Mesele sağ sol meselesi değil insanlık meselesi, göz göre göre soykırım yapana alkış tutmak ideoloji değil vicdan meselesidir. Nehirden denize özgür Filistin.
Yapay zeka ile dilekçe yazdırmak bir noktaya kadar tamam da allah aşkına bi açın bakın ne yazdığına ya. Kaç dakikanızı alır bir dilekçeyi kontrol edip revize etmek?
Üyesi olduğum İstanbul Barosu, beni temsil etmiyor.
Nerede lüzumsuz iş varsa orada İstanbul Barosunu görebilirsiniz.
Hukuka ve avukatlığa dair paylaşım yapın en azından!
İki Ayrı Mahkeme, Birbiriyle Tamamen Zıt İki Karar
İki genç meslektaş olarak açtığımız "Genç Girişimci Prim Teşvikinin İptaline" ilişkin iki ayrı dava, bu ayın başında Ankara 87. İş ve 62. İş Mahkemeleri tarafından sonuçlandırıldı. Ben Ankara 87. İş Mahkemesindeki dava dosyasında davacı asil sıfatıyla yer alırken; Ankara 62. İş Mahkemesindeki dava dosyasında ise mağdur meslektaşımın vekiliydim. Ancak birbiriyle tamamen aynı olan bu iki ayrı davada, Ankara 62. İş Mahkemesi haklılığımızı görerek kabul kararı verirken, Ankara 87. İş Mahkemesi bunun tam aksine ret kararı vermiştir.
Bilindiği üzere Sosyal Güvenlik Kurumu, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla genç girişimci teşvikine ilişkin yasal düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasını gerekçe göstererek, daha önce bu haktan yararlanmaya başlamış olanların devam eden teşviklerini iptal etmiştir. Bu uygulama ile kanun henüz yürürlükteyken başvuru yapan ve teşvike hak kazanan genç avukatların kazanılmış hakları açıkça ihlal edilmiştir. 1 Ocak'tan itibaren teşvikten yararlanması gereken genç avukatlara haksız bir şekilde prim borcu tahakkuk ettirilmeye başlanmıştır.
Daha mesleğin en başında pek çok giderin ve vergi yükünün altına giren biz genç avukatlar, Sosyal Güvenlik Kurumu bu hukuka aykırı uygulaması ile büyük bir ekonomik yük altına sokulmuş ve haksız prim borçları yüzünden sağlık hizmetlerinden ve ilaç desteğinden yoksun kalmış durumdayız. Adalet arayan insanların haklarını savunmaya hazırlanırken, gelinen noktada biz genç avukatlar kendi haklarımız için bir adalet arayışına sürüklenmiş durumdayız. Bir avukat olarak meslektaşımın hakkını savunduğum davada pek çok emsalde olduğu gibi hukuka uygun bir 'kabul' kararı almışken; SGK'nın bu uygulamasının bizzat mağduru ve davacısı olduğum, üstelik diğer dosya ile birebir aynı olan davamda Ankara 87. İş Mahkemesinin verdiği ret kararını anlamak; ortadaki bu açık çelişkiyi ve hukuka aykırı kararı, hem haksızlığa uğramış bir vatandaş hem de genç bir hukukçu ve avukat olarak kabul etmek mümkün değildir.
Son olarak vurgulamak isterim ki; Sosyal Güvenlik Kurumunun hukuka aykırı bu işlemiyle bizzat yarattığı mağduriyeti, yine kendi iradesiyle gidermesi ve telafi etmesi pekâlâ mümkündür. Kurumu, yargının iş yükünü daha fazla artırmadan ve adalete olan güveni daha fazla zedelemeden bu haksız uygulamadan derhal vazgeçmeye, meslektaşlarımızın haklarını iade ederek bu sorunu ivedilikle çözüme kavuşturmaya davet ediyorum.
Av. İbrahim ZENGİN
@csgbakanligi@isikhanvedat@sgksosyalmedya@adalet_bakanlik@ankarabarosu@TRombudsman@OzlemGurses@cuneytozdemir
#bağkur #gençgirişimci
@alveyesill2525@av_n26 @reklamcikim Evet aslında tam olarak bunu yapmaya çalışıyor. Maalesef müvekkillerin en çok düştüğü hata da bu. Bir avukata hiç yakışmıyor bu tavır.
