@KoctasDestek 23 Temmuz’da kargoya verilmesi gereken ürünlerim hala kargoya verilmedi, üstüne talep açtırmadım, bir dönüş yok. Acil döner misiniz? Belirttiğiniz tarihe göre alışveriş yapıyoruz, mağdur ediyorsunuz. Sipariş no: 1098006200
Büyük bir marketteyiz. Çocuğun birisi feryat figan ağlıyor, yerlerde yuvarlanıyor. Muhtemelen bir oyuncağa takmış kafayı. Üç yaş sendromu. Klasik bir patlama anı yani. Yanında babası var. Yere çökmüş, çocuğun burnunu silip: "Oğlum güvendesin. Bana ne hissettiğini söyler misin? Öfke mi? Hayal kırıklığı mı? Anlat, birlikte çözelim" diyor.
Yahu çocuk zaten duygusunu tarif edemediği için ağlıyor! Edebilse anlatır zaten, siz de çözersiniz. O an çocuğun umurunda değil felsefi analizler, "öfke mi, kırılganlık mı?" tartışmaları falan…
Birisi kararlı bir şekilde "Bu oyuncağı almıyoruz!" diyecek. Veya gidip o oyuncağı alacak. Çocuk da rahatlayacak ve hayatına devam edecek. Ama yok! Hep bir müzakere ortamı, hep duygusal terapi seansları…
"Gentle parenting" markasıyla pazarlanan bu yeni endüstride, ebeveynlere sürekli bir yetersizlik hissi satılıyor. "Bir hata yaparsam çocuğum travma yaşar" kaygısı, seminerlerle, kitaplarla ve danışmanlık hizmetleriyle ticarete alet ediliyor.
Şunu unutmamak lazım: Bazı durumlarda çocuğun kulağına "güvendesin" diye fısıldayan bir dost yerine, "Bu kadar yeter, eve gidiyoruz!" diyen bir ebeveyn gerekir. Çünkü çocuklar sınırlar içinde özgürleşir. Her konuda tercih hakkı sunmak özgüven kazandırmaz.
Bir otorite figürü olmadan çocukların dünyasında güvenli alan falan da oluşmaz.
Gözen Security olarak bilinen şirket anlaşma yaptığı yabancı ülkeler adına Türkiye'deki havalimanlarından çıkış yapan yolcuları o ülke adına sorgulamadan, aramadan ve pasaport kontrolden geçiriyor ve devlet bu hukuksuz ve aşağılayıcı muameleyi yıllardır seyrediyor. Özellikle Batı ülkelerine uçan yolcular bu şirketin personeli tarafından çantalarına kadar aranıyor, pasaport ve vizeleri inceleniyor, gidecekleri ülkelerde kalacakları adresler soruluyor. İsteyen her ülke Gözen güvenlik şirketine para verip bu ülkenin vatandaşlarını arattırabilmektedir. AKP iktidarının devletin egemenlik hakkından vazgeçtiğini ve Gözen Security firmasına ses çıkarmadığın gören diğer ülkeler de aynı uygulamaya başladı. Kazakistan uçuşum için IST havalimanındaki check-in bankosuna geldiğimde Gözen Security elemanları hemen yanıma gelip pasaportumu aldı ve bazı sorular sorduktan sonra her zaman yaptıkları gibi pasaportuma etiket yapıştırdılar.
Genel X-ray araması dışında güvenlik şirketlerinin ve özel güvenlik görevlilerin yasal olarak böyle bir yetkisi olmadığı halde adeta polis gibi arama ve sorgulama işlemleri yapıyorlar. Üstelik zaten havalimanı girişinde ve biniş öncesinde çok sıkı güvenlik araması varken bu üçüncü arama niye? Canı isteyen yabancı devlet ülkemdeki bir şirkete para ödeyerek ülkemin vatandaşlarını sorguluyor ve arıyor. Bu ülkenin vatandaşına şu aşağılayıcı muamelenin yapılmasına göz yuman AKP iktidarı o kadar sıkıyorsa aynı muameleyi yabancı bir ülkede yaptırsın. Hadi bakalım herhangi bir Batı ülkesindeki bir güvenlik şirketine para verin de o ülkeden Türkiye'ye gelmek isteyen kişileri aynı sorgulama ve aramalara tabi tutun da görelim! Ama yapamazsanız çünkü egemenlik haklarını gözeten ve vatandaşlarının onurunu düşünen ülkeler böyle bir muameleye asla izin vermez. Siz buna izin veriyorsunuz ama dünyanın en geri kalmış ülkesi bile size bu aşağılayıcı muameleyi yapmanıza asla izin vermez.
