“ Anlatılır ki bir adam suç işlemişti. Kadı ona üç cezadan birini seçmesini söyledi:
- Birincisi yüz soğan yemek,
- ikincisi yüz kırbaç yemek,
- üçüncüsü ise yüz dinar ödemekti.
Adam hanımına danıştı. Kadın ona:
‘Soğan bal gibidir, ye gitsin.’ dedi.
Adam soğanı seçti. Fakat altmış beşinci soğana gelince gözleri fal taşı gibi açıldı ve artık devam edemeyeceğini söyledi.
Bu kez yine hanımına danıştı.
Eşi: ‘Madem soğana dayanamadın, bir saatlik acı çekmek her saat acı çekmekten iyidir.’ dedi.
Adam bu sefer kırbaç cezasını seçti. Fakat yetmiş ikinci kırbaçta dizleri titremeye başladı ve: Yeter! Dayanamıyorum!’ diye bağırdı.
Artık geriye yalnızca yüz dinarı ödemek kalmıştı. Mecburen parayı ödedi.
Sonra valinin huzuruna çıkıp şöyle dedi: ‘Size vasiyetim şudur; mezarıma şu sözü yazın: Kadınlara itaat eden, cezayı iki kat üç kat öder!’”