Kocası yüzünden rahim ağzı kanserine yakalanan kadınlara da anlatın bakalım bunları. Hangi onur gurur sahibi insan aldatılmayı sineye çeker. Kadınların da bir onuru var. Ağır olun
Bu kadınların elinden onurunu kadınlığını insanlığını alıp yerine namusu yoksulluğu koyanlar utansın
Emniyette Psikolojik Şiddet
“Ailem Güvende” operasyonları kapsamında gözaltına alınan LGBTİ+ bireyler açısından yaşanan süreç, yalnızca gözaltı ve soruşturma işlemleriyle sınırlı değildir. Emniyet birimlerinde kişilerin cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri üzerinden aşağılanması, damgalanması, korkutulması veya kendilerini değersiz hissetmelerine yol açabilecek tutum ve davranışlar da ciddi bir psikolojik şiddet biçimi olarak değerlendirilmelidir.
LGBTİ+ kişilerin kimliklerinin ve varoluşlarının suçluluk duygusuyla ilişkilendirilmesi, kişiyi yalnızlaştıran ve üzerinde baskı oluşturan bir etki yaratabilir. Özellikle gözaltı gibi kişinin özgürlüğünün kısıtlandığı ve yoğun stres altında bulunduğu bir ortamda bu tür tutumların psikolojik etkisi daha da ağırlaşabilir.
Bu nedenle gözaltı ve soruşturma süreçlerinde herkesin insan onuruna, ayrımcılık yasağına ve temel haklarına uygun biçimde muamele görmesi gerekir. LGBTİ+ olmak, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği tek başına bir suç unsuru değildir. Gözaltındaki kişilere yönelik her türlü aşağılayıcı, tehditkâr veya ayrımcı muamele bağımsız biçimde incelenmeli ve varsa hak ihlalleri etkili şekilde soruşturulmalıdır.
Sonuç olarak, “Ailem Güvende” adı altında yürütülen süreçlerin insan hakları açısından değerlendirilmesi; yalnızca yapılan gözaltıların ve soruşturmaların değil, gözaltındaki kişilerin emniyet birimlerinde maruz kaldığı muamelelerin de şeffaf biçimde ele alınmasını gerektirmektedir.
Kocaeli’deki gazetecilik öğrencileri olarak @evrenselgzt gibi bağımsız medya kuruluşları ve gazetecilerin uğradığı sansüre karşı dayanışma içerisindeyiz.
Erkekler her alanda olduğu gibi siyasette de hatta en çok siyasette büyük bir konfor alanı içindeler.
LGBTİ+ derneklerine operasyonla ilgili yanlışım yoksa 600 milletvekilinin büyük çoğunluğunu oluşturan erkek milletvekillerinden tek bir ses çıkmadı. (Çıkaran olduysa da baş göz üstüne görmemişimdir.)
Gerçi toplamda takip edebildiğim kadarıyla 5-6 kadın milletvekili dışında açıktan karşı çıkan da ses çıkaran da pek olmadı. Baktım, çoğumuz da zaten sosyalist hareketten, kadın hareketinden gelen vekilleriz.
(Dünkü erişim engelleri sonrası meselenin adını anmadan bir şeyler yazıp çizenler var ama onlar zaten apayrı bir kategori…)
Oysa mecliste sosyalist olmasa bile yeni bir yaşam tahayyülünden söz eden, demokratik toplumdan söz eden bunun ideolojik politik pratiği içinde olduğunu varsayan ya da ifade eden onlarca vekil var. Ancak çoğu ya gerçekten sosyal demokrat bile değil ya “toplumsal hassasiyetler” yanılgısıyla yükselen faşist dalgaya karşı suskunlar korosunda olmayı yeğliyor ya ülkede faşizm mi yükseliyormuş yükselsin umrunda bile değil ya da linç edilme kaygısı ve korkusuyla linç edilmeyi kadınlara bırakıyor, demokratlığın bile en basit temeli olan insan hakları mı çiğneniyormuş çiğnensin yine de etliye sütlüye karışmıyor hatta içten içe de kadınların linç edilmesinden kendilerine paye çıkarıyor (ki ben insan haklarına sahip çıktı, toplumsal mücadeleyi sahiplendi, politik bir ilkesellikle davrandı diye linç edilen bir erkek milletvekili henüz hiç görmedim)
Hadi eyvallah,
Cüret de cesaret de ilkesellik de linç de bize kalsın ona tamam da; mesele LGBT meselesini aşıyor görülmeyen bu, okunmayan okunamayan şey içinden geçtiğimiz nesnellik!
Bu ardışık operasyonlar faşizme el yükseltildiğini, yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.
Faşizme doğru dört nala koşulan bir nesnellikte iktidarın yürüttüğü operasyon çok yönlü bir şekilde ilerletilirken, rejimin ihtiyaç duyduğu ciddi bir gericileşme aşısı yapılıyor topluma. Müslümanlık, Sunnilik, Türk-Kürt aile yapısı kavram setleri etrafında bir kutsal aile miti yaratılmak isteniyor.
Dikkat ederseniz, bir yandan LGBTİ+lar üzerinden faşist karanlığın ihtiyaç duyduğu canavar-öcü miti yaratabilmek için derneklere, aktivistlere yapılan operasyonla fuhuş operasyonları aynı gece yapılarak bilinçli şekilde operasyonlar iç içe geçirildi. Ki; ahlak-ahlaksızlık-hastalık-sapkınlık algısı daha güçlü şekilde toplumda oluşturulabilsin.
