Bu kadar milletvekilinin ve belediye başkanının partilerinden ayrılıp AKP’ye geçmesi normal değil.
Bu kadar belediyeye operasyon düzenlenmesi ve milletvekili hakkında fezleke hazırlanması normal değil.
Muhalefete yönelik darbe koşullarında dahi görülmemiş baskı uygulanması normal değil.
Bu kadar uzun süren ekonomik kriz normal değil.
Bu kadar anormalliğin içerisinde normal bir seçimle normal bir partinin iktidara gelmesi mümkün ve normal mi ?
@Asdffghjklmnbv2@reha37@ZeugniszwanG@esyahukuku Diyanet'in sayfasından aldığım kurandan ayetler yukarda."Yok o çamur derken aslında çamur demek istemiyor", "yok bu yanlış çeviri" vs gibi itirazın varsa, yazarsın Cimer'e Diyanet'in sayfasında yazanlar yanlış dersin. Benim yapabileceğim bişey yok.
Haliç Metrosunda Karaköy tarafında indiğiniz zaman görülen sur kalıntısında yer alan kitâbe.
Kitâbe üstündeki yazılar ise şu şekilde:
"İsa takdire şayan, Podesta Stefano De
Marini 1435 te bu surları inşa etti."
Solda Ceneviz arması en sağda ise De Marini ailesine ait arma mevcut ortadaki arma ise muhtemelen yüz yıllar içinde dış etkenler sebebiyle silinmiş vaziyette.
Denizler halkındır projesi kapsamında TÜM PLAJLARIN ücretsiz olduğunu unutmayın.
— Denize, şezlong kiralamadan giremezsiniz diyen işletmeleri şikayet etmeyi unutmayın.
@mfjmfjmfj64@berkaygezginn Ya siz nerde yaşıyosunuz yahu. "Nurlar içinde yatsın" deyişi yok mu bu topraklarda. Nur arapça, ışık da Türkçe yahu. Bi rahat bırakın insanlar dilediği dilde dua etsin. Türkçe'den bu kadar tiksinmeyin.
@mfjmfjmfj64@berkaygezginn Neden "nurlar içimde uyusun" duasının Türkçe'sinden rahatsız oldun eyy nick'ini Türk dünyasını birleştirme idealini felsefe edinmiş adamın ismini yapan şahıs.
@euronews Uhm well, actually as a matter of fact, Türkiye prevented the massacre of all Turkish Cypriots because of you (all Europeans) chosed to remain silent before 74, as you always have.
Atatürk Döneminde Kurulan Fabrikalar
"Mustafa Kemal'in 35 tane fabrika açtığı külliyen yalan; 6 tane fabrika kuruyor, onlar da şarap ve benzeri fabrikalar!" diyen bu Akit şeyi yalan söylüyor.
Osmanlı'dan yüzde 85'i yabancıların kontrolünde çok yetersiz bir sanayi, az çok işleyen 4 önemli fabrika ve bazı askeri fabrikalardan kalanları devralan Cumhuriyet, çok zor koşullara rağmen hem Osmanlı borcunu öderken hem de çok dikkat çekici bir ekonomik kalkınmaya imza attı. Genç Cumhuriyet, özellikle 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrası başlayan Planlı Devletçi Kalkınma döneminde çok sayıda fabrika kurdu. Atatürk dönemindeki en büyük fabrikaları 1933'te kurulan Sümerbank kurdu. Ayrıca ilk büyük şeker fabrikaları da bu dönemde kuruldu. Çok daha önemlisi Atatürk döneminde Sümerbank gibi kurumlarının kurduğu fabrikalar, sadece birer sanayi işletmesi degil, aynı zamanda okulu, kreşi, hastanesi, sineması, spor sahaları olan birer sosyo-kültürel fabrikaydı.
