz. 100 yıl önce dayatarak kabul ettiremedikleri Sevr'i, şimdi paşa paşa imzalayacak mıyız?