Umarım bu yolun sonunda kazanır ve bu vizyon belgesi kademeli şekilde gerçekleşir. Çünkü daha önce hiçbir adayın HMGS üzerine, engelli meslektaşlar üzerine bu kadar kafa yorduğuna ne yazık ki şahitlik edemedik. Oy veremesem de umarım ruhsatımda onun başkanlık imzası olur.
Bülent Yücetürk'ün vizyon belgesinde yer alan HMGS için ücretsiz AVSA eğitimi, genç avukatlar ve stajyerler için önerilen çözümler ama bence en kıymetlisi olan engelli avukatlara yönelik projeleri okuduktan sonra projelerinin sadece klasik söylemlerden ibaret olmadığını anladım.
İşçi avukatları derin sömürü düzenine mecbur bırakmayan bir Ankara Barosu; meslektaşlarımızın mesleğin onuruna yaraşır çalışma koşullarına kavuşması bir vaat değil, zorunluluk.
Ankara Barosu İşçi Avukatlar Sicili’yle kuralsızlık, denetimsizlik düzenini sona erdirecek; etkin denetim mekanizmalarıyla her bir meslektaşımızın meslek onuruna uygun koşullarda mesleğini icra etmesi için tavizsiz çalışacağız.
🔗 Meslektaşlarını kartel hukuk bürolarının insafına terk etmeyen Ankara Barosu vizyonumuzu incelemek için bağlantıya tıklayabilirsiniz: https://t.co/lML0Qd8zvs
Ben muhafazakar aile nedir bilmediğimi 23 yaşında iki bacımın yanımda harbiden muhafazakar ailelerinden bahsettiklerinde anlamıştım. 16 yıllık arkadaşımı arayıp ben muhafazakar bir aileden gelmiyor muyum dediğimde "belçika muhafazakarı mısın" diye bir saat dalga geçmişti...
Değerli meslektaşlarım…
Bazı çevreler tarafından, yaptığım açıklamanın “bir avukatı hedef göstermek” olarak sunulmasını kabul etmiyorum.
Öncelikle açıkça ifade etmek gerekir ki; her avukatın müvekkilini savunma hakkı vardır. Savunma hakkı kutsaldır. Bunu tartışmaya açmak mümkün değildir.
Ortada; hukuk çevrelerinin önemli bir bölümünün yok hükmünde değerlendirdiği bir yargısal süreç, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesine yönelik tartışmalı müdahale girişimleri, bu hukuksuz karara yaslanarak ilk iş CHP’yi temsil eden meslektaşlarımıza azilname gönderilmesi, hukuksuz bir kararın tebliğ işlemi dahi yapılmadan polis marifeti ile uygulanmasını teminen Valiliğe başvurulması üzerine siyasi parti genel merkezine dönük polis müdahalesi, gazdan ve plastik mermilerden etkilenen yurttaşlar, gazeteciler, avukat meslektaşlarımız ve Ankara Barosu Başkanı bulunmaktadır.
Bu süreçte aktif rol oynayan kişilerin ve tutumlarının; hukuki, mesleki ve etik açıdan tartışılması son derece doğaldır. Hele ki hukuksuz ve saldırgan bir tutumla, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, bir siyasi partinin genel merkezini mafyatik bir anlayışla “basmaya” gitmek, fotoğrafta ayan beyan ortadaki anlayışın parçası olmak; elbette eleştirilir. Mesleğin onurunu korumaya yönelik mücadelemiz, tam da bu anlayışa yöneliktir.
Baroların görevi yalnızca meslektaşlarını koşulsuz korumak değil; aynı zamanda hukukun üstünlüğün, savunma mesleğinin itibarını ve demokratik hukuk devleti ilkesini tavizsiz savunmaktır.
Benim itirazım bir kişinin avukatlık mesleğini ifa etmesine değildir; hukukun siyasal müdahalelerin aracı haline getirilmesinedir.
Meslek etiği, yalnızca mahkeme salonlarında değil; aynı zamanda toplumsal ve siyasal kriz anlarında alınan tutumlarda da kendini gösterir.
Bu nedenle yaptığım açıklama kişisel değil; tamamen mesleki, hukuki ve demokratik sorumluluk çerçevesinde yapılmış bir değerlendirmedir.