Hakkari’de tek odalı evlerinde, yerdeki minderlerde günde 5-6 saat ders çalışan ikiz kardeşler Musa ve İsa, fen lisesini kazandı.
📌Musa’nın hayali doktor, İsa’nınki ise yazılım mühendisi olmak.
Gerçek bir kişi olarak şunu söyleyebilirim: Doğa ve ekosistem konusunda ya ciddi bilgi eksikliğiniz var ya da insanlara yanıltıcı bilgiler veriyorsunuz.
Öncelikle kedi ve köpek, evcil hayvandır. Afrika yaban köpeğinden bahsetmiyorsak, sokaktaki köpekler “doğanın ve ekosistemin doğal parçası” değildir. Evcilleştirilmiş türlerin doğaya kontrolsüz bırakılması, diğer canlılara ciddi zarar verir. Evcil kediler ve köpekler birçok kuş, sürüngen ve küçük memeli türü üzerinde baskı oluşturur.
Avrupa’da şehir içinde sincap, kuş ve başka yaban hayvanlarıyla karşılaşabilirsiniz; çünkü bu hayvanların yaşam alanları daha iyi korunur ve başıboş kedi-köpek neredeyse yoktur. Buna rağmen bu sincapları, hatta güvercinleri bile besleyemezsiniz; çünkü yaban hayatına insan müdahalesi doğru görülmez.
Avustralya ve Kanada’da bazı yerleşimler vahşi doğayla iç içedir, hatta bazıları milli parkların yakınındadır. Ama orada da mesele şudur: Kedi ve köpek vahşi doğanın parçası kabul edilmez. Tam tersine, kontrolsüz bırakıldıklarında istilacı etki yaratabilirler.
Türkiye’de ise sorun bambaşka bir noktaya geldi. Köpeklerin uyutulması tartışması durduk yere çıkmadı. Bunu izole ve güvenli mahallelerden bakarak anlayamazsınız. Çocuklarını köpek saldırılarında kaybeden aileler, kolunu bacağını kaybeden insanlar, yaşlılar ve sokakta yürümekten korkan vatandaşlar var.
Vicdan sinyallemek kolay, ancak doğa bir Disney filmi değil. Zor olan, hem insan güvenliğini hem de ekosistemi birlikte düşünmek. İnsan doğayı seviyorsa, ona karşı sorumlu demektir, sadece evcillestiirdiği köpek ve kedilere değil. Köpek sevgisi yüzünden ekosisteme ve doğaya düşmanlık etmeyi bırakın.
AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten:
"Belediyeler ihaleyle çocuklarımızı parçalayan başıboş köpekler için tonlarca köpek yemi alıyor.
Yetkililer can dost edebiyatını bir an önce bırakmalı!"
Önemli bir açıklama. Nihayet kral çıplak diyenlerin sayısı artıyor.
Vay arkadaş nasıl bir matrixte yaşıyormuşuz. Her yanımız patili annesi ile dolmuş.
Artık türkçe ifade edemiyoruz. Başka frekansa geçtiler. Kimsenin senin bahçendeki, evindeki, odandaki patili çocuğun ile bir derdi, alıp veremediği yok. Istersen evinde timsah besle. Çalışan, okula giden, alışverişe, camiye, komşu ziyaretine giden normal insanlar sokaklardaki başıboş sahipsiz aygır gibi olmuş saldırgan yaratıklardan muzdarip. Bunu hangi lisanda, hangi jargonla anlatabiliriz. Bu saldırgan populasyondan sadece normal insanlar degil basta kediler tüm hayvanlar nasibini alıyor. Bi normalleşin artık yahu bu evren sadece sizin degil.
Beş yıldır internette ilmî videolar çekiyorum. ilk kez benden bu kadar sert bir ifade duyacaksınız.
Çünkü gerçekten artık bu toplumu anlamakta zorlanıyorum.
Karıkoca evin içindeki her hâlini çekiyor. Hamilelik testini Kâbe’nin karşısında açıklıyor. İnsan kendi mahremini milyonlara servis eder mi? Türkiye’de açılan domuz çiftliklerinden midir, yediklerimizden içtiklerimizden midir bilmiyorum ama size ne oluyor kardeşim? Hiç mi arınız, namusunuz, hayânız kıskanmanız kalmadı?
İmam olanlar, din görevlisi olanlar bile eşini evin içinde çekip paylaşıyor. Yüzünü göstermiyor ama sırtından çekiyor; sanki çok takvalı bir iş yapıyormuş gibi… Siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Bu nasıl bir şuursuzluk?