Bu hususta, sosyalistler marjinalize, kriminalize edilmeye çalışılıp türlü operasyonlarla kıyıma uğratılırken,
eş zamanlı olarak bir operasyon da
DEM Parti’ye çekildi, çekiliyor.
Topluma yapılan gericilik aşısının bir benzeri Dem tabanına yapılmak istenerek. Tam bir özel savaş operasyonu. Neymiş nasıl olur da DEM Parti bu operasyonlara tepki gösterirmiş. Çoğunluğu operasyon hesapları olan bir saldırı dalgası tam da bugün AKP’nin saray rejiminin ihtiyaç duyduğu düşmancıl gerici dokuyu yaratabilmek için hafife alınmayacak bir toplumsal mühendislik olarak devrede. Aslında uzun zamandır Kürt özgürlük hareketinin demokratik halkçı mücadelesi ile kazanılan ilerici mevziler tırpanlanarak gericileştirilmek isteniyor. Bölgede sürekli alternatif olarak kutsal aile değerleri adı altında Hüdapar’ın büyütülmeye çalışması tesadüf değil. Hareketin solla, sosyalistlerle bağının kesilmesi için fikri ve fiziki müdahaleler yapılması, Alevilerle karşı karşıya getirilme çabası.
Ataerkil feodal yapının kodları kaşınarak muhafazakarlık adı altında faşist toplumun inşası için gerekli maya karılıyor. Saray rejiminin faşizmin inşasında ihtiyaç duyduğu tebaa toplumu-makbul vatandaş mühendisliği bölgede makbul Kürtlük inşası arzusuyla işte bu kodlarla yoğruluyor.
Çok kritik bir anın içindeyiz.
Sosyalistler, devrimciler, yurtseverler, demokratlar, tüm toplumsal hareketler gözümüze soka soka gelen faşizm hakikatini karşı, bu dalgaya karşı ortak bir eylem birliği ve mücadele ajandasıyla dalgakıran olmalıyız.
Olmak zorundayız.
Yoksa ötesi faşizmin koyu karanlığı.
Kızımın babasına karşı tavrına çok saygı duyuyorum. “Babanın gelgitlerini biliyorsun kızım alttan al idare et” dediğimde, “anne çocuk olan benim,babam değil.idare etmek zorunda değilim 50 yaşındaki adamı” demesi beni şok etti ve çok saygı duydum. Sınırlarını çok net bilmesi 👌
"aile kurumuna" erkeğin iktidar alanı ve kadının köleleştirildiği küçük bir devlet demek daha doğrudur çünkü devlet ve geleneksel aile birbirinin ardılı değil aynı egemenlik zihniyetinin iç içe geçmiş iki farklı ölçeğidir
"aile devletten sonra gelen en gerici kurumdur" cümlesini tartışmak lazım çok havada kalıyor hatta "devletten sonra" ifadesi bile hatalı ve liberal bir ağızdır çünkü aile devlet zihniyetinin mikro düzeydeki ilk yansıması ve prototipidir yani küçük devlettir
Arkadaşımın kızı 10 yaşında bi yere gideceği zaman inşallah çok erkek yoktur diyormuş. Ciddi anlamda erkeklerden nefret ediyormuş. Annesi bu olaydan haklı olarak rahatsız olup çocuk psikoloğuna danışmış.
Kız kardeşim üniversiteden eve dönerken tecavüze uğradı ve hamile kaldı, ancak yasalar nedeniyle kürtaj yaptıramadı. Hukuk okuduğu üniversiteden ayrılmak zorunda kaldı. Hamilelik ve doğum masrafları nedeniyle eğitimine devam edemedi, üniversiteyi bıraktı, evde temizlik çalışmaya başladı, yirmili yaşlarının başındaki eğlenceyi kaybetti ve bir zamanlar hayalini kurduğu konferansları kaybetti ... tüm bunlar sadece hiç istemediği bir çocuğu dünyaya getirmek için oldu. İnsanlar, "Ya kürtajla aldığınız bebek büyüyüp ülkeyi daha güzel yere getirirse ?" diyorlar. Peki 19 yaşındaki genç kız büyüyüp daha iyi kararlar alırsa . Bunun yerine bir
bebeğe bakmak zorunda. Peki ya kendisi? Gerçek
bir insan, yaşayan bir varlık???
"Kürtaj potansiyel bir yaşamı sona erdirir"...
Mülkiyet anlaşmazlıkları, savaş ve soykırım da öyle.
Siz sadece kadınlar çocuk doğurmadığında hayatlarla ilgileniyor gibisiniz.
İzmir'de LGBTİ+'ların varoluşlarına ve yaşamlarına yönelik saldırılara karşı eylemdeyiz. Polisin engelleme çabalarına karşı yürüdük.
Saldırılar nafile. Haklarımız için sesimizi yükseltmeye, eşit ve özgür bir yaşam mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.
Smart Solar'da çalışan kadın işçi arkadaşlarımızın seslerine ses oluyoruz.
İstanbul'da Smart Güneş Teknolojileri Genel Merkezi önündeyiz.
Yaşasın kadın dayanışması! ✊🏼💜
v/@enerjisen