İyi bir ilişki, erkeğin elindedir. Çünkü kadın; gördüğünü büyütür, hissettiğini çoğaltır. Sevgi görürse sevgiyi, saygı görürse saygıyı kat kat geri verir. Ama ihmal edilirse susan, değersiz hissederse yavaşça uzaklaşır. Kadın, erkeğin aynasıdır..
Babaannem ne zaman bir isteğinin gerçekleşmesini isterse 41 kere inşirah suresi okuduktan sonra sadaka verirmiş ve her seferinde ne isterse kabul olurmuş. Bilenler bilmeyenlere söylesin.
Çalıkuşu Feride'nin dediği gibi: "Bu hayatta yaptığım en iyi şey uzaklaşmak. Kin gütmem, hesap sormam, çirkinleşmem, zorluk çıkarmam. Sadece uzaklaşır ve soğurum."
Geçiyor arkadaşlar. Hep geçti. Sabahına uyanmak istemiyorum dediğin geceler de geçiyor. Bir daha nefes alamam dediğin anlar da geçiyor. Hiç geçmeyecekmiş gibi gelen şeyler de… Geçiyor. İçinde kopan fırtınalar hiç dinmeyecek, göğsüne oturan o ağır taş hiç kalkmayacak sanıyorsun. Ama vakti gelince o da geçiyor. Zaman belki her şeyi unutturmuyor, izlerini tamamen silmiyor ama sana o yükle yürümeyi, kalbindeki ağırlığa rağmen yeniden ayağa kalkmayı öğretiyor. Çünkü hayat, sen durup karanlığa baksan bile akmaya ve o en uzun gecelerin ardından ısrarla yeni bir sabahı doğurmaya devam ediyor.
Bir insanın size verebileceği en kıymetli şey, "çabası"dır. Sizi mutlu etme çabası, üzmeme çabası, kırdıysa tamir etme çabası, size ulaşma çabası veyahut ilişkisini kurtarma çabası..
Ne diyordu şair;
"Telafi edilemeyecek şeyler yaşamadık,
ben senin çabasızlığına kırgınım"
Yaş ilerledikçe neyi daha iyi anladın derseniz; bazı şeylerin çabayla değil tamamen nasiple ilgili olduğunu, çok istemenin veya çabalamanın bazen hiçbir şeyi değiştirmediğini, insanlara fazlasını verince kendimi eksilttiğimi anladım derim. Velhâsıl; evvela kısmet, evvela nasipmiş
Tahammül seviyem sıfıra indi.
Kendi derdim bana
yetiyorken,
Bir de hayatımı daha zor hâle
getiren hiç kimseyi istemiyorum.
Mümkünse az ötede durun.
Hayat zaten fazlasıyla yoruyor...