Geçen bir video gördüm. Birisi
Elli-altmış yaşındaki anne babasına “Birbirinize sarılın, video çekeyim” diyor. Siz ne yiyorsunuz, ne içiyorsunuz? Yatak odanızı, özelinizi, hamile kaldığınızı, çocuk doğurduğunuzu, yediğiniz yemeği, kavganızı, sarılmanızı… Her şeyi paylaşıyorsunuz. Sizin hiç özeliniz yok mu?
Bırakın Müslümanlığı, bu bir insana yakışır mı?
Az önce gördüğüm video yüzünden bu kadar sinirlendim. Kâbe’nin karşısındaki otelde namaz kılıyorlar. Üç tane kamera koymuş etrafa. Namazın ortasında hamilelik testini çıkarıp “Hamileyim” diye gösteriyor. Bu nasıl bir şuursuzluk, bu nasıl bir edepsizliktir? Kardeşim özelini özel yaşasana
Eskiden insanlar anne babasının yanında böyle meseleleri konuşmaya utanırdı. Siz şimdi milyonların önünde mi konuşuyorsunuz bunları?
Size yazıklar olsun.
Ama suç sadece onlarda değil. Asıl suç toplum da .
Neden biliyor musunuz? Çünkü bu insanları izliyorsunuz. Takip ediyorsunuz. Prim veriyorsunuz. Onlar da o primden şöhret ve para kazanıyor. Sonra sizin çocuklarınız da onlara özeniyor. Evlenen çocuklarınız da aynısını yapıyor.
Yazıklar olsun.
Başka hiçbir şey söylemiyorum.
Rabbim bu toplumu hayâsızlığın, teşhirin ve edepsizliğin şerrinden muhafaza eylesin.
Ünlü kahve zinciri Tchibo'nun "Tchi" kısmı kurucu ortaklarından Carl Çilingiryan'ın soyisimine dayanıyor. "Bo" ise Almanca'da çekirdek anlamına gelen 'bohne/kaffeebohne' kelimesine dayanıyor.
Aydın Ermenilerinden olan Karabet Martin Çilingiryan, 1900lü yılların başında Hamburg'a taşınıyor. 1910 yılında doğan Carl, 1949'da Max Herz ile "Tchibo" markasını kuruyor. 1953'te Max, Carl'ın tüm hisselerini satın alarak şirketi tamamiyle sahip oluyor.
Herz ailesi Alman markası Beiersdorf'un %51'ine sahip olduğu ve Beiersdorf'un 2023 yılında İsrail'e destek veren 106 Alman şirketin arasında yer alması sebebiyle Tchibo boykot listesinde yer alıyor.
The research behind this is wild. Your kitchen sponge has the same density of bacteria as human stool. German scientists found 54 billion bacterial cells per cubic centimeter inside used sponges in 2017. Yours is sitting right next to your sink.
Sponges are the perfect home for bacteria. They are wet, warm, full of food bits, and never fully dry between washes. Across all 14 sponges, the team found 362 different types of bacteria. The most common species include strains that can make people sick.
In 2011, the public health group NSF International swabbed 30 things in 22 American homes. The dirtiest object in the entire house was the kitchen sponge. It was dirtier than the toilet seat. 75% of the sponges tested positive for the kind of bacteria that includes Salmonella and E. coli.
Microwaving does not clean the sponge. The 2017 study found microwaved sponges had higher amounts of the smelliest, most harmful bacteria. Heat kills the weak strains. The strong ones survive and refill the sponge with no competition for space.
A 2021 Norwegian study compared kitchen sponges to dish brushes. In brushes, Salmonella was wiped out within three days because the bristles dry out between uses. In sponges, bacteria climbed to about a billion cells per sponge. The lead researcher told CNN that one kitchen sponge can hold more bacteria than there are people on Earth.
Three things actually work. Switch to a dish brush, because brushes dry fully between uses while sponges stay wet for hours. Replace your sponge every one to two weeks. Never leave it sitting wet in the sink. Norway and Denmark already do this by default, but most other countries don't.
The detergent is fine. Your sponge is the problem.
Siz böyle ağlayan belediye başkanı gördünüz mü?
Tıpkı bizim Hamza gibi başıboş sokak köpekleri tarafından parçalanan Ionuț Anghel'in ardından Bükreş Belediye başkanı Sorin Oprescu isyan etmişti.
Romanya köpek problemini işte böyle çözdü
Bu hayvanlar mutasyona mı uğrad�� da köpeğe ‘it’ denilmesi hakaret görülüyor?
Şu an Anadolu'da büyük çoğunluk köpeğe it diyor.
Hakaret olarak kullanılan ‘it’ sözcüğü de zaten köpeklerin karakteristik özelliklerinden yola çıkılarak ortaya çıkmadı mı?