Atatürk döneminde 1923-1938 yılları arasında kurulan fabrikalardan bazıları şunlar:
👉Eskişehir Hava Tamirhanesi (Eskişehir Tayyare Tamir Fabrikası)1926
👉Alpullu Şeker Fabrikası1926
👉Uşak Şeker Fabrikası1926
👉Kayseri Uçak Fabrikası (TOMTAŞ Tayyare ve Motor Türk A.Ş) 1926
👉İstanbul Kurt Çimento Fabrikası 1926
👉Ankara Çimento Fabrikası 1926
👉Kayseri Bünyan Dokuma Fabrikası1927
👉Eskişehir Kiremit Fabrikası1927
👉Kırıkkale Çelik Döküm ve Haddehanesi 1929-1932
👉Ankara Maltepe Havagazı Fabrikası1929
👉İstanbul Otomobil (Ford) Montaj Fabrikası 1929
👉 Kartal Yunus Çimento Fabrikası 1929
👉 Zeytinburnu Çimento Fabrikası 1930
👉Eskişehir Şeker Fabrikası1933
👉Turhal Şeker Fabrikaları 1934
👉Keçiborlu Kükürt Fabrikası1934
👉Zonguldak Kömür Yıkama Lavuarı1934
👉İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası1934 -temel atma-
👉Zonguldak Antrasit Fabrikası 1935
👉İsparta Gülyağı Fabrikası1935
👉Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası1935
👉Kayseri Bez Fabrikası1935
👉Malatya Bez Fabrikası1936 -temel atma-
👉Malatya Sigara Fabrikası1937 -temel atma-
👉Konya Ereğli Bez Fabrikası 1937
👉Nazilli Basma Fabrikası1937
👉Karabük Demir Çelik Fabrikası1937 -temel atma-
👉Bursa Merinos Fabrikası1938
👉Gemlik Suni İpek Fabrikası1938
👉Bitlis Sigara Fabrikası1925-1939
👉Sivas Çimento Fabrikası 1938 -temel atma-
Ayrıca bu dönemde Gölcük Tersanesi ve Çubuk Barajı yapılmış, ayrıca çeşitli silah fabrikaları ile Şakir Zumre, Nuri Demirağ gibi özel girişimciler tarafından da çeşitli fabrikalar kurulmuştu.
Ancak şunu belirtmeliyim ki, 30 ile 50 arasında fabrikaya yer veren bu ve benzeri listeler Atatürk döneminde açılan tüm fabrikaların listesi değil, bu listeler belli başlı fabrikaların listesidir; Atatürk döneminde açılan tüm fabrikalar çok daha fazladır. Bu fabrikaların bazılarını devlet (bankalar), bazılarını yerli ve yabancı şirketler, bazılarını çeşitli girişimciler kurmuştur. (Ekteki 1938 tarihli Akşam gazetesine bakınız) Bazıları kısa ömürlü, bazıları uzun ömürlü olmuştur.
Peki bu Atatürk düşmanlarının "Mustafa Kemal 6 -7 fabrika açtı" iddiası neye dayanıyor? Bu iddia, 29 Ekim 1938 tarihli Ulus gazetesinde yer alan 15. yıl tablosunun carpıtılmasına dayanıyor.
Şöyle ki:
Ulus gazetesinin 15. yıl tablosunda yer verilen fabrikalar Atatürk döneminde açılan tüm fabrikalar değildir; sadece Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında 1933'te kurulan Sümerbank'ın 5 yılda kurup açtığı 7 ve temelini attığı 4, toplam 11 fabrikadır. Ancak gelin görün ki Akit şeyi bunu bile doğru hesaplayamamış:
Sümerbank’ın, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında, 1934-1939 yılları arasında kurduğu fabrikalar şunlardı:
1- Kayseri Bez Fabrikası (1935)
2- İzmit Kâğıt Fabrikası (1936)
3- Ereğli Bez Fabrikası (1937)
4- Nazilli Bez Fabrikası (1937)
5- Gemlik Suni İpek Fabrikası (1938)
6- Bursa Merinos Fabrikası (1938)
7- Karabük Demir Çelik Fabrikası (1939)
Ayrıca bu fabrikalar dünya ölçeğinde fabrikalardır.
Atatürk düşmanlarının bu fabrika çarpıtmasına verdiğim ayrıntılı yanıt için bkz.👇
https://t.co/RfDWKwSY2i
En güzel kitap giriş cümlelerinden biri bu olsa gerek:
"Türkiye'nin bugün karşılaştığı meseleler, Birinci Cihan Savaşı'ndan sonra artık kesin olarak gerçekleştirmeyi göze aldığı bir toplum ve uygarlık devriminin tamamlanmamış olması yüzündendir... "
(Niyazi Berkes, İki Yüz Yıldır Neden Bocalıyoruz?Yön Yayınları, 1964)
Prof. Niyazi Berkes'in bu analizine katılıyorum. Atatürk'ün, önceki tecrübelerden de yararlanarak başlattığı Cumhuriyet Devrimi, Berkes'in deyişiyle "toplum ve uygarlık devrimi" maalesef yarım kaldı. Bugün Türkiye'deki tüm aydınlık damarların ana kaynağı yarım kalan o "toplum ve uygarlık devrimi"dir. O devrimi tamamlamadıkça Türkiye'nin temel sorunlarını çözmek mümkün değildir. Hele, bugün, 21.yy'da Osmanlı'nın 17. yüzyıl kafasıyla -Osmanlı o dönemde kendi ortaçağına dönerek yeniden yükseleceği yanılgısına düşmüştü- Türkiye'yi Atatürk'ün gösterdiği hedefe, "muasır (çağdaş) medeniyetler düzeyinin üstüne çıkarmak" olanaksızdır.
