Nasuh Mahruki'nin ifadesi: (Cumhuriyet)
• Bu paylaşımda 15 Temmuz'un daha önceden fark edilmiş olduğu Devletin Resmi kayıtlarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada o zamanki adıyla gülen cemaatinin ordu içerisinde bir hazırlık içinde olduğuna dair bilgiler geçiyordu, bir binbaşının girişimden 40 gün önce bu yönde hazırlık yapıldığı ihbarı vardı.
• Aynı zamanda Rus istihbaratının da bu konu hakkında uyardığı bilinmekteydi.
• Daha yakın zamanda dönemin MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın kendisini dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bizzat uyardığı yönünde beyanı vardır, orduyu içerde tutmasıyla alakalı dolayısı ile devletin ilgili birimleri gülen cemaatinin YAŞ kararları öncesinde tasfiye edileceğini bildiği için böyle bir kalkışmayı öne almak zorunda kaldılar, nitekim onlarında elleri ayaklarına dolandı bu süreçten.
• Sayın. Cumhurbaşkanı bu kalkışmayı olay başladıktan sonra eniştesinden öğrendiğini söyledi, dolayısı ile devletin ilgili birimleri bu kalkışmadan birden fazla kaynaktan haberdar oldukları halde gecikerek müdahale edilmiştir.
• Bu yüzden 251 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Polis Özel Harekat Başkanlığı uçaklarla bombalanarak çok sayıda şehit vermiştir.
• Bu gecikmenin çok ağır bedeli her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi benim de canımı çok yakmıştır. En önce eleştirdiğim konu budur, bu gecikme neden yaşandı.
• Eğer zamanında müdahale edilseydi 251 şehidi vermezdik.
• 15 Temmuz sonrasında ise bu kalkışmanın sonuçlarından birisi de Atatürk’ün emaneti parlamenter demokratik rejimimiz kuvvetler ayrılığına dayalı Cumhuriyetimiz sona ermiş ve ABD'nin ve ABD'li eski orta doğu şefi Paul Henze'nin Türkiye için söylediği Cumhuriyeti kuranlar işi sıkı tutmuşlar, sağlam temellere dayandırmışlar, hükümeti ikna ediyoruz Meclis çıkıyor karşımıza, Meclis'i ikna ediyoruz yargı çıkıyor karşımıza, yargıyı ikna ediyoruz ordu çıkıyor karşımıza, ABD çıkarları için Türkiye'de tek adam rejimi kurulması gerekmektedir söylemi, ABD büyük elçisi Tom Barrack sürekli orta doğu ülkeleri için uygun olduğunu söylediği şekilde rejimimiz kuvvetlerin birleştirildiği başkanlık sistemine geçmiştir.
• Bu işin planlayıcısı ABD'dir.
• Ben burada satranç oyunundaki taşlara benzetme yapmaya çalıştım.
• Fil ABD'nin beslediği herkesçe bilinen gülen cemaatidir, vezir Parlamenter sisteme dayanan kuvvetler ayrılığı ilkesinin bulunduğu Cumhuriyetimizdir, şah dediğim Cumhurbaşkanının yetkilerinin yeni dönemde kuvvetler birliğine dönüşmesidir, mat dediğim ise Türk Milletinin parlamenter sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesini kaybetmesidir.
• Paylaşım hakkında üzerime atılı olan Halkı Kin Nefret ve düşmanlığa Sürükleme veya Aşağılama suçunu işlemedim, bu üzerime atılı olan suçlamayı bu paylaşımı nasıl çıkardığımı anlamadım.
• Böyle bir niyetle bu paylaşımı yapmadım, asıl eleştirdiğim ABD ve Gülen cemaatinin darbeye kalkışacağını önceden bildiği halde, bunca acının yaşanmasına sebep olan gecikerek müdahale eden ilgili devlet birimleridir, bu darbenin kazananı ABD'dir.
• Üzerime atılı olan suçlamayı işlemediğim için serbest bırakılmayı talep ediyorum.
Devlet okulunda, milletin çocuğuna ilahi okutan Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın çocuğunun okuduğu Ankara Charles de Gaulle lisesinde noel kutlaması yapıldığı görüldü.
Başörtülü bir vatandaş, 'Laiklik İslam düşmanlığıdır' diyen Halil Konakcı'ya hak ettiği cevabı verdi:
"Laiklik, dindarı ve devleti koruyan bir yapıdır. Laiklik, dinsizlik olsaydı o fetvayı vermenin cezası idam olurdu.
Senin orada oturmanı sağlayan da laikliktir."
Sahte diploma, doçentlik ve evrakta sahtecilik
tüm liste. Yayın yasağı gelebilir.
Haberin kaynakları ( Sözcü, onedio, Halk TV ve Haber Türk )
Bu flood'u sonuna kadar okuyun ve duyurun.
İşte o liste.
Ankara'da kamu kurumları yöneticilerinin elektronik imzalarının kopyalanarak sahte diploma ve sürücü belgesi düzenlenmesi ile ilgili soruşturmada, 65 şüpheli hakkında daha iddianame hazırlanarak 50 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Sahte diploma skandalına adı karışanlar belli oldu.
