Yaşlıların çektiği derin yalnızlığı, dışlanmışlığı ve umursanmazlığı kendi evlatları dahil kimse anlamıyor ve görmek istemiyor.
Günümüzde yaşlıların çoğu asgari ücretin bile altında bir emekli maaşıyla geçiniyor. Bu maddi imkânsızlık yüzünden bazen kızının bazen oğlunun evinde sığıntı gibi yaşamak zorunda kalıyorlar; birçoğunun başını sokacak müstakil bir odası bile yok. Evde gelini, oğlu veya torunları rahatsız olmasın diye salonda bile rahat oturamayan, sabah erkenden yük olmamak için adeta evden kaçan insanlar var.
Sırf bedava otobüs kartıyla gezdiği için, trende otobüste yer vermek şöyle dursun, gençlerden "Ne işin var otobüste!" azarı işiten, parkta bir banka otursa "Her yer yaşlı doldu, biz nereye oturacağız?" diye dışlanan bu insanların yaşadığı dramı empatiyle anlamak günümüzde ne yazık ki çok zor.
Yaşlı insanlar, modern çağın getirdiği bu ağır yalnızlığı ve dışlanmışlığı kaldıramıyorlar. Onlar kalabalık evlerde ve ortamlarda, sürekli insan içinde konuşarak ve üreterek büyüdükleri için şimdiki sisteme yabancılar. Sırf teknolojiden uzak kaldıkları için cahil ve eski kafalı görülmekten, hatta siyasi gerekçelerle çirkin yakıştırmalarla etiketlenmekten dolayı toplumdan tamamen soyutlandılar.
Sadece biraz konuşmak, ilgi görmek ve tecrübelerinin değerli olduğunu hissetmek istiyorlar. Ancak nereye gitseler bir duvarla veya saygısızlıkla karşılaşıyorlar.
Trende yolculuk ederken bir çocuğa nezaketen "Kaçıncı sınıfa gidiyorsun?" diye sorsalar, "Sapık mısın, benimle konuşma!" tepkisi alabiliyorlar. Bir bankta yalnız oturan birinin yanına ilişip iki kelam etmeye kalksalar, "Beni taciz mi ediyorsun?" diye fırçalanıyorlar.
Aklı başında bir insanın bu insanlara acı çektirmesi ve onları aşağılaması kabul edilemez. Çok rahatsız olduysanız mesafenizi korur, iki kelime edip gidersiniz. Gençleri büyüklere saygı ve hürmet konusunda ciddi şekilde bilinçlendirmeliyiz.
Kimse kendini bu süreçten muaf görmesin; zaman hızla akıyor ve herkes bir gün yaşlanacak. Bizler gençliğimizde büyüklere gösterdiğimiz saygıyı, yaşlandığımızda küçüklerimizden bir borç iadesi gibi geri alırız. Bu insani döngüyü bozanlar, günün sonunda kesinlikle pişman olurlar...
Türk bir psikolojik danışman, ilk gün konuşmak istemeyen İspanyol danışanı Cecilia'nın zaman içinde geçirdiği dikkat çekici değişimi adım adım kaydetti:
@helinbkcc@_biraciz Umarım bir gün birisi gelir hayatına ve ona şunu söylersin senden önce de vardım senden sonra da var olmaya devam edeceğim ancak sensiz asla tam olamayacam.
Psikolojik sorunlar yaşayan insanları bela olarak tanımlamak stigmatizasyondur.
Ben psikolojik sorunu olmayan insan tanımıyorum. Hayatım boyunca tanıştığım herkesin sorunları vardı. Herkes deyince kendimi dışarıda bırakıyorum sanılmasın, ben de dahilim o herkese.
Düzeyleri, tipleri, etkileri farklı farklı olsa da her insanın ruhsal sorunları vardır ve olacaktır. Psikolojik sorunu bela olarak tanımlamak hem bilgisizce hem de etiketleyici bir tutum.
People focus too much on what Gandalf is by nature and ignore the context. In Middle-earth he is restrained, while the Witch-king is being shown as the full force of Sauron’s fear and might
@hakikatbombasi İlişkinizi de sevgilinizi de en iyi siz tanırsınız. Bir sorun olduğunda başkasına anlatmak yerine onunla halledin. Arkadaşın olayları kendi yaşantılarından yola çıkarak yorumlama ihtimali daha yüksek bu yüzden çok mühim bişi olmadığı sürece paylaşmaya ve akıl almaya gerek yok.
Gerçek hayattaki dijital ayak iziniz= insanlara kendinizle alakalı bir şeyler anlattığınız sizin bile unutup onların aklının bir köşesinde sakladığı zamanı geldiğinde ise şak diye yüzünüze vurması.
çok yakın arkadaşlarımdan biri yurt dışına taşındı nasıl dayanıcam dedim 4 gün bile sürmedi alışmam. en yakın arkadaşımla arkadaşlığımız bitti 1 hafta sonra aklıma bile gelmemeye başladı. çok sevdiğim annemle babamdan defalarca uzak kaldım şimdi de öyle ama hiç özlem duymadım. hayatta en sevdiğim özelliğim herkesin yokluğuna çok kısa sürede alışmam.