LOZAN, LAİKLİK ve BAĞIMSIZLIK
👉"Lozan'da Batılı devletler, Türkiye'ye laikliği dayattı!" yalanını yerle bir eden Lozan tutanakları
👉Lozan'da Türk heyeti, Türkiye'de herkese "laik hukukun" uygulanacağını açıkladı. Batılı devletler, "Hristiyanların kendi kilise hukuku var, Hristiyanlıkta aile hukuku dinseldir, Hristiyanlara bu konuda laik hukuku uygulayamazsınız!Ayrıca Müslümana ve Hristiyana aynı hukuk uygulanmaz!" diyerek buna karşı çıktılar.
👉Lozan'da Batılı devletler, Türkiye'de adli kapitülasyonların, Patrikhane'nin hukuki yetkilerinin ve azınlıkların ayrıcalıklarının devam etmesini Türkiye'de "İslam hukukunun" varlığı ile savundular.
👉İngiliz Başdelegesi Lord Curzon, Lozan Konferansı'nın daha başlarında Türk heyetine, "İslam hukukunda Müslüman olmayan toplulukların yararına bazı ayrıcalıklar var, bu ayrıcalıklar kaldırılmamalıdır!" diyerek alt komisyona, "İslam Hukuku"nun bu özelliğini dikkate almalarını önerdi. İşte Lozan tutanağı!
👉 Türkiye Lozan'da adli/hukuki kapitülasyonların kaldırılmasını, konsolosluk mahkemelerinin kapatılmasını, Patrikhane'nin hukuki yetkilerine son verilmesini sağlamak için laik hukuku savundu. Bir ara konferans dağılıp savaşın eşiğine gelinse de geri adım atmadı ve başarılı oldu. Türkiye Lozan Antlaşması ile bütün bu isteklerini elde etti. Böylece Türkiye'de "hukuk birliği", " yargı bağımsızlığı" sağlandı.
Bu nedenle Lozan, tam bağımsız ve laik Türkiye’nin temel taşıdır. Laiklik ise tam bağımsız ve çağdaş Türkiye’nin güvencesidir. 👇
https://t.co/Nyw0uo21Sr
Toplu iğne öyle mi?
Atatürk'ün genç Türkiye Cumhuriyeti 1929 Dünya Ekonomik Buhranına rağmen 1930'lardaki Planı Devletçi kalkınma ile birçok alanda kendi kendine yeten bir ülke haline gelmişti.
2 Mart 1937 tarihli gazeteler (Ulus, Cumhuriyet, Türkdili ve Kurun) şöyle yazıyordu:
- Yeni bütçe 229.676.000 lira
- Bütçede 17 milyon lira fazlalık var.
- Ne bir vergi artırılacak ne de yeni vergi konacak.
Ayrıca bütçenin en büyük ikinci giderinin 53.328.100 lira ile Düyunu Umumiye gideri, yani Osmanlı Borcu olduğu görülüyor. Bu gider, 46.733.220 liralık Milli Savunma (kara kuvvetleri) bütçesinden bile fazlaydı.
İşte bugün Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarının küçümsemeye çalıştıkları Atatürk Türkiye'sinden bir tablo!
Bir plaja gidip havlunuzu serip oturdunuz. Bir otel görevlisi yanınıza gelerek, “burası otele ait, uzaklaşmazsan sana zarar veririm” dediği anda hem otel görevlisi hem de onu görevlendiren otel yöneticisi TCK 109/3-b maddesinde gösterilen kişiyi hürriyetinden yoksun kalma suçunu işler ve 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu)
📍Ahbap Derneği’ni konuşmaktan CHP milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın ifşa ettiği bu mevzu fazla gündem olmadı. Açıklaması çok kritik:
“— Türkiye'nin İran'a ödemek zorunda kalacağı 1,5 milyar dolarlık usulsüz petrol taşıma cezasının 673 milyon dolarlık kısmı Türkiye tarafından İsrail, GKRY ve Yunanistan'a satılan ucuz petrolden kaynaklanıyor.
— Yani AKP, Akdeniz’de ittifak kuran Rum Yönetimi, İsrail ve Yunanistan’a ucuz petrol sattığı için bu parayı hepimiz ödeyeceğiz!”
Deniz Yavuzyılmaz’ın söylemlerine verecek cevabınız var mı?