HaberTürk'ün haberine göre, hukukçudan gıda mühendisine, öğretmenden eczacıya, yüzlerce kişi sahte akademik derece elde etti.
Listeye başlıyoruz.
Muharrem İnce açıklama yaptı:
• Bu iktidardan kurtulmak lazım- Demokrasi çökmüş, ekonomi bitmiş. Kirazın tanesi 10 lira olmuş, erik avuçla satılıyor. Böyle bir ortamda bu iktidardan kurtulmak lazım. Kişisel hiç bir beklenti içinde olmadan yarın 42 yıl mücadele ettiğim CHP’ye geri dönüyorum. Safları sıklaştırma zamanı.
• Memleket Partisi fesih kararı aldı, kurultay 19-20 Temmuz’da.
SON DAKİKA: Yeni Akit çalışanlarının Manisa Belediye Başkanı’nın ölümüyle ilgili paylaşımları sonrasında bazı vatandaşlar, Yeni Akit binasına yürüyor. https://t.co/TojaOfVm0f
📍Henüz 9 yaşında.
📍Felçli bir kız çocuğu.
📍Zatürre nedeni ile Çam ve Sakura Hastanesi’ne yatırılıyor.
📍10 gün sonra ağırlaşıyor ve yoğun bakıma alınıp entübe ediliyor.
📍Bir hafta sonra hemşireler vajinal bir kanama olduğunu fark ediyorlar.
📍Muayenede küçük kızın vajinasında yırtılma ve parçalanma tespit ediliyor.
👉Bir devlet hastanesinin yoğun bakımında bir çocuğa tecavüz edecek kadar alçalan mahluk kim?
👉Bunu nasıl fark etmediniz ve engelleyemediniz? @drmemisoglu
Değerli Yurttaşlarım,
Size Silivri’den yeni adı ile Marmara Ceza İnfaz Kurumunda kaldığım B-43 no’lu hücremden sesleniyorum. Bu hücrede 67 günden bu yana Öcalan için rehin tutuluyorum. Cumhur İttifakı ile Öcalan arasında bir görüşme süreci yürüyor.
Erdoğan ve Bahçeli bu süreç devam ederken benim Zafer Partisi’nin başında mitingler düzenlememi istemediler. Ve ben Erdoğan’a hakaret suçlaması ile gözaltına alındım. Ama 2 ay önce gerçekleşen Kayseri olaylarını kışkırtmak suçlaması ile İstanbul Başsavcılığı tarafından tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildim ve tutuklandım. Ve şimdi düşman ceza hukuku uygulaması ile en üst cezayı alsam bile yatarı olmayan bir suç iddiasından dolayı bu 6 adımda sonuna gelinen hücrede hapisim.
Ancak siz benim suçsuz olduğumu, siyasi bir kararla tutuklandığımı biliyorsunuz. Ve sizin sevgi ve desteğiniz emin olun Silivri’nin kalın duvarlarını delerek hücreme kadar ulaşıyor.
Bu hücrede en güzel anları genç kardeşlerimin mektuplarını okurken yaşıyorum. Onların mektuplara dökülen gözyaşları, satırlara dökülen sevgileri kalbimi ısıtıyor, bana güç veriyor. Sevgili genç kardeşlerim dualarınız benim için güç kaynağı.
Silivri cezaevinin hemen dışında Zafer Partili kardeşlerimin kurduğu ve karda, fırtınada, yağmurda boş bırakmadığı Zafer Otağ’ı da benim için ayrı bir güç kaynağı.
Zafer Otağı’nda baskılara, tacizlere direnenler oradan adeta “Kar, fırtına, bora sükûn bulacak, sana bölücüler, sana emperyalistler selam duracak” mısralarını haykırıyorlar.
Size ne kadar bir süre buradan seslenmek zorunda kalacağımı bilmiyorum ama bu ilk seslenişimi “Zafer Büyük Türk Milletinin olacaktır” haykırışı ile bitirmek istiyorum.
Sevgili Atatürkçü, Türk Milliyetçisi, Vatansever genç kardeşlerim, size bu satırları 15 metrekarelik Silivri’deki, muhalif olarak sadece Halk TV’yi izleyebildiğim hücremden yazıyorum.
Hepinizi sevgi ile kucaklıyorum.
Sivil sıkıyönetime karşı duruşunuzu saygı ile selamlıyorum.
Demokrasi ve hukuk devletine sahip çıkın, savunun.
Ve inanın sizi engellemekle görevli polislerin içinde sizin gibi düşünen o kadar çok emniyet görevlisi var ki.
Asla aramıza sokulabilecek provokatörlere fırsat vermeyin. Yasaları çiğnemeye teşvik eden olası ajan provokatörlerden uzak durun. Soylu mücadelenize leke sürdürmeyin. PKK sempatizanlarının istismarına izin vermeyeceğinizi biliyorum.
Hukuki hakkınız olan gösteri hakkınızı dikkat ve özenle kullanıyorsunuz ve böyle kullanmaya devam edeceğinizden eminim.