@uRecep06@kierkegaard54 Evet kesinlikle adaletsiz öfke yaratıyor ama bunun daha da çok adaletsizlik getireceğini herkes gözardı ediyor. İkinci dediğinizi anlayamadım, suç bireysel olduğu için hiçbir hukuki düzende aile ceza almaz. Toplum nezdinde suçlu olsalar da bunun hukuki bir karşılığı yok.++
@kierkegaard54 Ayrıca direkt olarak çocuk tanımının değişmesi talep ediliyor. Velev ki toplumun talebine göre bunu yaptık, çocuk işçiler, cinsel suçlar vs ne olacak. Bunu söylemeye çalışan da linç ediliyor. Bu galeyanın sonu hiç iyi değil.
@kierkegaard54 Ama öfkeli kalabalık geçmiş suç için o tarihli yasanın değil tamamen kendi kafasına göre yargılanma talep ediyor, bu delilikten başka bir şey değil, böyle bir şey gerçekleşse bunun diğer her şeyi etkileyeceğinin ve bu okun kendisine de döneceğinin kimse farkında değil.++
@nrlunl@onedio Tabii ki yapılması gereken polis çağırmak ama en küçük meselelerde bile adaletin işleme alınmaması bu tarz kırılmalara yol açıyor, hatta hırsıza bu denli hak verilmesi bile adaletsizlik içinde boğulmaktan olsa gerek yoksa anlaşılır gibi değil.
@elinadamiyim@drcemiltugay@izmirbld Videoyu izlediniz mi? Çöpü sokaktan topluyorlar, bu mu kamu yararı? Bu sadece iki alkış için göz boyama, ne bir sistem ne de bir operasyon var, klasik İzmir.
@2011okyanus@drcemiltugay@izmirbld Halkımızın kendisinin pis olduğuna yüzde yüz katılıyorum, insanlar iğrenç ancak bu sokakları süpüren kimse olmadığı ve çöplerin düzgün toplanmadığını gerçeğini değiştirmiyor, halk her yerde aynı, Bolu, Kayseri, Malatya neden daha temiz?
@Zynp90633244 @drcemiltugay@izmirbld Eylem yapan belediye işçileri temizlik işçisi değil kaldı ki ana yollar büyükşehirde ara sokaklar ilçe belediyede. İlçe belediyelerde hiçbir şey yapmayan bir sürü atıl insana maaş veriliyor, bir zahmet sokağı süpürsünler, bu sadece elindeki adama iş yaptıramama basiretsizliği.
zenginler sahili halka kapatır, kamusal alanları yok eder, yeşil alanlara saldırır, kenti toza-gaza-pisliğe-ranta boğar. avm diker, gökdelen diker, göl kurutur, deniz doldurur. faşistlerin kent hassasiyetine halay çeken 5 kişi kadar dokunmaz. ırkçılar buna yarar.
Tüpraş en son 2020'de zarar etti. Bu dönem, personel ödemelerinin toplam maliyet içerisindeki payı %2.7'ydi ve yıl ortalaması bakımından 6129 personeli vardı.
2021, 2022 ve 2023 döneminde kârlar patladı. İlgili üç yılda personel giderlerinin toplam maliyet icerisindeki payı ise sırası ile %3.03, %3.78 ve %1.71 oldu. Personel sayısı ise kırılan kâr rekorlarina rağmen 2020 yılına göre asla artmadı ve ilgili 3 yılda sırası ile 5923, 6043 ve 6055 kişi oldu.
2024 yılında ise ortalama 6236 kişi istihdam eden Tüpraş'da personel giderlerinin toplam maliyet içerisindeki payı ancak %2.33 oldu. 2024 yılında net karı 2023'e göre %76 azalmasına rağmen hem de.
Şimdi Tüpraş diyor ki; gelin ben size bir %28 vereyim ilk 6 ay, sonraki 2.5 yıl boyunca da TÜİK'in TÜFE'si ile 6 ayda bir düzeltirim. Bunun anlamı açık; işgücü maliyetinin şu seviyesinden bile razı değiller, daha da gerilesin istiyorlar, kâr rekorları kırmalarının akabinde hem de.