Sanki daha önce şeytana it deniliyordu da sonradan köpeklere de bu ismi koymuşlar gibi lanse ediyorlar. Yok. İt, her zaman itti.
Atalar köpeğe hep it demiş.
- İt ürür, kervan yürür.
- İtin kuyruğu kırk yıl kalıpta kalsa yine eğri çıkar.
- İtle yatan, bitle kalkar.
- İt ite buyurur, it de kuyruğuna.
- İtin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı.
İt'e it denilmesi onun statüsünü ve doğasını değiştirmiyor.
İt'e it denilmesi onu başka bir canlı yapmıyor.
Mesela köpeğe it denildiğinde "Pardon bana it demeyiniz lütfen, can dost diyeceksiniz yoksa sizi dava ederim" falan mı diyor?
Canı sıkılan boş insanların saçmalıklarıyla uğraşıyoruz.
4,5 yaşındaki Hamza’nın evinin önünde oynarken 13 başıboş köpek tarafından parçalanıp yenilmesi normal…
Başıboş köpekleri itl@f etmek aşırı yaklaşım..
Ayağınıza toz değiyor mu sayın valim…
Kapınızı dahi kendiniz açmıyorsunuz, ateş düştüğü yeri yakar…
Vatan uğruna evlat verilir köpek uğruna değil…
Tehlike arz eden ırk köpeklerle ilgili mevzuat sürekli soruluyor. Çünkü idareler vatandaşa mevzuata uygun dönüş yapmıyorlar. Çok defa anlattık ama tekrar açıklıyorum.
📌Sahipsiz tehlikeli ırk; yakalanıp hayvan bakımevine götürülerek ötanazisi yapılmak zorundadır.
📌Sahipli tehlikeli ırk; 9 Ocak 2022’den önce kısırlaştırılarak çiple sahiplenilmiş olanlar (bunu yapmayanın köpeğine el konulur)
-kayıt belgesiz
-ağızlıksız ve tasmasız dolaştırılamaz.
-halkın yoğun olduğu yerler, çocuk oyun alanı ve parka sokulamaz.
📌Bu h��kümlere aykırı hareket edenlere 95.590 TL idari para cezası uygulanır,
Aykırılığın tekrarı hakinde hayvana el konulup bakımevine götürülerek ötanazisi yapılır.
📌Bu ırklar özel bakımevi veya yaşam alanına sahiplendirilemez.
Mevzuat açık ve nettir. Buna uymayan idare yetkililerinin TCK m. 257’ye göre görevi kötüye kullanma suçundan yargılanması gerekir. Ayrıca yaralama veya ölüm meydana gelmişse bu suça taksirle sebebiyet de yargılama konusu olabilir.
Bu mesajı şikayetinizle birlikte şehrinizin valiliği, dkmp müdürlüğü ve belediyesine iletin. Ağızlık ve tasmada olmayan tehlikeli ırk gördüğünüzde anında polisi aramanız halinde polisin müdahalesi zorunludur.
İnsan hayatı hiç kimsenin bireysel duygu bağımlılığına veya idareci takdirine BIRAKILAMAZ.
@AnkaraValiligi
@TC_istanbul
@AntalyaValilik
@izmirvaliligi
Sn. Valim, toplu itlaf talebinden söz etmiyorum, 5199 sayılı Kanun ve Yönetmeliğine göre, tehlike arz eden ırkların sahiplendirilmesi yasak olduğu gibi ötanazisi zorunludur. İstanbul barınaklarında çok fazla tehlikeli ırk köpek yaşatılmaktadır. Bu yüzden yerimiz yok diye sahipsiz köpek toplanmamıştır.
Son Kurul toplantınızda bu yasal yaptırım gündemden çıkarıldı. Bu şekilde yasa dışı talepleri olan kitleye büyük bir zaafiyet verildi.
Köpek fanatiklerine somut fırsatlar verilirken, kanunun uygulanmasını isteyen halka sadece soyut vaatlerde bulunulmasından bıktık.
Toplumsal talebi ikiye ayırırken şikayeti olan vatandaşı “itlaf istiyorlar” diye itham etmek haksızlıktır. Millet çözüm istiyor bu talebi aşırı uç gösterip çözümsüzlüğe meşruiyet kazandırmayın. Sokakta sıfır başıboş köpek talebimiz vardır ve bunu kimse aşırı uç gibi göstermesin.
Fincan takımına iki bin lira vermeyi benim kuşağımdakiler zor kabullenir. Çocukluğumda borcamla eş değerdi. Ucuz ev hediyesi yani. Sunum manyaklığı yüzünden saçma şekilde pahalı bişeye dönüştü.