Zafer Partisi demokrasi ve hukuk mücadelesinin öncü gücü olarak Türk Milleti’nin temiz ve soylu evlatlarının yanındadır.
Hepinizin gözlerinden öpüyorum. Tanrı sizi korusun.
Yaşasın Mustafa Kemal’in Gençleri,
Yaşasın Milli, Üniter, Laik Türkiye Cumhuriyeti!
#MeydanlarBizimdir
@zaferpartisi@AliSehirlioglu
bu kadın birkaç saat önce üç köpeğiyle beraber yanarak can verdi! 82 yaşındaki necla teyzeyi sırf hayvanlara evini açtığı için sosyal medyada hedef gösterdiler. birkaç saat sonra ise evinde çıkan yangında üç köpeği ile beraber can verdi.
Kanye West'in eşinin (videoyu bilerek paylaşmıyorum, benim için teşhir ve bence kadın istismarı) görüntüsü üstüne espri yapmadan kadının yüzüne, gözlerine bakın. O kadın normal değil. Kanye manyağı kendince Kim'in intikamını alıyor ondan. Kim'e benzer bir kadını çırılçıplak dolaştırıyor. Kadın asla normal değil, iyi değil. Velev ki kendi isteğiyle yaptı. Onu da paylaşmayın, ortada teşhir var. Kadın bedeni değerlidir. Bu kadar ucuzlamamalı.
Aynı şekilde Turabi'nin şarkısı da. İğrenç bir şarkı. Kadını aşağılayan bir şarkı. O adamın bir daha bu ülkede ekmek yememesi lazım ama seneye survivorda izleriz.
Problemimiz her olaydan nasıl şaka malzemesi çıkarırız diye düşünmemiz. Bir olaydan da şaka çıkarmayalım. Ciddi bakalım. Bazı olaylara ciddi tepki göstermek gerekiyor çünkü. Her şey sıradanlaşıyor böyle yaptığımızda. Kadını aşağılayan her şarkıyı ve söyleyeni yerin yedi kat dibine gömmeliyiz ki diğerleri cesaret edemesin. Elbette ki şakalar yapacağız, güleceğiz de her olayda olmasa iyi olur. Hiçbir yaptırım gücümüz kalmıyor halk olarak. Ya iki gün konuşurlar, şaka döner, 3.gün unutulur zaten anlayışı var ve bu yanlış yapanların çok işine gelir.
Türkiye basın tarihinde büyük iz bırakan araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu’nun katledilmesinin üzerinden tam 32 yıl geçti. 24 Ocak 1993, gerçeği savunan bir kalemin susturulduğu acı bir tarihtir. Uğur Mumcu, alçakça saldırıya uğradığı evinin sokağında sevenleri tarafından anıldı. Anma programına Sendikamız Genel Sağlık-İş Genel Hukuk ve TS Sekreteri Yalçın Çiftçi, Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş ve bağlı Sendikaların Merkez Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. Programda Sendikamız tarafından Uğur Mumcu Anıtı’na karanfil bırakıldı. Aradan 32 yıl geçmesine rağmen aydınlatılmamış olan Mumcu suikastının ardındaki gerçeklerin bir gün gün ışığına çıkacağına olan inancımız tamdır. Ancak fikirleri ve eserleri, bugün hâlâ karanlıkta kalan gerçeklere ışık tutmaya devam etmektedir. Saygı ve özlemle anıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız, unutturamayacaklar…
#UğurMumcu #24Ocak1993 #UğurlarOlsun
İzmir Gümüldür 690 No'lu istasyon ekibimizin kaza geçirdiğini ve 3 sağlık personelimizin yaralandığını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Sağlık durumları iyi olan yaralı arkadaşlarımıza acil şifalar diliyoruz. Sağlık çalışanlarımızın fedakarlıklarını ve emeklerini asla unutmadığımızı bir kez daha hatırlatarak, her zaman yanlarında olduğumuzu belirtmek isteriz.
#İzmir #Gümüldür #GeçmişOlsun
24 Ocak 1993, gerçeği savunan bir kalemin susturulduğu acı bir tarihtir. Uğur Mumcu, kök salmış çıkar ilişkilerini ve gericiliği gün ışığına çıkaran yazılarıyla daima halkın sesi oldu. Onun katledilmesi, sadece bir gazetecinin değil, düşüncenin ve özgür ifadenin de hedef alındığını gösterdi. Ancak fikirleri ve eserleri, bugün hâlâ karanlıkta kalan gerçeklere ışık tutmaya devam ediyor. Saygı ve özlemle anıyoruz, unutmuyoruz.
#UğurMumcu #24Ocak1993
Ali Gaffar Okkan, Diyarbakır’da barışçıl ve halkçı yönetim tarzıyla statükoya meydan okudu. 24 Ocak 2001’deki suikast, sadece bir emniyet müdürünün değil, çatışma ve kutuplaşmaya karşı çıkan bir anlayışın hedef alındığını gösterdi. Onun diyaloğu ve eşitliği önceleyen duruşu, bugün hâlâ “başka bir yönetim mümkün” diyenlere ilham vermeye devam ediyor.
#AliGaffarOkkan #24Ocak2001