Ne istihdam yaratıyorsun, ne mevcut istihdamına kârların patlarken bile refah yaratabiliyorsun ama iş lafa gelince kalkınmanın moturu!
Niye %28 düzeltme diye ısrar ediyor? Asgari ücret niye 2024 yılı boyunca ezilmesine rağmen 2025'de yalnızca %30 düzeltildi ve daha Şubat sonu yeniden açlık sınırı altına düştü? Bunlar birbirinden bağımsız mı yani? Elinde parası olana, dolar getirene %45-50 faiz verirsen enflasyonu azaltiyor, alinteri ile çalışana ise %30 üzeri veremiyorsun. Üstelik bu %30 seviyesindeki düzeltmenin son yıllarda hiç tutmayan ve her 6 ayda bir revize edilen TCMB tahminleri dışında bir dayanağı yok. Zaten o da Mayıs da revize edilir yine, diyorum ya boşu yok son yıllarda...
İşin acı yanı, bu süreçler, lağımın nerelerden patladığı hep unutuldu, artık konu dışı. Yiyenin yanına kaldı, sofrayı da kuran kaldıracak. Öyle isteniyor yani.
Futbol programına çakırkeyif çıkıp şebeklik yaptığı için kimse önemsemiyor ama adamın söyledikleri baştan aşağı doğru. Biz bu ilelebet payidar 31'cisi Kemalist eşşeklere bu ülkenin gerçeklerini öğretemedik. Bu ülke artık 1923'te kurulan ülke değil, bu ülkenin rejimi değişti ve sistemi tepeden tırnağa farklılaştı, Atatürk'ün de Anıtkabir'deki mezarı hariç hiçbir şeyi kalmadı derken abartmıyorduk.
Eşşek Kemalistler kendilerini aydın sanan cahiller oldukları, toplumun tek okuyan kesimi olarak kendilerini gördükleri, Nutuk haricinde kitap okuyanına az rastlanır bu arada, için bunları davar güder gibi gütmek çok basit oluyor. Adamların zamanında bastığı yeri titreten paşaları hapishanede altına işiyor, Erdoğan her kafası attığında kanaat önderlerini içeri sokup sokup çıkarıyor ama bunlar hâlâ 10 Kasım'da sirenler çaldığı için kendilerini ülkenin sahibi zannetmeye devam ediyorlar.
Yeni rejimin Kemalist eşşekleri uyutmak için fazladan uğraşmaya bile ihtiyacı yok. Ayda bir mutlaka Atatürk'e söven bir salak peydah oluyor. Onu derhal ters kelepçe ile paket edip içeri atıyorlar ve Kemalistler derin uykularına dönüyor. Kadın voleybol milli takımının aldığı bir kupa, MSB'nin paylaştığı bir Atatürk fotoğrafı, ne bileyim bir boş yapma Abdülhamid tweeti gelince hepsi mest oluyor. Bu gerizekalıların yere göğe sığdıramadıkları orduları, donanmanın yaptığı 29 Ekim boğaz geçişi esnasında ilk defa Dolmabahçe Sarayı yerine Vahdettin Köşkü'nü selamladı ama bizim davarlar hâlâ orduyu Kemalist subayların idare ettiğini falan sanıyor.
Sözün özü erenler, AKP rejimi çok güzel değiştirdi ve kendine uygun şekilde dizayn etti. Bunu yaparken bilhassa Kemalist tayfayı işkillendirmemek için de daima onların ağızlarına bir parmak bal çalmayı bildi. Geldiğimiz noktada çürümüş kurumlar, bomboş bir hazine, bir avuç ayrıcalıklı hırsıza çalışan on milyonlarca insan, yarrağı yemiş bir demografi ve ağzına kadar dolu hapishaneler var. Tabii arka planda 10. Yıl Marşı okumak hâlâ serbest olduğu için de bizim Kemalist sığırlar kendilerini devletin sahibi zannediyor. Arada bir de "1283 içimizde!" diye edit yaptılar mı tamamdır. Daha da değmeyin keyiflerine.
Uyuyun bakalım, ölmüş cumhuriyetin türbedarları. Hangi çamurlu siperde uyanacağınızı bir tek Allah bilir. -SON-